Reklam
Reklam

Filiz Kılıç "Aşık olacak yerlerim hala sağlam çok şükür, yüreğimi hiç köreltmedim bu konuda...''

Hayat şarkısının Mehtap' ı Filiz Kılıç' la doyumsuz bir söyleşi yaptık. Merak ettiğiniz her şeyi konuştuk. Güzel oyuncunun aynı zamanda doğum günü, Haber Curcuna ekibi olarak onun doğum gününü kutluyoruz...

Filiz Kılıç
Bu içerik 5460 kez okundu.
Reklam

Söyleşi: Onur Sancak

 

Biraz yaşam öykünüzden konuşalım mı?

Ankara doğumluyum. Tüm öğrenim hayatımı Ankara'da tamamladım. İlkokul a başladığım andan itibaren hep sosyal bir çocuk oldum. Okulda ki her türlü etkinlikte görev alırdım. Hatta fazlasıyla maymun iştahlı bir çocuk olduğum için okul etkinliklerinin dışında, taekwondo ve cimnastik sporlarına başladım. Taekwondo da Ankara ve Türkiye derecelerim var. Cimnastikteyse olimpiyatlara hazırlanan özel bir gruba seçilmiştim o dönem ama her iki maceramda çok kısa sürdü. Liseyi bitirene kadar okuduğum okullarda ki her türlü etkinlikte görev aldım. kah program sundum, kah dans ettim.. Lisede kurduğumuz bir grupla liseler arası şarkı yarışmasına bile katıldım.  O kadar yani:)) liseden mezun olduktan sonra tamamen halk danslarına yöneldim. Dans etmek ve yazmak bu süreçlerde bildiğim en iyi kendimi ifade etme biçimiydi benim için ve kendimi çok özgür hissetmemi sağlıyordu.     1991 yılında açılan bir sınavla ( Türk Tanıtma Vakfı ) TÜTAV'a katıldım. 1991-1995 yılları arasında; Çin, Singapur, Malezya, Türk cumhuriyetleri, Meksika, Fransa, Rusya, İtalya,  Yunanistan gibi ülkelerde dansçı ve solist dansçı olarak TÜTAV adına görev aldım. Yine aynı ülkelerde Ankara olgunlaşma Enstitüsü,  Ahmet Özceyhan, Alper Önal, Cemil İpekçi gibi modacıların defilelerine çıktım. O dönem dans hocamın ısrarı ve yönlendirmesiyle tiyatroyla tanıştım. Yani bilinen çoğu hikâyenin aksine, oyunculuk çocukluğumdan beri süregelen bir aşk değildi benim için. Geç oldu tanışmamız ama şahane oldu, iyi ki oldu... Çocukluk hayallerimin süslü geleceğinde hep yazmak ve dans etmek vardı ki  "Beyaz Adama Mektuplar" adlı küçük bir deneme kitabı çalışmam oldu. Oldukça iyi eleştiriler aldığım bu kitapla "Ankara Tüyap Kitap Fuarı’nda imza günü ve söyleşilere katıldım. Diyeceğim o ki geç oldu tiyatroyla buluşmamız ama güzel oldu. .Gecikmiş buluşmalar öyle zenginleştirir ki insanı bazen, umduğunuz, hayal ettiğiniz, özlediğiniz ama adını bilmediğiniz tüm duygularla kavuşturur insanı... Hele geçmişten gelen yükleriniz yoksa ayak bağı değilse kırgınlıklarınız, korkularınız… Kalabalıklarınız yoksa gelirken buluşmaya tadından yenmez o buluşmanın. İste bizim tanışmamız öyle oldu Tiyatroyla. Öyle coşkulu, öyle sevinçli...

Türk Tanıtma Vakfı'nda geçirdiğim 5 yılın sonunda gezip gördüğüm ülkeleri, tanıdığım bin bir çeşit insanı, kültürleri, doğayı ve harika dostlukları ( şükür hala hayatımdalar) yüreğimin en afilli köşesine takarak yeni bir yolculuğa çıkmaya karar verdim.  1995 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünün Yazarlık ve Oyunculuk sınavlarına girdim. Elemelerini başarıyla tamamladığım yazılı ve sahne sınavlarının sonunda girdiğim mülakatta oyunculuk mu, yazarlık mı okumak istediğim soruldu. Çocukluk hayallerime ihanet etmiş olsam da tercihimi oyunculuk ana sanat dalından yana kullandım. Hayatımda bugüne kadar aldığım en doğru karardır o karar. Yaşamımı, bakış açımı, algı ayarlarımı değiştiren, beni eğiten, daha iyi bir insan olmamı sağlayan duvarlara çarpıp çarpıp yeniden ayağa kaldıran bir karar. O gün başlayan maceram hala devam ediyor. Küsüp kırıldığımız oldu ama hiç kopmadık çok şükür.

1995 yılımda girdiğim DTCF Tiyatro / Oyunculuk bölümünden muhteşem hocalarla çalışarak ve ömür boyu sürecek dostluklar kazanarak 1999 yılında mezun oldum. Aynı yıl rahmetli Mümtaz Sevinç'in ısrarıyla kendi yöneteceği bir projede çalışmak için Ankara dan İstanbul'a taşındım. O proje gerçekleşemedi maalesef ama şahane tecrübeler kazandırdı. Yine aynı yıl Devlet Tiyatroları’nın sınavını kazanarak Diyarbakır Devlet Tiyatrosuna atandım ve mezun olur olmaz profesyonel hayata geçmiş oldum. 1999/2012 yılları arasında Diyarbakır'da görev yaptım. TRT GAP ta" türkü şöleni" adlı bir program sundum. Çok sevdiğim roller oynadım. Kör döğüşü, yedi kocalı Hürmüz ve ölümü yaşamak unutulmazlarım. Rahmetli ismet Hürmüzlü'  nün yönettiği yedi kocalı Hürmüz' ü 3 sezon kapalı gişe oynadık, seyirci rekorları kırdık. Orhan Asena 'nın yazdığı, Tamer Levent'in yönettiği "ölümü yaşamak" adlı oyunla en iyi kadın oyuncu ödülü aldım.2012 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosu'na tayin oldum ve hala İstanbul'da görev yapmaktayım.

Dizilerinizden konuşalım mı? Hangi dizilerde oynadınız?

Berivan, Marziye, Yasemince, Unutma Beni, Ferhunde Hanımlar, Zeytin dalı, Köprü... Köprü ve Unutma Beni kıymetlilerimdir:)) Son olarak geçen sezon hayat şarkısı adlı diziye başlamıştım ama elimizde olmayan bazı sebeplerden ötürü istediğimiz ve planlandığı gibi ilerleyemedi rol. Kısa soluklu da olsa most production ve Cem Karcı gibi bir yönetmenle çalışmak harika bir deneyimdi benim için. Yolumuz tekrar kesişecek biliyorum.

Tiyatro mu, sinema mı, dizi mi?

Sinema filim hiç olmadı. TRT için çekilen "ANKARA EKSPRESİ" adlı b ir tv filmi deneyimim oldu. Yıllar önce Filiz Akın ve Ediz Hun'un oynadığı bir film yeniden çekildi. Her ne kadar kendimi izlemekten hoşlanmasam da dizilerde çalışmayı da keyifli buluyorum. Ama tiyatro benim tek vazgeçilmezim.

Tiyatroların ayakta durması zor deniyor.  Oyunculardan, dizilerden kazandıklarını tiyatroya yatırdıklarını duyuyoruz. Tiyatro bu kadar zor şartlarda mı yapılıyor?

Biletlerden elde edilen gelir düşük ve salon kiraları çok yüksek olduğundan özel tiyatro yapmak zor evet. Özel tiyatro yapmak için yola çıkan çoğu insan bu yola para kazanmak için çıkmaz zaten.  Oyun oynamak hele içinize sinen, söyleyecek sözü olan oyun oynamak öyle yüksek manevi haz verir ki insana para kazanmak aklınıza bile gelmediği gibi elinizdekini de yatırırsınız bu işe. Gönül işidir tiyatro yapmak, kazanç kapısı değil.

Birlikte oynamayı istediğiniz bir oyuncular var mı?

Olmaz mı:))) Eric Bana... Mümkünse yıllar süren bir dizide oynamak isterim kendisiyle. Bir de yiğit Özşener’in oyunculuğunu çok beğeniyorum, samimiyeti içine işliyor insanın. Umarım bir gün karşılıklı oynama fırsatımız olur.

Şöhret mi, para mı?

Bin bir türlü hali var şöhretin. İyisi, kötüsü, insana tesadüfen uğramış olanı. Ülke topraklarımız bu konu için çok veri mli:))) Hemen herkes şöhret olma potansiyeline sahip. Konunun ne olduğu bile önemli değil. Sonra çoğu unutulur, kalanı hatırlanmaz bile göz önünde değilse. Ve insan yaşamını idam ettirecek parayı her türlü kazanır isterse. Dolayısıyla bu soruya cevabım başarı ve huzur.

Eğitim mi, yetenek mi?

Eğitimle taçlandırılmış yetenek. Eğitim şart:))

Ya aşk? Aşk size ne kadar yakın?

 

Geçenlerde ıhlamur günlüklerinde bir yazı okudum hoşuma gitti. "beceriksizce Elele tutuşmanın hakikatine inanmaya devam mı? Elbette " yani aşık olacak yerlerim hala sağlam çok şükür, yüreğimi hiç köreltmedim bu konuda.. Hesap yok, plan yok, beklenti yok...belki yarın, belki hiç.:))

Olmak istediğiniz yere ne kadar yakınsınız?

Tam da olmak istediğim yerdeyim. Varmak istediğim yerler var elbette. Şu an doğru olduğuna inandığım yerde duruyorum.

Hedeflerinizden konuşalım mı?

Huzurlu ve mutlu olmak hedefim. Yaşamda ne kadar vaktim kaldı bilmiyorum. Arzuladığım huzur ve mutluluğa yolda karşılaştığım hangi durumla devam ederim bilemiyorum. Katı hedeflerim, olmazsa olmazlarım yok. Bana sevinç yaşatan ve inandığım herhangi bir durum yolumu değiştirebilir. Bu arada insanlara herhangi bir konuda yardımcı olabilir yol arkadaşlığı yapabilirsem ne mutlu bana.

Sadakate inanır mısınız? Aldatılma korkusu yaşar mısınız?

Elbette sadakate inanırım. İnsanın kendine, işine, duygusuna yaşadıklarına sadık olması önemli. Gerçekten hislerimizle yaşamayı başarabilirsek, yaşanan her ne ise içinde sadakatsizliği barındırması pek mümkün gelmiyor bana. Sorduğunuz başka bir kadınla aldatılmaksa hayır hiç böyle bir korku yaşamadım. kim canı ne istiyorsa yaşayabilir dürüst olduğu sürece ki ayrıca korkunun ecele faydası yok:))

Başrol oyuncuları hep yakışıklı erkekler ve güzel kızlardan oluşuyor çoğunlukla. Güzellik ve yakışıklılık gerekli mi filmin seyredilmesi için?

Böyle bir algı ve oyuncuların üzerinde böyle bir baskı var maalesef. Aslında tüm ilişkilerimizde olduğu gibi, içerden dışarıya çıkmak yerine, dışardan içeriye yolculuk yapmaya zorlanıyoruz. Ben çok güzel ya da çok yakışıklı olduğu için izlemem hiç kimseyi. İyi oyuncu olmaktır esas olan. Öyle güzel oynar ki aktör ya da aktirist sahiciliğini seyre dalar, kaşını, kasını görmezsiniz bile. Günün sonunda konuşulan güzelliğiniz ya da yakışıklılığınızsa orda bi hata var demektir.

Dizilerde iyi bir yönetmen, iyi bir kameraman, iyi bir ışıkçıyla herkes oyuncu olur. Oysa tiyatro sahnesi öyle değil orada, oyunculuğuyla var olur bir oyuncu görüşü var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

Dizilerde ve sinemada da çok başarılı performans sergileyen oyuncular var, haksızlık etmeyelim. Ama tiyatro sahnesi bir oyuncunun yalnız ve en çıplak haliyle kaldığı yerdir neredeyse. Ve bu duygu bazen çok ürkütücü olabilir. Bu yüzden zordur tiyatro yapmak.

 

 

Oyuncuların plato gerisindeki birbirleriyle olan ilişkilerini samimi buluyor musunuz? Set gerisinde dostluk var mı?

 

Samimiyeti set arkalarına ya da tiyatro kulislerine sıkıştırıp değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Ekip halinde yapılan her işte ki bu iş her neyse asgari müşterekte bir ilişki kurmak zorundasınız zaten. Kulisler de tıpkı hayat gibi her tür insanla karşılaşabilirsiniz. Bazen yanı başınızdakinin ne kadar samimiyetsiz olduğunu fark edebilirsiniz sete varmadan. Sonuçta önemli olanın insanın kendine karşı samimi olması. Benim setlerde, kulislerde tanıştığım harika insanlar var hayatımın en orta yerinde. Evet oyuncuların samimiyetine de, oyuncu olmayanlara inandığım kadar çok inanıyorum. Diyeceğim o ki oyuncudan dost olur, hem de en bi şahanesinden:))

Bir oyuncu olarak kendinizi yeterince ifade edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Sahne içinse sorduğunuz soru evet. Kendimi yeterince ifade ettiğimi düşünüyorum. Sahne kendimi en iyi, en özgür hissettiğim alan benim için. Ama hayat için aynı soruyu sorduğunuzda hayır ifade ettiğimi düşünmüyorum. Bir kere insanların kafasında asla değişmeyen, oyuncuların her an oynadığı gibi bir algı var. Sanki oynamak o kadar basit ve kolaymış gibi. Hem de her kesimden insanın. İyi olanın altında defo arıyoruz mutlaka. Nedenini pek anlayamasam da duygularımın yüksekliği de korkutabiliyor çevremdekileri bazen,...Bir de sanırım ben zaman zaman duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum sahnedekinin aksine. İçimde fırtınalar koparken son derece soğukkanlı davranabiliyorum. Kabul ediyorum ki pek dürüst bir yaklaşım değil ama sanırım bir çeşit savunma mekanizması ya da dile getirmeyi istemeyecek kadar uzaklık hissi. Aslında insanların anlaşmaya gönlü olsun. Sonuçta bir yol bulunur ki anlaşma yolunu bulduğum şahane insanlar var hayatımda.

Başarı için neler gerekli?

 Çalışmak, çalışmak ve çalışmak..

 Başarısız olduğunuz dönemler oldu mu? Ne hissettiniz?

 Mesleki anlamda başarısız hissettiğim anlar olmadı ama daha çok çalışmamın gerektiğini hissettiğim anlar oldu. Hayatta olmuştur ama başarısız ve beceriksiz hissettiğim.

Tanınmışlık neden insanları başkalaştırır?

Bilmem ki....Tanınmadan önceki halini sevmiyordur belki tanınmak vesile olmuştur başkalaşması için. Ayrıca tanınmadan başkalaşan bir sürü insan gördüm ben.  Ama duygularına tercüman olamıyorum çünkü anlamlandıramıyorum.

Çok dizinin olması kaliteye düşürür mü? Dizilerin bir sinema filmi kadar uzun süreli olmasına ne diyorsunuz?

Çok dizinin olmasından ziyade dizilerin yersiz uzunluğu, sıkıştırılmış ve yorgun saatler düşürüyor kaliteyi. Bu kadar uzun süreler sadece oyuncunun performansını değil, sette görev yapan her insanın performansını düşürür. Yine de ellerinden gelenin en iyisini yaparlar. En azından benim içinde bulunduklarım öyleydi.

Ben oyuncuyum rol seçmem her rolü oynarım mı diyorsunuz? Yoksa şöyle bir rol gelirse asla oynamam mı diyorsunuz?

 

Kendimi ifade edebileceğim, ikna olabildiğim ve izleyeni ikna edebileceğimi düşündüğüm her rolü oynarım evet. Öyle Türkan Şoray kanunlarım yok ama gereksiz açılıp saçılmalardan da hoşlanmıyorum.

İyi bir oyuncunun tarifini nasıl yaparsınız?

 

İyi bir oyuncunun en önemli özelliği kararmamış bir yüreği olması ve duygusal zekası bence....Empati yeteneği, objektif bakışı...okumak, araştırmak, sorgulamak her insanın yapması gerekenler. Aslına bakarsanız bu soruya beylik cümleler kurarak verecek bir cevabım yok... Çünkü her oyuncunun yöntemi, yolculuğu ve birikimleri farklı...

 

Yaralarınızı nasıl sararsınız?

Yaraları sarıp sarmalayıp kaldırmak gereksiz yer kaplar insanın içinde. İyileşmesi için acıması lazım. Ben hiç sarmaya çalışmam yaralarımı, unutmaya çalışmam, üstünü örtmem. Aksine daha çok kanatırım kendimi, kan revan içinde kalana kadar yaşarım ki bitip tükensin her acı gibi. Tükensin ki sevinçlere, sevgiye, coşkulara yer acilsin, ayak bağı olmasın yüreğime.

Projelerinizden konuşalım birazda. 

Bu sezon devlet tiyatrosunun yanı sıra özel tiyatroda bir projede olacağım, Beni çok heyecanlandıran ve içinde olmaktan çok keyif alacağım bir proje. Tiyatronun haricinde ise İstanbul da eli kulağında açılacak olan Özel Umut mesleki eğitim lisesinde Tiyatro bölüm başkanı ve danışman olarak göreve başlayacağım. Okulumuz öğrencileri otistik, spastik ve down sendromlu çocuklarımızdan oluşacak. Bu alanda dünya da benzeri olmayan, Türkiye de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk tek kuruluş. Amacımız bu okuldan mezun olan engelli çocuklarımıza da sanat alanında da istihdam yaratmak. Ben de büyük heyecanlar yaratıyor bu proje ve uçsuz bucaksız hayaller kurnamı sağlıyor. Yakın bir gelecekte başarılı öğrencilerimle de röportaj yaparsınız belki kim bilir:)))

Çok teşekkür ederim bu güzel günde, bu güzel sohbet için.

Ben teşekkür ederim. Ve sizi tanıdığıma çok mutlu oldum. 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Anıl     2016-10-07 Filiz Hanım, Sizin 7 Kocalı Hürmüz performansınızı izlemiş ve çok beğenmiştim. Ferdunde Hanımlar dizisinde ve kısa da olsa Hayat Şarkısı dizisinde sizi keyifle izledik. Gerçekten çok iyi bir tiyatro sanatçısısınız. Ülkemizin Satana ve Sanatçıya ihtiyaç duyduğu bu günlerde eğitici çalışmalarda sorumluluk projelerinde görev alıyormuşsunuz. Ne güzel umarım çok başarılı olursunuz.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik