Reklam
Reklam

Mustafa Özarslan"Sevdiğim işi yapmanın mutluluğu ve huzuru var içimde. "

Mustafa Özarslan ile yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Mustafa Özarslan
Bu içerik 1331 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Bize Mustafa Özarslan’dan kısaca bahseder misiniz?

 

1970 Sivas Şarkışla doğumluyum.  ilk orta ve lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Üniversiteyi, Eskişehir’de işletme fakültesinde okudum. 7 yıl S.S.K Dışkapı hastanesinde memurluk yaptım.  Müzik ağır bastığı için istifamı verdim. Evliyim iki tane dünya güzeli çocuğum var. Sevdiğim işi yapmanın mutluluğu ve huzuru var içimde. Günlerce türkü söylesem, küçük bir yorgunluk bile hissetmiyorum. Türkü söylemek dünyanın en güzel işi bence…  

 

“Grup Çığ”dan konuşalım birazda.

 

1994’te ben,  kardeşim Kemal Özarslan ve Oğuz Aksaç birlikte grup çığ’ı kurduk.  halk müziğini ana sazlarının yanına batı sazlarını ekledik ve halk müziğinin geleneksel söyleyiş tarzına jazz, blues, rock gibi dünya müziklerinin armonilerini ve ses tekniklerini de katarak, türkülerin özünü bozmadan seslendirmeye çalıştık.  Zamanla kedine özgü bir tarz yaratan grup çığ alanında ilk olmanın farkıyla geniş kitlelerle buluştu… Gruba zaman içinde eklenenler ve gruptan ayrılanlar oldu, ana gövde ve grubun müzik felsefesi bugün devam ediyor.  Grup Çığ yüzlerce gruba ve yüzlerce soliste örnek teşkil ediyor ve bu anlamda bir okul olma özelliği taşıyor…           

Albümlerinizden bahsedelim. İçinize sinen albümler mi oldu?

 

Grup olarak beş albümümüz var. Çığ türküleri, yayla çiçeği, nida, mevsim ve çığ halayları, bunlar benim ve arkadaşlarımın olgunlaşmasına gelişmesine ve yaptığımız işin güzelliklerinin geniş kitlelerle buluşmasına sebep oldu.  İlk albümüz çığ türküleri ilk adım olması anlamında önemli. Büyük zorluklarla kendi imkânlarımızla ve birçok değerli sanatçı dostumuzun ve bizi yüreklendiren Ankaralı dinleyenlerimizin desteğiyle oluştu.  Bu anlamda Ankaralı bir grup olarak müzik dünyasına girmek bizim için büyük bir şanstı ki bu destek diğer albümlerde de sürdü ve tüm Türkiye’yi sarıp dünyanın birçok ülkesinde ses buldu. Albümler sırf grup elemanlarının beğenisiyle değil dinleyenlerimizin de ortak görüşleriyle oluştu bu anlamda yaptığımız albümler mutlaka ki içimize sindi. Solo türküler okuduğum iki albümüm var. sevdalı turna ve beyhude, bunlar çocukluğumdan beri dinlediğim sanatçı büyüklerimin gerek, sesleriyle gerek enstrüman destekleriyle, gerek türkülerini bana okumam için vermeleriyle yapıldı. Bu benim için hayatım boyunca tattığım en büyük mutluluklardan biriydi.  Bu anlamda kendimi çok çok şanslı görüyorum ve yaptığım işin doğru olduğunu ve doğru yolda olduğumu düşünüyorum. Ayrıca iki salkım söğüt albümünde solo türküler okudum, bunların yanı sıra birçok sanatçı dostumun albümünde solo ve vokal olarak destekte bulundum…

Yeni bir albüm çalışmanız var mı?

 

Yoğun bir konser trafiğimiz var, bu günlerde grup çığ’ın altıncı albümü için çalışmalara başladık bir yandan aranjeler yapılırken, bir yandan repertuarı netleştirmeye çalışıyoruz, sanırım 2008 yılının ilk aylarında bu albüm müzik marketlerde yerini alacak. Solo çalışmam bu albümden sonra olacak onunla ilgili repertuar çalışmalarım devam ediyor.  Bir aksilik olmazsa o da sanırım 2008 yılı içinde çıkmış olacak.

Popülerlik Mustafa Özarslan için ne kadar önemli?

 

Hiç denecek kadar az. Popüler olmaktansa doğru işi yapmaktan,  doğru yerde olmaktan yana tercihimi kullanırım. Ben türkü söylüyorum bu iş yürek ve sevda işi. Televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde olmaktansa, yüreklerde olabilirsem asıl popülerlik bu olur benim için.

Mustafa Özarslan kimleri dinler?

 

Daha çok ozanları dinliyorum o saf ve tertemiz ticari amaca bulaşmamış, kirlenmemiş yüreklerin türkülerini yani suyun kaynaklarını dinlemeyi tercih ediyorum. Bir kaçını saymam gerekirse, Aşık Veysel, Mahzuni şerif, Feyzullah çınar, Nesimi Çimen, Aşık İzzet Savaş, Muhlis akarsu ve bir çok mahalli ozan. Bu arada müzik dünyasını yakından takip eden biriyim her çıkan albümü mutlaka alır dinlerim ve kendi ölçülerim içinde beğendiklerimin albüm sahibine ulaşır emeğine teşekkür ederim.

Bu kadar çok şarkıcının olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sanırım bu işi kolay sanıyorlar ve içine girince yıldız gibi parlayıp kayboluyorlar, popüler kültür ve magazin medyası gençlere ünlü olmanın ve kolay para kazanıp şatafat içinde yaşamanın bir yolu olarak müzik dünyasını gösteriyor.  Burada gözden kaçırdıkları ya da göstermedikleri şey; asıl işin yetenek, ses, bilgi, birikim olduğunu söylemiyorlar. Bu gösterilen renkli dünyaya girmeye çalışırken bütün maddi ve manevi değerlerini kaybeden insan profilleriyle karşılaşıyoruz. bu insanların hem enerjisine hem parasına hem de zamanına yazık. Bu kalabalık içinde gerçekten sanat yapan gerçekten iyi sesi olan gerçekten yetenekli sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az maalesef….

Neden artık kalıcı şarkılar yok? Patlayan şarkılar da kısa ömürlü oluyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

 

Sanırım bu değerlendirmeyi pop camiası için yapmak doğru olur. o alanda işin asıl merkezi pazarlama ve ticaret üzerine kurulu, yani satmaya ve para kazanmaya dayalı bir alan, bu yüzden bugün ortaya çıkan sanatçı ve şarkısı satılıp, tüketilince ertesi gün yok oluyor… Halk türküleri yüzlerce yıldır söylenegeliyor.  Ne popülaritesinde ne de duygusunda bir azalma söz konusu.  Günümüzde yapılan bestelerin bir kısmının da yüzlerce yıl sonra söylenmeye ve çalınmaya devam edeceğine inanıyorum. bu yüzden türkü söylediğim için kendimi özel bir yerde hissediyorum…  

 

Mustafa Özarslan olması gereken yerde mi?

 

Sanırım bu sorunun cevabı nerden baktığınıza bağlı.  Ben halk müziği dinleyen ve halk müziğiyle bir şekilde ilgilenen herkesle mutlaka buluşuyorum.  Yaptığım işin en güzel yanı da bu…

 

Bir gösteri merkeziniz var.  Biraz bundan bahsedelim. Neden ticaret?

 

Ticaret ürkütücü bir kelime aslında.  ticaretin insanları nasıl değiştirdiğini, bunun nasıl suiistimal edildiğini, ticaret adı altında insanların emeklerinin nasıl çalındığını gören ve yaşayan biriyim. Çığ gösteri merkezi ticari amaçlı kurulmadı. halk müziği yapan sanatçıların kaliteli ve nezih bir mekanda en iyi ses düzeniyle türkülerini sevenleriyle buluşturmaları, halk müziği dinleyenlerin kendilerine ve değerlerine yakışır bir mekanda ailesiyle ve dostlarıyla temiz ve nezih bir mekanda huzurlu ve güvenli bir şekilde türkü dilemeleri için açıldı. Ticaretten önce merkezimizde insani değerler var, bir sanatçı olarak yapabileceğim en büyük ticaret insanların gönlüne ve yüreğine türkü satmak onlardan sevgi ve alkış almaktır…

 

Dinleyici kitlenizi kimler oluşturuyor?

 

Bunu ancak konserlerde, bar programlarında, TV. ve radyo programlarında görme şansım oluyor.  Açıkçası her yaştan her kesimden dinleyicilerim var.  sesleri yeni algılayan bebekten, ilkokul lise ve üniversite öğrencilerine, yetmiş-seksen yaşında ninelere ve dedelere varana kadar geniş bir kitle bu…

 Başarısızlık sizi nasıl etkiler?

 

Açıkçası başarısızlığa asla tahammülüm yok.  Çünkü yaptığım işi ciddiye alıyorum ve bunun için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sürekli araştıran dinleyen ve yorumlamaya çalışan biriyim. eğer yaptığım bunca şeyin sonucu başarısızlıksa asla yılmam, başarısızlığın nedenlerini ortadan kaldırmak için ekstra çaba sarf ederim. Başarının en büyük sırrı hangi işi yaparsanız yapın çalışmak, çalışmak ve çalışmaktır…

 

 

Sizi de dizilerde görecek miyiz? Yoksa ben sadece şarkılarımı söylerim mi diyorsunuz?

 

Yaptığım işin bir parçası olacaksa eğer, yani türküleri daha geniş kitlelere ulaştıracağına inandığım bir proje olursa değerlendirebilirim.  Ama şu an izlenen dizilerin büyük kısmında olduğu gibi kültürel yozlaşmanın bir parçası asla olmam. Ben türkülerimle insanlarla buluşmaktan sonsuz derecede mutluyum…

Mustafa Özarslan’ı neler kızdırır?

 

Herkesi kızdıran şeyler; yalan, ikiyüzlülük, ihanet, göründüğü ya da söylediği gibi olmamak, başarısızlık, tembellik, emek-alınteri hırsızlığı, üretmemek ya da üretime katkıda bulunmamak, vs. vs. Bunu uzatmak mümkün özetle insan gibi insan, adam gibi adam olmamak kızdırır beni…

 

Dünya platformunda halk müziği yerini alabilir mi?

 

Bu ülkenin insanlarının çoğu kendinin ve kültürünün güzelliklerinin farkında değil.  Niye ise kendi kültürümüzden bir uzaklaşma, belki içten içe bir utanmayla karşı karşıyayız. kendisi olamayanlar başkalarını taklit etmekten öteye gidemezler. Kültürümüzün en önemli parçalarından biri halk müziği ve bunu yok saymak görmezden gelmek bu ülkeye yapılacak en büyük ihanetlerden biridir. Dünyanın her yerinde halk müziğimizin bilindiğini, yabancıların ozanlarımızı dinlediğini, bağlamayla çalınan türkülerin ders olarak okutulduğunu biliyorum.  Bu anlamda her türkünü bu toprağın sesi olduğuna ve dünyayı evrensel bir sevgiyle kucakladığına inanıyorum. Benim de dahil oldum bir çok halk müziği sanatçısı dünya müziklerini yapıldığı festivallerde yer alıp türkülerimizi dünya halklarıyla buluşturuyor. Sanırım bizim kendi değerlerinden utanan medyamızın büyük bölümü bunu görmezden gelerek iyi bir iş yaptığını sanıyorlar halk müziği dünya platformunda yerini yıllardır almış.  Durumda asıl sorun ne zaman bizim medyamızda yer alacağıdır…

Teşekkür ediyorum.

 

Ben çok teşekkür ediyorum, türküler yoldaşınız olsun…  

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik