Reklam
Reklam

Ferdi Akarnur“Türkiye de şöyle bir alışkanlık var. Bir dizi tuttuğu zaman herkes aynı diziyi yapmaya çalışıyor. "

“Türkiye de şöyle bir alışkanlık var. Bir dizi tuttuğu zaman herkes aynı diziyi yapmaya çalışıyor. Şimdi mafya dizisi tuttu, bakıyorum her dizide bir mafya var. İşte adamlar öldürülüyor, silahlar çekiliyor, Türkiye deki bazı olaylar mafya vari olaylar işleniyor. Ben o dizilere pek bakmıyorum. Çünkü o dizilerin eğitici yanları olduğunu düşünmüyorum. Gençlere kötü örnek olduklarını düşünüyorum. Bunun örnekleri var. Ben mesela televizyonda sekiz on çocuğun kaçtığını duydum. Biz mafya olmaya gidiyoruz demişler. Dizideki isimleri veriyorlar. Ben şu olmak istiyorum, ben bu olmak istiyorum. Bu kötü örnek. İyi örnek değil”.diyen Ferdi Akarnur ile yaptığımız güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Ferdi Akarnur“Türkiye de şöyle bir alışkanlık var. Bir dizi tuttuğu zaman herkes aynı diziyi yapmaya çalışıyor.
Bu içerik 1508 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Bize biraz Ferdi Akarnur’ un hikayesini anlatır mısınız?

Nerden başlasak. Samsun’ luyum. Samsun’ da doğdum.Amatör tiyatro olarak da Samsun da başladım. Samsun Oda Tiyatrosu. Biz o zamanlar TÖS Öğretmenler derneğiyle beraber, ortaokulda okuyordum. Tiyatro kurduk. Tiyatro işleme başladım. İlk oyunumuzda “Buzlar Çözülmeden” di. O zaman lise dönemindeydim. “Buzlar çözülmeden” di. 1966 yılında Ankara ODTÜ’ de amatör tiyatrolar festivali yapılıyordu. O zaman orada en iyi erkek oyuncu seçilmiştim. Bu işe başladım. Avni Dilligille beraber profesyonel yaşamım 1966’ da başladı.

Ferdi Akarnur bunca sanat yaşamında yapmak istediği her şeyi yapabildi mi?

Allaha çok şükür. Ben hep en iyi tiyatrolarda büyük tiyatrolarda çalıştım. Her hangi bir şey yok. Güzel tiyatrolarda oynadım. Tiyatro oyuncusunun isteği ne olabilir ki. Güzel roller oynadım.

 

Bir projede yer alırken nelere dikkat edersiniz?

Önce projenin sahibiyle çok iyi olmam lazım benim. Onu çok sevmem lazım çünkü sanat üretmek, üretken olmak, ortamın çok iyi olması, ortamı sevmemiz lazım. Bu bir ekip işidir. Bu ekibin uyumlu olması çok önemli. İnsanlar uyumlu oldukları taktirde çok üretken oluyorlar. Ben ona dikkat ederim. Projenin güzel bir proje olmasına bakarım. Eskiden öyle bir şansımız yoktu. Mesela ben on iki yıl Levent Kırca’ yla çalıştım, Yasemin Yalçın’ la çalıştım, Lale Oraloğlu’ yla çalıştım, Avni Dilliğil’ le çalıştım. Belki siz tanımazsınız ama Avni Dilliğil Hamlet’ i dünyada en iyi oynayan beşinci adamdı. Hocadır. Ben onun öğrencisiyim zaten. Dört buçuk yıl şuan da Çiçek Dilliğil var oyuncu, onun babası. Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilliğil’ in babasıydı. O benim hocamdı. Ben onun yetiştirdiği öğrencisiyim. Projeyi sevmem çok önemli tabii.

 

Hep istediğiniz projelerde mi yer aldınız? Maddi kaygıyla bir projenin içinde yer aldınız mı?

Eskiden öyle bir şey olabilirdi. Ama şimdi öyle maddi bir kaygımız olmadığı için artık seçici davranıyoruz. Mesela bu tiyatroda da Asuman benim çok iyi arkadaşım. Çok seviyorum kendisini. Böyle bir ortamda, böyle bir zamanda Türkiye’ de tiyatro yapmak yürek ister. Böyle bir yürek bir bayanda varsa onu kutlamak gerekiyor. Benim zaten ilk söylediğim, senin paran mı çok, aklın mı yok dedim. Çünkü tiyatro yapmak şu ortam da çok zor iş. Sayın Haldun Dormen’ de öyle söylemiş. Oyunumuzun yönetmeni aynı zamanda. Demek ki aklın yolu bir. Onun için Asuman’ nın yanında ben ne olabilirim. Tiyatro benim için şuan da sadece çok sevdiğim bir iş. Ekonomik olarak bana bir getirisi yok.

Çocuklar Duymasın dizisi oldukça uzun soluklu bir dizi oldu. Siz bu başarıyı neye bağlıyorsunuz? Hak etti mi bu kadar başarıyı?

Bence daha fazlasını hak etti. Çünkü Çocuklar Duymasın çok iyi bir öyküydü. Sağlam bir hikayeydi. Türkiye de bugünkü herkes çoluğuyla çocuğuyla, babasıyla dedesiyle, annesiyle kız kardeşiyle oturup rahatlıkla izleyebileceği ve oldukça da çocukları eğiten bir diziydi. Birol bey bu hikayeyi çok güzel yakalamıştı. İkincisi ekip çok iyiydi. Çünkü onun çok başarılı olması lazım.. Dizi de ve tiyatro da başarının yüz de elli si kostüm, oyuncu seçimi ve tiplerin oturmasına bağlıdır. Biz orada  başarıyı da yakalamıştık  çünkü bu iş bir bütün. Yazarıyla, oyuncusuyla, yönetmeniyle, dekorcusuyla, ışıkçısıyla hepsinin bunda katkısı var. Perde arkasının kahramanları da var. Tabi sadece ekran önünde görünen kahramanların arkasında da otuz kırk kişi var. Onlar çalışıyorlar. Bu işin bir de mutfağı var. Orada biz onu yakalamıştık.

Son dönemde çok fazla dizi yapılmaya başladı. Gerçekten nitelikli mi diziler?

Türkiye de şöyle bir alışkanlık var. Bir dizi tuttuğu zaman herkes aynı diziyi yapmaya çalışıyor. Şimdi mafya dizisi tuttu, bakıyorum her dizide bir mafya var. İşte adamlar öldürülüyor, silahlar çekiliyor, Türkiye deki bazı olaylar mafya vari olaylar işleniyor. Ben o dizilere pek bakmıyorum. Çünkü o dizilerin eğitici yanları olduğunu düşünmüyorum. Gençlere kötü örnek olduklarını düşünüyorum. Bunun örnekleri var. Ben mesela televizyonda sekiz on çocuğun kaçtığını duydum. Biz mafya olmaya gidiyoruz demişler. Dizideki isimleri veriyorlar.  Ben şu olmak istiyorum, ben bu olmak istiyorum. Bu kötü örnek. İyi örnek değil.

 

Sinema filmi projeniz var mı?

Yok. Sinema filminde de oynadım. Mümkün olunca çağırılınca oynuyorum. Ama daha çok dizi ağırlıklı çalışıyorum. Yine yeni bir dizi var onu çalışıyoruz. TRT de yeni bir dizi.

Peki, başarısızlık sizi ne kadar korkutur? Toparlanmanız uzun sürer mi?

Başarısızlık her oyuncuyu korkutur. Çünkü bu kişiselden topluma geçer. Benim oyunda bireysel başarımın yanında, arkadaşlarımın başarısı,oyunun başarısı da önemli. Oyunun seyirciler tarafından başarılı olması, bunlar bir zincirin halkaları gibi tabi etkiler. Ben bu oyun başarılı olsun isterim.

 

Peki, şimdiki oyuncuları nasıl buluyorsunuz? Manken ve şarkıcı oyuncular yer alıyor dizilerde. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Ben kabiliyeti olan herkesin oynamasından yanayım. Manken de olabilir, o da olabilir, bu da olabilir. Ama şöyle bir şey var. Denetim mekanizmasının olması gerekir.ve ya Yunanistan da ki gibi burada da herkesi oynatma şansınız var. Yani isterseniz bu oyunda bana yer gösteren arkadaşımı da çıkartıp oynatabilirsiniz veya dışarıdaki arkadaş ben de oynayayım mı dediğinde hadi gel oyna diyebilirsiniz. Ama Avrupa veya dışarıda bunu yapamıyorsunuz. Çünkü bir sendika var. Buna engel oluyor. Yoksa herkes oynayabilir. İlla okuldan olması gerekmiyor. Bu işin mutfağında da bir hazırlık yapmak lazım. Böyle pat diye çıkıp olmuyor yani.

Neden fiziki güzelliği olmayan ama yetenekli olan kişiler ikinci üçüncü rollerde oynuyor? Başrol için yakışıklılık ve güzellik önemli mi?

Hiç ilgisi yok. Baş role bağlı. Baş rol çok güzel bir kadındır. Ama çok güzel ve yetenekli bir oyuncu bulmak zorundasınız. Ama baş rol altmış yaşındadır, altmış yaşında birisini bulmak zorundasınız.  Tipe göre insanı bulmak gerekli. Yoksa insana göre tip yaratmak değil. Karakter neyi gerektiriyorsa, o oyuncuyu bulmak gerekir. O oyuncu yaşlı olabilir, genç olabilir, yakışıklı olabilir, çirkin olabilir.

Bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Estağfurullah ne demek, sizde bana böyle bir şeyi layık gördünüz. Ben size teşekkür ederim.  

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik