Reklam
Reklam

Ali Sunal “Ben her şeyin en kötüsünü düşünürüm. Biraz karamsarlık vardır.

Ali Sunal'la yaptığımız güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabiliriz.

Ali Sunal “Ben her şeyin en kötüsünü düşünürüm. Biraz karamsarlık vardır.
Bu içerik 1476 kez okundu.
Reklam

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Ali Sunal’ı yakından tanımak istesek neler söylersiniz?

Ailesine bağlılığıyla başlayabiliriz. Sadece babasını kaybetmiş değil, en yakın arkadaşını da aynı anda kaybetmiş ve bunlara rağmen hayatta  dik durmaya çalışan ve 23 yaşından beri aile reisliği yapmaya çalışan ve aynı zamanda kendisinin ve ailesinin yaşantısını idame ettirmeye gayret eden, spordan, sinemadan ve tiyatrodan her türlü kültür faaliyetlerinden hoşlanan genelde  yurt dışına çıkıp tatil  yapmayı seven belki biraz inatçı, belki biraz kinci, kötü huylara girmek gerekirse ama kincilik şöyle iyiyi de kötüyü de unutmayan genelde hiçbir şeyi unutmayan, kendisini şikayet edeceği kadar duygusal olan 29,5 yaşında bir delikanlı.

Usta bir sanatçı, kemal Sunal’ın oğlusunuz. Bu kadar büyük bir isim altında ezildiğiniz oluyor mu? Bu ismin büyüklüğünden dolayı sizden beklentilerin çok olduğunu düşündüğünüz zamanlar var mı?

Evet . Ali’nin yanında bir de Sunal var. Kariyer planlaması  yaparken sadece Ali’yle değil, Sunal’la da baş etmek lazım. Onu da düşünerek hareket etmek lazım. Bu tabi inanılmaz yorucu oluyor. Ahmet, Mehmet olsaydım çıkar istediğim hatayı yapardım. İstediğim  yoldan yürürdüm. Hayır. Bizde öyle olmuyor. Bakalım bu çocuk ne yapacak? Belki çevre önemli değil, herkes kendinden sorumludur belki ama hayır ben çok sevilen bir insanın oğluyum. O yüzden, onu sevenleri mahçup etmemem lazım. Çünkü şu anda  bana ön yargılı bir sevgi var. Ön yargı kötü bir şeydir. Bende bu güzel bir şey.  Babamı seven beni de seviyor. İşte bu konuda  şaşırtmamam, onları hayal kırıklığına uğratmamam gerektiğini düşünüyorum. Altında ezildiğim şeyler şöyle oluyor, ben o isimle birlikte  yürümeyi seçtim . O bana zarar vermeden, ben ona zarar vermeden yürümeyi seçtiğim için, ben mutluyum. Televizyonda gören herkes benim acımı biliyor. Bu paylaşıldığı için o zamanlar bazen çok zayıf anıma geliyor ve buruluyorum. Dönüp bir bana çok iyi adamdı dediği zaman durup dururken hatırlayıp buruluyorum. Ezilme oluyor diyebilirim.

Siz Ali Sunal’ı  bir oyuncu olarak nasıl buluyorsunuz? Ali Sunal nasıl bir oyuncu?

Beğenmediğim gün bırakırım bu işi. Yaptığım işi, yapamadığımı, bir kere düşündüğüm anda bırakırım. İşletme okudum ben. Onunla ilgili bir iş yaparım. Şu ana kadar yaptığım her şeyi beğendim. İçime sindi. Böyle de devam etmek istediğim için ağır gidiyorum zaten.

En son babalar duyar isimli dizi oldukça başarı kazandı. Uzun soluklu oldu. onun çizgisinde bir diziyle karşılaştınız mı?

Yok karşılaşırsam yine  oynardım zaten. Karşılaşmadım. Farklı projeler yaptım. En son babalar duyar kadar şanslı olmadı ondan sonra yaptıklarım. Ama yine de kaliteli, güzel işlerdi. Bizi utandırmayacak işlerdi. Ama ben de çok memnunum en son babalar duyardan.

“Propaganda” filminde başarılıydınız. Yeni bir sinema filmi projesi var mı?

Şimdi bir banka filmi yaptık, Sinan Çetin’le. Romantik gibi daha çıkmadı vizyona. İnşallah çıkar. Güzel bir karakteri canlandırdım. Okul filmini yaptık, matematik hocasını oynadım. Onu da çok beğendim. Kısık ateşte on beş dakika filminde küçücük bir rol aldım.  Filmi başlatıyorum ve bitiriyorum. Filmin başında ve sonunda görünüyorum. Onu da beğendim. Ama şimdi başından sonuna kadar olan, filmi alıp götüren adamlardan biri olmak istiyorum. Ona göre değerlendireceğim. Bundan sonrasında en çok istediğim şey tabi sinema filminde yükselmek. En çok istediğim şey.

Biraz da “Karmakarışık”tan konuşalım. Oyununuzu biraz anlatır mısınız?

Yeni bir oluşumun oyunu. Biz gençler bir araya geldik. Böyle bir şey yapmaya karar verdik. Genciz ama herkes yaptığı işin farkında. Herkes işini iyi yapıyor. Yanımızda Haldun Dormen gibi, Göksel Kortay  gibi bu işin ustalarıyla da beraber hareket ettik. Biz her şeyi biliyoruz demeden yola çıktık. Bence bizim en büyük kazancımız bu oldu. karmakarışığı da on beş sene önce, Dormen Tiyatrosunda seyretmiştim. Zaten dormen tiyatrosuyla büyüdüm. Her sene takip ediyordum. Bunun yanında da bazı oyunları işaretlemişim kafamda hiç unutmamışım. Şimdi tek tek onları hayata geçiriyorum. Karmakarışık ta bunlardan belki de en güzeli. Metin Serezli oynadı  bu rolü. Bence bu tarzın ustasıydı. Bir numarasıydı. Oyunda  şöyle.  Bakan muhalefet partisinin sekreteriyle kaçamak yapan bir  otel odasında buluşuyor. Ve bir ceset görüyor. Bu durumu kurtarması için de çok saf annesiyle birlikte yaşayan kendi halinde, üç kağıda  aklı ermeyen, özel kalem müdürünü çağırır. Ve o da işleri içinden çıkılamaz hale  getiriyor. Karmakarışık adı da oradan geliyor.

Bir oyuncunun kendisiyle çok ilgilenmesi gerekiyor mu?

Kendisiyle ilgilendiği kadar çevresiyle de ilgilenmesi gerekir. Çünkü biz insandan beslenen bir meslek yapıyoruz bence. Ne kadar çok insanla temas halinde olursanız, ne kadar çok hayat gözlemlerseniz, bir şekilde kariyerinizin bir yerinde onların hepsini kullanacağınıza inanıyorum.

Donanımlı olmak zorunda mıdır?

Tabi. Yani en azından yaptığı iş konusunda tekrar çevre hayatı , günlük yaşananlarla ilgili bilgi sahibi olmak zorundadır bence.

Son dönemlerde çekilen filmleri nasıl buluyorsunuz?

Çok güzeldi. Çok güzel başladı. Türk seyircisi yine Türk filmlerine gitmeye başladı. Ama çok başarılılarının yanında çok kötü filmlerde  yapılmaya başladı. Çok korkuyorum yine sinema seyircisi, Türk filmlerinden ayağını çekecek diye. Bu seyirciyi yakalamışken, ne olur güzel proje yakalayıp, onların karşısına çıkalım ki, seyirci katlanarak artsın. Yine kötü filmler var. Yine de gidiyorlar. Memnun kalmazlarsa, Hollywood filmlerine dönüş olacak. Bu bizi üzecek.

Bu kadar çok dizinin çekilmesinin bir sektör yarattığını  düşünüyor musunuz?

Sektör ama çok fast food olarak görüyorum ben.  Şu anda uzak durmayı tercih ettim. Ama bundan sonra eli yüzü düzgün bir dizi furyaya yakalanmış değil, kaliteli bir dizi yakalarsam yapmakta istiyorum. Tabi dizinin şöyle bir avantajı var. En çok seyirciye diziyle ulaşırsınız. Milyonlarca insan televizyon kanalında sizi görüyor. O insanlar ulaşmak içinde,  bir popülerlik yakalamak içinde, ayrıca da para kazanmak için dizi yapmak gerekiyor.

Diziler kaliteden çok reyting endeksli mi sizce?

Reyting endeksli olmak  zorunda. Çünkü reyting  almadı mı diziyi kaldırıyorlar. Bunun yanında ne olur kaliteyi yakalayalım. Ne olur güzel şeyler yapalım. Ben daha kariyerimin  başında olduğumu düşünüyorum. Ve önümdekiler ne kadar güzel şeyler bırakırsa bu süper olur.

Sahiplenilen bir dizi illa kalitelidir diyebilir miyiz? Bazen kalitesiz yapımlarında sahiplenildiğini söyleyebilir miyiz?

Reyting anlamında mı söylüyorsunuz?

Evet

Ben inanamıyorum. Bazı diziler nasıl reyting alıyor. Bunları kimler seyrediyor diyorum. Ama Türkiye’nin gerçeği. Televizyon seyircisini biraz da bilmek lazım. Biz beğenmiyoruz ama bir çoğu beğeniyor. Demek ki buna da saygı duymalıyız. Bunun da üzerine gitmeliyiz. Yine o sevilenden bir şey alıp onu biraz daha kalite olarak yukarıya çekmemiz gerekir.

Ali Sunal hayata nasıl bakıyor?

Ben her şeyin en kötüsünü düşünürüm. Biraz karamsarlık vardır. Bir pesimistlik vardır. Önce kötüyü düşünürüm. Ondan sonra biraz daha iyi olursa mutlu olmaya çalışırım. İlk tersinden bakarım. Tersten düze doğru gidiyorum.

Bu sıcak sohbet için çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ediyorum. Sağolun.

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik