Reklam
Reklam
istanbul escort

Mirkelam" Kendimi çoğunlukla eleştiririm. Kendime küfrederim."

Mirkelam ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Mirkelam
Bu içerik 1219 kez okundu.
Reklam

 

           

           

            Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Bize biraz Mirkelam’ ın yaşam serüveninden bahseder misiniz?

Ben mühendisim ama mühendis olmak istemedim hiçbir zaman. Sadece o senelerde kazanmak zorunda olduğum bir yüksek okul olduğu için yazmıştım. Bir önceki sene de güzel sanatlarda başarılı olamamıştım. Çok güzeldir benim resmim ama kova resmi çizmeyi unuttum. Hocalar geldi çok beğendiler yaptığım resmi, böyle olunca da bende havaya girdim. Tabi havaya girince de kova resmini çizmeyi unuttum. İç mimarı yazmıştım, tamam kabiliyetli bu çocuk ama birazda salak galiba teşhisi koymuşlardı. Ve beni almamışlardı. Ondan sonraki senede güzel sanatlara girecektim fakat mühendisliği kazanınca da buna gerek kalmadı. Aslında ben güzel sanatlarda okuyacak bir adamım. Çünkü bulunduğum ortamı güzelleştirmek isterim. Bu bir futbol karşılaşması olabilir, bir ev olabilir, bir iş yeri olabilir, bir berber olabilir. Kesinlikle nereye giriyorsam orayı güzelleştirmek isterim. Oraya anlam katmak isterim. Çünkü hayatı algılayabilen bir insanım. Dolayısıyla bu bana çok şey veriyor. Üzüntü, sıkıntı veriyor. Hayatı algıladıktan sonra geriye bir şey kalmıyor. Basitliği görünce insan hayatı zenginleştirmek istiyor. Çünkü canımın sıkılmaması gerekiyor hayattan. Bunu on sekizli, yirmili yaşlarda kavradım. Mühendislik zamanında gitar çalıyordum. Babam gitar, piyano, akordeon, ud çalardı. Böyle bir ailenin içindeydim. Dolayısıyla hayatımda hep müzik oldu. Hayatı güzelleştirmenin yanında ayrılığı da bir şarkıyla güzelleştirebilirsiniz. Kötü bir şeydir ayrılık ama onu güzel bir hale getirebilirsiniz. Bu da benim duygularıma katkıda bulunuyordu. Söz yazıyordum ve böylece kendimi daha iyi tanıyordum. Dolayısıyla üniversiteyi beş buçuk senede bitirdim. Hayatımda hep müzik oldu. Çok yoğun olmamakla birlikte hep gitar çaldım üniversitede. Profesyonel ya da yarı profesyonel bir dönemde çaldım. İskender’le çalışmam bir yandan keşfetmeyle ilgili bir şey, o beni keşfetti diye bilirim. Belki o olmasaydı hiç müzik yapmazdım, başka bir şey olurdu. Mühendisliğin bana müzikte çok katkısı oldu. Müzik matematik ve düzen üzerine kurulu. Beynimizdeki kurduğumuz şeyleri matematiksel hale getirirsek, o zaman notalar görünür. Notalar göründükçe de duyguları algılayabiliyorsunuz. Kısa kesmek gerekirse bu günlere kadar geldim bu duygularla. Bu duygular olmazsa ben şarkıcı olmak istemezdim. Dolayısıyla ben şarkıcı değilim. Ben hiçbir zaman kendimi şarkıcı olarak hayal etmedim. En fazla gitar çalıp, küçüklüğümde divanın üstünde zıplayan çocuktum ben. Hiçbir zaman şarkı söyleme gibi bir telaşım olmadı. Ama duygularımı en yakın şekilde anlatmanın tek yolu kendi vücudumdu. Bu dans olabilirdi ya da müzik. Şuan da da şarkılarımı söylüyorum. Mesela ben çok başkalarının şarkılarını söylemem. Kendi şarkılarımı söylemek hem daha kolay. Dolayısıyla bu duygularla buralara kadar geldik.

Çok güzel bir albüm yaptınız. Birazda bundan konuşmak istiyorum. İçinize sindi mi?

İçime sindi desem olmaz. Albümü bitirdiğimiz gün içimize sinmemeye başlar. Özellikle benim hayatımı dolduran, biçimlendiren anlam kazandıran şey söz yazıp müzik yapmak ve albüm çıkarmak. Bunun bitmesi demek benim hayatımın bitmesi demek. Bir albüm bittikten sonra ben öteki albüme başlamak zorundayım. Mesela benim yeni albümdeki şarkılarım bellidir. Bundan güç alırım ben. Her zaman yaptığım şeyden değil de yapacağım şeyden güç alırım. Bu beni daha mutlu ediyor. Daha hayata bağlıyor. Daha güzel şeyleri ortaya çıkarıyor. Mutlu olamıyoruz biz. Hep bir acaba oluyor. Ayrıca müzik çok çok değişiyor, gelişiyor. Bir besteyi rockta yapabilirsiniz, alaturka da yapabilirsiniz, hip hop da yapabilirsiniz. Serdar Ortaç gibi de yapabilirsiniz, Tarkan gibi, Mustafa Sandal gibi de yapabilirsiniz. Herkesin durumuna göre yapabilirsiniz. Ne istediğiniz çok önemli. O da büyük vizyon işi. 2008 gençlerine, aşklarını anlatmak gerekiyor. Sadece genç müşteriye değil de bütün dinleyenlere, yedi den yetmişe herkese hitap etme durumunun her albümde olması gerekiyor. O yüzden yazdığım şeyleri ona göre yazıyorum. Daha doğrusu kabiliyetim el verdiği ölçüde yazıyorum. Dolayısıyla içimden çıkan bu. Bu ölçüde bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu albüm içime sindi. Şöyle sindi, gelen tepkiler benim hayal ettiğim tepkilerdi. “Asuman”ı söylerken ki, kafa sallamaları hayal ediyordum, o şarkıyı yaparken bu gerçekleşti. Bu benim daha rahatladığım, daha eğelendirmek istediğim bir albüm oldu. “Asuman” “Bu yediğimiz elma değil ayva”, Fotoğraf çekinebilir miyiz” falan hep insanları mutlu edecek şarkılar. Onlar mutlu olunca ben de mutlu oluyorum. Hayal ettiğim şeylerin gerçekleşmesi beni mutlu ediyor. Çok memnunum bu albümden ama yaptıklarım yapacaklarıma köprü oluyor. Daha sonraki mutlaka daha başka bir şey olacaktır.

Eğlenceli ve ilginç şarkı sözlerinin nedeni nedir?

Benim mesaj kaygım yok diye başlanır ya, hayır benim mesaj kaygım var. Bir şey söylerken yalnızca aşk değil, politikada vardır hayatın hem kötü hem de çiçekli bahçe olduğu da vardır. Hepsini yaşıyoruz. Hayat her zaman güzel değildir. Çoğu zaman gerçektir her şey. Çoğu olumsuz şeyi görmemezlikten gelip bir hayat kuruyoruz. Çünkü doğadaki o sertlikten ne kadar uzaklaşırsak o kadar uygar oluyoruz. Yemeği elimizle kopararak yemiyoruz. Çatalla bıçakla yiyoruz. Çünkü yemek doğada hakikaten vahşice bir durum. O yüzden ben şarkılarımda daha hayata dair mesajlar vermeye çalışıyorum.

Başarının sırrı sizce ne olabilir?

Sanatçı kendini ne kadar çok feda ederse o kadar başarılı olur. Bu iş feda etmektir. Her işte böyledir. Sanatçı duygularıyla oynar, çünkü kafası karışıktır. Ne gerek var şimdi, akşam basit bir programı seyredip sabah işinize gitmek varken kafanızı karıştırıyorsunuz. Dolayısıyla birçok şeyi bu işe feda etmektir. Ne kadar çok fedakârlık yaparsanız, o kadar başarılı olabilirsiniz, öyle görüyorum. Zeki Müren’ den, Tarkan’a kadar. Kendilerini feda ettikleri dönemde çok başarılı olmuşlardır. Bu benim içinde geçerli, gazeteci içinde geçerli. Kendini ne kadar riske atarsa, ne kadar feda ederse, ölümse ölüm derse, o zaman iyi gazetecilik başlar. Sanatçıda risk almalıdır. “Kokoreç”i yazarken kokoreç diye bir şarkı mı olur diye burun kıvıranlar olabilir diye düşündüm. Ama onun mantığı işin içine girince iş değişmeye başlıyor. Benim amacım Türkiye de yapılanların dışına çıkmak. En büyük isteğim farklı şeyler yapmak. Ve buna çalışıyorum.

Yalnızlık yaşıyor musunuz?

Yaşıyorum tabi. Bir konsere çıkıyorsun bin kişi çok kalabalık oluyor ama eve geldiğinde tek başına oluyorsun. Buda seni yalnızlığa götürüyor. Bence bunu ayarlamak çok mühim. Ünlü olduğu zaman kişinin etrafı çok kalabalıktır, ününü yitirmeye başladığı zaman çok yalnızdır. Galiba bunu kabul etmek gerek. Benim bu işte avantajım söz ve beste yaparak devam etmek yoluma. Şarkıcılık daha zor. Psikolojik anlamda. Ben ürettiğim sürece var olduğum için hem zanaatçı hem de sanatçı oluyorum. Benim yalnızlığım sadece aşk yalnızlığı sevgi yalnızlığı olarak kalıyor. İşin yalnızlığının dışında onlarda büyük etken. Herkesi seviyorsunuz. Herkesi sevdiğiniz içinde o bir kişiyi sevemiyorsunuz. Öyle karışık durumlar var.

Popüler kültürün bir parçası olan tanınmışlık Mirkelam için ne kadar önemli.

“Her Gece” çok popüler oldu ama biz İskender’le yaparken Orta Köyde konser vermek istiyorduk. Yüz kişiye, bin kişiye. Bizim düşüncemiz oydu. Riskli bir şeydi. Rock müziği Türkiye’ de o anlamda daha yoktu. Karıştırmak riskli, hem alaturka, hem rock halk istemez. Alaturka olur kabul eder, rock olur kabul eder ama ikisini istemez. Yeni bir şey kabul edilmez diye düşünüyorduk. Ama bizimki hemen kabul gördü. Çok popüler oldu. Biz istemedik aslında. Popüler olunca da ona göre davranmak gerekiyor. Ben uzak durmak istiyorum. Buda farklı işlerle oluyor. Farklı klipler çekiyorum el kamerasıyla kendim hayal kurup onu çekiyorum. O da beni uzaklaştırıyor. Kliplere baktığınızda kızlar yarı çıplak gözlükleri takmış dans ediyor bende böyle bir çok şarkı ya klip yaptım. “Kokoreç”te öyleydi, “Aşkımsın” da öyleydi. Yeri geldiği zaman ondan sıyrılmak gerekiyor. Dolayısıyla farklı şeyler yapmak istiyorum. “Fotoğraf çekinebilir miyiz?” öyle, “Asuman” da öyle bir klip. Hep o kalabalıktan ayrılmaya çalışıyorum. Kalabalıktan ayrılmaya çalışmak riskli ama başarılı olunca da zevkli.

Kendinizi eleştiriyor musunuz?

Tabi ki kendimi çoğunlukla eleştiririm. Kendime küfrederim. Ama barışığımdır kendimle. Eskiden de daha çok barışıktım. Hep aynı şeyleri yapmak bir yere gidememek bir şey üretememek o. Siz adım attıkça hatanız çıkıyor.

Aynalarla konuşur musunuz? Aynalar neler söyler size?

Aynalarla konuşmam, aynalara bakarım. Kendimi orda da iyi görmek isterim. Bu babamdan kalma bir şey. Babam geçen sene vefat etti  Ceket, kravat, pardösü kullanan bir tipti. Ayrı yaşadım babamla ama uzaktan gördüğüm tip çok orijinaldi. Bende hep dikkat ediyorum kendime. Kendimi iyi görmek, sağlıklı görmek beni çok mutlu ediyor. Bakmadığım zamanlar oluyor. Kendimle hoş olmadığım zamanlar bakmıyorum aynaya.

Aşk desem neler söylersiniz, ne kadar yakın size?

İşte şarkı kadar yakın. “Ey aşk nerdesin, güzel yerdesin sen her yerdesin, tamam da nerdesin?” Ben iyice karıştırdım. Söz yazamayacak duruma geldim. Aşkla ilgili hakikaten çok garip, sevsen bir türlü, sevmesen bir türlü durumu var. Genellikle bu formüllerin üzerine çıkarsa mutsuz oluyorsun. Tanrı ayrılığı istemediği için bize acı veriyor. Biz istediğimiz zaman ayrılıyoruz. Tanrı hep bir arada olmamızı istiyor. Sevdiğin insanı bulduysan o senin eşin, onunla üre ondan ayrılma diyor. Ayrılık böyle bir şey. Bu arada doğada, çok eşlilik var. Aşk hem güzelde hem de nerede. Sanatçıların aşkları başka oluyor. Geçen gün annem soruyor. Nasıl gidiyor işler diyor ama ben bir klüpte çalışıyorum. Nasıl gidebilir. Düşünsenize benim nişanlanacağım kızın annesi ve babasıyla oturuyorum, “ne iş yapıyorsun?” dediğinde “Beyoğlun da bir klüpte çalışıyorum” dediğimde vermez kızını. Dolayısıyla çok zor bir işteyiz. Genellikle şöyle bir laf vardır. “Sevgiyi ve aşkı bulduğum yerde kaybedersin” diye. Gece hayatında olanlarında kafaları benim gibi karışık oluyor. Dolayısıyla gece hayatında tanıştığın insanla ilişki sürdürmek zor.

Zor biri misiniz?

Eskiden kendimi çok kolay biri olarak düşünürdüm. Hiç böyle biri değilmişim. Kendimi tanıdıkça zormuşum diyorum. Zorum yani. Çünkü ben iyi biriyim. Hep karşı tarafı düşünürdüm dört sene öncesine kadar. Şimdi egom daha fazla yükseldi. Şimdi daha bencil oldum. Dolayısıyla karşı tarafı düşünmemeye başladım. Bir sürü şeyler çıktı. Senelerdir yapmadığım şeyleri yapıyorum. Ama iyiliğimi her zaman sürdürüyorum. Ben hep iyi oluyorum.

 

Mış gibi yapar mısınız?

Bazen yaparım. O da kendi mutluluğum içindir.

Dünya platformunda yer almayı düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum da. Onlar zor işler. Hem kolay, hem zor. Bir defa köşelerde insanlarınızın olması lazım. O insanların sizinle ilgilenmesi lazım. Sizden para kazanacağına emin olması lazım. Bu bir yanı. Diğer yanı da beste satarak olabilir. Ben bütün şarkılarımı İngilizce, Fransızca veya atarak bulmaya çalışıyorum. Türkçe bir şey yazarken bile atıyorum. Farklı bir şeyler bulmak istiyorum.

 

Sanat camiası da, var olma savaşı yoğun olduğu için ben merkezci davranışların belki de mecburen sergilendiği sıkça görülüyor. Bu karmaşa da dostluk yaşanabilir mi?

Yaşanır tabi. Ama bu camia zor bir camia ama yaşanır.

Çok teşekkür ediyorum.

Bende teşekkür ediyorum. Güzel bir söyleşiydi.                 

                     

Kaynak :

şişli escort

ataköy escort

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik