Reklam
Reklam

Başak Akbay “İyi bir karakteri oynamaktansa kötü bir karakteri oynamayı tercih ederim.”

Güzel oyuncu Başak Akbay ile yaptığım güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Başak Akbay “İyi bir karakteri oynamaktansa kötü bir karakteri oynamayı tercih ederim.”
Bu içerik 1868 kez okundu.
Reklam

Söyleşi: Onur Sancak

Başak Akbay’ın yaşam öyküsünü biraz dinleyelim mi sizden?

09 Nisan 1987 Trabzon doğumluyum. 2005’ten beri Ankara’da yaşıyorum.  Buraya konservatuar için geldim. İş hayatı falan derken burada kaldım. On sekiz yıl boyunca Trabzon’da yaşadım. Eğitim hayatım orada devam etti.  Eğitim hayatım boyunca tiyatro hiç aklımda yoktu.  Hep şarkı söylemek istiyordum aslında.  Bir öneri üzerine tiyatroyu düşündüm. Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun açmış olduğu kursa katıldım. Bir yıl kadar orada eğitim gördüm. Ben bu işi yapmak istiyorum diye düşünmeye başladım.  Dans edebileceğim, şarkı söyleyebileceğim bir müzikal hayalim vardı. en güzel alan tiyatro diye düşündüm. Liseyi bitirdim.  Ailem çok destek oldu. Beni tiyatroya başlatan da babamdır ama annemin yine biraz şüpheleri vardı. İngilizce öğretmeni falan ol, yine okulda tiyatro aktivitelerine katılırsın, en azından hobi olarak yürütürsün dedi.  Senin için bir yıl uğraşırım dedim. O yıl dilden yerleştirilemedim.  Bir şekilde şartlar beni yine tiyatroya sürükledi.  Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan bir sanatçıyla çalışmaya başladım. Yaklaşık yedi ay beraber  çalıştık. Konservatuara nasıl hazırlanılır bilmiyordum çünkü.  Çok fazla tiyatroya giden,  kitap okuyan biri de olmadığım için, tamamen yeni bir şeydi benim için. Kendime güvenimin gelmesi gerekiyordu. Biriyle hazırlanmazsam olmayacaktı. Ankara’ya geldim. Hacettepe Üniversitesi’nin sınavlarına kaydımı yaptırdım. Sınava da girdim. Üç yüz altmış sekiz kişi arasından dört kızın içine girdim. Mucize gibi bir şeydi oraya girmem.  İyi ki de orayı kazanmışım.  Dördüncü sınıfta,  Devlet Tiyatrosunda  baş role seçildim.  Aç Sınıfın Laneti isimli oyunda oynadım. Emma karakterini canlandırdım.  Cem Emüler’in yönettiği bir oyundu. Cem Emüler iki sene kadar üniversite de hocam olmuştu.  Onunla çalıştığım için çok mutlu olmuştum.  Sonra da mezun olmaya yakın Deniz Yıldızı oldu.  İki sene kadar dizi ve oyunu beraber yürüttüm.  Oyunum bitti şimdi de özel tiyatro yapıyoruz.  Senden benden bizden. Diziden arkadaşlarla. Siz de biliyorsunuz.  Hayat böyle devam ediyor.

Biraz dizideki rolünüzden bahsedelim mi?  Role seçildiğinizde tedirginlikleriniz oldu mu?

Role seçildiğimde tepki alabileceğimi düşünmedim doğrusu.  İyi bir karakteri oynamaktansa kötü bir  karakteri oynamayı tercih ederim.  Bunu zeka işiyle  yaptığınız zaman,  izleyici evet ya onun da haklı tarafları var diyebiliyor.  Bir amaç uğruna bu kötülüğü yapıyor diye düşünebiliyor. Öyle bir korkum olmadı.  Dizinin ilk haftaları bayağı serttik.  İyi ile kötü çok belirgindi.  O zaman tepki çekebileceğimi düşünüyordum.  Özellikle ailelerden, annelerden falan… Neden böyle yapıyorsun diye tatlı tatlı sordular.  Eleştirel bir şekilde yapma etme diye keskin bir tavır sergilemediler.  Bu da beni çok mutlu etti. Role çok kızıyoruz ama bir bakıma da çok sevimlisin, çok seviyoruz diyorlardı.  Ama kötüyü oynamak kesinlikle çok keyifli.

Dizinin bitmesinden ve şu an ki ilginin azalmasından korkuyor musunuz?

Ben her dizinin tadında bitmesinden yanayım. Ne bileyim on senede sürmesin.Hikaye sünmesin isterim. Bu işten çok ekmek yiyen insan var.Bizi bir yana bırakın kocaman bir teknik ekip var. Tabi ki bu işten çok keyif alıyorum ama bazen sekiz senede de bir hikaye yıpranabiliyor.  Tadında bırakılsaydı keşke denebiliyor.  Umarım bizim dizimiz çok güzel gider.  Ve bunu söyleyemeyiz. Hikayemiz zaten sıcacık.  Ne seyirci ne de biz sıkılırız bu durumdan.  Sonra ki projeler ne olacak bana kötüyle mi gelecekler, bir de böyle bir şey var. Kötüyü iyi oynuyor yine kötü bir rol teklifiyle gidelim diye de düşünebilirler, bilemiyorum ama artık malzemeyi görünce bambaşka bir karakteri de çok iyi oynayabilir diye düşünen oyuncudaki çeşitliliği fark eden  yönetmenler olduğu inancındayım. O yüzden sırf kötüyle beğenilmediğimden kendimi tekrar edeceğim roller geleceği korkusunu taşımıyorum içimde. Her an her şey olabilir.

Çok fazla ekranda görünseniz de dizi iki kişi etrafında dönüyor.  Niye ben başrolde değilim dediniz mi hiç?

O saflıkta, öyle iyi bir kızı oynamaktansa Pelin karakterini oynamayı tercih ederim.  Aslında Pelin çok ta kötü bir karakter değil. Hep erkeklerden çekiyor.  Annesiyle ilişkileri iyi. Ama bu ona yetmiyor.  Başından beri sevgiye açlık var ve bunu bir türlü de doyuramıyor.  Bunu Mert’te yapabilir gibi hissetti ama yaptığı her şey yine ayağına dolandı. Yalanlarıyla her şeyi berbat etti.

Sanıyorum yoğun makyaj yapılıyor ve bir sürü ışığın altında çalışıyorsunuz. Bu da cildinizi yıpratıyordur mutlaka. Bunu engellemek adına bir şeyler yapıyor musunuz?

Benim kırışığım olacakmış gibi geliyor bana.  Çok gülmeyi seven birisiyim ben.  Hemen kaz ayakları çıkmaya başlıyor. Sadece yüzümün temizliğine önem veriyorum, nemlendiriyorum, güneşten koruyorum. Cildime sadece o şekilde bakıyorum. Bir ara makyaj malzemelerinden mikrop kaptım. Sivilce üretmeyen cildim sivilceli bir hal aldı. Hemen tedavisine baktım. O dönem pul pul döküldüğünden ilaçlar yüzünden makyajda tutmadı haliyle. Neyse ki bir süre sonra atlattım. Artık daha dikkatliyim. Sadece kendi ürünlerimle makyaj yapıyorum...  Cildim düzgün bir cilt olduğundan  Makyajı çok az yapmaya özen gösteriyorum.  Bunun dışında ekstra bir şey yapıyorum.  Sette olduğumuz için çok fazla pudra kullanmamız gerekiyor.  Ben mümkün olduğunca az fondöten kullanmaya çalışıyorum.  Ara olursa silip tekrar nemlendirici sürüp tekrar makyajı yapıp tazeliyorum cildimi..  O şekilde cildimi korumaya çalışıyorum. İlerde neler gerekir o kadarını bilemiyorum tabi. Ama genetik açıdan şanslılardanım sanırım.

Dizilerin bir sinema filmi kadar uzun süreli  olmasına ne diyorsunuz?

Tabi ki bu kadar uzun süreli diziler doğru değil.  Hele bizim ki günlük olduğu için yirmi dakika yeterli gibi geliyor.  Ama bazen seyirci kırk beş dakikaya bile az diyebiliyor.  Bizim dizimiz kırk beş dakika ama ona rağmen üç ayrı reklam giriyor. Reklamların dakikalarını da tahmin edersiniz. Özetiyle bir saati geçiyor dizi. Ama seyirci hala fazlasını  istiyor diye düşünüyorum. Bence seyircinin isteği, neye nasıl alıştırılırsa öyle gider düşüncesi yerine böyle gelmiş böyle gitmemeli düşüncesi güdülmeli. Sonuçta kısaldığında hem biz çalışanlar rahatlayacak hem de izleyenler.  Tabi ki buna biz ancak konuşarak şikayet ederek kendi aramızda tepki koyuyoruz. Yaptırım gücümüz olamıyor sektöre. Yapımcılara iş düşüyor.

Yetenek mi , okul mu?

Yetenek önemli ama eğitim de çok önemli. Çalışmadan kendini geliştirmeden hiçbir şey yapamazsınız... Eski oyuncuları görüyoruz, onlar alaylılar belki ama muhteşem oyuncularımız var onların arasında .  Belki de okullardaki klasik tarzdaki eğitim daha tiyatral olma çabası yanlış bir yola sürüklüyor. Tabi ki tiyatro büyük ekran daha minimal oyunculuk gerektiririr. Ama ben sahnede de  en doğal şekliyle  en arkadaki seyirciye ulaşabilecek boyutta oynanması gerektiğini düşünen, bunun da oyuncunun kendi zekasıyla ayrımına varacağı bir mesele olduğu inancındayım.

 Ankara dizilerine  ön yargı var mı?

Yeni işler yapılmasına karşın hala var.

Ekranda görünmeye başlayınca insanların neden kimlikleri değişmeye başlıyor sizce?

Düzün şekilde işini yapmak, para kazanmak, sanat formatına uygun bir şekilde bir şeyler yapmakla meşhur olmayı istemek  ayrı diye düşünüyorum. O zaman İstanbul’a gitmek gerekiyor.  Kapıları çalacaksın.  Magazinsel olan yerlere gidip kendini göstereceksin.  Bizim dizi en iyi reyting getiren dizilerden biri. Neden biz burada işimizi yapıyoruz magazinsel olmadığımız için de belki. Az önce sorduğunuz gibi Ankara’ya hala ön  yargıyla bakılıyor. Allahtan artık yeni diziler, yeni projelerle kırılmaya çalışılıyor bu.

Şöhret mi ,  para mı?

Şöhretli olanın parası oluyor gibi bir şeyde var aslında. İstanbul dizilerinde başroldeysen iyi paralar kazanıyorsun.  Ama başrolde değilsen tabi çok paralar kazanamıyorsun. İşini düzgün yapıp paranı kazanman yeterli diye düşünüyorum. Ama çok para istiyorsan da şöhret bunu sana getirecekmiş gibi görünüyor piyasada.

Hedeflerinizden konuşalım birazda.

Şu anda burada olmaktan çok mutluyum.  Ama dizinin ne kadar devam edeceğini bilmiyorum.  Onu zaman gösterecek.  Tiyatro yapmayı çok istiyorum.  Mutlaka yeni şeyler yapacağım. Sinema filmin de  oynamayı çok istiyorum.

Başak Akbay’ın olmazsa olmazı nedir?

Tiyatro olmazsa ne yaparım bilmiyorum.  Belki de bir dönem yapamayacağım sadece dizi olacak. Onu bazen sorguluyorum. Tiyatro olmazsa ne yaparım diye. Afişlerime bakıp bakıp hüzünlendiğim anlar olabiliyor.  Tiyatro benim için çok önemli. Ve ailem olmazsa ne yaparım bilmiyorum. Ailem benim için çok önemli.

Mış gibi yapar mısınız?

Yapabilirim.  Hüznümü göstermeyi çok sevmem. Mutluymuş gibi yapabilirim. Sıkıntımı hüznümü hemen belli ederim. Aslında saklayamam. Gerçek hayatta asla oynamam. Ben iyi oyuncuların gerçek hayatta oynamadıklarını düşünüyorum.  Öyle bir enerji kaybına ihtiyaç duymazlar çünkü.  O enerjiyi sahnede harcarlar diye düşünüyorum. Ama hani ağladığımı göstermem durumu vardır ya, işte o bende vardır.

Stop denildiğinde oynadığınız karakterden kurtulur musunuz?

Sete geldiğinizde rolün ceketini giyersiniz. Sonra çıkarır gidersiniz. Ama koca bir ama var ki o da bütün gün ağladıysanız ruhunuzu geçin gözlerinizin akşamı zor oluyor.

 Aşk?

Güzel bir şeymiş. Hayatımda çok değer verdiğim birisi var.

Set gerisinde dostluk var mı?

Set gerisi olarak değil sanatta birbirine rakip olanlar arasında dostluk değil arkadaşlık var gbi geliyor. Çok set ortamında samimi gibidir ama  değildir sanki. Herkes birbirinin arkasından  İyi ya da kötü konuşur . Allahtan bizim sert ortamı diğerlerinden çok farklı. Aile gibiyiz. Zaten çoğu rol arkadaşım okulumdan bu yana tanıdığım insanlar. Yine de daha çok erkekler becerebiliyor galiba dostluğu, kadınlar değil.

Başarısızlık nasıl etkiler?

Birkaç gün üzer. Sonrasında saçmalama Başak kendine gel derim. Tekrar farklı bir yerden okumak, çalışmak  bir basamak daha yukarı çıkmayı getirir.

En son seyrettiğiniz film?

İki kadın bir erkek. Limitless.  Dün gittim.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim. Bu samimi evimdeymişim gibi olan sohbet için.

 

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik