Reklam
Reklam
istanbul escort

Emre Basalak ”Sevdiğiniz mesleği yapıyorsanız hiçbir zaman çalışmamışsınız demektir.”

Deniz Yıldızıyla tanıdığımız Emre Basalak ile yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Emre Basalak ”Sevdiğiniz mesleği yapıyorsanız hiçbir zaman çalışmamışsınız demektir.”
Bu içerik 1288 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

 

Biraz Emre Basalak’ın yaşam öyküsünü dinleyelim mi?

 Otuz dört yaşındayım.  İstanbul’da doğdum.  Hacettepe Üniversitesi Devlet konservatuarını, 2002 yılında bitirdim. Aynı okulda hocalık yapıyorum. Eskişehir, Şehir tiyatrolarında sekiz dokuz senedir, oranın sanatçısı olarak çalışıyorum. Evliyim. Çok güzel, tatıl bir köpeğim var. Oğlum var demek isterdim, değil. Ama o benim oğlum. Hayatımda çok önemli bir yerde. Çocukluğumdan beri hayal ettiğim mesleği yapıyorum. O yüzdende çok mutluyum. Konfüçyus’un çok güzel bir lafı var. Derki, ”Sevdiğiniz mesleği yapıyorsanız hiçbir zaman çalışmamışsınız demektir.” Hakikaten ben öyle hissediyorum. Tiyatroya ilk başladığım zamanlar, bana tiyatro yaptırıyorlar birde bana para veriyorlar diyordum. İçinde olmaktan çok mutlu olduğum bir işi yapıyorum. Farklı kollarını da yapıyorum. Hocalık tarafı, reji tarafı, yönetmenlik tarafı, oyunculuk tarafı, bütün bunlar beni çok mutlu ediyor.  Naçizane bir şeyler yazıyorum. Ödüllü bir oyunum var. Oyun da yazıyorum bir taraftan. Yazdığım oyunların ana kollarını yapmaya çalışıyorum. İleride hatırı sayılır biri olmak isterim elbette. Emre Basalak’ın hedefi de, hayalide, geçmişi de aşağı yukarı böyle bir şey.

Diziye yeni katıldınız. Dizi size bir şeyler kattı mı?

Altı ay falan oldu diziye başlayalı. Bir şeyler katmaz olur mu? Birincisi insan tanıdım. Bu çok önemli bir şey benim hayatımda. Hayatı hoşgörü, emek, hak üzerine kurulmuş biriyim ben. Öyle bir aileden geliyorum ben. O yüzden insan tanıdım. Bu çok mutluluk verici bir şey. Tanıdığım insanlarla iş yapma lüksüm oldu. Normal şartlarda benden çok uzakta bir karakteri oynuyorum ben. Hem tip olarak çok farklı hem de yapı olarak çok farklı.  Karakteristik özelliklerimiz birbirimizden uç noktalarda farklı. O yüzden de mutluyum. Oyunculuğuma çok şey kattığımı söyleyebilirim. Dediğim gibi başka taraflarımı görüyorum bu rolle. Bu da çok keyifli oluyor.

Rolünüzden konuşalım birazda.

Volkan Anadolu delikanlısı. Efendi mert ağır başlı birisi. Ama ben karakteri karakter yapan şeylerin başında onun hatalarının olması gerektiğine inananlardanım. Volkan’ın da hataları var. Yanlışları var. Agresif tarafları var. O da onu karakter yapıyor aslında. Hiç kimse safiyane baştan aşağı iyi değildir. Herkesin kötü tarafları da vardır. Volkan’ında kötü demek doğru olmaz belki ama çok hoş olmayan tarafları var. Tasvip edilemeyecek tarafları var. O yüzden de etiyle buduyla bir karakter olmasına gayret ediyorum. Sevdi mi çok seven, büyüklerine saygılı, sevdiği için canını ortaya koyabilecek kadar sevgi dolu bir adam. Ama biraz gözü kara. O yüzdende biraz yanlış yapabiliyor. Ben şimdiye kadar oynadığım bütün rol kişilerini çok sevdim ve sahiplendim.  Ve çok kavga ettim onunla. Volkan’la da zaman zaman kavga ediyoruz.

Bu rol tanınmanızı sağladı mı?

Yaşım itibariyle tiyatro camiasında az çok tanınan biriydim zaten. Ama dizi sizi daha popüler yapıyor. Sokakta daha çok insan tanımaya başlıyor. Dizinin çok izleniyor olması tabi ki popüleriteyide birlikte getirdi. Bir oyuncu olarak size yeterli mi diye sorarsanız, hiçbir zaman hiçbir şey benim için yeterli değil. Her zaman daha fazlasını isteyeceğim hayatım boyunca. Gittikçe daha keyifli hale geldiğine eminim. Başlarda çok itici gelmiş olabilir Volkan, çok agresif girdi diziye. Gittikçe çok keyifli hale geldi. Siz de role alıştıkça,  çok daha keyifli bir hale geliyor. Bir oyuncu olarak kısmen yetemeye başladığını söyleyebilirim ama bana hiçbir şey kolay kolay yetmez.

Şöhret?

Çok tanınıyor olduğunuzda tabi ki egonuz okşanıyor, mutlu oluyorsunuz. Bundan keyif alıyorsunuz. Sokakta insanın sizi tanıyor olması keyif veriyor bir oyuncuya. Tiyatro için de faydalı olduğunu düşünüyorum ben. Tanınan simaları görmek için, tiyatroya gelen bir izleyici kitlesi de var. Aslına baktığınızda tiyatroya bir kişi daha kazandırıyor. Sadece diziden tanıdığı için hayatında ilk defa tiyatroya giden insanlar var. Dolayısıyla tiyatro için bir artıdır bu. Hepimizin aşık olduğu sevdiği tiyatroyu, hala yaşatabiliyor olması,  televizyona bağlı, televizyonun da hakkını yemeyelim. Çok artısı oluyor.

 Ben Eskişehir’de yaşıyorum. Eskişehir şehir tiyatrolarında oyuncuyum sekiz dokuz senedir. Orada şehirde müthiş bir tiyatro izleyicisi var. Her altı kişiden biri tiyatro izliyor. Orada tiyatrodan insanların sizi tanıyor olması müthiş bir şey. Sokakta insanların bir pop star gibi sizinle fotoğraf çektirmeleri, imza almaları, önceden yaşadığım bir şeydi. Şimdi diziyle bu Eskişehir’in dışına da çıkmış durumda. Zaman zaman beden diliyle iletişim seminerleri veriyorum. Türkiye’nin birçok iline gidiyorum, geliyorum. Başka yerlerde de aynı ilgiyi görünce insan çok mutlu oluyor. Kimse bunun aksini söyleyemez.

Tanınmak kimliğinizi değiştirir mi?

Değiştirmez. Niye değiştirsin. O biraz da sizin kişiliğinizle ilgili. Bugün ben bu diziden ayrılsam, yeni bir projeye başlayana kadar insanlar beni hatırlamazlar bile sokakta. Bu geçici bir şey zaten. Bunu çok da büyütmenin bir manası yok. Keyifli olduğu doğru ama çok önemli değil benim için. Beyaz cam o kadar enteresan bir yer ki, çok hızlı çeviriyor çarkını. Siz de o çarkın içinde kaybolup gidebilirsiniz. O yüzden bunu belli bir noktaya kadar önemsemek, kendi kişiliğinizle, kendi karakterinizle çok fazla oynatmamanız lazım.

Kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?

Ben kendini yakışıklı bulanlardanım. Ben kendini beğenenlerdenim, sevenlerdenimdir. Çok severim kendimi. Kendini beğenmişlik noktasında değildir. Sahnede ve ekranda çirkin olmaktan da hayatım boyunca korkmadım. Kimi oyuncu çirkin görünmekten çok korkar. Çirkin görünmemek için çok uğraşır. Ben de aksine, rol onu gerektiriyorsa çirkin olmayı çok severim. Mümkün olduğunca itici olmayı da çok severim. Volkan karakteri çok yakışıklı bir karakter değil. Dolayısıyla saçımı ona göre yapıyorum, duruşumu ona göre yapıyorum. Ben çok başka bir adam oluyorum. Seminerlerin dışında takım elbise giymemişimdir. Ama volkan karakteri yirmi dört saat neredeyse takım elbise ile geziyor. Saçlarını yana yatırıyor. Çok daha mülayim bir hal alıyor. Kendimi hoş bulurum ama sahnede de, ekranda da çirkin olmaktan hiç korkmam.

Yaptığınız en çılgın şey neydi?

Karıma ettiğim evlilik teklifi. Oyun sırasında sahneden ettim. Belki yapılış anı olarak çok çılgınca değildi ama sonuç olarak hayatımızı değiştiren bir karar verdik. Herkesin önünde ve sahneden yaptım. Holdun Dormen’in yönettiği,” Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu” isimli oyunda başrol oynuyordum ve oyunun finalinde karıma evlilik teklif ettim. O da hiç beklemiyordu.

Duygusal mısınız?

Çok. Duygusalımdır, romantiğimdir. Ama romantizmi çiçekler, böcekler şekliyle yaşayanlardan değilimdir. Romantizmi asıl sürprizlerde arayanlardanım ben. Hayatı sürprizli kıldığımız zaman keyifli oluyor. Eğer romantizm buysa romantiğim o zaman. Duygusal olmayan birisinin de sanatın ucundan kıyısından bir şey yapabileceğine çok inanmıyorum. Ben hem yazmaya, hem oynamaya hem de yönetmeye çalışıyorum. Tüm bunları yaparken eğer duygularınız çok yer teşkil etmiyorsa, yaptığınız işin pek de bir anlamı kalmıyor.

Diziye devam edecek misiniz gelecek sezonda da?

Ben mutlu olduğum sürece, ekip de benden mutlu olduğu ve vaktim olduğu sürece devam etmek istiyorum.

Çok fazla dizinin çekilmesine nasıl bakıyorsunuz?

Bir çok insan ekmek yiyor, set işçisinden oyuncusuna kadar. O yüzden önemli.  Dünyanın bir çok yerinde dizi furyası olur. Türkiye beni şaşırttı, Türk seyircisi dizilerine sahip çıktı. Bu da sektör halini almaya başladı.

Hedefleriniz neler?

En büyük dileğim arka arkaya birkaç iyi sinema filminde oynamak. Çok sevdiğim çok inandığım yönetmenler var.  hedefim daha fazla, daha iyi, daha büyük şeyler yapmak…

Aynı filmde oynamak istediğiniz isimler var mı?

Ayşe Gruda’yla karşılıklı oynamış olmak çok mutlu etti beni, Çetin Tekindor’da öyle, onunla da karşılıklı oynamak beni mutlu etti. Çok zor ihtimal olan biri var,  çocukluğumdan beri hayranım, tiyatroya başlama sebeplerimden biridir, Metin Akpınar, çok isterdim onunla birlikte oynamak. Bir gün belki olabilir. Tiyatro yapmadığı için zor geliyor. Belki beyaz cam da karşılıklı oynayabiliriz.

Beğenmediniz bir yönünüz var mı?

Biraz hoşgörülü bir adamım. İpleri kopardığım zaman geri dönüşü olmayacak şekilde koparıyorum. Biraz o sıkıntı veriyor. Çünkü hayat o kadar keskin çizgilerle çizilmiş, sınırları belli olan bir şey değil. O yüzdende bu kadar net, kesin kopuşlar yaşamamak gerekiyor. Yaş geçtikçe daha iyi anlıyor insan. Beğenmedim yönüm kestirip atmak.

 Çok teşekkür ediyorum bu güzel sohbet için.

Ben teşekkür ediyorum. Çok keyifliydi.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik