Reklam
Reklam
istanbul escort

Mert Fırat “Popülarite şişirilmiş bir balon gibi. Her şekilde bir gün havası inecek…”

Yakışıklı oyuncu Mert Fırat ile yaptığımız güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Mert Fırat “Popülarite şişirilmiş bir balon gibi. Her şekilde bir gün havası inecek…”
Bu içerik 2765 kez okundu.
Reklam

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Biraz Mert Fırat’ın yaşam hikâyesine göz atabilir miyiz?

10 Ocak 1981 yılında Ankara’da doğdum. Altı yedi yaşıma kadar İstanbul’da büyüdüm. Sonra bir dönem Alanya, Antalya derken, tekrar Ankara’ya gelip orta okul yıllarımdan itibaren hatta ilkokul sondan itibaren, üniversite sona kadar hep Ankara’daydım. Ankara’da büyüdüm. Bir ara iki yıllığına İsveç’e gittim orada radyo televizyon okudum. 1998’de gittim. 2000 yılında geri döndüm. 2002’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi, Tiyatro bölümüne girdim. Orada oyunculuk okudum. 2006’da mezun oldum.  İstanbul’da Oyun Atölyesi’nin açmış olduğu Hırçın Kız için seçmelere katıldım. Hırçın Kızda oynadım. Ve Sonra’da Testosteron adlı oyunda oynadım. Bir yandan dizilerde rol alıyorum. Yersiz yurtsuz diye bir dizide oynadım.  Ferdi Tayfur, Şerif Sezer, Sinan Albayrak’la Halfeti ilçesinde çekimler yaptık. O dizi bir sezon devam etti. O bitince Bin bir Gece ‘ye başladım. Otuz sekizinci bölümünde girdim. İstanbul’daki hayatım dizilerle filmlerle devam ediyor.

Bu kadar çok dizinin çekilmesi niteliği azaltıyor mu? Seyirciyi ekrandan uzaklaştırır mı?

Kesinlikle uzaklaştırır. Çünkü çok fazla dizi çekiliyor ve çok çabuk eleniyor. Çabuk tüketiliyor.  Bu da normal. Çünkü günlük gazete gibi diziler. Bir sonraki bölümü insanlar sürekli takip etmiyorlar.  Dolayısıyla daha düşük prodüksiyonlu çokça deneme şeklinde oluyor diziler. Ama ben bu dönemin dizilere ve tüm sanat camiasına iyi geleceğini düşünüyorum. Nitelikli yönetmenler, nitelikli diziler, nitelikli prodüksiyonlar daha çok ekran başına gelecek ve bir eleme olacak. Eskiden daha çok izlenmeyince eleniyordu.  Şimdi artık çekilmeden önce de bir eleme yapılacak. Her dizi maliyet ve risk taşıdığı için, daha eleyerek, daha inceleyerek ekran karşısına getirecekler gibi geliyor bana. Bu dönemin bütün negatifliğinin içinde pozitif bir yan olarak görüyorum ben.

Oynadığınız rolle gerçek kişiliğiniz arasında karıştığınız dönemler oluyor mu?

Yok.

Bir projeyi kabul ederken nelere dikkat edersiniz? Para bu kabulde nasıl bir rol oynar?

Paranın projenin niteliğiyle çok ilgisi var bence. Ben henüz paramı alırım işimi alırım mertebesine gelmedim.  Gelmekte istemiyorum.  Dolayısıyla beni bir yere taşır mı, denemediğim bir şey olabilir mi? Diye düşünüyorum.  Oynamadığım bir rolü, daha önce senaryosu alışılmış olmayan bir filmi, yine aynı şekilde senaryosu alışılagelmemiş, tüketilmemiş, bir diziyi tercih etmeye çalışıyorum bir projeyi kabul ederken.  Bunun benim oyunculuk hayatıma bir tecrübe olacağını düşünüyorum. Seçerken ona dikkat ediyorum.

Aynalarla konuşur musunuz?

Aynalarla pek konuşmam.

Mert Fırat yakışıklı mı?

Hayır. O noktada kendimle çok barışık değilim.  Yakışıklı bulmuyorum ama farklı buluyorum. Herkes yakışıklı, herkes güzel aslında.

Çoğu zaman oyuncular televizyonda görülmedikçe ilgi görmesi zordur. Sizce popüler olmak önemli mi?

Popüler olmak bence önemli değil. Bir oyuncunun oyunculuk gücü, yeteneği ya da çabası diyelim.  Eğer azmi karşıya iyi geçiyorsa, pozitif etki yaratıyor ve aynı zamanda istenileni verebiliyorsa, seyirciyi memnun edebiliyorsa, önemli olan budur. Popülarite şişirilmiş bir balon gibi. Her şekilde bir gün havası inecek… Oyunculuk hayatında başarı her zaman daha kalıcı oluyor.

Kimlere oyuncu dersiniz?

Gerçekten bu işe baş koyan, zaman ayıran, egosunu bir kenara bırakıp, daha neler yapabilirim noktasında olan, hayatta durduğu noktada bir duruşu olan, ne yaptığını bilen, sahnede, dizide, televizyonda, sinemada, niçin var olduğunu bilen kişilere oyuncu derim ben. Ya da okul okumuş ya da okumamış önemli değil.  Şener Şen, Uğur Yücel, Münir Özkul bunlar çok iyi oyuncular. Her zaman durdukları yerdelerdi. Her zaman çalışkan ve iyi oyunculardı.

Bir oyuncunun enstrümanı vücududur derler. Siz enstrümanınızı nasıl koruyorsunuz?

Yoğunluktan dolayı enstrümanımı çok iyi koruyamıyorum.  Mümkün mertebe spor yapmaya çalışıyorum. Onun dışında iyi beslenmeye çalışıyorum. Bir diyet uzmanıyla çalıyorum. O da Ankara’da. iki üç ayda bir geliyorum, rutin diyet kontrolleri yapıyor.  Belli bir kiloda olmaya çalışıyorum. Sporcu olduğum için bırakınca ister istemez, ufak deformasyonlar oluyor. Beslenme alışkanlığından kaynaklı çabuk kilo alabiliyorum. Altı yedi yıl kürek çektim.  Elimden geldiğince beslenmeye çok dikkat etmeye çalışıyorum.  Sesime dikkat etmeye çalışıyorum. Mümkün mertebe hasta olmamaya çalışıyorum, bağışıklık sitemini korumak için çaba harcıyorum. İçki içmiyorum çok. Ne yazık ki sigara içiyorum. Onu da bırakmak istiyorum.

Biraz testosteron oyunundan konuşalım mı?

Tretyn benim rolüm. Bir magazin gazetecisi.  Oyunun içinde tam damatla gelin birbirleriyle hayatlarını birleştirecekleri noktada gelinin hayır kararıyla dönüp ilk gördüğü adam Tretyn olduğu için onu öpmesiyle başlayan tam bir kargaşanın kurban karakteri diyebiliriz. Magazin gazetecisi olduğu için orada da sadece bu sıfatla, haber toplamak, röportaj yapmak, fotoğraf çekmek için bulunuyor.  Ama ne yazık ki bir yanlış anlamayla, kendini bir kavganın içinde buluyor. Magazin gazeteciliği farklı bir şey. Canını kurtarmak pahasına çok hızlı bir şekilde ilişkiler kurup, onu tüketip başka birisiyle ilişki kuruyor. O küçük dünyanın içinde kendini var etmeye çalışıyor.

Her geçen gün eksiklerinizi keşfedip, bunları telefi etmek için bir şeyler yapıyor musunuz?

Eksiklerimi keşfediyorum. Bundan da keyif alıyorum aslında. Ben bunun bin basamaklı bir yolculuk olduğunu düşünüyorum.  Bin basamağı ben daha yeni gördüm. İki, üç basamağını belki yeni çıkabilmişimdir. Dolayısıyla eksikliği görmek beni üzmüyor tam tersine, bunu da anladım, bunu da çözmeye yaklaştım noktasında oluyor. Onları çözmek için görüp keşfetmek gerekiyor. Ben de tam o aşamadayım galiba. Eksikliğimi görüyorum, keşfediyorum.  Onarmak kotarmak için ne yapabileceğimi düşünüp, ona dair çalışmalar yapıyorum kendi kendime.

Aşk?

Aşkla aram iyi. Gayet mutluyum. Her şey iyi gidiyor yani.

Gündemde kalmak için yapılan var olma savaşlarına nasıl bakıyorsunuz?

Ucuz bakıyorum. Çok ucuz… Geçici. Tüketim toplumunun istediği, çok hızlı tükenen durum. En fazla üç gün, beş gün, bir hafta on gün konuşulup sonra, kaybolup gidecek şeyler. Gündemde kalmak için yapılan fason haberleri, ucuz şeyler olarak görüyorum.

Bazen çok çalıştığınız halde kendinizi başarısız hissettiğiniz oluyor mu?

Oluyor. Bu da aynı anda birçok şeye konsantre oluyor insan. Hepsinden de ister istemez bir tatmin yaşamak istiyor. Birçok alanda yaşıyorsunuz ama bazen istediğiniz gibi olmuyor. Evde olsun, sette olsun, okulda olsun. Bence bu sadece oyuncuların değil her meslek grubunun yaşadığı bir durum. Gazeteciye de doktorada has bir durum. Hayatın getirdiği bir şey aynı zamanda. Ama bu benim hevesimi kırmak yerine beni kamçılıyor.

Sanatla mücadele insanı canlı tutar mı?

Kesinlikle tutar. Bir oyuncuyu mücadelesi bir yere getiriyor. Durduğu yeri unutmaması bir yere getiriyor. Ne için mücadele verdiği, fikrinin ne olduğu ayakta tutuyor. Belirli bir hedefe yönlendiriyor onu. Tam da istenilen, ihtiyaç duyulan şey bu bence.

Sanat yaşamınızda neyle besleniyorsunuz?

Ben bol bol okuyorum. Fazlasıyla okuyorum. Elimden geldiğince. Yetişebildiğim oranda mümkün mertebe, romanlar, hikayeler okuyorum. Kendimce senaryolar yazmaya çalışıyorum. Mümkün mertebe diğer oyunlara gidiyorum. Onları seyrediyorum. Sinemayı yakından takip etmeye çalıyorum. Türk ve Dünya sinemasını. Bunun dışında müziğe ilgim var ama vurmalılar haricinde enstrüman çalamıyorum. Kısa zamanda öğrenmek istiyorum. Şu anda daha çok dinleyici konumundayım.  Sergilere gitmeye çalışıyorum. Bu yoğunluğun içinde fırsat buldukça.

Keşkeleriniz var mı?

Her insanın vardır. Ama benim hayatımı değiştirecek bir keşkem yok. Keşkem oyuncu olmaktı. O da yirmi bir yaşında keşke demiştim iki yıllık üniversiteyi bitirip. Keşke dedikten sonra oyunculuk okudum. Şu anda da yolun başında biri olarak devam ediyorum.

Kıskanç mısınız?

Değilim.

Yalnızlık yaşar mısınız?

Yalnızlıktan korkarım. O yüzden yaşamam. Kendime yalnız kalmak için fırsat vermem.

Bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik