Reklam
Reklam

Özlem Ersönmez "Sahne benim evim, dünyam, soluğum... Hayatın tümünü buluyorum sahnede. "

Güzel, çok yetenekli bir tiyatro oyuncusu, sesini hepimizin tanıdığı bir seslendirme sanatçısı. Oyuncu Özlem Ersönmez ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz."

Özlem Ersönmez
Bu içerik 5839 kez okundu.
Reklam

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Özlem Ersönmez ‘in hayat hikâyesini okuyacak olsak neler belirgin olur bu hikâyede?

Öncelikle sanat ve spor.  İlkin baleye başladım,  ardından tenise junior, oldum. Biraz daha büyüyünce tiyatroya aşkım,  önüne geçilmez hale geldi. Radyo tiyatrolarını dinler, anonsta sesini kısıp, daha sonra hangi rolü kim oynamış diye,  sanatçıları belirlerdim. Yüz de yüz doğru çıkınca kendimi onlarla birlikte oynamış kadar mutlu hissederdim. Vee,  sakarlıklar yüzünden ameliyatlarımla, dikişlerimi unutamam çocukluğumdan.  Hayatı tersinden yaşadım diyebilirim. Önce yaşanması gerekenlerle sonrakiler yer değiştirdi. Başta en iyi ve büyük şeyleri yaşayıp,  sonra onları tekrar yaşayabilmek için çabalamak gibi…

 

Tiyatro oyununuzdan konuşalım. Biraz rolünüzden ve oyundan bahseder misiniz?

Son oynadığım karakter "KÖSEM SULTAN" dı. İki sene kapalı gişe oynadık.  Araya iki senelik bir boşluk girdi ve bu oyun TERÖR önerilince,  önce sahneyi çok özlediğimden, sonra oyunu ilginç bulduğumdan ve sonra da Türkiye'nin en önemli yönetmenlerinden olan Yücel Erten'le çalışmak için, rolü kabul ettim.  Daha sonraki konu da Ankara'nın yeni, üstelik "Sahne Ankara" gibi şahane bir sahneye kavuşturulmasını çok desteklediğim için katkım olmasını istediğimden.  Ben burada yargılanan ve bir mahkeme kararına karşı çıkıp çıkmadığı irdelenen jet pilotu sanığın avukatını oynuyorum.  Oynadığım karaktere inanıyorum ve kazanan olmayı istiyorum...

Tiyatroya yeterince seyirci gelmiyor deniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben 32 senedir profesyonel olarak sahnedeyim.  Tabii ilk yıllarımla kıyasladığımda seyirci sayısında düşme görüyorum.  Yalnız hayat şimdi çok daha zorlaştı, insanların kendine ayıracak vakti azaldı, üstüne bir de mutsuzluk ve ruh yorgunluğu.  Ama iyi oyun yaparsanız bu negatif etkenlerin sıralamada daha aşağıya kaydığını görürsünüz. İş iyi olabilmekte.

 

 

Eğitim mi, yetenek mi?

İKİSİ DE... Biri olmadan diğeri her şeyi karşılamaz...

 

 

Ailenizde oyuncu var mıydı?

Benden sonraki kuşakta var

 

Siz nasıl bir izleyicisiniz? Oyunu izlerken nelere dikkat edersiniz? Oyunda neler ararsınız?

Hevesli ve iyi niyetli bir izleyiciyim. Oyunu izlerken her şeye dikkat ederim.  Fakat önce doğru TÜRKÇE diyebilirim.  Oyuncunun bütün nüanslarına (nefes almasından, jestlerine ) ışığa, dekora, rejiye, seçilen kostümlere, karaktere uyumuna ve rengine... Hatta varsa dansa.  Sahnede bulunan herkesin ve her şeyin beni ikna etmesini beklerim.

 

Karakter tercihiniz var mı?

HAYIR... Oyuncu kendine kafes örmemeli.

 

Tiyatro sahnesi sizin için ne ifade ediyor? Bu kadar yoğunluğa, yorgunluğa değecek ne buluyorsunuz sahnede?

Sahne benim evim, dünyam, soluğum...  Hayatın tümünü buluyorum sahnede.  Yorgunluğun karşılığını almanın tadını buluyorum sahnede...

 

Tiyatro ile dizi oyunculuğu arasında bir fark var mı?

Bazı ayrıntıların dışında fark görmem.

 

 

Tiyatro mesaj vermeli mi? Nedir tiyatronun rolü günümüzde?

Hayır, size iyi daha kötü bir şeyi anımsatması bile yeterli ama her yaşadığımız durumun içinde gizli de olsa bir mesaj vardır...

 

 

Birlikte oynamayı istediğiniz oyuncular var mı?

EVET... Benim tiyatro Tanrıçam IŞIK YENERSU'yla aynı sahnede olmayı dilemişimdir hep.

 

Seslendirme yapıyorsunuz. Biraz dublajın püf noktalarından konuşalım mı?

Artık o kadar nadir yapıyorum ki... Püf noktası yapa yapa kendi kendine öğrenilecek şeylerdir. Tabii teknik olarak çok şey gerekir.

 

 

Seslendirme yapacak kişilerde ne gibi özellikler olmalı?

Yeterli volüm, iyi ses rengi ve tını ve DOĞRU TÜRKÇE konuşabilme özelliği olmalıdır... Oluyor mu?  HAYIR!

 

Zaman zaman kıymetim bilinmiyor diyor musunuz?

Sık sık

 

Keşkeyi ne kadar sıklıkta kullanırsınız yaşamınızda?

Eskiden epey fazla kullanırdım ama hayatı anladıkça ve bazı konuları çözdükçe daha az kullanmaya, hatta kullanmamayı hedeflemeye başlıyor insan.

 

Zaman zaman pes etme noktasına geldiğiniz oluyor mu?

Beeenn..HAYIIR!

Oyunculukta sınırlarınız var mıdır? Hiç kimse bana bu rolü oynatamaz der misiniz?

Hiç böyle bir konu aklıma gelmedi yalnız şimdi yazarken BİRDEN AA evet, kimse bana sahnede kıpırdamadan uzun süre duracağım bir rolü oynatmasın dedim .

 

Şöhret desem neler söylersiniz?

Hayatı hem kolaylaştıran hem zorlaştıran sahte ışıltı... Kimine göre göz kamaştırıcı, kimine göre göz karartıcı. İnsanın kişiliğiyle ilgili bir algı biçimi.

 

 

Yaralarınızı nasıl sararsınız?

Uyurum, ağlarım... Bazen üzerine giderim, bazen zamana bırakıp beklerim.  Bilmem, çeşidine bağlı sanırım.

 

Yaşlanmak sizi korkutuyor mu?

Yetilerimi kaybetmek, birilerine muhtaç olmak korkutuyor... Kendi işimi kendim yapabildiğim sürece yaşamak isterim... En ufak bir kayıp beni zedeler çünkü yardım istemeye alışmadım... Yapamam. Üzülürüm.

Anneler günü yaklaşıyor. Özlem Ersönmez nasıl bir anne?

Önce 2 senedir bu günü annem olmadan yaşadığımı ve çok ağladığımı söylemeliyim.  ŞÜKÜRLER olsun annem yaşıyor ama çook uzakta ve özel bir sebeple burada olamıyor. Yani bugün öncelikle ÖZLEM demek benim için. Aynı zamanda bir genç kız annesiyim, o benim gözümün içine bakar, nefesimi sayar. Hatta benim bütün hatalarımı çok çabuk siler affeder.  Sanırım beni eğitmek üzere gelmiş hayatıma güzel kızım.  Bundan sonraki satırlar onun cümleleri; "Ben hayatımı doğduğum ilk andan itibaren hep annemle geçirdim, her zaman arkamda, bana dayanak olan, her zaman her olayda kol kanat geren bir melek o, önümde bir koruma kalkanıdır. Bir evlat annesine olan sevgisini nasıl kelimelerle anlatamayacağından eminse, aynı şey benim için de geçerli. Annem benim her yanlışımı zevk alarak düzeltir. Onu asla yüz üstü bırakmak istemem.  Kah derslerimde kah hayatta verdiğim kararlarla. Annemle aramızdaki ilişkiyi daha çok abla kardeş gibi gösterebilirim. Birbirimizin her zaman yanında olup, koruyup kollarız birbirimizi. Kısacası ben Özlem ERSÖNMEZ'den başka anne istemem. Bana o yeter de artar bile ."

Olmak istediğiniz yere ne kadar yakınsınız?

Şimdiki yerimden şikâyet etmem ama daha iyi olmak hedefimdir.

 

Başarı için neler gerekli?

Fikir sahibi olmak, tabii zekâ, güzel alışkanlıklar, hayatı konuşabileceğiniz dostlar, İYİ oyunlar, İYİ oyuncular ve iyi bir kalp.

 

Mış gibi yapar mısınız?

ASLAA...YAPANDAN DA UZAK DURURUM...Hiçbir alanda sevmediğim şeydir, çünkü biri anlar ve nefret eder, sadece bir kişi olması bile bana yeter...

Dizi izler misiniz?

Hayır... TV izlemem

 

Kıyafetlerinize çok para harcar mısınız? Moda diye her şeyi giyer misiniz?

Benim alış-veriş günüm vardır (tabii hissetmekle ilgili ) öyle günlerde giysiye, özellikle AYAKKABIYA para harcarım... Moda beni çok ilgilendirmese de yeni anlayışın bana yakışan kısmından yararlanırım... Çünkü kendime has bir giyim tarzım vardır, sokaktaki herkese benzemek istemem... Moda sözcüklerden bile kaçınırım.

 

Birazda projelerinizden konuşalım.

Güzel bir yaz yaşamak.  Aklımın bir önceki mevsimden hiçbir şeyde takılı kalmamasını sağlamak. Sağlıkla... Kızımla... Sevdiklerimle... Hayatı ıskalamamak en önemli projem...

Sevgimle...

Çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik