Reklam
Reklam

Tarık Pabuççuoğlu “İnsanların kimliğinin değişmesi için illa tanınması gerekmiyor.”

Usta tiyatro ve dizi oyuncusu Tarık Papuççuoğlu'yla yaptığımız söyleşiyi haberimizin devamında bulabilirsiniz.

Tarık Pabuççuoğlu “İnsanların kimliğinin değişmesi için illa tanınması gerekmiyor.”
Bu içerik 1763 kez okundu.
Reklam

Söyleşi: Onur Sancak

 

Televizyonda iz bırakan dizilerde oynadınız. İkinci Bahar da kebapçı Vakkas, Hayat bilgisinde Amil Bey…Bir projeyi seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Gün geçtikçe bunun kriterleri değişiyor.  Birinci prensip, eli yüzü düzgün dediğimiz, bir konusu olan, bir mesajı olan bir proje olmalı. Senaristin, oyuncuların, yönetmenin,  yapımcının güvenilir olması. Bunlara bakıyorum.  Bunların tam ideallerini buldum dediğim anda bile dizinin tutmama ihtimali var. Tutup tutmayacağını kimse bilemez.

Bir oyuncunun kuralları olmalı mı?

Kuralları tabi ki olmalı. Önce kendisi için olmalı. Ondan sonra o kurallardan yola çıkarak eğer karşı tarafa, muhatap olduğu insanlara kurallar kayacaksa oradan yola çıkarak ve tabi oyuncu terbiyesi olgunluğu içerisinde kurallar koymak lazım, ötesi kaprise girer.

Bir role hazırlanırken, oynayacağınız karakteri oyun dışında da  yanınıza alır mısınız?

Hayır. Sahnenin çekimi biter, yönetmen stop dediği anda ben Tarık olurum.

Birçok oyunda rol aldınız. Bir oyuncu olarak vermek istediğiniz bütün mesajları verebildiniz mi?

Mesaj vermek pek bizim haddimiz değil. Eğer oyunda mesaj verilecekse, teksti yazandan başlamak gerekir. Ondan sonra yönetmenin görevidir. Yönetmen bana o mesajı verecek şekilde rol verirse, ne yapmam gerektiğini sahnede söylerse o mesajı vermiş olur. Ben sadece onun enstrümanı olarak o mesaja katılmış oluyorum. Tek başına mesaj diye bir şeyimiz yok.

Moliere”in “Kibarlık Budalası” isimli oyunda kontu canlandırıyorsunuz. Biraz oyundan konuşalım mı?

Kont Durant bir asilzade. O dönem Fransa’ da çok rastlandığı gibi çok fakir bir asilzade sadece ünvanı var. Ama geçinmeye çalışıyor. Moliere tabi o dönemi anlatmak için bunu yazmış.  Çok zengin ama ünvanı olmayan insanlar var. Bunlar yerine göre ünvanları satın alıyorlar. Kont Durant’ında bütün merakı  asalet meraklısı Mösyo Jourdain’in parasını almak için dersler vermek. Borç  adı altında devamlı onun parasını tırtıklıyor. Bir sürü şey yapıyor. Ona dersler veriyor güya. O derslerin karşılığında da paralar alıyor.

Televizyonda çok fazla dizi çekiliyor. Bu kadar çok dizi seyirciyi televizyondan uzaklaştırır mı?

Necip Türk Milleti tuhaf. Ne kadar yüklenirseniz yüklenin sesini çıkarmaz.  Sinemaya gidip beğenmediğini surat ifadelerinde gördüğünüz halde yuhalayanı gördünüz mü hiç? Mümkün değildir. Dünyanın birçok yerinde kültür seviyesi değişik olan insanlar sadece yuhalamakla kalmayıp domates, yumurta atmakla protesto ederler. Bizim milletimizin böyle bir şeyi yok. Biz çok seveceniz. Onun için her şeyi kabul ederiz.

Televizyonda program yaptınız. Bu içinize sinen proje miydi?

Çok sindiğini söylemek mümkün değil. Şanslı olduğum, hoşuma giden tarafları olmadı değil. Yapımcısı çok beyefendi bir insandı çok rahat ettirdi bizi. İkincisi de Oya Aydoğan’ı tanımak kısmet oldu. Çok sevimli, dünya güzeli bir insan. Kazançları bunlar oldu. Ama böyle programlarda senin ne işin vardı diye sorarsanız işim yoktu.

Yeni bir dizi çalışmanız var mı?

Şu anda konuşulanlar var ama kesinleşmiş bir şey yok. Bekliyoruz.

Yeni çekilen sinema filmlerinin salonları doldurduğu söyleniyor. Sizce filmler nitelikli mi?

Hangi filmlerden bahsettiğini tahmin edebiliyorum. Onları eleştirmek üzerine konuşmak istemiyorum. Onlar benim kafamda, benim gönlümde başka bir şey. Onların sinema olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla söyleyecek bir şey kalmıyor o zaman.

Çok çalışıp başarısız olduğunuz oyunlar oldu mu?

Oyun olarak olmadı hayır.

Birlikte oynamaktan hoşnut olmadığınız isimler oldu mu?

Hayır

Ödüllere nasıl bakıyorsunuz? Gerçekten hakkedenler mi alıyor sizce?

Ödüller jürilerin oluşturduğu şeyler. Bunların nasıl oluşturulduğu hakkında fazla bilgim yok ilgim de yok. Ödül sistemi Türkiye de çok teşvik edici değil. Tabi ki ödül alması kişiyi mutlu ediyor, keyif veriyor, üstüne daha büyük sorumluluk yüklüyor. Daha çok çabalamasını gerektiriyor. Ödül alan birinin yurt dışındaki etkisini burada görmeniz mümkün değil. Ödül almış bir filmi birden bire diğer filmlerden ayıran bir şey yok. Dolayısıyla film festivallerinde alınan ödüllerin yurt dışındakiler kadar etkisinin olduğunu düşünmüyorum.

Tanınmak neden insanların kimliğini birden bire değiştiriyor?

İnsanların kimliğinin değişmesi için illa tanınması gerekmiyor. İnsan birden fazla zenginleşincede değişiyor.  Yurt dışına gidince de değişiyor. O tamamen alt yapısının ne kadar kuvvetli olduğuyla ilgili.  Birinci kuvvetli şey aileden aldığı terbiye, ikincisi kendini nasıl yetiştirdiği. Bütün yaşadıkları eğitim v.s. onu bir olgunluğa getiriyor. Eğer o olgunluğa erişmeden, bunlara sahip olursa işte o zaman ona bir haller oluyor.

Keşkeleriniz var mıdır?

Keşkelerim o kadar az ki. Alakasız detaylarla ilgili. Tekrar dünyaya gelsem yine aynı şekilde aynı şeyleri yapardım.

Miş gibi yapar mısınız?

Miş gibi hiç tarzım değil ama arada bir beyaz miş gibiler var mı diye düşünüyorum ama yok sanmıyorum.

Bu kadar çok sevilmenizi neye bağlıyorsunuz?

Bende seviyorum. İnsan insana, face to face. Kalp kalbe karşıdır derler. Ne kadar severseniz o kadar sevilirsiniz.

Çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik