Reklam
Reklam

Ezginin Günlüğü "On beş yıl içinde hatta yirmi beş yıl içinde kendimize özgü bir tarz oluşturmayı başardık sanırım."

Ezginin Günlüğü ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Ezginin Günlüğü
Bu içerik 1255 kez okundu.
Reklam

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

  

 

 

 

   Öncelikle grup arkadaşlarınızı tanımak isteriz.

1992’den beri yedi kişiyiz. Nadir Göktürk, şarkıları yazan sözleri yazan. Ve ben şarkıları sözleri yazıyorum. Nadir piyano çalıyor ben vokal yapıyorum. Eylem Atmaca yine vokal yapan arkadaşımız. Şarkıları söyleyen arkadaşımız. Erkan Gürer var bas gitaristimiz.  Gökhan Tümkaya davulcumuz, Sedat Yapıcı gitaristimiz. Ve Fatih Saçlı flüt ve saksafon çalıyor.

Mutlaka daha önce sorulmuştur. Ama bir de ben sormak isterim. Ezgi kim? Bir günlüğü var mı? İleride bu günlüğü kitap yapacak mı?

Ezginin günlüğü bizden önceki ekipteki arkadaşların, onlardan birinin şarkı sözünden çıkma, bir şiirinden çıkma bir şey. Ezgilerler tutulmuş günlük anlamında bir şey. Günlük yayınlayacağız mı aslında bizim şifre ve nota kitaplarımız var piyasada. Şimdi 2007 de bir tane daha çıkaracağız. Yeni albümlerin şarkılarını çıkaracağız. Öyle bir esprisi yok. Ezgi diye kimse yok aramızda ama ezgilerle tutulmuş günlük anlamında bir şey.

 

Grupların ayakta durması zordur. Siz bu ismi bugüne kadar taşımayı başaran nadir gruplardansınız. İlk Ezginin günlüğü grubu ne zaman kuruldu. Ve grupta kimler vardı?

İlk Ezginin günlüğü 1982 yılında kuruldu. O zamanki gruptan kalma bir Nadir Göktürk var grupta. O zaman Tanju Duru, Cüneyt Duru. Emin İgüs pek çok isim vardı. Bazı konserlerde on kişi çalıyorlardı. Doksanda bir dağılma yaşadı grup. Ondan sonra biz Nadir Göktürk’le birlikte tekrar çalışmaları başlattık. O günden bu güne birlikte çalışıyoruz.

Çalışmalarınızda genellikle etnik sazları görüyoruz. Üflemeli çalgılarda ağırlıklı. Bu da kendinize has bir özellik katıyor size. Bu etkiyi diğer albümlerde de görecek miyiz? Yeni albümde ne gibi değişiklikler olacak? Mesela tarz değiştirecek mi Ezginin günlüğü?

Kendine özgü bir tarzımız oluştu sanırım. On beş yıl içinde hatta yirmi beş yıl içinde kendimize özgü bir tarz oluşturmayı başardık sanırım. Bunun dışında çok fazla etnik enstrümanlar kullanmıyoruz. Dört beş albümdür saz ve bağlama kulanmıyoruz. Genellikle batı enstrümanları kullanıyoruz. Kayıtlarımızda özellikle enstrümanlarını iyi çalan arkadaşları çağırıyoruz. Dışarıdan enstrümantalistleri çağırıyoruz. Ne bileyim bunların arasında Göksel Baklagül var kanuncu, Hüsnü Şenlendirici var klarnetçi. Pek çok isim var Türkiyede iyi işler yapan. Bizim kendimize özgü tarza bu isimlerde uyumaya çalışıyor. Böyle bir konsept oluşturduk  bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

 

Son dönemlerde grup çalışmaları oldukça fazla. Grup çalışmalarının avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Sizinde tahmin edeceğiniz gibi yedi kişinin bir araya gelmesi oldukça zor. Fotoğraf çekelim dediniz mesela o şu ortamda ancak sahnede mümkün. Çünkü herkes ayrı bir işe bakıyor şu ortamda. Ya da bir köşeye çekilmiş. O tür zorlukları oluyor. Provalarda zorlukları oluyor.  Ama provalar için normal bir şey bu. Onun dışında grup çalışması bizi ayakta tutan bir şey. Belki bizim dönem alışkanlığı. 70 li yıllarda ilk gençliğimizi yaşadık. O dönemde bir şeyler yapmak çok önemliydi. Bugün hala önemli olduğuna inanıyorum. O günlerde kurulmuş gruplar hala devam edebiliyor. Bulutsuzluk özlemidir Mahzar Fuattır. Bir biçimde devam etmeyi başardılar. Zor ama mümkün olduğunu gösteriyor bu. Seksenlerde kurulan grupların dayanması biraz daha zor oldu. Seksenlerin sonunda doksanların başında kurulan gruplar çabuk dağıldılar. Belki de istedikleri işleri yapamadılar diyebilirim. Çünkü sektörde oluştu bu arada. Sektör onları bir yerlere kanalize etti. Bizim büyük bir kanalize sorunumuz olmadığı için dilediğimiz ve sevdiğimiz şarkıları yapabildiğimiz ve kendimizi hala ifade edebildiğimiz için sanırım öyle bir rahatlığımız var. Grup çalışmalarımız bize bu yönde kolaylık sağlıyor. Bir birimize dayanıyoruz yani en azından.

Ezginin günlüğü müziğini yaparken ticari kaygılar güdüyor mu?

Kendi istediğimiz işi yapıyoruz biz. Bugüne kadar hiçbir yapımcımız bize şunu yapmayın demedi. Şunu yapmayın da rock yapın, şöyle yapın. Bizi yönlendirmeye kalkışmadılar. Bu sanırım bizim seksen ikiden beri duruşumuzla ilgili bir sonuç. O anlamda bir ticari sektörün dalgasına kapıldığımız yok. İstediğimiz işi yapıyoruz. Tabi ki işimizi yaparken ticari kaygılarımız oluyor. Ama bunlar küçük nüans halinde şeyler. Kendimizi nasıl ifade edebileceğimize yakın sorunlar genellikle.

Biraz da şarkılarınızdan konuşalım. Şarkılar nasıl oluşuyor. Şarkıları kim yazıyor. Müzikleri kim yapıyor. Dışarıdan şarkı alıyor musunuz? Şarkı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Şarkıları Nadir Göktürk’le ben yapıyoruz. İki kişi üzerine kurulu. Bir tane şarkı var. Saksafoncunun şarkısı. Hepsi ikimize ait. Bu arada performans sırasında Azeri türkülerde üç dört tane söylüyoruz. Dışarıdan aldığımız bir şey yok. Dışarıdan beste kabul etmiyoruz. Kendi şarkılarımızı söylüyoruz. Şiir olarak var. Türk şairleri,  yabancı şairleri, tanınmış şairleri iyi şairleri seslendirmişliğimiz var. Onun sorumluluğu biraz daha farklı oluyor. Kendi sözümüzden daha farklı oluyor. Şairin ne demek istediğini, nasıl ifade ettiğini uygun bir biçimde, öyle bir  konsept oluşturmaya çalışıyoruz. Kendi şarkılarımızda da kendi sözlerimizde de dünyaya yabancı kalmak istemiyoruz. Aşk şarkıları yazıyoruz. Aşkı incelerken de içinde hayatın olduğu genel aşktan bahsediyoruz genelde. Çok fazla ağlayan, inleyen şarkılar değil de, çok fazla coşku içeren şarkılar değil de, daha çok aşkın akli algısı nedir bunun üzerine düşünüp insanları gözlemleyip yakın ilişkilerimizi gözlemleyip kendi deneyimlerimizi gözlemleyip bir takım ifade tarzı yaratmaya çalışıyoruz.

Ezginin günlüğü için hep güzel şeyler yazıldı. Bunda elbette mütevazılığınızın büyük payı var. Ezginin günlüğü nasıl yaşıyor göründüğü gibi mütevazı bir yaşam mı?

Hepimiz için söyleyebilirim bunu. Çok sıradan bir hayat yaşıyoruz. İstediğim zaman otobüse binebilirim. Beyoğluna çıkabilirim. Kimse bana bakmaz. Yani öyle bir problemimiz yok. Dinleyicilerimizle ilişkilerimiz öyle hayranlık düzeyinde felan değil. Oturup konuşabiliyoruz. Genellikle üniversiteli gençler oluyor. Onların sorunlarını dinleyebiliyoruz. Onlara şarkılar dışında  kendimizi ifade etme imkanını buluyoruz. Hatta çoğu zaman bu ilişkiler sürüyor. Arkadaşlık yapabiliyoruz. Böyle bir ilişkimiz var. Bu açıdan sıradan bir yaşamımız var. Çok fazla hayatla kopuk  bir yaşamımız yokb.

 

Konserlerinizi izleyenlerin birleştiği nokta çok keyifli geçtiği. Bunu neye bağlıyorsunuz? Performans yeterli mi bunun için yoksa seyirciyle aranızda oluşan bağın göstergesi mi?

Konserlerimizde kendimiz keyif alıyoruz her şeyden önce. Müzik yapmak özel bir durum. Herkese nasip olmayacak bir şey. Beş yüz kişinin, bin kişinin karşısına çıkıyorsunuz. Orada bir şeyler söylüyorsunuz. O insanlarda sizi dinliyorlar. Saygı duyuyorlar sevgi duyuyorlar. Alışveriş ilişkisi. Siz onlardan bir şeyler alıyorsunuz. Nasipleniyorsunuz zaman zaman. Bir algı ilişkisi oluşuyor. Bu da bizim hoşumuza giden bir şey sonuçta. Konserlerde Eylem’in de katılması özellikle bize bayan solistimizin, daha keyifli ortam oluştu diyebilirim.

Mutlaka genç olsun, ileri yaştakiler olsun sizi zevkle dinliyordur ama çoğunlukla sizi kimler dinliyor? Yoğunlukla dinleyen bir yaş grubu var mı? Bu konuda neler söylersiniz?

Bir yüzde veremeyeceğim ama herhalde yarısından çoğu üniversite öğrencisidir. Onun dışında bazı meslek gruplarından, geçmişte  seksenlerde bizi dinleyip de hala sürdürenler var. Müzik dinleyiciliği farklı bir şey. Yaş dönemine göre değişiyor. Siz de kendi yaşamınızdan çıkarırsınız beklide.  Ben de öyle dinliyorum. Gençlikte dinlediğim müzikle yirmi otuz yaşımda dinlediğim müzikler değişiyor. Belki daha huzur verici şeyler dinlemek istiyorum. Bizim yaptığımız müzik sözlü bir müzik, söze dayalı bir müzik, şiire dayalı bir müzik. Beraber dinlemeye daha müsait. İnsanlar okullarından mezun olduktan sonra genellikle birlikte bir şey yapmıyor. Karısıyla yapıyor, çoluk çocuğuyla yapıyor,amcasının oğluyla yapıyor. Büyük arkadaş grupları artık olmuyor. Üniversitelerde hala var bu. Bizim arkamızdan da üniversite grupları geçiyor. Biri bırakıyor dinlemeyi bir diğer kuşak geliyor. Ama sürekli bir dinleyici kalıyor bizim için.

Dargın mıyız da daha çok ayrılık teması çoğunlukta. Bu albümdeki bütünlüğü sağlamak için mi yapıldı bu?

Bizim tema bütünlüklerimiz genellikle oluyor. Bundan öncekinde aşk teması vardı. Kendiliğinden oluşuyor. Repertuarımız genellikle geniş oluyor. Bunun içinden seçtiklerimizden bir tema oluşuyor bir biçimde. Bunda da tesadüfen ayrılık teması oluştu.

 

 Bu albümdeki kadro ne zamandır birlikte?

Eylem ve Gökhan dışında, davulcumuz ve solistimiz dışında doksan ikiden beri beraberiz.

Size çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim. Kolay gelsin diyorum ben de size.

 

 

 

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik