Reklam
Reklam

Cemal Safi “Ben biraz hızlı yaşadım. Biraz değil fazla, fevkinde hızlı yaşadım. “

Ya evde yoksan diyen ünlü şair Cemal Safi ile yaptığımız şiir dolu söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Cemal Safi “Ben biraz hızlı yaşadım. Biraz değil fazla, fevkinde hızlı yaşadım. “
Bu içerik 3432 kez okundu.
Reklam

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Cemal Safi’nin öyküsünden biraz bahseder misiniz?

Cemal Safi, 1938 Samsun, terazi burcu doğumlu. Efendim 1958 Ankara’da intisat. 1963 evlilik,1978 ‘de aşkı tanımak ve öğrenmek. Ondan sonra aşk, aşk, aşk, aşk… tabi beşeri aşk. Beşeri aşkın yükseldiği yerde beşeri aşkın sayesinde ilahi aşkı tanımak büyük mutluluk. Beşeri aşkın en güzel tarafı ilahi aşka götürmesi insanları ve bugüne kadar dört yüz civarında şiirim vardır. Bir ömre kafidir yani dört yüz şiir. Bunun iki yüzü aşağı yukarı şarkı olmuştur. Nedense bilmiyorum. Bunu besteciler değerlendiriyor. 1989-1990 yıllarında bir rüyalarım olmasa diğer adı imkansız bir de vurgun adlı şiirlerimin şarkı olmasıyla büyük ödüller aldım. Türkiye de hem hürriyet gazetesinin altın kelebeğini üstü üste hem de milliyet gazetesinin yüz otuz şarkı içinde birinciliklerini aldım, TRT birinciliklerini aldım. Efendim 1990 yılında bir şiir kaseti çıkardım. 2003 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey Türk Dili yarışmasında Kültür Bakanlığı Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Dil Kurumu nun müşterek yönettikleri bir yarışmada benim haberimin olmadığı bir yarışmaydı, değerlendirmeler bizim gıyabımızda yapılmış ve Karamanoğlu Mehmet Bey 2003 yılında değerlendirildi onun yarışması. 1277 yılında

İçimden gerü hiç kimesne,

Ve mecalis ve seyranda,

Türki dilinden garı dil söylemeye

Diye ferman buyurmuş. Ceylan derisinde yazılmış asılmış. O şimdi benim üzerimde şurada asılı. Türk şiirinde Türk sanat müziği güftelerinde Türkçe’yi en güzel en etikili kullanan şair olarak değerlendirildik. Bu güne geldik Onurcuğum.

Bir çok şiirinizde açıkça görünen bir sevmek tutkunuz, aşk tutkunuz var. Biraz bu tutkunuzdan bahseder misiniz?

Aşk yaratanın bazı duygulara ödül olarak, ikram olarak verdiği muhteşem duygu. Bu muhteşem duygu fazilet demek, erdemlik demek. Hep karşıdaki kişinin mutluluğunu düşünmek onu nasıl mutlu ederim diye düşünmek. Benimle değil, benimle olmasa, benimle olursa ziyade olurda mutluluk, benimle olmasa da güzel bir insanla birlikte olsun ve mutlu olsun, sağlıklı olsun, başarılı olsun. Çünkü siz aşıksanız onun mutluluğuyla mutlu olursunuz. Kendi mutluluğunuz mümkün değil o mutlu olmadan. Aşk öyle bir vericilik güzel bir duygu. Ben onu anlatmaya çalıştım bütün şiirlerimde. Sonra beşeri aşktı tabi. Aşk şiirimde, gece şiirimde derki

“İlahi Mevlana’yı döndürdüm,

Yunusumla öfkeleri dindirdim.” Bir beyitimde. Bu ne diyor? İlahi boyuta çıktığım zaman aşk Mevlana hazretlerini gezegenlerin döndürdüğü gibi döndürdüm. Yunusla da öfkeleri dindirdim diyor.

Şiirlerinizde büyük serüvenler yaşamış bir yürek sergiliyorsunuz. Dizelerinizde

Anlattığınız gibi büyük serüvenler yaşıyor musunuz?

Ben biraz hızlı yaşadım. Biraz değil fazla, fevkinde hızlı yaşadım. Doğrudur. Monoton bir hayatın ürünleri değil bunlar. Görüldüğü üzere biraz fazla hızlı yaşamışım. Yaşamayı değerlendirmişim. Güzel insanlarla yaşamışımdır. Müzisyendir, şairdir, söz yazarıdır. İş adamı da vardır arkadaşım. Ama nadirdir. Çünkü ben daha çok duygu adamlarıyla beraberimdir. İş adamım şiiri seven bazı dostlarım vardır. Mesela biri Ahmet Uğur Abraştır. Biraz evvel aradı beni. İşi adamı şair olmayan müzisyen olmayan çok az arkadaşım vardır. Amigo diye hitap ettiğim arkadaşım Ahmet Uğur Abraş. Hatta ona yazdığım çok şiirler vardır. Birinde diyorum ki;

“Eleştirme yüceleştir,

Elmasında aslı taştır.

Fazileti Türkçeleştir,

Ahmet Uğur Abraştır.”

Sizce bir şair yalnızca yaşanmışlıklarını mı anlatmalı? Peki o zaman hayal dünyasının fonksiyonu nedir? Yazdıklarınızın ne kadarı yaşamsal gerçeklik?

Hayal dünyasından tabi nasipleniyoruz. Yaşanmışları da. Yalnız ben yaşamamışımdır. Siz yaşamışsınızdır. Şurada sohbet ederken anlatırsınız başınızdan geçen olayları. Beni ilgilendirir o konu, beni irdeler. Siz belki benim kadar üzülmemişsinizdir. Ben gizli gizli ağlarım sizi düşünürüm. o olayı düşünürüm. Neden öyle oldu? Niçin böyle oldu? Bu kadar olumsuzluk olmamalıydı.  Beni sizden çok etkiler şiir yazmadan o konuyu şiirize etmeden rahatsız olurum ben. İlla ki bunu yazacağım ve rahat edeceğim mesut olacağım.

Sizce bir şair nelerden ürker? Sizin bir şiirde ürktüğünüz şey nedir?

Şiirde ürktüğüm şey, yanlış anlaşılmak. Tabi kâmil yanlış anlamazda cahil yanlış anlar. Yanlış anlaşılmak onları tek tek herkese anlatamazsın. Ben şu manayı ifade etmek istemedim mesela;

Sensiz cennet bile sürgün sayılır diyorum vurgun adlı şiirimde bazı cuhela diyeyim beni dinsizlikle beni hatta mürşitlikle ifade ettiler. Oysaki cennet cehennem Allah’ın varlığı demektir. Ben dinsiz olsam cennetten cehennemden zaten bahsetmem. O beyitin üstündeki beyit, ne kadar zulmetsen ah etmem sana, her iki cihanda gül kana kana, seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır.  Dediğine göre ben inançlı bir insanım. Şimdi Türkiye’nin içinde cehennem gibi yerde vardır, cennet gibi yerde vardır. Eğer sevgiliniz yanınızdaysa aşık olduğunuz kişi o cehennem cennet olur. En kötü yerde bile mutlu olursunuz. Ama sevgiliniz yoksa aşıksınız Türkiye’nin en güzel yeri neresi? Neresi diyelim? Canım en güzel yeri, en müstesna yeri cennetten bir parça. Orada cehennem azabı çekersiniz. Bu manayı ifade etmek üzere o şiiri yazmışımdır. 1990 yılında bütün ödülleri aldığımız şiirdir bu da.

Şiirde biçim konusunu ele alırsak sizce şiiri dolduran öğeler öncelikli olarak ritim, armoni ve akustik özellikler de mi gizlidir?

Evet bence öyle. Mutlaka ritim, mutlaka ahenk. Ritim vezindir, ahenk kafiyedir yani uyak. Şimdi Allah beni affetsin beni ezbere bildiğim ayetler hep ritimli ve kafiyeli olanlardır. Elimde değil onları ezberleyebiliyorum. Eğer ritimli yazılmamışsa hiçbir şeyi ezberleyemiyorum. Benim kadar hafızasında şiiri olan şair yok. Hep derler bunu. On altı kıta şiirim vardır. yani içinde yedi yüz dört tane sesli harf vardır. Hepsi ezberimdedir. Neden ezberimdedir, neden unutulmaz ahenkle değil mi efendim? bir ahenk vardır. Ses uyumları vardır. Ses uyumlarının olduğu şey şiirdir. Bence şiirde unutulmaz şiirin unutulması şairin zafiyetindendir. Orda şiirde zayıflık vardır. Biraz düz yazıya benzediği için unutursunuz. Yoksa unutamazsınız mümkün değil. Mesela şimdi misal vereyim yedi heceli bir şiirim var Hakan Taşıyan okudu son kasetinde, çok okuyan oldu, Orhan da besteledi, Orhan Gencebay.

Yakılacak yara bu,                                              Ne hal bildin ne hatır,

Yandırır diye içtim.                                             Yazmadın tek bir satır,

Dudakların şarabı,                                                Senin gibi aldatır,

Andırır diye içtim.                                                Kandırır diye içtim.

 

Kahroldum gidişine,                                             Sakiye sor sancımı

İçtim peşi peşine,o                                                    o bilir ilacımı

Gönlüm senin işine,                                                   iflah olmaz acımı

Son verir diye içtim.                                                   Dindirir diye içtim.

 

Vurduğun günden beri,                                             Yokluğun hışım gibi,

Sormadın derbederi,                                                   bastırdı kışım gibi  

Ateş ettiğin yeri,                                                         Seni de başım gibi

söndürür diye içim.                                                     Döndürür diye içtim.

 

                              İçtim sensiz yarına

                              İçtim intiharına

                              Selviler diyarına

                              Gönderir diye içtim.

Unutulmaz. Niye unutulmaz? Devamlı melodi armoni işlenmiş

Bu kadar dillere düşmüş şarkılarınız var. Bu şarkılardan vefa gördünüz mü?

Efendim duygu olarak gördüm tabi, manevi olarak beni çok mutlu etti bazı olaylar. Maddi olarak maalesef, maddi olarak görmedim. Bizim şiirimizden oluşan şarkıyı seslendiren birisi muhteşem, şu oturduğumuz binanın on misli para kazanmıştır. Binanın dairenin demiyorum biz onun zekâtını bile almamışızdır. Utanırız da biz şair olarak para istemeye, hakkımızı aramaya utanırız karşı tarafın takdirine bırakırız.

  

Şiirlerinizde kafiye kullanıyorsunuz. Bu yönüyle şiirlerinize eleştirel yaklaşımlar oldu mu?

Şimdi kafiyesiz şiir olmaz., vezinsiz şiir olmaz o zaman düz yazı  olur. Ben mecbur muyum kafiye kullanmaya, vezin kullanamaya dediği zaman onun şairliği pek söylenemez. Ben şairim demeyecek o zaman. Kolayı yok bu işin. Bir serçe bülbül gibi ötebilir mi ya da bir karga affedersiniz. Ötebilir mi? Ötemez. Ben de böyle ötüyorum. Benim ki de şiir olsun olmaz ya senin ki şiir olmaz. Bülbül aşkı anlatır ötüşünde. Hatta kendi hak hak diye vurur seher vaktinde hak hak derken bizi de unutma bülbül diyor Yunus Emre. Şair de aşkı anlatmaya mecburdur. Sadece beşeri aşkı anlatmaya değil Allah aşkını da anlatmaya mecburdur. Kafiyesiz vezinsizse o şiir değildir. Kim ne derse desin şiiri düz yazıdan ayıran fark nedir? Kafiye ve vezin kullanmaya mecbur muyum diyen arkadaşa soruyorum. Şiiri düz yazıdan ayıran fark nelerdir? Kafiye ve vezindir. Bunlar olmazsa şiir olmaz. Necip Fazıl hoca ne diyor bir şiirinde hayran olduğum bir dörtlükte.

Ne hasta bekler,

Ne civan ölüyü mezar

 Ne de şeytan bir günahı

 Seni beklediğim kadar.

 Şair bu . özet bir dörtlükten. Neler anlatmış. Şiir kısa alanda mükemmel bir paslaşma. Bir romanın özetidir şiir. Yine edebiyat alemi branşlarıyla, dallarıyla, kollarıyla bir üzüm bahçesiyse şiir şaraptır. Yine edebiyat alemi branşlarıyla dallarıyla kollarıyla bir gül bahçesiyse şiir gül dalıdır. Küçük bir alanda neler söylersiniz, neler anlatırsınız.

Şiirlerinizde iletişim çok rahat. Okuyucuyla rahat iletişim kurulması sizin için önemli mi? Bunun için çaba harcıyor musunuz?

Hayır. Yaradılışımız neyse biz onu sergileriz. Yapmacığı olmaz bu işin. Benim şiirlerimde hemen anlaşılır Cemal Safi olduğu. Bir dörtlüğün bile Cemal Safi’nin şiiri derler biliyorsunuz sizde aşağı yukarı. Karakterinizi yansıtır, kültürünüzü, fikrinizi ne kadar duygulu olduğunuzu anlatır şiir.

 

Sizce sevgi ve aşk kavramlarının farkı nedir?

Sevgi aşkın küçük hali. Büyümemiş hali. Büyüdükçe aşk olur. Şimdi aşk kaynak. Bir pınarın kaynağı o kaynaktan yüzlerce pınar istifade eder. Açarsınız musluktan su akar o kaynak aşktır. Kaynağı aşktır sevginin.

Çağrışımlara açık şiirler yazıyorsunuz. Herkes bilmek istediğiniz şiirlerimden alsın mı diyorsunuz?

Herkes almıştır da. Yani hissettiklerini, yaşadıklarını, duydukları halde anlatamadıklarını anlatmışımdır. Hicivlerimde vardır. Kitaplara koyulmuyor hicivlerin çoğu. Bir kısmı konuyor. Çünkü müstehcen oluyor. Dördüncü Muhtar döneminde yaşayan büyük şair Nefi, döndünçü Murat boğdurttu. Dördüncü Murat bir daha yazma hiciv dedi, senin yüzünden kaç paşayı boğdurttum, yazarsan seni de boğdururum dedi. Yapamadı, olmadı başını bile yedi adam.

 

Sizin bir şair duruşunuz var. Cemal Safi şiirleri hemen fark ediliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamil olmuş bir şair bellidir. Necip Fazıl ‘ın beyitinden anlarsınız Necip Fazıl olduğunu. Yahya Kemal’i anlarsınız, Mehmet Akif’i anlarsınız, Faruk Nafiz’i anlarsınız. Olmuşsa o şairdir. Bestekarı da bilirim ben. Bir besteden bir name verin hemen anlarım bu Avni Anıl diyebilirim, Yusuf Nalkesen diyebilirim, Selahattin İçli diyebilirim. Alaattin Yavaşça diyebilirim. Olduysa, kâmilse kemale erdiyse o sanatçının şiirinden hangi şairin şiiri olduğu bellidir. Ama daha olmadıysa, hamsa o bir mürşit peşindedir. O da bir gün gelecek mürşit olacaktır. O zaman belli olacaktır.

 Teknolojinin bu kadar ilerlemesi şiirdeki duygu yoğunluğunu azaltır mı, artırır mı?

Şiire henüz başlamış genç arkadaşlarımıza neler önerirsiniz?

Azaltır. Amerika’da şiir yazamazsınız. Madde peşinde koşturmak manadan uzak tutar. Size dünyanın büyük şairleri tabiatla baş başa kalan şairlerdir. Mesela ben ömer Hayam’a hayranımdır. Rubailer yazar, dörtlükler yazar, beyitler yazar. O kadar güzel şeyler vardır ki bir şiirinde diyor ki:

Para yok şarap alalım,

Güzel yok aşık olalım

Haydi gidelim namaz kılalım.

 

Şiire başlamış genç arkadaşlarımıza neler önerirsiniz?

Önce şair mi değil mi ona baksınlar. Çünkü şair doğuştan olur sonradan şair olunmaz. Sakin şair değilse uğraşmasın.özenipte uğraşmasın. Şairse zaten ona gece gelirler yazdırırlar. Uykularına giriyorsa, onu uykularından ediyorsa onu rahatsız ediyorsa, onu hasta ediyorsa yazmaya mecburdur. Yazdığı zaman rahatlıyorsa o şairdir. Ben Cemal Safi gibi olayım niye olmayayım diye özenenler olmuştur ama hepsi bıraktı olmadı. Olmazda.

 Cemal Safi sevenlerinin gönlünde taht kurmuş bir şair bir  çok şiiri şarkı oldu. Besteler sözlerle uyuştu mu sizce? Evet, bu besteler benim sözlerime tam uydu diyor musunuz?

Hepsi değil. İki yüz şarkı varsa bunun altmış yetmişi uyuşmuştur. Bazıları o kadar güzel uyuşmuştur ki ama şöhret olamamıştır. Araya böyle gitmiştir. Doğru dürüst şarkı çıkmıyor. Neden? Ziya Paşa’nın dediği gibi marifet iltifata tabidir. İltifat görmüyor gerçek Türk Sanat Müziği neden? Çünkü Türk müziği müziği dejenerasyona uğratan kimler biliyor musunuz? Şarkıcı olmadığı halde o yetenek olmadığı halde süslenerek medyatik olarak şarkıcı olanlar var isim söylemiyorum. Bugün bunlar gündemdeler, bunlar şarkıcı olmadığı için çok basit sözleri ve basit ahenklerle okuyan kişiler. Çok kötü şarkılar yazılmaya başlandı. Bunlar okusun diye. Çünkü bunlar gündemde. Bir de çocuklara sekiz on yaşında  on yedi yaşında çocuklara hitap eden şarkılar yapılıyor. Onları tatmin edecek çünkü o çocuk annesinin babasının yakasına yapışır bu kaseti bana al diye. Yetenekli olmayan kişiler ben ses sanatçısı olacağım diye çıktılar bende de çok şiir istediler olmaz size dedim. Sabah gazetesinde söyledim falan falan kişiler hiç birisi şarkıcı değil, bunların yüzünden Türk Müziği bozuldu. Bunların yüzünden şarkıcıklar çıkıyor şarkılar değil. Onlar ses sanatçısı değil de sanatçıcık. Bunlar süslenirler tuvaletlerin içinde falan sahneyi doldururlar, bunlara göre şarkılar yapılır çünkü yeteneği yok. Güzel  bir şarkı okuyamıyor. Güzel şarkı çıkmıyor. Arz talep meselesi. Kusura bakmasınlar onlar kendilerini biliyorlar kim ses sanatçısı kim değil.

Bir dönemi sırtınızda taşıdınız.Unutamadığınız bir çok anınız vardır mutlaka. Bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Hangisi söylesem. Çok var. Herhalde 89 yılı Rüyalarım olmasa şiiri bana it diğer adı imkânsız. İmkânsızı şiirde o kadar güzel kullanmışım ki o şiirde Türk Dil Kurumu beni fahri üye yaptı. Olanak kelimesine baskın çıktığı için. Olanağı ertelettiğim için. Çünkü seni görmem olanaksız olanaksız diye bir şarkı olamazdı değil mi efendim? Oradan bir ödül aldım. Bakınız bu şarkı çok büyük oy farkıyla birinci oldu. Yüz otuz şarkı içinde milliyet gazetesinde birinci geldi. Hürriyet gazetesinin ödülünü aldım. Kelebek ödülünü. Halit Kıvanç Bey beni çağırdı. Halit Kıvanç’ın programına davet etti. Ama beni arkaya oturttu ki halk görmesin diye. Hatta Türkan Şoray’da vardı. Beni arkaya oturttu. Rüyalarım olmasının müziğini verdiler. Beş yarışmacı vardı galiba. Hedef on iki programı seksen dokuz yılı beş yarışmacı yarışıyor. Ben kendi kendime ikisi bilir herhalde dedim. Yirmi seneye yakın o zamanlar bu kadar şöhret değiliz. Cemal Safi imkânsız diye yazdılar beşinin birden bilmesi beni duygulandırdı ağlamaya başladım. Hemen kamerayı bana yöneltti. Cemal Safi’de buradaymış tesadüfen bu şiiri okur musunuz Cemal Bey tamamını dedi. Ağzım kurumuş, tansiyonum düşmüş ve bu şiirin tamamını okudum. Aradan on beş gün geçti Halit Kıvanç beni aradı. Ya üstadım siz ne yaptınız ben utanıyorum kötü okudum diye. beş binin üzerinde mektup geldi halk üşenmeden mektup yazıyor o zaman faks falan yok. Ve benim programım yirmi dokuz dakikadır üç dakikasını alıyor bu şiir dedi. Haftaya siz de izleyin dedi. Bu şiiri sizden tekrar istiyorlar tabi ben buna mecbur oldum dedi. Ben titreyerek heyecanla ağlayarak okumuşum. Bu millet çok duygulu. Benim milletim Türk milleti çok duygusal hepsine teşekkür ediyorum bu kadar duygusal oldukları için.  Büyük bir şirketin, koçun genel müdürü bana çiçek yolladı o şiiri vermem için. Sekreteri getirdi. O şiiri yazılı olarak ve imzalı olarak verdim kendisine şimdi adını unuttum. Genel müdürü koçun. Çok enteresan nereden nereye gidiyorsun.

Şarkılarınızı seslendiren sanatçılar arasında sizi ziyarete gelenler oldu mu?

Hepsiyle tanışıyorum tabi. Mesela vurgun şarkısının ünlü olduğunda Muazzez Abacının okumasıyla ben övünmeyi hiç sevmem Allah’tır bizi yaratan bize bu güzelliği veren de odur. Bu bize ikramiyedir. Benim şiirlerimde başlamıştır şarkı içinde şiir okumak. Orhan Gencebay da aynı şeyi söylemiştir televizyonda Cemal Safi’nin şiirlerinin yüzünden bu form gelişti Türk müziğinde hem şiir hem şarkı sözü yazan üç kıta yazar, dört kıta yazar iki kıta yazar. Eskiden de bir kıta yazarlardı aruz veya yedi, yedi on dört hece şimdi Muazzez Abacı o şiiri okumasaydı bu kadar tutar mıydı? üç buçuk milyon sattı kaset düşünebiliyor musunuz üç buçuk milyon. Bir devletin nüfusu aşağı yukarı üç buçuk milyon aşağı yukarı maddi olarak ne kadar biliyor musunuz en az beş trilyon para kazanır anladın mı? Allah daha çok versin arkadaşlarımı zengin ettiğim için sevinçliyim.

Bana keyifli vakit geçirttiğiniz için zamanınızı paylaştığınız için teşekkür ederim.

Teşekkür ederim sağ olun.

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik