Reklam
Reklam
istanbul escort

Nuri Gökaşan” Bir Oyunun çıkma aşamasında ben hep tatlı bir kavga içinde olurum.”

Usta oyuncu, tüm içtenliğiyle magazin editörümüz Onur Sancak'ın sorularını cevapladı. Nuri Gökaşan Gazi Üniversitesi İletişim Radyo-TV bölümü mezunu. Tiyatroya çok genç yaşta başladı, bugüne kadar altmış civarında oyunda ve altı müzikalde (''Atları da Vururlar'', ''Cahide'', ''Amfitrion'', ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'', ''Dün Gece Yolda Giderken Komik Bir Şey Oldu'') rol aldı. Dört büyük oyun yazdı, ''Adam Adam'' yazdığı ilk büyük oyunudur, daha sonra ''Belden Aşağı Tesellisi'' ve ''Yirmibir'' adlı oyunları yazdı, en son bitirmeye çalıştığı oyunu ise ''İkitelli Yüksek Randıman Stüdyosu''dur.

Nuri Gökaşan” Bir Oyunun çıkma aşamasında ben hep tatlı bir kavga içinde olurum.”
Bu içerik 4774 kez okundu.
Reklam

Söyleşi: Onur Sancak

Nuri Gökaşan’ın hayat hikâyesini okuyacak olsak neler belirgin olur bu hikâyede?

Mesleki açıdan, hayat hikâyemde en belirgin olarak herhalde, tiyatroya çok erken yaşlarda başlamış olmam gelir. On dokuz yaşımda tiyatroya başladım. Yirmi yaşımda profesyonel bir tiyatroda sahneye çıktım. Çok büyük bir ustadan ders aldım. Darülbedayi’den Orhan Erçin’di. Son talebesi ben sayılırım. Benden önce Levent Kırca vardı. Orhan Hoca’nın birçok talebesi oldu. Onunla çok çalıştım. Oradan kazandığım parayla yurt dışına çıktım. Uzun bir süre Amsterdam’da kaldım. Bu arada hippi felsefesini benimsedim. Hippi oldum. Yurt dışından gelince, toplumcu, gerçekçi oyunlar yapan tiyatrolarda çalıştım. Bunların başında Çağdaş Sahne, Ankara Sanat Tiyatrosu,"Yeni Tiyatro gelir. Bu arada TRT’de dublaj yapıyordum. Daha sonra İstanbul macerası başladı. İstanbul’da çeşitli tiyatrolarda çalıştım. Bunların başında, Hakan Altıner’in sanat yönetmenliğini yaptığı Tiyatro Kedi,  Dormen Tiyatrosu, Gencay Gürün, Tiyatro İstanbul, Nedim Saban’ın sanat yönetmenliğini yaptığı Tiyatro Kare de görev yaptım. Beş adet müzikalde oynadım.” Atları da vururlar”, “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Dün gece yolda giderken çok komik bir şey oldu”, “Cahide”, “Amfitrion” müzikallerinde zaman zaman solo şarkılar da söyledim.  Bütün bunların yanında mesleğin gereği olarak, dizilerde, sinema filmlerinde de oynadım. Reklam filmlerinde seslendirme yaptım. Asıl beni mutlu eden oyun yazmam.  Çocuk oyunları da yazıyordum ama 2003 senesinde ilk yetişkin oyunumu,” Adam adam”ı yazdım.  “Belden Aşağı Tesellisi ve “Yirmi Bir” i yazdım. Bunlar kitap olarak da basıldı. Postika yayınlarından çıktı. Şimdilerde müzikal üzerinde yoğunlaştım. Bir Müzikali yazmaya çalışıyorum. Adını da koydum. “İkitelli Yüksek Randıman Stüdyosu.” Kısmetse önümüzdeki yaza bitirmiş olacağım. Özetlemek gerekirse,  aşağı yukarı sanat hayatımın belirgin noktaları bunlardır.

Dublaj yaptınız. Dublaj yaparken önce karakterler mi tanınıyor, ona göre dublaj yapılıyor? Dublajın önemli noktaları nelerdir? Karakter size benzemeli mi?

Evet, yıllarca dublaj yaptım. 1969 yılında çocuk oyunlarının captionlarını seslendirdim. 1970-1971 yıllarında dublaja başladım. ilk seslendirme yönetmenim Ülkü Şener’di.  O dönemlerde TRT seslendirme bölümü, Sanatçılarla birlikte harikalar yaratıyordu. Ankara’da TRT seslendirme gayet başarılı yapılıyordu. Çok değerli sanatçılar vardı. Dublaj yaparken, karakterin tanınması çok önemliydi. O dönemlerde Almanların bize hibe ettiği masalarda çalışılırdı. Seslendireceğimiz karakteri tanırdık. Konuşma aralarını belirlerdik. Nerde vurgu yapacağız, tonlamamızı nerede değerlendireceğiz bunları belirlerdik.  İşareti aldıktan sonra ertesi gün stüdyoya girerdik. Bir sürü sanatçı mikrofonun başında toplanıp dublaj yapardık. Oysa şimdi cihazlar gelişti. Kanal sayıları arttı. Artık toplu halde değil tek tek gidip ses veriyoruz. Seslendirme yaparken yönetmenler, seslendireceğimiz kişinin sesinin,  sesimize benzerliğini arardı. Ses renginin benzemesi önemliydi ama fiziki benzerlik önemli değildi. Dublajında püf noktaları vardır.  Tekst, önce iyi bir çevirmen tarafından çevrilmeli. Mesleğinde başarılı bir yönetmen eşliğinde dublaj yapılmalı. Sesleri yerleştirmek önemli.  Seslendirme yönetmeninin iyi bir ses hafızası olması gerekir.  Yönetmen iyi olacak, seslendirme yapan sanatçılar, yönetmenle uyum içerisinde olacak mutlaka. Püf noktaları bunlar.  Bir de Senkron uyumu diye bir şey var. Filmdeki aktör konuşurken bizim Türkçe kelimeleri aktörün ağzına birebir oturtmamız gerekiyor.  Doğal alarak seslendirme maceramız sadece televizyon filmlerinde değil, reklamlarda da oluyor.

Adam Adam oyununu hem yazdınız, yönettiniz hem de oynuyorsunuz. Oyunu sizden dinleyelim mi?

“Adam adam”ı yazdım, yönettim ve oynadım. Hepsini ben yaptım. “Adam adam” hakkında uzun uzun söz etmeyeceğim. Kitabı çıktı hem de on iki yıldır oynuyorum. Müthiş bir kavgayla ortaya çıktı. Yazarla, yönetmen, yönetmenle oyuncu hepsi birbiriyle kavga etti. Zaten oyun Tatlı bir kavga içinde çıkar. Bu oyunu yazıp sahneye koyar ve oynarken, ben hep kendimle kavga ettim.   Bir Oyunun çıkma aşamasında ben hep tatlı bir kavga içinde olurum. Bu oyunda bunu ben tek başıma yaşadım. Oyun da böyle çıktı.

 

Tiyatroya yeterince seyirci gelmiyor deniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Maalesef ülkemizde ve dünyada tiyatrolar seyirci kaybediyorlar. Teknolojinin çok gelişmesi, bilgi alışverişinin hızlanması, internetin, sosyal medyanın varlığı bütün bunlar etkiliyor. Tiyatrolar gelişen teknolojiyi bünyelerinde kullanmak zorundalar. Bu tür hamleleri yapmak zorundalar. Daha nasıl gelişmeler olur bilemiyorum ama tiyatro bu tür gelişmelere açık olmalı. Tiyatro birazda merak sanatıdır. Seyircinin merakı artırılmalı. Şaşırmalıdır seyirci.  İçinden devşireceği düşünceler ve duygular olmalıdır. Ama görsel yanı da var elbette. Maalesef tiyatrolar,  dediğiniz gibi seyirci kaybına uğruyorlar.

Eğitim mi, yetenek mi?

Yeteneklilerin eğitilmesi derim. Sanat böyle bir şeydir. Yetenekli olmak birinci koşuldur. Sanatta torpil olmaz bunun adilce belirlenmesi lazımdır. Belirlenen bu adayın eğitilmesi şahane olur.

Ailenizde tiyatrocu var mıydı? Sizi tiyatroya yönlendiren neydi?

Ailede tiyatrocu yok. Müzisyen var, şair var, hattat var. Tiyatrocu ben çıktım.

Siz nasıl bir izleyicisiniz? Oyunu izlerken nelere dikkat edersiniz? Oyunda neler ararsınız?

Beş yıl Afife Jale’de jüri üyeliği yaptım. Farklı disiplinleri birlikte irdeleyerek izliyorduk. Her şeye ödül veriliyor. Işığa ödül, rejiye ödül, oyuncuya ödül, müziğe ödül, koreografiye ödül veriliyor.  Bunların dışında aklıma gelmeyenlerde olabilir. Birçok ödül veriliyor. Biz de bu disiplinlere göre hepsini izliyoruz. Oyunun seyirciye ulaştırdığı, duygu ve düşünceye bakıyoruz. Eğlendirmesine bakıyoruz.  Estetik olguya bakıyoruz.  İşte bunların Hepsine bakarak değerlendiriyoruz.  Ben de öyle izliyorum.

Karakter tercihiniz var mı?

Rol ayrımı yapmam. Sıradan gibi görünen ama derinliği büyük olan roller vardır.  Bu rolleri oynamayı severim.  Karakter ayrımı yapmadan bütün rolleri oynarım.

Tiyatro sahnesi sizin için ne ifade ediyor? Bu kadar yoğunluğa, yorgunluğa değecek ne buluyorsunuz sahnede?

Ankara’da büyüdük. Tiyatroya Ankara’da sevdalandık. Ankara memur kenti.  Ankaralı  tiyatroyu çok sever. Hem devlet tiyatrolarının hem de özel tiyatroların önemli sanatçılarını izleme imkânı buldum bu şehirde. Babam da meraklıydı.  Arada bize bilet getirirdi. Bana da değerli sanatçıları izlemek kalırdı.  Onların sayesinde tiyatroya aşık oldum.  Hepsi ustaydı benim için. Tiyatroda ne buluyorum diye sorarsanız, işimi yapıp keyif alıyorum, keyif buluyorum.

Tiyatro ile dizi oyunculuğu arasında bir fark var mı?

Tiyatro oyunculuğu ile dizi oyunculuğu arasında elbette fark var. Birinde oynamasan olur hatta daha iyi olur. Ama diğerinde oynamak lazım.

Tiyatro mesaj vermeli mi? Nedir tiyatronun rolü günümüzde?

Tiyatro zaten mesaj verir. Mesajsız hiçbir şey, hiç an yok.  Olamaz da zaten. En mesajı olmayan bir iş de bile mutlaka mesaj vardır. Tiyatronun da bir dili, bir dediği vardır. Bunu yazar söyler, sahneye koyan tiyatro diliyle sahneye koyar. Bunu da oyuncular seyirciye aktarırlar.

Dizi izler misiniz?

Dizi izlemiyorum, izleyemiyorum. Yıllarca dublaj yaptım. Stüdyolara kapanıp dizileri seslendirdim. Tahammül edemiyorum. Kurgu olan bir şeyi izleyemiyorum. Hakiki olan şeyleri izleyebiliyorum. Haber programları, yarışmalar, spor programları izliyorum.  Sinema başka tabi.

Birazda projelerinizden konuşalım.

“İkitelli Yüksek Randıman Stüdyosu” müzikalini bitirmek istiyorum.  Adam adamı film yapmak istiyorum

Çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim her şey için.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik