Reklam
Reklam

Cengiz Küçükayvaz “Hayatı çok fazla ciddiye almam. Hayat ciddiye alınacak kadar büyülü bir ortam değil, büyülü bir atmosfer değil. Hayatı ciddiye almam sadece hayatın içerisinde benim için önemli olan insanları ciddiye alırım

Cengiz Küçükayvaz “Hayatı çok fazla ciddiye almam. Hayat ciddiye alınacak kadar büyülü bir ortam değil, büyülü bir atmosfer değil. Hayatı ciddiye almam sadece hayatın içerisinde benim için önemli olan insanları ciddiye alırım
Bu içerik 1801 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

Oyuncu olmanın zorlukları nelerdir?

Oyunculukla zorluğu yan yana koyduğunuz zaman ikisi de birbirini çekemeyen şey olmasına rağmen bir birini bütünleyen şeyler olduğunu düşünürsek dünyanın en zor mesleklerinden biridir. Sahne üzerinde bir şey anlatmak o kadarda kolay değildir. Kuramlarıyla, teorileriyle, pratik yapılarıyla, gelişimiyle, her şeyiyle oldukça zor bir estetik bütünlüktür oyunculuk.

İstediğiniz projelerde mi yer aldınız? Yoksa benim bu projede ne işim var dediğiniz oldu mu?

Genelde istediğim projelerde yer aldım. Ama tiyatro alanında değil de sinema filminde “Yeşil Işık” diye bir filmde yer aldım. O filmin benim kariyerim açısından faydalı olduğuna inanıyorum. Her yerde bunu söylüyorum. O yüzden geçmişte pişmanlık duyduğum projelerin başında gelir.

Üzerinize yapışan kurtulamadığınız bir rol oldu mu?

Televizyon da maddi kaygılarla bir şeyler yaptığınız vakit, insanlara sempatik gelebilmek amacıyla, karakterleri yansıtıyorsunuz, tipleri yansıtıyorsunuz. Vardı. Hamdi Alkan’la çalışırken, “ne diyon lan sen sibop” tiplemesi vardı. Karakter demiyorum. Ondan sonra “Çiçek Taksi” de Ömer tiplemesi vardı. Bunlar tipti. Karakterin insan üzerine yapışması diye bir şey olamaz. Karakter, kendine has özelliği olan demektir.

Cengiz Küçükayvaz olması gereken yerde mi? Yoksa ben daha ileride olmalıyım mı diyor?

Ben her zaman şunu söylüyorum. Oyunculuk kariyerimde bundan bir sene sonra ki Cengiz Küçükayvaz’ı çok merak ediyorum. Buna biraz politik cevap vermek zorundayım. Türkiye de sanat yapıldığından dolayı kimse olmak istediği yerde değildir. Hiç kimse de ben tamamen başardım, tam anlamıyla yerine getirdim diyemez. Bana göre, bir sene sonra ki, iki sene sonra ki, beş sene sonra ki oyunculuğumu çok merak ediyorum.

Sinemanın revaçta olduğu söyleniyor. Çok filmin yapılması sizce iyi filmler yapıldığını gösterir mi?

Evet, sinema da oldukça fazla proje yapılmış durumda. Her ne kadar seyirci potansiyelin iki milyonlar, üç milyonlar, dört milyonlar gibi rakamlara ulaşmadığı düşünülse da azımsanmayacak bir kitleyi beraberinde getirdiği bir gerçek. Sinema sektörü ilerliyor. Endüstrileşmesi için en az bir elli yıl daha gerekiyor. Bunu da adım gibi biliyorum. Çok acı şey ama yapacak hiçbir şey yok.

Yeni bir sinema filmi var mı ufukta?

Elbette ki var. Ama bizde belli dönemlerde çekildiği için sinema filmleri, vizyon tarihlerine bağlı olarak yazın projemiz olacak. O ana kadar ne bir isim belli, ne bir senaryo belli ama mutlaka bir sinema filmi olacak.

Hayatı ne kadar ciddiye alıyorsunuz?

Hayatı çok fazla ciddiye almam. Hayat ciddiye alınacak kadar büyülü bir ortam değil, büyülü bir atmosfer değil. Hayatı ciddiye almam sadece hayatın içerisinde benim için önemli olan insanları ciddiye alırım.

Sizi hep komedi oynarken görüyoruz, bu özel bir tercih mi?

Şöyle düşünelim. İlkokuldan sonra insanlar bir eğitim sistemine tabi tutuyorlar, bazıları matematikte yoğundur, kimi kimya da, kimi edebiyatta yoğundur. Tiyatroda da eğitim sırasında da her türlü eğitim verilmesine rağmen drama da dâhil olmak üzere, kendi malzemenizi çürütmeyecek, kendi malzemenizi zedelemeyecek malzemelere yönelirsiniz. Fakat şöyle bir nokta vardır. Nerde komedinin başladığı, nerde dramın bittiği hiçbir zaman belli değildir bir oyunda. Bir oyuncu her şeyi oynayabilmeli. Ben malzemenin komediye daha yakın olduğunu bildiğimden dolayı böyle bir yoğunluk yaşıyorum. Bundan çok mutluyum. Dramdan çok, daha önemli bir misyona sahip komedi. İnsanları güldürmek zordur. Ciddi yapılması gereken bir şeydir. O yüzden şanslı hissediyorum kendimi.

Yaramaz bir çocukmuş gibi bir havanız var. Gerçekten de öyle misiniz?

Ben hiperaktifim. Bu hiperaktif’ lik bu her hangi bir oyunu sergilemekte değil de güncel yaşam sırasında da ortaya çıkıyor. Sahne üzerinde enerji yoğunluğuna inanırım. Bu yoğunluk sabit durup gözlerinize baktığınızda da fark etmez, hareket ettiğinizde de fark etmez. Evet, ben içimdeki yaramaz çocuğun hayat bulmasını ona göre devam etmesini, ona göre yaşamasını seven bir insanım. Evet, içimde yaramaz bir çocuğun yaşadığı sonuna kadar var olacağı gerçek. Onun için yadsımıyorum. İçimde yaramaz bir çocuk var.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben size teşekkür ederim.   

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik