Reklam
Reklam

Muzo “ Radyoda ki programıma bakarak insanlar bana yaklaşmaya çalışıyorlar. Sıcak bir insan değilim. Soğuk bir insanım.”

Radyocu Muzo ile yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Muzo “ Radyoda ki programıma bakarak insanlar bana yaklaşmaya çalışıyorlar. Sıcak bir insan değilim. Soğuk bir insanım.”
Bu içerik 1342 kez okundu.
Reklam

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

 

 

Muzo’dan biraz bahseder misiniz?

Otuz yedi yaşında bir adamın kendisinden bahsetmesi çok zor. Hangi yönümden bahsedeyim. Şimdi ki sahnedeki adamdan mı, gerçi aslında çok da fark yok. Sahnede ki adam, radyoda ki adam, evdeki yaşantımda biraz fark var. Radyodaki programa bakarak insanlar bana yaklaşmaya çalışıyorlar. Sıcak bir insan değilim. Soğuk bir insanım. Daha doğrusu çok seçici bir insanım. Herkesle pek arkadaşlık kurabilen, yakın davranabilen bir insan değilim. İnsanları pek sevemem. Ön yargılıyımdır insanlara karşı. Zarar gelirmiş gibi yaklaşırım. Samimiyet anlamındaysa aynı samimiyettir. Normal birebir konuşmalarımda nasıl konuşuyorsam radyoda da öyle konuşurum, sahnede de öyle konuşurum. O anlamda yakın bir adamımdır. Art niyeti fazla olmayan ilk izlenimleri insanların benim için doğrudur.

Radyo programlarında bazı dj ler saldırgan, bazıları daha cinselliğe yönelik konuşuyorlar. Gerçekten farklı olmak gerekiyor mu dinlenmek için?

Tabi. Yani sadece dinlenmek için değil insan olarak da farklı olmanız gerekiyor. Bu mesleği yapmanız açısından değil, doktor olsanız da farklı bir doktor olmanız gerekir, tuhafiyeci olsanız da farklı bir tuhafiyeci olmanız gerekir. Yaptığınız işi çok iyi yapmanız diğer rakiplerinizden daha farklı olmanız gerekir ki daha akılda kalasınız. İnsanlar sizi tercih edebilsin. Ama benim programlarımda mesela o saldırgan yanım zaten hayatta da öyle olmamdan kaynaklanıyor. Hayatta küfür etmemden kaynaklanıyor. Hayatta sokağa çıktığınızda şiir okuyacağınız insanlarla karşılaşmıyorsunuz herhalde. Bu ülke insanı ya manyak yapıyor ya da bir şey yapıyor mutlaka. Yayında da söylüyorum. Ben üniversiteye hazırlanan ya da üniversite de okuyan öğrenciye bazen öyle bir şey soruyorum ki, işte geçenlerde papayı sordum Venedik’in kralı dedi. Yani o insanlar küfür etmeden duramıyorum. Benim çocuğumda onu dese yarın öbür gün yine küfür yer. Farklı olmak için yapılmış bir şey değil.

Biraz da radyo programlarınızdan konuşalım. Dinleyici kitleniz kimlerden oluşuyor?

Bu tür programlarda farklı olmak gerekiyor mu?

Çok geniş bir kitle dinliyor. Yani hakikaten bazen hiç ümit etmediğim hiç ummayacağım insanlar da dinliyor. Ben radyo programlarıma konuk alan bir adam değilim. Başkalarının konukları geldiğinde farkına varıyorum. Yıllar önce bir gün bir laf söyledim ertesi gün Ertuğrul Özkök ‘ten tepki geldi. Bir gün Pakize Suda çok severek dinlediğini söyledi. Bekir Coşkun’ dan bir mail geldi. Çok farklı. Radyo öyle bir macera. Siz konuşuyorsunuz birçok kişi sizi dinliyor. İnsanlar size ulaşmak zorunda değil. Pasif bir dinleyici kitlesi var. Bekir Coşkun mesela çok sevdiğim bir adam. Bana ulaşma gibi bir zamanı olmayabilir. Genelde de olmaz. Çok farklı bir kitle var. Öyle bir hedef kitle seçmedim. Sadece gece benim söylediklerimi doğru bulan o ki saati keyifli geçirmek isteyen herkes dinleyebilir.

 

Başka bir dj’yi  taklit ettiğiniz oldu mu? Yoksa Muzo ilk günden beri kendi gibi miydi mikrofonların önünde?

Olmadı. Neden olmadı? Belki olabilirdi. İki üç yıl önce çıkmış olsaydım. Ben 1993 yılının sonunda bu işe başladım. TRT radyolarından başka hiçbir radyo yoktu. Türkiye de özel radyolar 1993 sonunda açıldılar. Biz özel radyoların ilk programcılarıyız. Birini taklit etme imkânımız olmadı. Zaten taklitken öte programcılara bakabiliriz. Programcıları örnek alırız ama onlar gibi programcı olamayız. Çünkü bu aynı sivil hayatta askeri hayat gibi bir şey. Bu sonuçta özel bir kurum para kazanmak gerekiyor. TRT nin öyle bir kaygısı yok ki. Özel tiyatrolar nasıl para kazanmak zorunda, devlet tiyatrosu bir liraya oynuyor hiç umurunda bile değil o tiyatro salonu parası vermiyor. Özel tiyatronun daha büyük dertleri var.  Bunun gibi bir şey. Özel radyolar da para kazanmak zorunda. TRT standartını takip edemezdik. O yüzden hiç kimseden bir öykünmem olmadı.

Diğer radyoları dinleyip onların artısını hesaplıyor musunuz? Programınızı bu artıları düşünerek değiştiriyor musunuz?

Hayır. Benim hayatta bu tür hesaplarım olmadı. Bu hesaplar devreye girdiğinde insan doğru bildiği şeyi de yanlış yapmaya başlar. Aman onlar böyle yapıyor, ona da şunu katayım, buna da bunu katayım diye. Şu saatte gireyim, şu saatte çıkayım gibi bu tür kaygılarım yok. Ama tabi ki dinleyicileri sürekli çoğaltmak elde tutmak bu doğal bir istektir. Tabi bunu düşünürüm. Ama diğer radyoları dinleyerek değil de, dinleyicilerden gelen tepkilerle yaparım. Mesala bir şey yaparım dinleyicilerin çoğu bunu beğenmez mail atarlar yaptığın şey çok kötü derler onu bir daha yapmam.

 

Radyo dinleyen çok insan var mı?

Çok insan var. Olmaz mı? Televizyon radyonun karşısında kötü bir rakip. Güçlü bir rakip. Uzun bir dönemdir de birkaç yıldır da tüm televizyonlar da binim girdiğim saatlerde dizi furyası var. Bu gerçekten çok büyük bir handikap. Televizyon tahminimce benim dinleyicilerimi almıştır. Buna rağmen ben yine bu kadar dinleniyorum. Çünkü benim annemde dahil olmak üzere her kadının her gece en az bir dizisi var. Biri bitiyor öteki başlıyor. Arada reklamlarda ötekine kaçıyorlar. Manyaklık derecesinde insanların televizyonda dizi seyretme durumu söz konusu. Özel radyolar bundan biraz fazlaca nasibini almış olabilir. Apayrı bir mecra tabi. Dinlediği zamanda insanlar çok alışıyor. Ben çocukken hatırlıyorum, hep TRT zamanında her gece gecenin içindeyi dinleyip yatardım. Küçük bir radyomuz vardı. Onunla uyurdum. O ayrı bir alışkanlıktır.

Türkiye’de pop müzik yapan o kadar çok radyo var ki, bir diğerinin kendini fark ettirmek için neler yapması gerekir.

Onları hiç bilemem. Radyo yöneticilerinin vereceği kararlar.  Yöneticilik yaptığım zaman ben bunları düşünürüm. Ama şimdi yöneticilik durumda değilim bunları düşünmem. Ben sadece kendi iki saatimi düşünüyorum.

 

Biraz da gösterinizden konuşalım? Memnun musunuz?

Çok tabi. Türkiye’de radyo programcısı olarak yedi yıl boyunca gösteri yapmış hiç kimse yok. Seyirci bazen azalır, bazen çoğalır. Bu bir istikrardır. Yedi yıl boyunca seyirciyi bir yere getirmek, sadece radyo desteğiyle, televizyondaki destek, medyadaki destek olmadan bu çok zor bir şey. İğneyle kuyu kazmak gibi bir şey hakikaten. O nedenle memnunum. Tabi gösterilerimde insanların buradan memnun gitmesi açısından memnunum. Gelen insanların, geldik yıllardır dinliyoruz, çok merak ettik hiçbir şeye benzemiyor deseler çok yaralayıcı olurdu. Zaten öyle deseler yedi yıl devam etmezdi.

Sizi neler kızdırır?

Her şey kızdırıyor. Zaten radyo programlarımdan belli. Her şey temel olarak sorduğunuz şey, bu ülkede yaşamak, gündüz sokağa çıkmak zorunda kalmak, insanlarla karşılaşmak beni çok kızdırıyor.

 

Televizyonda program yapmayı düşünüyor musunuz?

Tabi düşünürüm. Çünkü daha fazla para veriyor televizyon. Daha fazla popülarite kazandırıyor. Ama televizyoncular benimle yapmayı düşünür mü onu onlara sormak lazım. Bu kadar düzene küfreden sinirlenen bir insanım. Ben televizyon yöneticilerine bir sürü laf söylüyorum. Çünkü bu gece bir mankenle yatıp ertesi gün ona program yaptıran adamlara bunları söylediğinde sana tabi program yaptırmazlar. Çünkü baktığınızda ne yazık ki yöneticiler köşeleri kapmış yöneticilerin hepsinin ortak vasfı herhalde bu. Bazı şeyleri kontrol altına almamız lazım. Bazı mesleklerde iş yerinde taciz suçtur. Ama bizim medyada suç değil. Bırakın artı alıp sizi bir yerlere götürüyor. Diğer yerlerde insanlar mahkemelik olurken bizde alan da razı verende razı gibi bir şey.

Bazen çekilmez olduğunuzu düşünüyor musunuz? Bazen beni nasıl çekiyorlar diye sorduğunuz oluyor mu?

Çoğu zaman. Radyoyu dinleyenler değil de benimle yaşayanlar arasında denebilir.

 

Zor bir insan mısınız?

Çok obsesif bir adamımdır. Çok kuralları olan disiplinli bir adamım. Zorum.

 

Bu büyük şehirde yalnız hissediyor musunuz kendinizi?

Hayır. Sevdiğim bir ailem var. Zaten aileye ve çekirdek arkadaşa açık bir adamımdır. Onun dışına kapalıyımdır. Sevdiğim insanları görmeye çalışırım, sevmediklerimi görmem.

Projelerinizden konuşabilir miyiz?

Bir projem var. Televizyon prodüksiyon firmasıyla görüştüm. Fakat şu sıralar için bu dizi furyasının biraz daha sakinleşmesi lazım. Çünkü televizyonda dizilerden başka yayınlanacak yayın saati kalmadı. Sabahtan akşama kadar neredeyse kadın programları, akşam haberlerden sonra bir başlıyor yatıncaya kadar diziler. Televizyoncular şu an televizyonculuk yapmıyor zaten. Yaptıkları hiçbir şey yok. Ya çalıntı program formatları ya da diziler. Bir saat dilimi yakalamak çok zor. Ancak düzgün bir saat boşalır tekrar televizyoncular televizyonculuk yapmaya başlarsa o zaman olur. Büyük kanallarda program yapmak çok zor.

Bu sıkışık zamanda bana vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

Rica ederim. Ben teşekkür ederim.

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik