Reklam
Reklam

M.H. KAN “ Ben hikâye anlatıyorum. İyi anlatabiliyorsam ne güzel.”

M.H, Kan ile çok güzel bir söyleşi yaptık. Keyifle okuyacaksınız. Kahraman Tazeoğlu ile ortak kitapları Mor'dan konuştuk.

M.H. KAN “ Ben hikâye anlatıyorum. İyi anlatabiliyorsam ne güzel.”
Bu içerik 3467 kez okundu.
Reklam

Söyleşi: Onur sancak

Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Karadenizliyim. Rize, Ardeşen. Ardeşen ismi her zaman hoşuma gitmiştir. Üniversiteye kadar Karadeniz’deydik. Sonrası Antalya’da. Arkeoloğum. Hala Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapıyorum. Çocukluğumdan beri yazmayı severdim. 2011 yılından itibaren yazmaya devam ediyorum. Mor beşinci Kitabım. Yılbaşına doğru yayınlanmak üzere altıncı kitabımı yayınevine yollamak üzereyim. Ücretsiz internette yayınladığım bir çizgi romanım var.  Çocukluk hayallerimi gerçekleştirmeye çalıştığım bir hayatım var.

Kahraman Tazeoğlu ile ortak kitabınız Mor’dan konuşalım. Biraz Kahraman Tazeoğlu’nun desteğinden bahseder misiniz?

Ben de bu destekten konuşmak isterim. Böyle bir röportaj ortamında bundan konuşmuş olmaktan mutluyum. Kahraman’la tanışmamız özel ve güzel bir zamana denk geldi. Aynı yayınevindeydik. Orada tanıştık. O zamandan beride ciddi bir frekans uyumu oldu aramızda. Çok çok iyi anlaştık. Bir dostumu kaybettiğim gündü ama o sırada haberim yoktu. O gün kahramanla tanıştık. Öylede bir özelliği var bu tanışmanın. Birlikte çalışmaya gelince kitabın ana teması Kahraman’ın fikriydi.  Kitabı düşünüyormuş fakat kendi tarzına ters düştüğü için, benim yazdığım tarza daha yakın olduğu için sen yaz diye teklif etti bana. Bende senin hikâyeni ben niye yazayım dedim. Sen yaz senin tarzına daha yakın dedi yeniden. Hem birlikte hareket ederiz dedi. Öylemi yapalım böyle mi yapalım derken sonuç olarak ortak kitap yapalım dedik. Bizim ülkemizin içinde bulunduğu sosyal durum açısından hem de kitap sektörünün olduğu durum açısından önemli. Kahramanın yirminci kitabı, benim beşinci kitabım. Serüvenin ortasındaki birinin benim gibi daha yolun başında birine destek veriyor olması kolay değil. Hiç beklenmeyecek bir örnek kitap piyasasında ben de bunun farkındayım. Mor projesinin özelliği destek ve ortak çalışma kısmıdır. Fikir kendisininken, kendisinin çok rahat yazacağı bir kitabı bütün mütevazılığıyla birlikte yapmayı teklif etti. Çok da güzel bir eser. Başlarda ben ürküyordum açıkçası. Tarzlarımız farklı ama sanırım becerdik.

Ben artık yazarım diyor musunuz? Yoksa daha yazacak çok derdim var mı diyorsunuz?

Bence yazan herkes yazardır. Yayınlamak zorunda değil. Benim hassas davrandığım kelime,  edebiyat kelimesi. Ben edebiyat yapıyorum diyemem. Ben hikâye anlatıyorum. İyi anlatabiliyorsam ne güzel.  Biz yazıyoruz ama edebiyat yapmak başka bir şey. Buna çok kendinizi adamanız gerekiyor. İşinizin bu olması gerekiyor. Ben böyle bir hayat yaşamıyorum.

Kitaplarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz?

Ben o konuda ortalamanın dışındayım galiba. Projeye başlarken, kitabı yazmaya karar vermem zamanımı alıyor ama bir, bir buçuk ay arasında yazıyorum.

Yazmaya nasıl başlıyorsunuz?

Sonunu bildiğim bir hikâyeyi yazamam. Ben de yazarken sonunda ne yazacağımı merak ediyorum. Onun içinde çabuk bitiyor. Kendi merakımı çözerek yazdığım için çabuk bitiyor.

Yazmak yetenek işi midir yoksa herkes yazabilir mi?

Bence her uğraşta yeteneğin az ya da çok payı var. Uğraşıya göre değişir. Çalışarak başarıya ulaşılabilir. Benim diğer uğraşımda çizmek. Çizme konusunda çok yetenekli olmamama rağmen, çok çalışarak, yıllardan beri çize çize çizimi öğretecek kapasiteye geldim. Yazmak hissetmekle ilgili bir yetenek. Ne yazacağını hissedebilmek, karakterler arasındaki şizofrenik ilişkiyi kurabilmek yetenek istiyor. Sevdiğim bir yazarın sözü var, çok okuyarak yazılabilseydi, obezler aşçı olurdu diye. Benzetme yapmış. Hissedemeyen insanın yazması zor olur.

Türkiye’de kitap yayınlamak zor mu? Yayınevleri bir kitabı yayınlamaya karar verdiğinde nelere dikkat ederler?

Yayıncıdan yayıncıya değişiyor. Belli tarzlara yönelen yayınevleri var. Bir de tarz ayırt etmeden şans veren yayınevleri var. Çok fazla dosya gider yayınevlerine. İşin içine biraz da şans giriyor. Oradan metin çıkıp editöre gidip, editör iyiymiş deyip yayınlanması elbette bir şans işi.

Türkiye’de yazarlar para kazanıyor mu?

Yaşamını idame ettirebilecek kadar para kazanan yazar sayısı, saymadım ama iki elin parmağını geçmez diye düşünüyorum. Son dönemde çok ciddi kriz var kitap piyasasında. Üç, dört yıl öncesine göre kitaptan para kazanmak zor.

Kitaplarınızı hep aynı yerde mi yazarsınız yoksa aklınıza gelenleri hemen kâğıda mı dökersiniz?

Her yerde yazarım. O anda yazasım geldiyse oturup yazarım. Sessizlik falan aramam.

Bir yazar için zaman ne demektir?

Bence sadece bir yazar için değil, hepimiz bir şeylerle uğraşıyoruz. Herkes için zaman neyse bir yazar içinde zaman odur. Her şeyi bir şekilde geri almak mümkün oluyor ama zaman geri alınamıyor.

Örnek aldığınız yazarlar var mı?

Beni etkileyen yazarlar diyelim. Stephen king’in hayal gücüne hayranım.  Onun hayal gücü olağanüstü. Büyük bir yetenektir kendisi. Severek takip ettiğim bir yazar kendisi. Klasikleri dışarıda bırakarak söylüyorum elbette.

Yazılarınızı yazarken hayal gücünüzü zorlar mısınız?

Elbette. Ben kendi adıma kitapta da, dizide de, filmde de bunun olmasını önemserim. Benim hikâyelerimi okuyan birisi asla ve asla karşılaşamayacağı şeyleri okumalı.  Hayal gücünü sınırlarını zorlamak lazım.

Bir kitaba başlarken ödül alma kaygısı yaşar mısınız?

Hayır. Ben aslında kendime yazıyorum.

Kitaplarınızda mesaj verme kaygısı yaşar mısınız?

Ben hikâyeler anlatmak istiyordum. Bir şekilde kafamdaki hikâyeleri anlatıyorum. Aslında benim için önemli olan bu. Hikâyelerimi insanlara anlatabilmek. Bu arada vermek istediğim mesajları da veriyorum zaten.

Bestseller  kitaplar her zaman bu kadar çok satacak kadar iyi midir?

Tamamen kitabın yayınlandığı dönemin değişkenliğine bağlı. Bir şekilde değişken araya giriyor. Ve bu kitap olur, resim olur, film olur fark etmez.  Bir eseri yıllar sonra bile gündeme getirebiliyor. O da bestseller olabiliyor.

Genç yazarlara neler söylemek istersiniz?

Satmayı hatta yayınlatmayı çok önemsemeden yazmaya devam etsinler. Beş kişi de olsa alan, beş kişiden kendini geliştirecek yorum olsa bu daha önemli bir yazar için.  Yayınevine gönderdim kimsenin dikkatini çekmedi deyip yazmayı bırakmamak lazım. Diğer sanatlar gibi yazarlarda kendisi için yazmalı. Pes etmemeli.

Projelerinizden konuşalım birazda.

Altıncı kitaptan konuşabiliriz. İlk kez kendi yazdığım bir şey için çok güzel oldu diyebilirim. Ve yazdığım bir kitap çıraklık safhasından kalfalığa geçirmiş gibi hissettirdi bana. Ben genelde yazdığım şeyleri yazarken beğenmem.  Bu kitap diğerlerine nazaran çok daha olmuş gibi geldi bana.

Güzel bir Ankara gününde sıcacık sohbetiniz için teşekkür ediyorum.

Ben çok teşekkür ederim.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik