Reklam
Reklam
istanbul escort
istanbul escort

Yaşar Çallı"Kendi dünyamda çalışırken, birden bire, kapıyı açınca, çok güzel bir bahar rüzgârı açıverdi. "

Ünlü ressam İbrahim Çallı'nın torunu Yaşar Çallı ile yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Yaşar Çallı
Bu içerik 1267 kez okundu.
Reklam

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

 

Merhaba Yaşar Çallı.

Hoş geldiniz. Sevgili dostum. Kendi dünyamda çalışırken, birden bire, kapıyı açınca, çok güzel bir bahar rüzgârı açıverdi. Ve gülen bir genç, elinde bir karanfille, çıkıp geldi. Güzel gönüllü, güzel görünüşlü bir dostla, bana çok ilham olan, bir sanatçı için özel bir buluşma oldu.

Çok teşekkür ederim. Çok zarifsiniz.

İbrahim Çallı’ nın sizin tabirinizle, Çallı Dede’ nin torunusunuz. Biraz dedenizi anlatır mısınız?

Sevgili Şükran Kozalı benim sınıf arkadaşım Denizli Lisesi’ nden. Çok ilginçtir o zamanlar ufacık tefecikti, ölçüleri hala pek değişmemiş, ama yüreği çok büyümüş. Dolu dolu bir yürek. Çallı Dede’yi yazıyordu geçenlerde. Onunla da uzun uzun sohbet ettik Çallı Dede üstüne. Sonra da dededen toruna diye yazmaya başlayacak. Birlikte sohbet edeceğiz. Sanıyorum o kendisi sonra düzenleyecek. Kendimi bildiğim yedi yaşımdan beri onunla buluşmak için yürüdüm, onun yolunda ilerledim. Sanatçı dostlar arasında, ressamlar arasında şanslıyım. Böyle bir geçmişim var. Büyük bir ustanın genlerinden geliyor benim yeteneğim. Kesinlikle sanatçı doğuluyor. Sonradan sanatçı olunmuyor. Sanatçı olacağım deyip, sonradan sanatçı olamıyorsunuz. Çok var öyle.

Resim serüveniniz hakkında neler söylersiniz?

İlkokula başladığım günlerde, daha okuma yazmayı bilmiyorum tabi. Kara tahtanın üzerindeki Atatürk’ ün fotoğrafının bulunduğu bir çerçeve vardı. Benim bu yeteneğimi bilen sınıf öğretmenim bana; “Haydi, Atatürk’ ün resmini yap.” dedi. Demek ki çizebilmişim Atatürk’ ün resmini ki öğretmen çok duygulandı. Büyük tezahürat gösterdi. İlkokulun müdürünü, diğer öğretmen arkadaşlarını toplayıp resmi gösterdi. “Senin deden büyük ressam, sen de onun gibi ressam olacaksın.” dediği zaman ben ressam kelimesini ilk defa duydum. Ressam kelimesi çok sihirli geldi bana. Telaffuz edilişi bile beni çok duygulandırdı. Okuma yazmam yok o sırada sokakta çocuklar oynarken, bir şarkı, bir tekerleme söylerler ya, ressam, ressam, ressam diyerek dolaşmaya başladım. Yazmayı öğrendiğim zamanda ressam kelimesini bütün duvara, bütün edindiğim kitaplara, defterlere defalarca yazdım. Çok değerli bir güç sanat. Hep onunla büyüdüm. Hiç resme yalan söylemedim, hiç ihanet etmedim. Gönlüm onunla dolu ki ona öylesine sadakatle bağlıyım ki, ondan hiç uzak kalmadım. Bunun sanat olduğunu öğrendikten sonra belli bir olgunluğa erişince onunla nefes aldım, onula var oldum ve onunla yaşamaya başladım.

Kendi pencerenizden baktığınızda resimlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Resimleri kendi penceremden bakarak yapıyorum. En değerli hoca benim için doğa. Doğadan hiç kopmadan hiç çarptırmadan doğayı kullanıyorum. Asla soyut resmi yadırgamıyorum. Bende soyut düşünebiliyorum. Bende soyut hissedebiliyorum ama benim tarzım bu. Biraz evvel içeride gördüğünüz sürrealist kurgularım var, onları seviyorum. Her kesimden insanın duygularıyla seyredeceği, her kesimden insanın anlayarak bakacağı tarzda resim yapmayı seviyorum. Konum genel de insan. Bir defa insanı çok seviyorum. Her insan ayrı bir dünya benim için. Portre çalışmalarımda bunu hep söylemişimdir. Her insanın yüzündeki dünyayı gezerken onun iç dünyasında açmadığı yerlere de girebiliyorsunuz. Bendeki o portre çalışmalarında ciddi bir konsantre olma isteği var. Sanatçıyla resim arasında başka hiçbir şey olmamalı. Müzikten başka.

Atatürk’ ün Milli Mücadele sırasında kaldığı evlerin resmini yaptığınızı biliyorum. Biraz konuşalım mı?  

Tabi. Kolay değil bir insana iltifat etmek. İnsanın o iltifatları karşılaması gerekir. Bu ciddi bir yüktür. Büyük bir sorumluluktur. “Ulu çınarın gölgesinde serinleyen çok olur” derim hep. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin sanat danışmanıydım. Yirmi altı yıl sonra emekli oldum. Çok saygı duyduğum, çok değerli Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer, tarafından emekli olduktan bir yıl sonra Cumhurbaşkanlığı kampusunun içinde bana bir yer tahsis edildi. Bir atölyem oldu. Bu çok onur verici bir ödül benim için. Ödüller hep plaket üzerinde olmaz. Anlatılan, bilinen, yaşanan şeylerde çok büyük ödüllerdir. Meclisteki hizmetim emekli olduktan sonra Cumhurbaşkanlığındaki atölyemdeki hizmetim Atatürk’ ün yurt içinde Milli Mücadele zamanında kaldığı, konakladığı yerleri, tuvale aktarma görevi verilmişti. Otuz iki il dolaşmıştık. Muhteşem bir geziydi. Müthiş bir dünya vardı. Güneydoğuyu gezmişiz. Karadeniz’i gezmişiz. Marmara, İç Anadolu Bölgesi, Ege bölgesi kaldı. Şimdi yaptığım resimler depoda. Sonra cumhurbaşkanlığından ayrıldım. Ama çok mutlu olduğum bir şey. T.B.M.M’ sindeki tüm tabloların kitap haline gelmesi. Bütün tablolar kitap haline geliyor. Çok gurur duyduğum bir olay. Meclis başkanlarının portrelerini yaptım. Sanatçıya verilen değer açısından bu kitap çok güzel bir şey olacak.

İhsan Doğramacı’ nın soy ağacının resimlerini yaptığınızı öğrendim. Biraz da bundan konuşalım mı?

İhsan Doğramacı hoca, emekli olduktan sonra, çok sıkıldığım, çok bunaldığım bir dönemde aradı. Soy ağacı resminden bahsetti. Dedelerinden başlayarak, kendisinin aile resimlerini istedi. Çok soylu bir aile. Çok zevkle çalıştım aslında. Dalıp gittim onların dünyasının içinde. On yaşından beri tanıyor gibiyim İhsan Bey’i. Bana maaşta veriyor. Yetmişe yakın resim olacak. Konutunun alt katı müze olacak. Benim için onur verici bir şey. Benim tablolarımdan oluşan bir müze olacak. Çok değerli eşyalarda var tabi. Bu sıralar bununla yoğunum aslında.

Resimleriniz mutlaka sizi anlatıyordur. Siz tuvalin neresindesiniz?

Karşısındayım, içindeyim. Bir dünya yaratıyorum ve o dünyada geziniyorum.

Resim yaparken size hangi duygular egemen oluyor?

Terapi, bir kere muhteşem bir terapi. Resim yapamadığım zaman gerginleşiyorum, agresif oluyorum. Resim yaparken kendimle baş başa olabiliyorum. Benim mabedim burası.

Gözbebeğim dediğiniz bir resminiz var mı?

Çok enteresan bir soru hiç beklemiyordum. Göz bebeğimi arıyorum daha. Çok çalışmam gerekiyor o olgunluktaki bir resme ulaşmam için.

Resim yaparken ani değişiklikler yapar mısınız?

Hemen. Hemen silebilirim. Duygularımı ifade etmek için çok çaba harcarım. Resme başladığım zaman ciddi ciddi acemilik çekiyorum. O olgunluğa henüz gelmedim, hala acemi hissediyorum kendimi.

Resimlerinizi çalışma anında saklar mısınız? Yoksa paylaşır mısınız?

Benim gözümün önünde olduğu gibi olan resimleri, gelen dostlarımla da paylaşmak isterim. Güzellikler paylaşanı olunca fark edilir. Niye saklayayım. Ben herkesle paylaşırım.

Resimlerinize anılarınız saçılmış gibi duruyor. Anılarınızı resimlerinizde görünce neler hissediyorsunuz?

Yaşıyorum onlarla beraber. Senin sormak istediğini hissediyorum. Kesinlikle yaptığım resimlerin içindeyim.

Mutluluğu nerede ararsınız? Kişilerde mi, resimlerde mi?

Önce kişilerde. Kişilerle mutlu ilişkiler kurabilirsem, mutlu olabilirsem, daha rahat resim çalışabiliyorum. Moral çok önemli. Motivasyon çok önemli. Sevdiğim dostlarımı ararım. Onlarla çok sık konuşmak isterim. Başta da söyledim ya, kapıdan girince çok mutlu oldum sizinle de sık sık buluşmak, konuşmak isterim.

Bende sizinle karşılaşmayı çok isterim.

Bir sanatçı için çok önemlidir bu. Ben güzel insan arayıcısıyım. Hep bunu söylemişimdir. Yurtiçi ve yurtdışı buluşmalarımızda. Yıllar öncesinden, çok iyi tanışık olmak gerekir diye bir şey yok. Frekansımız tutuyorsa, o yeterli. Siz öyle güzelsiniz ki gizli bir yeriniz yok, yüreğiniz çok açık. Bir saat kadar oldu tanışalı ama benim için yıllardır tanışıyor gibi sımsıcaksınız. Ve çok entelektüel, çok birikimli bir yazar olduğunuz, sorularınızdan tavrınızdan, hitabınızdan belli. Sizi tanıdığıma adınız gibi onur duydum. İyi ki geldiniz. Beni mutlu ettiniz.

Bize atölyenizi açtığınız için sıcacık karşıladığınız için çok teşekkür ederim.

Burası benim olduğu kadar, dostlarımın da mabedi. Biz burada süsleniyoruz dostlarla. Hoş geldiniz, güzellikler getirdiniz. Ben teşekkür ederim.   

  

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik