Reklam
Reklam

Murat Danacı “Benden vazgeçmeyen hiç kimseden vazgeçemem.”

Beni Affet dizisinin Cüneyt'i Murat Danacı ile yeni yıl için keyifli ve güzel bir söyleşi yaptık. 2018 yılı mesajını sizler için sorduk. yeni yılın bu ilk röportajını haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Murat Danacı “Benden vazgeçmeyen hiç kimseden vazgeçemem.”
Bu içerik 4785 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

Murat Danacı desem neler anlatırsınız? Biraz yaşam hikâyenize dokunalım mı?

Ben bir kasaba çocuğuyum. Gölmarmara doğumluyum.  Ablam üniversiteyi kazandı, birdenbire Mudanya’ya gittik. Mudanya’da bir tepe vardır. Tepiyi aşınca denizi görürsünüz. Hayatımda ilk defa denizi gördüm. Ve dedim ki, “ben galiba dünyanın merkezinde yaşayacağım.” Ablam üniversite de okurken, tiyatroyla ilgileniyordu. “ Hayatım boyunca ben tiyatro yapmam, oyuncu olmayacağım” dedim.  Büyük konuşmamak gerekiyormuş. Ben de bu mesleğe bulaştım.  Bunun için çok bedeller ödedim. Üç yıllık liseyi altı buçuk yılda bitirdim. Eskişehir devlet konservatuarı mezunuyum. 2000 yılında Eskişehir’de şehir tiyatroları kuruldu.  Sınava girdim ve kazandım.  O yıldan beri tiyatroda ve dizilerde oynuyorum.

Beni affet dizisinde oynuyorsunuz. Biraz dizinizden ve oynadığınız rolden konuşalım mı?

Beni affet ilk oynadığım dizi değil. Bundan önce başka işler de yaptım. Yedi yıldır oynadığım bir dizi. O zamanlar çocuğum bir yaşındaydı, şimdi sekiz yaşında.  Dizi de Cüneyt karakterini canlandırıyorum.  İster istemez bir süre sonra yaşanmışlıklarınızı da katıyorsunuz oynadığınız role.  Sıfırdan bir rol alıyorsunuz. Yedi yıl boyunca kimlik kazandırıyorsunuz. Öyle ya da böyle, kabul edilsin ya da edilmesin, kendi hissiyatınızı, kendi bakış açınızı bir şekilde karaktere katıyorsunuz. Yedi yıl çok uzun bir süre.  Bir dizi de yedi yıl oynayacaksınız, kendinizden bir şeyler katmayacaksınız, bu mümkün değil. Bir süre sonra, Murat, Cüneyt karışıyor, ben bile karıştırıyorum. Acaba böyle bir durumda tepki verir miydim diye düşünüp, ben de o tepkileri veriyorum.

Dizilerin bu kadar uzun sürmesi hikâyenin devamı açısından zor oluyor mu?

Bir süre sonra hikâye eskiyor elbette. Yeni bir şeyler konmaya çalışılıyor. Doğru mu yapılıyor, yanlış mı endişelerim var tabi. Yedi yıl söylediğim gibi çok uzun bir süre.

İyi bir oyuncuda neler olmalı?

Çok söylenen bir şey ama birincisi her şeyi anlamalı. Sevgilisini anlamalı, arkadaşlarını anlamalı, çevresini anlamalı, yaşadığı yeri anlamalı, çok okumalı, çok bilmeli, çok görmeli, çok çalışmalı, aklı hiç durmamalı. Devamlı çalışmalı, öğrenmeli, öğretmeli. En önemlisi ne biliyor musunuz? Gerçekten iyi bir insan olmalı.  Bu konu çok uzun uzun anlatılabilir. İyi olursan, topluma duyarlı olursan, ön yargılarını biraz törpülersen, sağduyulu olursan, mesleki olarak kendini donatırsan, kitap okumaktan geçtim, en azından gazete okursan, bol bol bir şeyleri izlersen. İşte o zaman iyi oyuncu olmaya doğru gidersin.  Bence iyi bir oyuncuda bunlar olmalı.

Rol seçer misiniz? Yoksa ben oyuncuyum her rolü oynarım mı diyorsunuz?

Rol konusunda çok iştahlıyım ama yapamayacağımı bilirim. Sahnede de öyleyim. Her rolü oynamaya çalışırım ama yapıp yapamayacağım konusunda bir süre onunla boğuşurum. Ona göre karar veririm. Oynar mısın evet oynarım. Ama sonucu önemli benim için. Ben hep şunu söylüyorum.  Ben her zaman kafadan Oskar’ı alıyorum.  Ama önemli olan sonuç. Yani sonrası.

Tiyatronun koltuklarını doldurmak için ünlü oyuncular seçiliyor zaman zaman.  Oyuncuların ünlü olması mı geriyor koltukların dolması için?

Oyun ya iyidir ya kötüdür. Bir seyirci olarak gidersin seyredersin. Beğenirsin ya da beğenmezsin. Televizyonda oynamış çok yetenekli oyuncular da var elbette. Ama televizyonda görünmek tiyatroda çok iyi oynayacakları anlamına gelmez. Herkes oyuncu olabilir. Televizyonda görünmesi, tiyatro koltuklarını doldurması için katkıdır elbette. Bu iş güzel taçlandırılırsa tadından yenmez. Ama bence çok saçma. Ben çok popüler olmuş, tiyatro yapmaya çalışan insanlar var. Ama ürünleri korkunç. Ama öyle insanlar var ki, öyle iyi oyuncular ki, tiyatro yapıyorlar, insan seyretmeye doyamıyor. Tiyatroların ayakta durmaları gerekiyor. Dizi oyuncuları da tiyatro kökenli oldukları için, yavaş yavaş tiyatroyu tercih ediyorlar. İyi olup olmadığı, seyircinin tercih edip, gidip gitmemesi belirler. Ünlü bir isim olsa da kadrosunda, iyi değilse ömrü çok fazla sürmez diye düşünüyorum.

Yalnızlık yaşar mısınız?

Severim. Hayatımda biri de olsa bazen yalnız olmayı severim. Yalnız yaşamayı değil de, yalnız olmayı severim. Bu beni daha da çok dinginleştiriyor.

Kendinizi ne kadar sık eleştirirsiniz?

Çok. Bazen dayanılmaz biri olabiliyorum. Bu da bu meslekle alakalı biliyorum. Ben kendimi görüyorum, yaptığım yanlışların farkına varıyorum. Bazen kendimi değiştiriyorum ama çoğunlukla değiştiremiyorum. 41 yaşımdayım. Bu yaşa kadar böyle bir adam olmuşum. Değişmekte zorlanıyorum. Böyle olmalı diyorum çoğunlukla ama olmuyor. Sonucu mutlaka görmem lazım.  Sıfırı görmem lazım. Hayatta çıkışlar hep sıfırdan başlamaz mı?

Çok fazla film çekilmesine nasıl bakıyorsunuz?

Sektör çok geniş. Herkesin para kazanması lazım. Herkes oynayacağı filmi tercih ediyor. Senaryoyu okuyorsunuz. Bazen çok para veriyorlar. Ama bence çok para alsanız da yaptığınız iş kalıyor. Yüz yılda geçse, dönüp bakıldığında yaptığınız iş kalıyor ve o işle anılıyorsunuz. Ne yapmak istediğinize bağlı. Onun dışında ne söylesem ayıp olur. Herkes ne istiyorsa onu yapsın. İyi ya da kötü,  her şeyin bir alıcısı vardır. Çok mu politik bir cevap oldu?

Eğitim mi, yetenek mi?

İkisi de. Öyle oyuncular var ki, eğitimlilere taş çıkartıyor. Ama ikisi de önemli. Yetenek eğitilmeli.

Neden tahammülsüz olduk?

Bir arkadaşım Norveç’e gitmiş. On beş gün kalmış. Bisikletli bir grup geçmiş. On konvoylu bir araba sürüsü varmış. Hiç kimsem kornaya basmamış. Bir kişi bile. Düşünün. Ayın şeyi yaşadığımızı. Bununla ilgili o kadar çok anlatacak şey var ki.  Tahammül daha zor geliyor galiba.

Başrol oyuncuları her zaman, genç, yakışıklı ve güzel olmak zorunda mı?

Hayır. Ama seyirci güzel ve yakışıklı insanları ekranda görmek istiyor. Genç olsun, yakışıklı olsun, güzel olsun istiyorlar. En azından öyle hayal ediyorlar. Biz bu topraklarda şanslı olanlardanız. Van da oyunculuk yapan, keşfedilmeyi bekleyen, o kadar çok insan var ki, çoğu kaybolup gidiyor. Biz sadece şanslı insanlarız. Bu ülkede çok yetenekli insanlar var. İnsanlar güzel görmek istiyor. Elbette hitap edilecek kitlede çok önemli.

Ya aşk?

Aşk güzel bir şey. Çok güzel bir şey.

Ne kadar yakın size?

Bayağı yakınız.

Bir ünlü ulaşılmaz mı olmalı?

Hayır. Bence bu mevzu çok karışık. İnsanlar çok karıştırıyorlar. Bizim dizide bile iki bölüm oynayan yardımcı oyuncular, üçüncü bölüme gözlük takıp geliyor. Yolda yürüyen, dokunulan, konuşulan biri olmalı. Bunu nasıl algıladığınıza bağlı. Ben hiç öyle bakmıyorum. Aslında insanlar, ünlüleri bir yere koyuyor. Onların duyguları olduğunu unutuyor. Doğaüstü varlıkmış gibi davranıyor. Onlarında acı çekip, üzüldüğünü unutuyor.  Onların da insan olduğunu düşünseler, her şey daha yolunda olur. Ben sokakta kim fotoğraf çektirmek isterse, durup çektiriyorum. Bu işin doğrusu bu olmalı. Ama farklı işliyor bazen.

Aynalarla aranız nasıl?

Bakarım kendime.

Dizilerde ekran önünde görünen samimiyet, set gerisinde de oluyor mu?

Ekip meselesi. Bazen olabiliyor bazen hiç olmuyor.

Ne kadar sık mış gibi yaparsınız?

 Eskiden yapardım ama artık yapmıyordum.  Artık olmuyor. Seviyorsam seviyorum, sevmiyorsam sevmiyorum. Çünkü tahammülümü bitirdiler. Artık mış gibi yapmak istemiyorum.

Şöhret?

Ben para kazanmak istiyorum.  Şöhret güzel elbette ama ben iyi bir gelecek hazırlamak istiyorum.  Şöhret,  tanınmışlık çok da ilgilenmiyorum. Ben oyuncuyum sanatsal olarak çok iyi şeyler yapıp, para kazanmak istiyorum. Şöhret geçici bir şey.

Vazgeçilmezleriniz var mı?

Var. Benden vazgeçmeyen hiç kimseden vazgeçemem.

Neden herkeste çabucak şöhret olma merakı var?

Hemen çok para kazanacaklarını düşünüyorlar. Bazen taksiye biniyorum. Taksici; ağabey, ben oyuncu olmak istiyorum. Ne kadar para kazanırım diye soruyor. Düşünün artık. Böyle o kadar çok ki. Yetenekli olsun ya da olmasın, herkes ünlü olmayı istiyor.  Yani bir an önce ünlü olup çok para kazanma derdinde.

Oyuncu olmanın ayrıcalıkları nelerdir?

Şu adama, şu kadına bak ne kadar düzgün bir insan deriz. İnsanlara,  bu ülkeye ne kadar düzgün şeyler söylüyor diye düşünürüz. En azından benim için önemli olan bu. Oyuncunun iyi şeyler söylemesi.

Bir projede yer alırken kaygılar yaşar mısınız?

Elbette. Oyuncusun beğenilmek istiyorsun. Beğenilmeme kaygısı yaşıyorsun. Proje tutmaz, kaldırılırsa diye maddi kaygılar yaşıyorsun.

Başarısız oldunuz mu?

Oldum tabi. Çok kötü tokat yedim. Kendimi çok iyi bir yere koymuştum. Hiç beklemiyordum. Onların hepsi bende daha sonra tecrübe oldu.

Birazda projelerinizden konuşalım.

Televizyon için projeler oluyor elbette. Ama dizi devam ediyor biliyorsunuz. Şimdi Eskişehir’de şehir tiyatrolarında oyuncuyum. Oyun yönettim. Bu oyun devam ediyor. Osman Seden sinema okulunda ders veriyorum. Bir çocuk oyunuma başlayacağım. Ritüel Sanat merkezinde, bir aşk masalı isimli bir oyunda oynuyorum. Şimdilik böyle.

Söyleşimiz yeni yılda yayınlanacak. Yeni yılın ilk röportajı olacak. Okuyucularımıza ve hayranlarınıza yeni yıl mesajınız var mı?

Elbette var. Öncelikle yeni yılın ilk röportajı olması beni mutlu etti. Bunun için size teşekkür ederim.  Çok mutlu oldum. Öncelikle insanların gerçekten mutlu, birbirine daha tahammül ettikleri, sevgilerini paylaşabildikleri, birbirlerine iyi davranabildikleri, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak sevgi sözcükleri söyleyebildikleri, sağlıklı, mutlu, huzurlu oldukları, öfkenin ve acının olabildiğince uzak kaldığı, aşık oldukları güzel bir 2018 yılı diliyorum. Hayatlarını güzel geçirecekleri, çok para kazanıp, hayallerini gerçekleştirecekleri bir dünya diliyorum.

Yaşamınızın bir anına dokunmama izin verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim. Sizinle tanıştığımız için çok mutlu oldum. Güzel sorular sordunuz.

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina