Reklam
Reklam
istanbul escort

Neslihan Engin"İnsanın birdenbire kendinden bahsetmesi epey zor."

Neslihan Engin ile yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Neslihan Engin
Bu içerik 1342 kez okundu.
Reklam

 

 

 

  Söyleşi: Onur Sancak

Ben biraz Neslihan Engin’i tanımak istiyorum. Neler söylersiniz?

İnsanın birdenbire kendinden bahsetmesi epey zor, değil mi? Ben de daha ilk soruda kendimi anlatmak için sıkıntıya düşmesem de, sorular ve cevaplar ilerledikçe siz benim hakkımda fikir sahibi olsanız.. ne dersiniz?

“Ruhum Su Aldı” isimli albümünüzden konuşmak istiyorum. Biraz konuşalım mı?  Kimlerle çalıştınız. Kendi şarkılarınız var mı? Albümünüze ilgi nasıl?

Albümdeki tüm söz ve müzikler bana ait, prodüktörlüğünü de kendim yaptım. Albümde çalan müzisyenler aynı zamanda çok sevdiğim arkadaşlarım: davul ve perküsyonda Kerem Öktem, basgitarda Canberk Ünsal ve gitarda Ufuk Evcimen. Kayıtlar sırasında trompette Vecihi Akın ve çelloda Gülsin Gümüş de bize eşlik ettiler. Albümün kayıtlarını ve miksleri Alper Gemici yaptı. Aynı zamanda prodüksiyonun tamamında etkin bir rol oynadı. Sound’un şekillenmesinde ve kafamdaki müziği gerçeğe dönüştürme aşamasında çok emeği var. Albümle ilgili bana gelen yorumlar ve basında yer alan haberler beni son derece mutlu etti. Kendimi net bir şekilde ifade edebildiğim bir sanat ürünü ortaya koymak, bunun anlaşılması ve geri bildirimlerin doğru yolda olduğumu göstermesi çok sevindirici.

‘’30 yaşımdaki ruh hallerimi anlattım’’ demişsiniz albümdeki şarkılar için. Ben de sizi sahnede izleme şansını buldum. Orada da yaşadıklarımı şarkılarla anlattım dediniz. Genelde şarkıları yazarken yaşadıklarınızdan mı yola çıkıyorsunuz? Şarkılar ruh durumunuza göre hareketli ya da ağır mı oluyor.

‘Ruhum Su Aldı’ albümü tamamen yaşadığım olaylar üzerine yazdığım şarkılarla şekillendi. 30’lu yaşlarını yaşayan, şehirli her insanın yaşamış olabileceği türden hikâyeler bunlar. Sözlerdeki anlatım da zaten konuşur gibi, basit ve net. Her şarkı yazarı gibi ben de yaşadıklarımdan etkileniyorum tabii, ama tüm şarkılarımın bu konseptte yazıldığını da söyleyemem. İlk albümde bu konsepti kullanmak istedim çünkü bu hikâyeleri insanlarla paylaşmak istedim. Şarkılar ruh durumuma göre şekilleniyor evet. Ama albümde de dinlediğiniz üzere hüzünlü bir durumu, ironik bir şekilde, hareketli bir müzikle anlattığım da oluyor.

Boğaziçi Üniversitesi uluslararası ilişkiler mezunusunuz. Ve yüksek lisansınızı İTÜ MİAM (Müzik İleri Araştırmalar Merkezi) Ses Mühendisliği & Ses Dizaynı Bölümü'nde tamamladınız. Küçük yaşlarda piyano çalarak başladığınız.  Ben birazda müzik yolculuğunuzdan konuşmak istiyorum. Biraz bahsedelim mi?

Piyano çalmaya 8 yaşında başladım ve sonra bırakmadım. Lise ve üniversite yıllardına çeşitli rock gruplarında klavye çaldım. Daha sonra gitar ve akordeon öğrendim. Şarkı yazmaya 12 yaşında başladım, ama kendi sesimi duyurmaya başlamam 30’lu yaşların başına denk geldi. Evde kendi kendime çalıp söylüyordum önce çünkü sahnede önde olmak, sesimi çıkarıp insanlara şarkı söylemek konusunda garip bir güvensizliğim vardı. Üniversiteyi Boğaziçi’nde okudum, ailemin de beklentisi benim iyi bir şirkette iyi bir konumda çalışarak başarılı bir iş kadını olmam yönündeydi. Uzun süre kurumsal hayatta çalıştıktan sonra İTÜ’nün ses mühendisliği master’ına girerek kendime müzik dünyasında yön vermeye karar verdim. O noktada birçok müzisyenle tanıştım, okulda kayıt projelerinde çalıştım ve şarkılarımı ortaya çıkarmak için gereken ortam hazırlanmış oldu.

Biraz Neslihan Engin’in müzik deneyimlerinden konuşalım. Müzik adına neler yaşadınız?

Geçmişi düşündüğümde aslında birbirinden tamamen farklı iki hayatı yaşamış olduğumu görüyorum. Biri müzisyen Neslihan, diğeri de iş kadını Neslihan. İş kadını olarak çeşitli firmalarda iletişim sektöründe çalıştım, ve aslında yaptığım her işi de severek yaptım. Müzisyen Neslihan üniversiteden sonra çeşitli stüdyolarda çalıştı, Siddhartha isimli Türkiye’nin ilk psychedelic rock yapan grubunda hem sahnede hem de albümde çaldı, Candan Erçetin’le tanışarak onun stüdyo çalışmalarını yürüttü, albümlerine parça ve düzenleme yaptı, onunla sahnelere çıktı, çeşitli jingle çalışmaları yaptı, birçok kayıt projesinde ses mühendisi olarak yer aldı ve daha sonra kendi albümün yaptı. Aynı zamanda çocuklara piyano ve vokal eğitmenliği yapmakta.

Candan Erçetin’in albümlerinde yer alan şarkılarınızdan biri olan ‘’Bensiz’’in düzenlemesi de size ait.  Biraz bu çalışmadan konuşalım.

Candan Erçetin ile ‘Neden’ albümünde, ‘Yazık Oldu’ parçasının da olduğu remix albümünde ve Fransızca albümünde birlikte çalıştık. Bu albümlerde hem prodüksiyon hem de düzenleme alanında epey rol aldım. Bensiz parçası da Neden albümünde yer alıyor. Bu albümde başka parçalarda da adımı görebilirsiniz. O dönemde sahnesinde de klavye ve akordeon çaldım, turnelerine katıldım. Benim için müzik sektörünü tanıma ve anlama adına son derece verimli bir dönemdi.

“Bardan adam çıkmaz” şarkısı nın videosunuda seyrettim. Şeker bir video olmuş. Genelde sıcak klipleriniz. Yine yaşanmış bir hikâye mi çıkış şarkınız.

Evet, yaşanmış bir olaydan yola çıktım.

Ve git burdan. Benim çok beğendiğim bir şarkı. İkinci klip de ona çekildi. Ve bir piyano parçalama sahneniz var ki görülmeye değer. Biraz da bundan konuşalım istiyorum.

Klibin yönetmeni Umut Aral (kendisi Galatasaray Lisesi’nden arkadaşımdır) parçayı dinler dinlemez bu fikirle geldi: Ben parçayı çalıp söylerken artan sinirle birlikte piyanoyu parçalıyorum. Ben de bu fikre bayıldım. Gerçekten de bu parçayı yazarken birine çok sinirliydim, piyanoyu parçalama fikri değişik geldi. Antika ve hiç kullanılmaz durumda bir piyano lazımdı, bu piyanoyu bir buçuk ay boyunca aradım. Tüm eskiciler, antikacılar, hem İstanbul’da hem İstanbul dışında. Neyse ki istediğim gibi bir pert piyano bulduk, bir marangoz onu detaylıca onardı ve mükemmel bir hale getirdi. Bu klibin kamera arkası görüntülerini montajlayıp bir klip yaptık, klibi nasıl çektiğimizi bu kilpte görebilirsiniz. Benim myspace sayfam üzerinden klibe ulaşabilirsiniz: myspace.com/enginneslihan.

Ben mütevazı tavrınızı ve seyirciyle diyaloğunuzu çok beğendim. Neslihan Engin hep böyle midir?

Ben sahneyi gerçek hayattan kopuk görmüyorum. O yüzden gerçek hayatta nasılsam sahne üzerinde de öyle olmak bana iyi geliyor. Kendi şarkılarımı söyleyip kendi gerçek hayat hikâyelerimi anlattığım için sahnede de ister istemez tamamen kendim oluyorum.

Biraz da projelerinizden konuşalım. Hedeflediğiniz yer neresi?

Daha çok konser, daha çok insana ulaşmak. Bir müzisyen olarak başka ne isterim ki? İnsanların şarkılarınıza hep bir ağızdan eşlik etmesi kadar mutluluk veren az şey vardır bu dünyada diye düşünüyorum..

Kendinize yakın hissettiğiniz müzisyenler var mı?

Yabancı müzisyenler ve gruplar arasında Tori Amos, Fiona Apple, Kate Bush, Elliott Smith, Morrissey, Jeff Buckley, Nick Cave, Led Zeppelin, The Doors, The Killers, Interpol, Songs Ohia, Violent Femmes, Dresden Dolls, Kings of Leon ve The Black Keys, klasik tarafta Bach, Beethoven ve Erik Satie, Fransızlardan Mono Solo, Les Negresses Vertes, o kadar çok isim var ki, ilk etapta hemen aklıma gelenler bunlar. Türk müzisyenlerden Bülent Ortaçgil, Jehan Barbur, Duman, Seha Can, Korhan Futacı gibi isimler de takip ettiklerim arasında.

Müzik dışında neler yaparsınız?

Kendi müzik çalışmalarım dışında özel bir sanat okulunda çocuklara piyano ve vokal eğitmenliği yapıyorum, hafta boyunca epey vaktimi alan bir iş bu. Kalan zamanlarda bol bol film seyrederim, konserelere giderim veya birşeyler okurum. Sporu düzenli bir hale getirmeye çalışıyorum. Dostlarla vakit geçirmek de benim için çok önemlidir.

Ben sıcacık sohbetiniz için çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim. Ankara’da tekrar görüşmek üzere..

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik