Mahir Günşıray “ kendime göre prensiplerim, doğrularım, yanlışlarım vardır. bunları sorgulamakla geçiriyorum zamanımı “

Usta oyuncu Mahir Günşıray ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Mahir Günşıray “ kendime göre prensiplerim, doğrularım, yanlışlarım vardır. bunları sorgulamakla geçiriyorum zamanımı “
Bu içerik 1937 kez okundu.

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

 

 

Mahir Günşıray’ın yaşamında yolculuk yaparsak nelerle karşılaşırız?

Yolculuk altı yaşında ilk filmimle başlıyor. Benim aslında oyunculuk anlamında kırkıncı yılım. Bazılar ellinci yıllarını kutluyorlar. Arada boşluklar veriyorlar tabi, ben de boşluk verdim ama altı yaşımda başladım. Kırk yıllık bir oyunculuk serüvenim var. Kırk yıl oyunculuk adına hep kendimi geliştirme adına bir sürü işler yaptığım bir süreçtir.

Yaşam kıyıların aynalara bıraktığı derin bir boşluktur. Büyülü aynalarda kırılan umutlarınız oldu mu?

Kuşkusuz bütün bir hayat zaten kırılganlıklar umutların kırılması yeniden umutlanmalar, yenidene kendini hayata hazırlamak onunla mücadele etmek, kimi zaman bundan bıkmak, sorgulamak kendi kendisiyle hesaplaşmak. Bununla geçiyor zaman.

Oyuncu olmaya yönelmek öncelikle azınlık olmayı göze almaktır. Oyuncu azınlığın bir üyesidir. Ve aldığı haz dışında hiçbir çıkarı yoktur. Sizce de günümüzde oyuncu bir azınlık mıdır?

Hiç değildir bence. Oyuncu olmak ayrı bir güç, vasıf ve bir kahramanlık gerektirmeyen bir şeydir. Herkes oyuncu olabilir. En azından herkes sahnede ya da sinemada oyuncu olup işe yarar bir hale gelecek kadar oyuncudur. Ama kimisi daha iyi oyuncu olma yollarını bulmuştur. Daha doğrusu doğduğu zaman ki yeteneklerini oyuncu ve insan özelliklerini kaybetmemiştir. O yüzden oyuncunun bu anlamda çok ayrı bir yerde durması yalnızlık ya da ötekilik kavramlarıyla eş değerde tutulmasını ben doğru bulmuyorum. Ayrı bir yerde tutulmasını, ayrı bir yere konulmasını ben doğru bulmuyorum.

Bir oyuncunun seyirciye sorumluluğu var mıdır?

Kuşkusuz var. Bu toplumsal bir sorumluluktan öte onları anlamaya çalışmak, seyirciyi anlamaya çalışmak ve onlardan bir şeyi öğrenme sorumluluğu vardır. Her şeyden önce onlara bir şey öğretmek sorumluluğu değil tam tersi öğrenme sorumluluğu vardır ki bu aslında oynayanla seyreden arasındaki ilişkiyi bir alışverişe, bir paylaşıma götürecek en önemli kilit noktadır.

Uzun zamandır ortalarda yoksunuz, bu arada neler yaptınız?

Tiyatro oyun evi bu sene onuncu yılında. On yıldır tiyatro yapıyorum. Tiyatro oyun evinde hem Türkiye’ye hem de yurt dışına turneler yapıyoruz. Ortalarda yoksunuz derken her halde dizilerde yoksunuz demek istiyorsunuz. Tiyatroda para kaybetme sevdasındayım. Şimdi çok para kaybettim. Biraz kazanıp tekrar tiyatroya dönmeyi düşünüyorum. Dönmeyi derken hala tiyatro yapıyorum da o parayı tiyatroya döndürmeyi düşünüyorum.

Biraz da oyununuzdan bahsedelim. Oyununuza gösterilen ilgiden memnun musunuz?

Çok memnunum. Olağan üstü bir metin. Çok güzel bir metin. Benim açımdan da hikâye anlatıcılığımın Hasan Ali Topbaş’ın dilinde tekrardan hayat bulması. Seyircinin ne düşündüğünü anlamak çok zor. Fakat ilişkimizden çok memnunum.

Sinema filmi projeniz var mı?

Yok. Şu anda yok.

Bazen kendinizi çok yalnız hissettiğiniz oluyor mu?

Sık sık tabi.

Sanatçılar sevgi açlığı yaşıyor mu?

Yaşıyor bence. Bir anlamda aslında sanatçının kendini var ediş nedenlerinden bir tanesi biraz önce dediğim paylaşım var ya başkalarıyla paylaşım çok önemli bir şey. Bunu sadece sanatla değil birlikte yemek yerken de yapabilirsiniz. Sanat bunun başka bir yolu bence.

Olaylar karşısında güçlü müsünüz? Onurum ve gururum her şeyin önünde diyor musunuz?

Onur ve gurur sözcüklerini çok büyük ve iddialı buluyorum. Herkesin kendine göre bir onuru ve gururu vardır. Bunu böyle ülkemizin gururu ve onuru gibi büyük kavramlarmış gibi düşünmemek gerekir. Daha majör düşünen bir insan değilim daha minör düşünen bir insanım. Kendime göre prensiplerim ve doğrularım, yanlışlarım vardır. Bunları sorgulamakla geçiriyorum zamanımı.

Bazı şeyleri yoğun yaşar mısınız? Bu yoğunluk zaman zaman sizi pişmanlığa götürdü mü hiç?

Ben genellikle açık davranan birisiyim. Sanırım zaman zaman bu türlü yaşamak daha çok kırgınlığa neden olabiliyor.

Bir oyuncu ne gibi fedakârlıklar yapıyor?

Oyuncu fedakârlıklar yapmalı. Ne kadar yapıyor konusu kişiden kişiye değişiyor. Oyuncu çok fedakârlıklar yapmalı çünkü oyunculuk disiplini başka bir hayat. Okuduğunuz şeylerle, yaşam biçiminizle hayat bakışınızı geliştirmek sorumluluğuyla birlikte bir oyuncu olarak bir kere her şeyden önce yorumcu olmak zorundasınız. Bir eseri yeniden hatta yorumlarken, yeniden yazarken yeniden okumayla oluştururken kendi iç dünyanız, kendi yaşam anlayışınız olmazsa bu yorum eksik kalır. Tek boyutlu kalır.

Sanat dünyası vefasız mıdır?

 Sanat dünyası her zaman karışık dünyadır. Sanatçılar zor insanlardır. Aralarında zaman zaman geçimsizlikler olur tabi ki, vefasızlıklar olur. Ama kimi zamanda kenetlenirler birbirlerine, severler birbirlerini ama her toplumun kendine göre dinamikleri vardır. Ülkelerine göre de değişir. Tabi ki duygusal insanlardır. Çabuk kırılırlar. Çabuk tepki gösterirler. Zaman zaman çok akıllarını kullanarak böyle rasyonel bir biçimde düzgün bir biçimde yaklaşım içinde olmaları zordur. Ani duygusal ki doğru bence açık düşüncelerini verebilirler.

Oyunculuk insanlara büyük paralar getirir mi?

Türkiye’ de zor tabi. Ama yabancı ülkelerde oyunculuğun sanatın geliştiği demeyim de daha dünyaya yayılabileceği, satılabileceği yerlerde oyunculuktan çok iyi para kazanmak mümkün. Belli sektörlerde de oyunculuktan çok iyi para kazanmak mümkün.

Benimle bu dakikaları paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Sağ olun ben teşekkür ediyorum size.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik