Reklam
Reklam

Aynur Taşçı" Elbette eğitim görmeden, çok kitap okumadan, tecrübe edinmeden, gündemi takip etmeden girişilen her işte önce parlak kocaman bir balon olur ve sonra aniden sönersiniz."

On parmağında, on hüner, Aynur Taşçı ile yaptığımız güzel söyleşi haberimizin devamında.

Aynur Taşçı
Bu içerik 1466 kez okundu.
Reklam

 

 

 

SOYLEŞİ: ONUR SANCAK

 

Sevgili Aynur Hanım, sizi Aynur Taşcı olarak sosyal medya ağlarında tanıyanlarımız çok. Bu nedenle sizi daha yakından tanımak için bir söyleşi yapmaya karar verdim.

Sizi bugün bir menajer bir marka tanıtımcısı olarak çok başarılı bir noktada görmemizin nedeni planlı bir kariyer eğitimi sonucu mu?

 İltifatınız için çok teşekkürler, ama hiç ilgisi yok. 25 yıl önce yeni doğum yapmıştım, Oksijensiz kaldığı için küvözden yeni çıkmış bebeğimin sağlık sorunları ile boğuşurken, ilginç bir terapi yöntemi gibi başladı her şey… Bebeğimin sıkıntılarıyla savaşırken güçlü olmam gerekiyordu. Bu süreçte evde çeşitli TV kanallarını izlerken, bir gün atık ve artık malzemelerden eşya yapılmasını öğreten bir programa denk geldim. Programın yapımcı / sunucusu bir telefon numarası paylaştı, aradım ve hayatımın akışı değişti. Yani böylece 1993’den bugüne kadar önce TRT yapımcısı / sunucusu sayesinde sonra da değişik kanallardaki katılımlarım sayesinde görsel basında ekranın ön yüzü ve arka yüzü ile tanışmış oldum.

Sonra 1997 yılında Tüketici Hakları Derneğine üye oldum. Yaklaşık 10 yıl derneğin basın yayın komisyonu üyeliğinde bulundum. Bu zaman içinde tüketici hakları yasası ile ilgili radyo ve televizyon programlarına konuk oldum, söyleşi ve panellere katıldım.

Yıllar birbirini kovalarken 2005 yılında tanıştığım müzik camiasından adını söylemek istemediğim bir sanatçının menajerliğini yaparken bu kişinin halkla ilişkilerini daha iyi yönetebilmek için facebooka dolayısıyla iş anlamında sosyal medyaya girmem gerekti.

Sosyal medya alanında ne gibi çalışmalar yaptınız?

Bir gıda şirketinde müşteri ilişkileri ve sosyal medya ekibinde bulundum. Ayrıca sanat camiası, yazılı / görsel basın ve medya aracılığı ile tanıştığım bazı isimler ile yine yollarımız kesişti, aktivitelerinde aktif olarak yer aldım. Son zamanlarda da bir e-dergi sayfasında köşe yazarlığı yaptım.

Bu biraz da marka danışmanlığına giriyor değil mi?

Evet, bu çalışmalardan sonra marka danışmanlığı konusundaki ilgimi, çalışmalarımı ikinci bir üniversite boyutuna götürerek bu yıl “Marka İletişimi” okuyacağım. Bir anlamda kendimi tescillemiş gibi olacağımı düşünüyorum.

Tam bu noktada sosyal medyada sizin için yazılmış bir yazıyı okumak istiyorum. Sizi o yıllarda tanımış olan kişi bakın sizin için neler söylüyor : “Bir gün bir telefonla doğuştan kreatif, benzersiz bir kadın tanıdım. İlerleyen zamanda gördüğüm azim, öğrenme sabırsızlığı, sadakat ve sevginin sessiz hıçkırıkları, bu kadını çok cesaretlendirdi. Aynur Taşcı, anne, eş ve ev hanımı olarak engel tanımayan gelişme isteği ile hem gözyaşlarını içine akıttı hem de kendine yeni hedefler belirledi. Sıcak yüreğinden yansıyan gülücükleri ve samimi tavırlarıyla girdiği topluluklarda ilgi çekmeyi başardı. Bu ilgi onu daha çok kitap okumaya, daha hızlı öğrenmeye itti. Ve gün geldi onun toplumdaki başarılarına cesur adımlarla yenilerini kattığına tanık oldum.”

Bu okuduğum ve sizinle ilgili diğer bilgiler çerçevesinde bence siz evde kendini yetiştirmek isteyen tüm kadınların idolüsünüz.  Aynur Hanım sizin için umutsuzların umudusunuz diyebilir miyiz?

 

Temel nokta bu zaten. Sevgiye hasret, çaresiz, acılarla boğuşan bir kadın asla kendini olumsuz duyguların esiri yapmamalı. Ben her şeyin üstesinden gelmek için kendi başıma ve kendi ayaklarımın üstünde durarak mücadele ettim. Bütün bu sürece, hayatıma girerek beni her anlamda çoğaltan sevgi dolu dostlarımın da katkıları büyük oldu. Ve bu yaşam tarzını kızıma da en büyük miras şeklinde aktarıyorum

Şöhretli insanlarla çalışıyorsunuz. Onlarla çalışmak zor mu? Kaprisleri oluyor mu?

Şöhretli insanların ciddi bir özsaygıya sahip değerli birer insan olması taraftarıyım. Toplumda ismi duyulmuş, sanatçı ve yazarlarda biraz ego ve hırs olmalı. Bu daha üretken ve farklı olma anlamında işe yarıyor. Ego ve hırs çatışmalarının fazlası maalesef insanları yalnızlığa götürüyor ve bu kısır döngü biraz başarıyı da etkiliyor. Ben bu konularda duyarlı olmaya özellikle dikkat ediyorum. Konu iş olduğunda, bir arkadaş dahi olsa mutlaka iş öncesi yazılı bir sözleşme yapmak en doğrusu. Çünkü bu bağlamda günler geceler süren çalışmalarım ve emeğim sonucunda yaşadığım hayal kırıklıkları çok oldu. Ve bütün bunların beni daha da güçlendirdiğini, beni bugünlere hazırladığını düşünerek, hayatıma dokunan herkese çok çok teşekkür ediyorum.

Aynur Hanım menajerlik mi, marka tanıtımı mı desem hangisini seçerdiniz?

Aslında ikisi de aynı ama isimleri farklı. “Marka Tanıtımı ya da İletişimi” deyince insanların aklına belli bir ismi olan ürünlerin tanıtımı gelir genellikle. Oysa insan da bir markadır. Ünlü bir şair, yazar, sanatçı, politikacı, işinde başarılı doktorlar ve doktorların bağlı olduğu işletmelerde yapılan iş aynı. Yani toplumda eserleri ve yaptıkları işlerle öne çıkan kişilerin toplumca daha iyi tanınmasını sağlamak, etkinlikler, geziler, organizasyonlarda, imza günlerinde kendisini ya da markasını temsil etmek... Ama son yılların popüler ismi marka tanıtımı kariyerimde başarılı olabilmek için bu konuda pek çok eğitim almakla kalmadım ( ki kızım saymış bu güne kadar 23 tane özel kurs almışım. ) Daha önce de dediğim gibi ikinci üniversitede “Marka İletişimi” bölümünü okumaya karar verdim.

Böylece bu işe öykünenlere de marka tanıtımı, diğer bir adıyla diyelim menajerliğin, belli bir eğitim sonucunda en iyi şekilde yapılabileceğini mi söylüyorsunuz?

 Elbette eğitim görmeden, çok kitap okumadan, tecrübe edinmeden, gündemi takip etmeden girişilen her işte önce parlak kocaman bir balon olur ve sonra aniden sönersiniz.

Biraz da gelecek projelerinizden bahsedelim. Yaşamınızda bir misyonunuz var mı? Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Şu anda üniversitede okuyacağım “Marka İletişimi” bölümüne odaklıyım. Ama yukarıdaki kriterlere uyan işlere de hayır demem.  Zaten sanatçılar ve yazarlar ile iletişimim zaman zaman çeşitli şekillerde devam ediyor. Bu bağlamda çalıştığım kişilerden öğrendiğim değişik bakış açıları ve yaşam öyküleri de tecrübelerimin arasına karışıyor.

Fikir üretmeye başladığınız günlerdeki o bebek şimdi nasıl?

O tatlı bebek çok çalışkan bir öğrenci, insan canlısı, sevecen ve gurur kaynağım kızım. Benim gibi sürekli okuyor ve öğreniyor. Şimdi Amerika’da yüksek lisans yapıyor. Çok programlı ve akılcı bir şekilde adeta kendi hayatını dizayn ediyor. Onunla her zaman onur ve gurur duydum, duymaya devam edeceğim.  Çağdaş, inançlı, başarılı ve daima kendi ayaklarının üzerinde duran bir Türk kadını olacağından eminim.

Evet, söyleşinin sonuna gelirken bize birkaç bitiriş cümlesi söyler misiniz? Özellikle başarı ve başarısızlık konusunda.

Önem verdiğiniz ve odaklandığınız hiçbir şeyden vazgeçmeyin. Özellikle kişisel donanımlarınızı artırın ve kendinizi daima güncel tutun. Bana göre başarı, insanın maddi ve manevi kalbine şarkı söyleten şekillerde yaşaması ve bu yaşadıklarını da sevmesidir. Kısaca hayata gülerek bakmasıdır. Başarısızlıklar da bizi başarıya götüren kilometre taşları olmalı. Yani bizi başarısız eden durumlardan şikâyet etmemeliyiz. Buradan ne aldım, neleri kendime ve yaşamıma kattım ve neden de bıraktım gibi konularda nasıl daha farkındalıklı olmalıyım diye düşünmeliyiz. Kısaca ne olursa olsun başarı, daima severek ve öğrenerek yaşamanın bir garantisidir.

Sözlerime burada son verirken bana bu söyleşi fırsatını verdiğiniz ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben de size bu güzel, nitelikli, samimi olduğu kadar keyifli söyleşi için teşekkür ederim.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik