Reklam
Reklam

Hayat kısa değildir yaşamasını bilene

Güzel bir yazı, hayat kısa değildir yaşamasını bilene. Bu güzel yazıyı haberimizin devamında bulabilirsiniz.

Hayat kısa değildir yaşamasını bilene
Bu içerik 1162 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Yazan: Eda Şimşek

 

 

 

 

Şöyle bir dönüp bakıyorum da arkama, nasıl hızlı, nasıl anlamadan, nasıl bir solukta geçivermiş yıllar. Kocaman evrenin, sonsuz zamansızlığı içinde zerreden küçük görünür yaşam süremiz bizlere. En fazla yüz yıl o da çok nadir. Ama o kısacık dediğimiz zaman dilimine neler sığdırmışızdır da farkında değilizdir.

 

Bazen bir ses, bir hareket, bir şarkı ya da ne bileyim bir olay çok eskilerde yaşadığımız birşeyleri hatırlatır. Biz Edirnedeyken bir komşumuz vardı, Ayşe Teyze. Sanırım ikinci katta otururlardı. Oğlu şehit olmuştu. Bütün mahalle baş sağlığına gitmiştik. Bir de kasap Ali Amca vardı. Beyaz minik köpeğini belediye zehirlemişti. Yine tüm mahalleli birlik olup hayvanları koruma derneğini arayıp yardım istemiştik. Hey gidi günler hey! Kimler vardı o mahallede  bir anda hatırladığım.

 

Bir terzi levhası bir anda yine eski bir zamana götürüverdi beni. Ben çocukken hazır giyim sektörü  gelişmemişti. Terzilere gidilirdi. Beni annem başka bir semtte oturan Bedia ablaya götürürdü. Oraya gelen hanımlarla dostluklar kurmuştuk. Hatta hanımlardan birinin bana yazıp verdiği bir pasta tarifini buldum geçen gün. Saklamaşım ve bulunca yine unuttuğum bir çok yüzleri hatırlayıverdim. Yaşadığımız sürece hayatımızda ne çok insan yer almıştı. Bazı insanlar gelir geçer, bazı insanlar durur, bazıları da vurur geçer. Bazıları bir portör vazifesi görür. Hayatımıza bir şekilde etki etmek için girmeleri gerekmiştir. Değiştirdiğimiz evdeki komşularımız, bakkalımız, doktorumuz, postacı, gazeteci, yoğurtcu ve daha bir çok insan. Beklediğimiz bir banka, bir otobüs, ekmek, postahane, bir hastane, gaz elektirik, ekmek v.s. kuyruklarında kısa süreli de olsa hayatımıza girmiş insanlar. Kimiyle selamlaşmış, kimiyle sohbet etmiş, kimine kızmış, kimine hatır sormuşuzdur. Çoğu da unutulmuştur. Bunları söylüyorum çünkü hayatımıza sandığımızdan çok fazla insanı sığdırmışızdır da haberimiz yoktur.

 

Çocukluk anılarımızda kalanlar aklımıza gelince olaylar da birlikte hatırlanacağından neler yaşamış olduğumuzu hatırlar ve şaşarız. Eğitim ve gençlik dönemine bir uzansak aynı şeyler olur. Hayatı acısıyla tatlısıyla her anıyla duya duya, doya doya yaşamak lazım. O zaman çok yaşamış oluruz.

 

Bir minik masal bilirim. Tam yeridir anlatayım.

 

“Yaşlı adam ölüm döşeğindeyken küçük oğlunu yanına çağırmış ve demiş ki, “Sana bu ip yumağını bırakıyorum onu iyi sakla, çekmecene koy ve anahtarını sadece senin bileceğin bir yere koy. Bu senin ömründür, hayatındır. Yaşayacağın her şey iyisiyle kötüsüyle bunda duruyor. Bunaldığın zamanlar, tahammül edemeyeceğini sandığın durumlarda istersen yumağı acabilirsin ve hepsi geride kalır. Ama yumak öbür tarafa doğru sarılacağından zamanın azalır. Bence hiç açma o yavaş yavaş kendini tamamlasın. Böylece acısıyla, azabıyla, sevinçleriyle, mutluluklarıyla her anını yaşa hayatın. Bu masala dönmeden önce kaldığımız yerden devam edelim.

 

Bütün yaşamımız boyunca tecrübeler kazanır, bilgileniriz bir çok konuda. Bu dünyaya bir şeyler bırakmalıyız. İyi resim yapıyorsak tablolar, el becerimiz varsa, takılar, mobilyalar, dokumalar, heykeller, yeteneğimize göre besteler, hikayeler romanlar, derlemeler, evler, icatlar mutlaka bir şeyler bırakabilmeliyiz. Yoksa o kadar yaşanmışlığın, tecrübeler edinmişliğin ne önemi kalır. Vatana millete cemiyete iyi çocuk, iyi evlat yetiştirebilmekte büyük beceridir. Bir hayat kurtarmak, insan ve hayvanlara yardım edebilmiş olmak ama en önemlisi ardımızda bize dua edecek, bizi hayırla sevgiyle anacak, dostlar arkadaşlar , sevenler, onur ve şeref madalyamızı bırakabilmektir.

 

 İnanın hayat iyi yaşamayı bilen için çok uzun olabilir. Daha unuttuğumuz zihnimizin derinliklerinde karanlıklarında, beyin zarının kıvrımları arasında gerilerde kalmış, bugünkü hayatın nice ilk basamakları var. Sıkıntılar, acılar, dertler bizleri yıldırmasın. Aman yumağın ucundan çekmeyelim. Bırakın kendi hızıyla sona gelsin. O sona doğru acıldıkça bizlerde dünyaya bırakacaklarımızı hazırlamaya çalışalım.

 

Ömürünüz uzun, mutlu, verimli, sağlıklı geçsin dostlarım. Ben de okuduğunuz bu yazımla umarım bir nebze de olsa sizlerin hayatınızdan geçmişimdir. Belki de bir şeyler katabilmişimdir düşüncelerinize.

 

Sevgiyle kalın.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik