Reklam
Reklam
istanbul escort

Abidin “Sevdiğim insanı kıskanırım. Benimle bu işi yapan insanları kıskanmıyorum. Hakkını veren herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. İşimin dışında sevdiğim kadını çok sahiplenen biriyim.”

Yakışıklı sanatçı Abidin'le yaptığımız güzel ve keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Abidin	 “Sevdiğim insanı kıskanırım. Benimle bu işi yapan insanları kıskanmıyorum. Hakkını veren herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. İşimin dışında sevdiğim kadını çok sahiplenen biriyim.”
Bu içerik 1182 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Biraz Abidin’in hayat hikâyesini anlatır mısınız?

Abidin’in hayat hikâyesi, çok teferruatlı, çok inişli çıkışlı bir hayat değil. Abidin, yaşam boyunca duygusallığı çok fazla yaşayan bir insan. Duygu yüklü. Duyguyla, mantığı yerine göre ayırmasını bilen bir insan. Söz konusu müzik olduğu için. Çok küçük yaşlarda başladım müzik yaşantıma. Bu duygudan beslenerek çok şey ürettim.  Mantığımı  kullanarak da akıllıca adımlar atmaya çalıştım kendi adıma. Adana’lıyım. Adana’da hemen hemen bütün barlarda müzisyenlik yaptım. Gitar çalıp, şarkı söyleyerek çok uzun zaman emek verdim. Ama bir yarışma vesilesiyle çok istediğim profesyonel anlamda işler yapıp, kendimi daha fazla kitleye duyurabilmek adına, bunun meyvelerini yemeye başladım. Çok uzun bir yola girdim. Bu uzun yolun başlangıcında da, benim hayatımda ki kesitlerin çok büyük faydası var. Dediğim gibi duygusal bir yapım olduğu için yaşadıklarımı hep büyük yaşadım ama her zaman o mantık dengesini kurmaya çalıştım. Bunun doğrultusunda güzel şeyler çıktı ve bu benim iş yaşantımda, özel hayatımda, ailemle olan yaşantımda pozitif olarak bir pencere açmama yardımcı oldu.

Yarışmayla adınızı duyurdunuz. Bu sizin için avantaj mı, dezavantaj mı oldu? hiç pişman oldunuz mu?

Yarışmayla ismimin duyulmasından, daha geniş kitlelere ulaşmaktan asla pişman olmadım. Yalnız en başından beri şunun bilincinde olmaya çalıştım. İnsanların eleştirilerini dikkate aldım, hiçbir zaman iyileri alıp kötüleri bir kenara koymadım, kötüleri de almaya çalıştım. Ben kötüleri de almaya çalışan, onların arasından en doğru şeyleri elinde tutmaya çalışan bir insanım. Yarışma da elbette, birici olmak, ikinci olmak, üçüncü olmak çok önemli. Bu bir yarışmaydı ama bu yarışmanın getireceğinden daha fazlasını, insanın inandığı sürece yapabileceğini hep düşündüm. Bu nedenle bu yarışmaya girdim, birinci oldum, herkes çok daha fazla şey yapılacağını beklerken ben sadece balık nasıl tutulur onu öğrendim. Kendi ekibimi kurarak, balık nasıl tutulur diğer arkadaşlarımla da paylaşarak balık tutmayı öğrendik. Biz balık tutma aşamasındayız. O yüzden bir pişmanlık yaşamıyorum. Şuan Ankara’dayım. Üç sene İstanbul’ da yaşadım. Türkiye’nin her yerinde kasabalarında, köylerinde, yurt dışında konserler verdim. İnsanların sevgisini kazandım. Eskiden de yapılıyordu bu tarz yarışmalar. Altın Mikrofon Yarışması v.s. bunun gibi. Ama insanlar oy vererek dediler ki, “Biz bu insanı, bu adamın şarkı söylemesini, albümünü dinlemek istiyoruz.” Tek fark buydu. Halk seçti. Önceden bir arz yapılıyordu, bir sanatçı belirleniyordu, insanlar beğenirse talep ediyordu. Bu defa tam tersi bir şey oldu. “Biz bu insanı sahnede dinlemek istiyoruz” dediler ve verdikleri oy doğrultusunda, her kesimden insan, zengin, fakir, okumuş, okumamış, yurt dışı görmüş, görmemiş oy verdiler. her kesimden insanın sevgisini kazanmak önemliydi. İnsanın güvenini kazanmak bu bütün dünya da böyle, zor bir şey. Onların gözünün içine bakıp, bu işi yaptığımı görmeleri, işte bu benim için önemliydi. Benim amacım bu yarışmadan star çıkmak değildi. İlk hedefim insanların güvenini kazanmaktı. Sonra sevgisini kazanmaktı. Bu doğrultuda ben onlarla beslenerek, hiç ummadığım zamanlar insanların yapmış olduğu eleştirileri de dikkate alarak, bu işle alakası var ya da yok diye ayırmadan, sıradan, herhangi birinin, uzaktan bile olsa, eleştirisini dikkate alarak yürümekti.  Bir gün hiç ummadığım bir yerde, yaşça büyük bir teyzenin “büyüdükçe küçülmeyi ne olur öğren” demesi gibi sözleri önemliydi benim için. Pişman değilim. İnsanların beni tanıması benimde onları tanımam çok önemli. Çok büyük hüsran yaşamıyorum. Daha büyük şeyler yapılamaz mı, yapılabilir. Tamamıyla bu bir rant meselesi. İnsanlar gerçekten bir star mı yaratmak istedi, yoksa bir şov programı yapalım, insanlar izlesin biz bundan para kazanalım,bu kazandığımız imkanla da bu çocuklar faydalansın diye mi düşündüler bilmiyorum. Ben her zaman böyle baktım. Kimseden daha büyük bir şey beklemiyorum. Herkesin tırnağı varsa kendi başını kendisi kaşıyacak. Dedim ya, ben balık tutmayı öğrendim. Benimle balıklarını paylaştılar. Ben bu arada balık tutmayı öğrendim. Şimdi balık tutmaya çalışıyorum.

Yarışma size vaat ettiği, her şeyi yerine getirdi mi?

Yarışma bana çok fazla bir şey vaat etmedi. Tabi, insanlar bu işin içinde olmadıkları için, şöhret zenginlik, çok para çok ün gibi düşünüyor olabilir. Seni alacağız Türkiye’nin pop starı yapacağız, seni dünyaya tanıtacağız diye bir şey söylemedi kimse. Benim kimseden de böyle bir talebim olmadı. Bu bir şov programıydı. Bu şov programında herkes alması gerektiğini, öğrenmesi gerektiğini aldı zaten. Benim derdim sadece işimi profesyonelce yapmak. Çok popüler kültürün içinde yetişmiş bir insan değilim. Rock kültürünün içinde yetişmiş bir insanım. Bana neden rock değil diye sorduklarında, bu bir yarışmaydı diyorum. Herkese tek tek anlatılmıyor bu. Ama bu yarışma için böyle albüm yaptık. Net satış rakamımız var. Bu yarışmanın sayesinde satıldı. Ne kadar dar imkânlarla, imkânsızlığıyla aldı insanlar, alamayanlar belki korsan dinledi ama herkes dinledi. Bu yüzden ünlü olmak gibi bir niyetim yoktu. Bu işi adabıyla hakkını vererek yapabilme derdim vardı ve duyulma hedeflerim vardı. Duyulmanın bir yolunu buldum. Çok zengin olacaksın, altında bir lüks araban olacak diye kimse vaat de bulunmadı. Kimsenin de zaten böyle bir vaat de bulunma şansı yok. Ürününüz varsa hazırlarsınız, piyasaya sunarsınız ya tutar, ya da tutmaz. Ama bu birilerinin çabasıyla değil, tamamıyla insanın kendi içerisinde vereceği emekle de ilgili. Ben kendi çabamla bana verileni değerlendirerek bir şey yaptım. Artık İstanbul’ da yaşamıyorum. İstanbul’ dan kopup tamamen Ankara’ ya geldim. Kendi tırnaklarımla bir yere gelmeye çalışıyorum.  Ben kendi kendime bir şeyler vaat ettim. Bu da tamamen beni seven insanlara bir şeyler vermek adına. Bunalımlara girmeden. En olumsuz şeylerden etkilenmeden onlara bir şeyler sunabilmek istiyorum. Ben kendi kendime vaat veriyorum. Beğenilerine ürünümü sunacağım. O yemekten ya yemek isteyecekler ya da yemek istemeyecekler. Durum bu. Bu yarışmadan çıkan hiç kimseyi tek albümle kimse star yapmaz. Ben bu ikinci yapacağım albümle, çok ciddi anlamda çalışmasına girdik, kurduğum ekibimle kafa kafaya verip sadece şarkıları seçmek değil, onların beğenisine en doğru noktalara parmak basabilmek. Onlardaki duyguyu aracılığımla dile getirebilmek. Ben kendi kendime vaat veriyorum. Kimsenin vaadiyle yola çıkmadım.

Yapay gündemlere nasıl bakıyorsunuz. Ben ortada olayım da nasıl olursa olsun diye mi düşünüyorsunuz?

Hayır. Ortada olanlar her zaman kaybeder. Ya çirkin olursanız dikkat çekersiniz ya da güzel olursanız. Bu da onun gibi. Ortada olmak hedefleri dar alanlarda tutar. Bu piyasada ya var olursunuz ya da olmazsınız. Bir geçiş süresi vardır. Şuan ben bir geçiş süresindeyim. Bir buçuk yıldır hiç bir radyo programına, hiçbir televizyon programına katılmıyorum. İnsanlar neden çıkmıyorsun diyor. Bu bir geçiş dönemi. Biz kabuğumuza çekildik diyorum. Bu dört sene içerisindeki tecrübelerden ne kazandık bunların değerlendirmesini yaptık. Pop star olarak değil, Abidin Özşahin olarak insanlara ne verebiliriz bunu düşünüyoruz. O yüzden biraz çekildik, çalışmalar yapıyoruz. Çalışmam gerektiği yerde çalışıyorum. Konser vermem gerektiği yerde veriyorum. Onun dışında kabuğumuza çekildik. Tavana vurmak ya da dibe vurmak diye bir deyim vardır. Biz, dibe vurmayı göze alıp kabuğumuza çekildik. Şimdi dibe vuracaksak da altımızdaki boşlukları gerimizdeki disiplinsizlikleri tamamlayarak, tavan yapacak günü beklemek istiyoruz. Onun için ortada olduğumu düşünmüyorum dipte olabilirim tavanda değil. Ama bu da benim kendi isteğim.

Bir dönem Tarkan’ la benzerliğiniz konuşuldu. Abidin olarak var olmaya çalıştığınızı gördüm. Bu kolay olacak mı sizin için?

Şöyle söyleyeyim. Abidin olarak var olmak daha kolay. Bir isimle sürekli anılıyorsanız. Hiçbir zaman kendiniz olamıyorsunuz. Benim hiçbir zaman böyle bir sıkıntım olmadı. İnsanlar benzetti. İnsanlar herkesi, her zaman birilerine benzetir, yakıştırır, yakıştırmaz. İnsanın yapısında böyle bir şey var. Diğerleriyle mutlaka bir kıyaslama durumu yaşanır. Türkiye’ nin başarılı bir sanatçısıyla adımın anılmasından rahatsızlık duymadım açıkçası. Belki bu bir çok kesime tereddüt ve korkuda yaşatmış olabilir. Ama Türkiye’ nin ikinci bir Tarkan’ a asla ihtiyacı yok. Bir veliaht ilan etmekte yanlış. Bu sadece Tarkan’ la değil eskiden beri bu işi yapan insanlar içinde geçerli. Kimse kimsenin veliaht’ı olmaya çalışmasın. Kimsenin veliaht’ı olmaz. Mesela bir Zeki Müren’ in veliaht’ı yok. Tarkan’ın da veliaht’tı olamaz. Herkes kendiyle ilgili en doğru anı bekleyerek çözer. Bir başkasına benzetilerek çözemez. Zaten fiziki olarak Tarkan’ a benzetilmek insanların takdiri. Güzel bir insana benzetilmek elbette iyi. Tarkan Türkiye’ de alaturka kökenli, Türk sanat müziği kökenli, pop kültürünü çok iyi kullanabilen, artık kemikleşmiş, on iki sene oldu bu işin içinde oturmuş bir isim. Ben rock kökenliyim. Pop kökenli bir insanla rock kökenli bir insanı birbirine benzetmek yanlıştır. İnsanlar Tarkan’ dan aldığı elektriği benden alabiliyorsa onu tanıdıkları kadar beni tanıma şansını vermişlerse bana çok büyük bir avantaj. Ama birinin veliaht’ ı olmak gibi bir şey saçma geliyor bana. Böyle bir polemiğe girmek bile saçma geliyor bana. Herkes kendi veliaht’ını kendisi ilan eder. Dinleyen insanlara, halka bir şeyler vermeli . Buna halk kendisi karar verir.

Biraz da aşk hayatınızdan bahsedelim. Aşktan konuşacak kadar cesur musunuz? Aşk hayatınızın neresinde?

Aşk hayatım benim tavana vurmuş durumda.

Aşık mısınız?

Aşığım tabi. Aşkın olmadığı yerde üretmek olmaz. Aşkın olmadığı yerde pozitif bir şey olmaz. Aşkınız için çalışır, üretirsiniz. Aşkın olmadığı yerde her şey çok kötü daha olumsuz başlarsınız. İçinizde yaşadığınız bir aşk varsa her konuda pozitif olarak size döner. Benim Ankara’ ya gelmemdeki en büyük nedenlerden birisi de aşk.

Sesinizin güzelliği kadar fiziğinizde oldukça dikkat çekiyor. Bir şarkıcıda fizik önemli mi?

Bence değil.  Bir şarkıcıda olması gereken dinleyen insanlara vereceği elektrik ve zeka. Zeki insan her zaman insanlara o elektriği verir. Şişman olup da çok dünyaca ünlü sanatçılarda, çok zayıf olup dillerde şarkılarının dolaşmasını sağlayan insanlarda var. Popüler kültürün bir mantığı. Yakışıklı olması güzel olması. Güzellik gelip geçici. İnsanın akıl sağlığı çok önemli. Ünlü olması lazım, ruh sağlığının olması lazım, içinin temiz olması lazım. Ruhu temiz olduktan sonra çokta önemli değil.

Bir dönem çok popüler olan insanlar, popülarite azaldığı zaman bunalıma giriyor. Siz popülariteyi kaybetmekten korkuyor musunuz?

Yok. Öyle bir derdim yok. Popülarite dediğiniz şey çabucak kazanılan bir şey. Gidersiniz bir canlı yayına. Vay dersiniz şöyle oldu, bu da böyle olmuştu dersiniz, olay patlak  verir. Bir anda o popülariteyi kazanırsınız. Popülarite önemli değil. Kemik kitle oluşturmak önemli. Herkesin bir kere hacmini bilmesi lazım. Ben bunu en iyi bilenlerdenim. Biz yeri geldi büyük şehirlerde güzel otellerde kaldık. Ama gittiğimiz birçok konserde yeri geldi öğretmen evinde kaldık. Hatta küçücük pansiyonlarda kaldık.  Gittiğimiz yerde ben burada kalmam diye bir gaflette bulunuyorsanız  hacminizi aşmışsınız demektir. Göz var, izan var, mantık var. Bunu ünlü kimliği altında yitirmek bana garip geliyor. Bu nedenle popülariteyi kaybetmek diye bir şey yok. Nasıl bir aktörün karşısına iyi bir senaryo gelirse hakkını da veriyorsa insanlar onu yaptığıyla değerlendirir. Bizim işimizde de klip çekersiniz, konserde hakkını verirsiniz. Çünkü insanlar para verip geliyor. Bu parayı iyi ki vermişim dedirtirsiniz bu popülariteden çok daha önemli bence. Önemli olan kemik kitle oluşturmak.

Müzik piyasası kurtlar sofrası gibi. Hiç önünüzü kesmeye çalışanlar oldu mu?

Olmuştur herhalde. Önümü kesen biri var mı diye ara ara düşündüğüm zamanlar oldu ama. Ben etliye sütlüye karışan biri değilim. Yarışma meselesiyle tanışıp daha dört sene gibi bir zaman içerisinde var olmaya çalışıyorum. Eğer önümü kesen biri varsa demek ki bir şeylerden korkuyor ya da kendi alacağı rantın çekişmesiyle ilgilidir bilemiyorum. Öyle bir engel oluyor mu, oluyorsa da bilmiyorum. Ben işimi yapıyorum.

Hayranlarınızla iletişiminiz nasıl? Tarihi belli olan konser ya da imza gününüz var mı? Onları sevindirelim.

Belli olan hiçbir şeyimiz yok. Tamamiyle ikinci albümümüze odaklanmışız, dolayısıyla bir sessizliğe büründük, şarkıcı olarak bir barda program yapıyor olmam tamamen sahneden uzak kalamıyor olmamdan kaynaklanıyor. Hayatımızı idame ettirmek zorundayız. Ama biraz daha seçiciyiz. Ama ilkinden konsept olarak çok farklı olacak. İkinci çıkışımızda daha farklı bir Abidin görecek. Popstar Abidin’i göremeyecekler. Tamamen rock yapmış kendi şarkılarını ortaya koymuş bir insan, sanatçı olma yolunda ilerlemeye çalışan bir insan görecekler. Dolayısıyla belli olan bir imza günü ya da konser yok. Herkese teker teker anlatıyoruz. Çok istiyoruz insanlarla bir araya gelmeyi. Ama biraz zamanı var beklemeliyiz.

Kendi şarkılarınız var mı? ben sadece şarkı söylerim mi diyorsunuz?

Üretebildiğim kadarıyla, üretmeye çalışıyorum. Ciddi bir şarkı sözü yazarıyım, besteciyim diyemem. Dünya standartlarında şöyle bir şey var. Herkes albümüne kendi orkestrasıyla giriyor, ona uygun şarkı yazılıyor şarkı besteleniyor, aranjesini kendi yapıyor, her şeyi kendi ekibiyle üstleniyor ve insanların beğenisine sunuyor. Bizim burada biraz hazıra konma olayı var. On yıldır bu piyasanın içinde olup iki çift söz yazmamış sanatçı diye hitap ettiğimiz kişiler var. Ama ben sanatçı değil yorumcuyum diyebilme büyüklüğünü bir çok sanatçı gösterebiliyor ki, bunlardan bir tanesi İbrahim Tatlıses’ dir. Ama yurt dışında ki olay gibi değil insanlar burada para verip şarkı alıyor. Olması gereken bir sanatçı mutlaka bir enstrüman çalabilmeli, kendi şarkılarını da yapabilmeli. Sahneyi dolduracak kıyafet ya da imaj değildir. Para verilip alınmış şarkılar değildir. Biraz da kendinden gelen şarkıları ortaya koymak kendi enstrümanını çalmak bence çok önemli.

Abidin deyince aklımıza ne gelmeli?

Popstar Abidin gelmemeli. Ya da oy verdiğimiz, çok oy verdiğimiz çocuk diye akla gelmemeli. Abidin deyince ilk kez albümünü almak isteyecekleri bir kişi gelmeli. “Çok fazla medyada eleştirildi. Ne oldu unutuldu.” Bunu yazan insanlar zamanında popülaritenin etkisiyle “çok oy vermiştik sana” diye söyleniyorlar. Şimdi birçoğu ne oldu ,bitti tükendi diye düşünüyor. Tükenen biz değiliz. Tükenene değil, tüketene bakmak lazım. Prodüktöre, yapımcıya gidip kimse bunun hesabını sormuyor. Bu yarışmaya katıldınız ne oldu diyorlar. Bunu bana niye soruyorsunuz, ne olduğu ortada. Hayatı aldınız bir başka yere koydunuz. Daha iyi bir semtte, daha iyi imkanlarla yaşamaya ittiniz. Ama arkada kim olacak bu yarışmayı yapanlara gidip önce onlara sormak lazım ama bizde çıkar ilişkisi olduğu için kimse onlara gidip bir şey soramıyor. Çünkü yarın öbür gün başka birini çıkardıklarında onlara gebe oluyorlar. Böyle yapmalıyız o yüzden yüklenecek kim var onu buluyorlar, büyük balık küçük balığı yutar misali. Küçük balığa saldırıyorlar. Ben öyle küçük bir balık değilim. Köpek balığını öldüren tek balık dil balığıdır. O balık damağına yapıştığında köpek balığı ölür. Ben bir dil balığı gibiyim.

Yapacağınız albümlerde başarıyı yakalayamazsam korkusu yaşıyor musunuz?

Hayır yaşamıyorum. Canım sağ olsun. Benim tabiî ki kitlelere ulaşma gibi hedeflerim var. Olmazsa da dünyanın sonu değil.

Yeni albüm çalışmasından biraz konuşalım mı?

Konuşalım. İkinci albümümüzü normal şartlarda bir buçuk sene önce çıkaracaktık. Çalışmış olduğumuz firmayla tarz konusunda biraz ters düştük. Bizim yapmak istediğimiz müziği çok benimsemedi. Bir insanın üzerine tarzı olmayan bir giysiyi giydirirseniz, mutlu olmaz. İnsanlarda bunu ciddiye almaz. İnsanın üzerine olacak en ucuz kıyafette olsa, en pahalı kıyafete olsa en güzelini yakışanını bulmak lazım. Biz yakışanın ne olduğunu biliyoruz. Çünkü ben bu piyasanın içinde on üç senedir rock kültürüyle yetişmiş bir insanım. Rockçıya, pop kültürü empoze etmek kadar zor bir şey yok. Şöyle bir örnek verebiliriz. Biri beyin cerrahı, diğeri kulak, burun, boğaz uzmanı. Kulak, burun, boğaz uzmanı gidince beyin cerrahına, kulak, burun, boğaz tedavisi yaptırmak gibi bir şey. Tamam anlar ama ne kadar başarılı olacak. Herkes kendi dalında daha başarılı olur. Biz kendi rengimizi, kendi imajımızı, kendi şarkılarımızı belirledik. Yıllardır yapılması gereken hedef buydu. Bunu yapmaktı. İkinci albümde biz  rock albümü çıkaracağız.

Müzik marketlerde neden Abidin’i tercih edelim. Farkı nedir Abidin’in?

Böyle bir tercihe girmeye gerek yok. Müzik marketlerde satıp satmayacağına endişeliyim. Sibel Can gibi bir isimde satmadıktan sonra, Sibel Can’ ı da niye tercih edelim diye bir soru sormamak lazım. Piyasa kötü. İnsanlar eğer dinlemek istiyorsa arayacak bulacak. Neden arayıp bulacak? “Bu adam popstar yarışmasıyla çıktı. Çok ciddiye alınmadı diye düşünenler var. Biz neler çektikte geldik. Bunlar üç ayda şöhret oldu diyen de bir kesim var, öyle empoze ediliyor , bu adam yarışmadan çıktı. Ne biliyor ki müzik hakkında diye düşünüyor, sahne performansımı görmeyen kişiler. Bir yarışmayla var oldu, müzikle uzaktan yakından bir ilgisi yok, tesadüfen ünlü oldu ve silindi” diye düşünüyorlar. Aslında öyle bir şey yok. Bir çok konservatuarlı sanatçıdan çok daha fazla bilgim, bir çok sanatçıdan da daha fazla tecrübem var. Fark burada işte. Amacım insanlara “bu adam hakikaten dolu biz hafife aldık” dedirtmek. O zaman müzik marketlerde raflarda görmek isteyebilirler.

Dünya platformunda göreceğiz mi Abidin’i?

Çok daha erken. Ben daha kendi ülkemdeki platformda kemik bir kitle oluşturamadım ki. Onun başarısızlığı bende değil. Beni dinleyenlerden kötü şarkı söylemiş, detone olmuş, diyecek biri varsa lütfen çıksın. Ama yaptığım işlerde, sahne performansında ,biz seni böyle bilmezdik, dediklerinde demek ki bu ülkede biraz oturmaya başlayacağız.

Bu piyasada ön yargı var mı?

Olmaz mı? Tabi ki var. İlkinde pop albümü yaptık. Pop albümüne uygun bir imaj sergiledik. Mutlu olmadığım takılar, mutlu olmadığım kıyafetler de giydim. İnsanlar dediler ki, “bu da aynı Tarkan’ ın bir özentisi.” Tarkan olmak için hiç uğraşmadım ki. Şuan yüz yüze bakıyoruz. Tarkan’la uzaktan yakından bir ilgim yok. Rock dinleyicisiyim her şeyden önce. Ben elektrogitarımı alıp bangır bangır şovumu yapmak istiyorum. O yüzden bu ön yargı için suçlamamak lazım insanları. Ama bunda değişmeyecek bir şey de yok. Zamanında Diyarbakır’ da, Hakkari’ de, Mardin’ de klip çekmiş bir çok ünlü ,şimdi baktığımızda bere takıp, spor ayakkabı, tişört giyip, ben türkücü değilim diyebiliyorlar. Buda insanların gelişmişliğiyle ilgili. O yüzden ön yargıyı yıkmak için çok çalışmak, üretmek, değişiklikler ucuz olmuş dedirtmemek, kafa yordurmak gerekiyor.

Abidin şuan hedeflediği yerde mi? bana bu kadarı yeter diyor musunuz?

Hayır yetmez. Bana bu kadarı yetmez. Bu bir anda olabilecek bir şey değil. Bu bir insanın sesinin çok güzel olmasıyla ilgili değil. Yakışıklı ve güzel olmasıyla da alakalı değil. Bu tabiî ki bir parça. Kafa yorduğunuz ortak fikirler, tam tersi düşünceler paylaşılıyorsa bu yeterli. Çok yavaş adımlarla ilerliyoruz. Ben kadın değilim ki soyunup ünlü olabileyim, tekrar istediğim yere geleyim. Erkek için çok zor. Erkek giydiğine, yediğine, içtiğine, gezdiği arkadaşlarına dikkat ediyor.  Bir sevgili bulayım da, bana bir şirket kursun albüm yapsın gibi bir şansım da yok. Bunun için çok fazla ödün verilir ama ben müzik için fazla ödün verenlerden birisi değilim. Müzik için üretmeyi çalışmayı gerekirse sürünmeyi göze alıyorum. Benim yapıma biraz daha uygun geliyor.

Kıskanç mısınız?

Sevdiğim insanı kıskanırım. Benimle bu işi yapan insanları kıskanmıyorum. Hakkını veren herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. İşimin dışında sevdiğim kadını çok sahiplenen biriyim.

 

Hüzün neresinde Abidin’in?

Hüzün gözlerim de. Benim sevincimi, öfkemi, mutluluğumu, üzüntümü her şeyimi gözlerimden anlayabilirsiniz.

 

Aynalar ona neler söyler?

Aynalar bu üzüntülerin geçeceğini, mutlaka bir gün mutlu olacağımı söylüyor.

 

Bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Siz bana vakit ayırdığınız için asıl ben size teşekkür erdim.      

            

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik