Reklam
Reklam
istanbul escort

Hazal Filiz Küçükköse“Aslında çok şanslı biri olduğumu söyleyemem. Güzelliğini bir silah olarak kullananlardan hiç değilim. Ben başarıyı doğru seçimler yapmama ve azimli oluşuma bağlıyorum…”

Güzel oyuncu Hazal Filiz Küçükköse ile yaptığımız güzel ve keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Hazal Filiz Küçükköse“Aslında çok şanslı biri olduğumu söyleyemem. Güzelliğini bir silah olarak kullananlardan hiç değilim. Ben başarıyı doğru seçimler yapmama ve azimli oluşuma bağlıyorum…”
Bu içerik 10257 kez okundu.
Reklam

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Mantık benim diğer adım diyebilirim. O yüzden hayatımda hataya çok uzağımdır. Tabi ki hatalarım oluyor ancak olmaması için de bin düşünür, bir hareket ederim. Haksızlığa tahammülüm yoktur. Hakkımı karşımda kim olursa olsun saygı çerçevesinde savunurum, o an benden üstün hiçbir mevkii yoktur. Hayatımın her zaman planlı ve düzenli olmasına özen gösteririm. Planlarımı da harfiyen uygulamaya çalışırım. Bu yüzden de emrivakilerden hiç hoşlanmam. Çevremdeki insanları hep mutlu görmek isterim dolayısıyla esprili ve enerjisi yüksek olan biriyimdir. Sorunlara objektif bakabilmem ve yerinde tavsiyelerimle arkadaşlarımın Güzin Ablasıyımdır. Bu arada kova burcuyumdur, burcumun neredeyse bütün özelliklerini taşırım. Bu yüzden kova burcunun ilkesi olan ‘’Biliyorum’’ demekten de hiç kaçınmam her konuyla ilgili azda olsa bir bilgim vardır. Hırslıyımdır başladığım işin en iyisini yapmadan bırakamam. Yardımseverim demekle kalanlardan değilim bu konuda sayısız girişimlerim olmuştur ve olmaya devam edecek. 10 yaşında tiyatro sahnesi kurabilecek ve tiyatro oyunu çıkarabilecek kadar yaratıcı, girişken ve cesurumdur… En sevmediğim tarafımsa insanlara değerinden fazla değer vermem. Benim için herkes %100le başlar, zaman içinde bu oran azalır ya da artar. Artan için sorun yok ama azalan için hayal kırıklığı çok. Bu yüzden fazla affedici bir yönüm var kindar değilimdir. Bu konuşmayı bir yıl sonra tekrar yaparsak bir yarım sayfa daha konuşabilirim. İnsan kendini zamanla ve edindiği tecrübelerden sonra tanımaya başlıyor o yüzden şimdilik bu kadar yeterli.

 Üniversite öğrencisisiniz. Bölümünüz oyunculukla çok farklı. Neden oyunculuğu seçtiniz? Okul bittikten sonrada oyunculuk devam edecek mi?

Evet, Ankara Üniversitesi, Kimya Bölümünde okuyorum. Bölümüm genellikle laboratuvar ve deneylerle ilgili olduğu için pek bir sosyalleşme durumu söz konusu değil. Ben de hem hayatımı renklendirmek hem de farklı bir kulvardan hayata dahil olmak için bana sunulan bu fırsata olumsuz bakmadım. Oyunculuk benim için planlı olarak başlamadı tamamen tesadüf diyebiliriz. Bir gün bir fotoğrafçı arkadaşımın bana ulaşmasıyla deneme çekimlerine katıldım. Birçok konservatuvarlı aday arasından seçildim. Belki bu tip konularda hayatın akışına bırakmanız gerekiyor bazı şeyleri, çok planlı hareket etmek her zaman çok işe yaramayabilir. Oyunculuk bir temsil sanatı ve benimde güçlü sezilerim vardır. Bir insanı çok iyi tahlil edebilirim. Kendi kendime neden olmasın bunu da denemeliyim dedim ve macera böyle başladı. Şuan bir tiyatro oluşumu içerisindeyim. Dizi çok mesai istediğinden şimdilik ona vakit ayırabilir miyim pek bilmiyorum... Ama lisans dönemim boyunca gelen teklifleri değerlendiriyorum. Devamlılığı az olan kısa süreli projelere daha sıcak bakıyorum engellememek adına. Tiyatro oyunculuğunu da dizi oyunculuğunu da seviyorum, o yüzden hayatımın ilerleyen bölümlerinde oyunculuk olacak diye düşünüyorum.

Bir dönem Deniz Yıldızı isimli dizide Gözde karakterini canlandırdınız.  Ben biraz rolünüzden ve diziden konuşmak istiyorum.

Dizinin en kötü kızı da diyebiliriz ona. Gözde karakteri günümüzde belki de çok nadir görülen birçok kötü alışkanlığı olan, sorunlu karakterlerdendi. Çok zengin bir ailenin kızı olduğundan tüm imkânlar önüne serilmişti. Her istediğini elde edebilen ve aynı zamanda her istediğini yaptıran şımarık, zeki, güçlü, hırslı, kurnaz ve yeri geldiğinde güzelliğini de bir silah olarak kullanan dişi bir karakterdi. İlk oyunculuk tecrübemde ’’Gözde’’ gibi dişi bir karakteri canlandırmak beni bir basamak üstte başlattı diye düşünüyorum. Gözde’nin diziye girmesi doping etkisi yaratmıştı. Sürprizlerle dolu olması seyirciyi daha çok ekrana bağladı. Uçuk bir karakter olmasına rağmen insanlar kendi yaşamlarından bir parça buldular ve böyle bir karakteri bile benimsediler. Yeri geldi haklı buldular, onca kötülüğüne rağmen. Hatta şuan onu bir kurtarıcı olarak bile görüyorlar.

Dizide kötü bir karakteri canlandırdınız. İnsanların tepkileri nasıldı size karşı? Biraz bunlardan konuşalım mı? İlginç anılarınız var mı bununla ilgili?

Başlarda gerçekten insanların kızgınlığını, öfkesini hatta nefretini gördüm. Üstüne birkaç tane de tehdit maili aldım. İnsanlar yolda gördüklerinde önce inanmıyorlardı. Sonra kızıyorlardı nasıl bu kadar kötü olabilirsin diye? Yakışmıyor sana yapma bir daha kızım tamam mı diye ricada bulunuyorlardı. İlerleyen bölümlerde Gözde’nin haklı nedenlerini görünce insanların yaklaşımları da değişti. Bu kez ‘’tamam kızım haklısın da o kadar kötü olma çok üzülüyoruz sana ‘’diyorlardı ve son zamanlarda söylenenler de Gözde’nin akıllı ve güçlü olmasından kaynaklanıyor olacak ki ’’Gözde gelsin hepsinin hakkından gelir merak etmeyin‘’. İlginç anılarım tabi ki oldu hem de sayısızca..  En çok aklımda kalan beni hem mutlu ediyor hem de güldürüyor. Dizi de Gözde kaza geçirip bir süre hastane de kalıyor ve olaylara oradan dahil oluyordu. Bir gün setten çıktım ve bir yakınımı hasta ziyareti için civarda ki bir hastaneye gittim. Çok fazla dikkat çekmemek içinde güneş gözlüğü takıyordum. Neyse bekleme salonunda beklerken bir ailenin neredeyse derdini unutturacak kadar dikkatini çekmişim. Ancak bir türlü yanıma gelip sen Gözde misin diye de soramadılar. Çok çekiniyorlardı. Bir süre sonra ailenin babası yanıma geldi ve ’’’Gözde hanım hava almaya çıktınız herhalde bir şeye ihtiyacınız var mı? Mert bey oğlumuz yok mu? dedi ve pür dikkat vereceğim cevabı bekledi. Bu çok güzel bir anıydı ancak diğer yandan da düşündürücü. İnsanlar bizi o kadar çok benimsemişler ki bunun sadece bir dizi, sadece senaryodan ibaret olduğunu unutmuşlardı.

Neden diziden ayrıldınız. Bu normal belirlenmiş süre miydi?

Aslında Gözde’nin normal belirlenmiş süresi 30 bölümdü. Gözde diziye girecek ve 30 bölümde giriş, gelişme ve sonuçla birlikte gönderilecekti. Gözde dizide doping etkisi yarattı beklenilenden çok fazla benimsendi ve olay akışına bırakıldı öyle böyle derken de bir sezon,152 bölüm oldu. Ayrılış nedeni ise biraz fazla ön plana çekmesiydi, seyirci artık Gözde’ye inanmış ve haklı olduğunu düşünmeye başlamıştı bu da diziyi amacından saptırmış olacak ki böyle bir karar alındı.

Yeniden diziye dönme ihtimali var mı?

Günlük dizi olduğu için senaryo bir süre sonra tıkanıyor o anlarda senaristler açık bir kapı arıyorlar. Bu yeni bir karakter de olabilir, yeni bir olayla eski karakterlerden biride. O yüzden net bir şey söyleyemiyorum ama Gözde son sahnesinde tehditlerini savurarak ayrılmıştı ne zaman ne olacağı belli olmaz.

Hazal Filiz güzel biri. Başarıda güzellik mi, şans mı daha etken?

Aslında çok şanslı biri olduğumu söyleyemem. Güzelliğini bir silah olarak kullananlardan hiç değilim. Ben başarıyı doğru seçimler yapmama ve azimli oluşuma bağlıyorum. Doğru bulduğumun arkasında olurum ve hiçbir kuvvet beni onu yapmaktan alıkoyamaz.

Zaman zaman kıymetim bilinmiyor diyor musunuz?

Her insan yaptıklarının ve yapabileceklerinin farkındadır. Önemli olan bunları doğru yere ulaştırmaktır diye düşünüyorum. Ben yapabileceklerimin farkındayım sadece doğru zamanları bekleme taraftarıyım.

Tanınmak sizde neleri değiştirdi? Hayatınıza hep olumlu katkıları mı oldu? Olumsuz yönde gelişmelerde yaşadınız mı?

Neredeyse hiçbir şeyi değiştirmedi. Sadece sanata bakış açımda bir pencere daha açıldı.

Ben birazda set gerisinden konuşmak istiyorum. Genelde aynı seti paylaşan insanların arasında duygusal bir yakınlaşma oluyor. Sizin setinizde de bu tür yaklaşmalar mutlaka olmuştur. Sizce bu uzun süre bir arada olmanın bir sonucu mudur?

Günlük dizi, haftalık dizilere göre daha fazla mesai demektir. Günde ortalama 14-15 saatiniz yani gününüzün büyük bir kısmı sette geçiyor. Dolayısıyla en sosyal olduğunuz ortam çekim aralarında oyuncular ve teknik ekiple birlikte yarım saat-bir saatlik molalar oluyor. En mutlu günde de onlar oluyor etrafınızda, en acı günde de… Her anını paylaşmış oluyorsun. Bu durumda duygusal yaklaşımlar da kaçınılmaz oluyor Hatta bazen yalan rüzgârına senaryo olacak sahnelerde yaşanmıyor değil.

Güzelliğinizi ve formunuzu korumak adına neler yapıyorsunuz?

Günlük yaşantımda makyaj neredeyse hiç yapmıyorum diyebilirim. Cilt bakımında, daha çok cilt temizliğine önem veriyorum. Henüz krem kullanmak için çok erken diye düşünüyorum. Kullandığım ürünlerin içeriklerine çok önem veririm. Kimyager olmanın avantajlarındandır diye düşünüyorum ki genelde natürel ürünleri kullanmaya özen gösteriyorum. Hayatımın her döneminde spor oldu. Küçük yaşlarda atletizmle başladım daha sonra 8 yıl kadar lisanslı olarak basketbol oynadım. Ardından yine lisanslı olarak masa tenisi. Şimdilerde ise fitness, pilates ,step,aerobik,kinesis gibi tamamen formumu korumak adına yaptığım sporlar var hayatımda. Çok ciddi bir sakatlığım olmadığı sürece de hayatımda olmasını istediğim şeyler arasında spor her zaman var diyebilirim.

 

Oyunculuk adına Ankara’da olmak bir dezavantaj mı? İstanbul oyunculuğun olmazsa olmazı mıdır?

Aslında artık dezavantaj olmaktan çıkıyor. Yavaş yavaş setler İstanbul dışına taşınmaya başladı… İzleyici İstanbul’a gitmemiş olsa bile izlediği dizilerden dolayı İstanbul’u en ücra köşesine kadar öğrendi. Bu yüzden birçok kanal ve yapımcı inandırıcılığı korumak adına başka şehirleri tercih ediyor. Tabi ki bu şehirlerin başında ilk olarak başkent geliyor akıllara. Önümüzde ki 5 yıl içerisinde dizi/sinema adına yeni bir İstanbul doğuyor diyebiliriz bir bakıma. Artık ev sahibi biz oluyoruz yani.

Yerinde olmayı istediğiniz bir oyuncu var mı? Ya da örnek aldığınız?

Beyazperdede oyunculuğuyla beni etkileyen Meryl Streep bunun yanında Johny Deep ve Nathalie Portman. Herkes gibi çok yakışıklı bulmuyorum ama Leonardo Di Caprio da çok başarılı..

 Keşke yi ne kadar sıklıkta kullanırsınız yaşamınızda?

Keşke hiç kullanmasam ama her insan hata yapabilir. Önemli olan hatalarından ders çıkarıp doğruya ulaşabilmek.

Ben projelerinizden konuşmak isterim birazda. Projeleriniz nelerdir?

Şuan için en büyük projem okulumu bitirmek. Okulumdan dolayı televizyon önünde uzun soluklu bir projeye sıcak bakamıyorum ancak kısa ve devamlılığı az olan projelerde ara ara yer alacağım. Televizyon dışında şuan özel bir tiyatroda Aşağı………adında bir oyun çıkarma çabasindayiz bir aksilik olmazsa ocak ayında perdemizi aralayacağız. Bunların dışında ara ara fotomodellik de yapıyorum.

Aşktan da konuşmadan olmaz sanırım magazin söyleşilerinde.  Aşktan bahsedelim mi?

Özel bir günde bir sosyal paylaşım sitesinde bu konu da çok beğeni alan bir paylaşimım olmuştu bu soruyu da oradan cevaplıyım.

‘’MUTLULUK fırtınasından çıkıp, HUZUR vadisinde bir tur atıp, AŞK gemisine oturup, SEVGİ güneşine karşı ayaklarını uzatmak gibisi yok…’’ 

Bu tarifi söyleyebilmek gerçekten zordur ama ben zoru başardım diyebilirim…

Sizi neler kızdırır?

Kesinlikle haksızlık diyebilirim. Hayatımda tahammül edemediğim sinirlerimi alt üst edebilecek tek şey. Sadece bana yapılan haksızlıkları kastetmiyorum tabi ki.

Oyunculukta sınırlarınız var mıdır? Hiç kimse bana bu rolü oynatamaz der misiniz?

Türkiye’de yaşıyoruz sonuçta konservatif bir toplumuz.  Benim de bir ailem ve yaşamım var onları üzecek ya da kendimle çelişen bana zarar verebilecek olan rolleri tabi ki istemem.

 Oynadığınız rolün üzerinize yapışacağından korkuyor musunuz?  Gelen teklifler daha önceki rolünüze yakın olursa tavrınız ne olur?

Hiç öyle bir kaygım olmadı. Tek kaygım oynadığım rolün hakkını verebilmek. Ayrıca normalin dışında olan karakterleri oynamayı; sıradan, iyi kız rollerini oynamaya tercih ederim. Oyunculuğu geliştirmek adına daha zevkli ve sınırları zorlayıcı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden seve seve kabul ederim.

Kamera gerisinde ilginç olaylar oluyor mu? Kıskançlık var mı oyuncular arasında?

Aynı yaşta genç kızların ve erkeklerin olduğu bir ortam, kıskançlık olmadan olmaz. Tabi ki bir çogu içten içe yaşanıyor ama anlamıyor da değilsiniz. Çok kırıcı ve abartılı olmadığı sürece de müdahale etme taraftarı değilimdir. Bunlar işin tuzu biberi kıskanılmak güzel bir şey, işimi doğru yaptığımın güzel bir kanıtı.

Şöhret desem neler söylersiniz?

Şarkıcı ismi derim herhalde. Şaka bir yana Benim lügatimde yeri olmayan birkaç kelimeden biri… Bu sektöre adımını atan birçok kişinin aklına gelecek ilk kelimelerden biri ancak şöhret peşinde koşmak havada ki bulutları avucunun içinde tutmak gibi bir şey bence…

Teşekkür ederim…

 Ben de teşekkür ediyorum.

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik