Reklam
Reklam

Metin Serezli“Gerçek bir aktör oynadığı rolle gerçek hayatını asla karıştırmaz. '

Metin Serezli ile ölümününden önce yaptığımız bu güzel söyleşiyi ölüm yıl dönümünde tekrar yayınlayalım istedik. Usta sanatçıyı saygıyla anıyoruz.

Metin Serezli“Gerçek bir aktör oynadığı rolle gerçek hayatını asla karıştırmaz. '
Bu içerik 435 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Metin Serezli’ nin hayat hikayesini bize kısaca anlatır mısınız?

Metin Serezli’ nin hayat hikayesini kısaca anlatmam mümkün değil. Çünkü elli yıla dayanıyor. Nasıl anlatayım kısaca. 1957 yılında profesyonel oldum. Sene 2007. Hala sahnedeyim.

 

Biraz oyununuzdan bahsedelim. Ankara’ dan memnun musunuz?

Oyunumuzu mutlaka Ankara’ ya getiriyoruz. Ankara seyircisinden de her zaman büyük memnuniyet duymuşuzdur. Ama önemli olan Ankara’ da bizden memnun ki, bizi her sene burada bekliyorlar. Oyun bir Fransız oyunu. Bir Fransız komedisi. Bulvar komedisi dedikleri türden Gerard Lauzier isimli Fransız yazarın bir oyunu. Komedi türünde Fransızların en ünlü ve en çok oyunları beğenilen bir yazarıdır. Bulvar oyunlarında esas nedir, bulvar oyunları hoşluklar, eğlendirici sahneler, sürprizlerle dolu olan seyirciyi güldürmek, eğlendirmek, onları bir parça rahatlatmak, ertesi gün işlerine daha dinç, daha dingin, daha huzurlu bir şekilde gitmesini sağlamak. Böyle komik sürprizlerle dolu bir oyun.

Eğitim almadan mankenler oyuncu olarak dizilerde rol almaya başladılar. Bu konuda neler söylersiniz?

Eğitim almadan yalnız mankenler değil, otomobil tamircileri, marangozlar ne bileyim ben, badanacılar, boyacılarda dizilerde rol alabilirler. Çünkü diziler tamamen senaryonun, o senaryoyu kullanan yönetimin sanki fırça darbeleriyle boş bir tuvale resim yapar gibi çalıştıkları bir düzendir. Burada hiçbir eğitimi olmayan hatta gözleri görmeyen, kulakları işitmeyen birisini de rahatlıkla oynatabilirsiniz. Onların hepsi hem orada oynarlar, hem başarı kazanırlar, hem de çok ünlü olabilirler. Dizilerden bahsettiniz ama. Televizyondan, sinemadan bahsettiniz. Bir çok yerde, en büyük örnekleri İtalya’ da, Amerika’ da, Fransa da, İngiltere’ de görülmüştür. Türkiye’de de tabi ki aynı şekilde görülebilir. Ama bana deseydiniz ki eğitimi olmayan manken veya marangoz  tiyatroda oynaya bilir mi? İşte o mümkün değil. Konservatuar eğitimi yapmasalar bile en azından bir yüksek tahsile ihtiyaçları var. Başka türlü başaramazlar.

 

Hep sansasyonlardan uzak yaşadınız. Bu yüzden de Türk halkının gözünde çok ayrı bir yeriniz var. Bunun en önemli etkeni nedir  sizce? Uzak olmayı nasıl sağlıyorsunuz?

Uzak olmayı sağlamak gibi bir gayemiz olmadı. Biz normal olarak, bir tiyatro sanatçısı nasıl yaşarsa, öyle yaşıyoruz. Böyleyiz biz, bir gayret sarf etmiyoruz. Gayret sarf etmek dediğinize göre, sansasyonel haberleri düşünebilirsiniz. Bizim hayatımız zaten bir disiplin içinde. Mesleğimizi icra etmekle  geçiyor. Onun dışında da ailece birlikte oluyoruz.

Çok güzel bir oyuncuyla evlisiniz. Bir oyuncuyla evli olmak avantaj mıdır, dezavantaj mıdır?

Aynı meslektense iki oyuncu çok büyük avantaj oluyor. Aynı havayı teneffüs ediyorsunuz. Aynı şeylerden zevk alıyorsunuz, aynı şeye beraber gülüp, aynı şeye beraber kızıyorsunuz. Provalarınızı prova saatleri dışında da konuşarak, anlaşarak birbirinize yardımcı oluyorsunuz. Mesleğinizin büyük bir kısmı da çok zorluklar içinde geçiyor. Uzun çalışmalar, disiplinli çalışmalar, turneler vs. bu arada insanların birbirine anlayış göstermesi aynı meslekte oldukları için olayların ne demek olduğunu bildikleri içinde yardımlaşma daha kolay oluyor.

 

Televizyon seyredebiliyor musunuz? Son dönemde televizyon programlarını nasıl buluyorsunuz?

Televizyon seyrettiğim söylenemez. Kuvvetli bir televizyon seyircisi değilim. Önemli maçları kaçırmam sadece. Ama sanatsal olarak çeşitli olayları, taklitçi dizileri, haberleri vs. çok izlemem.Yaşayan insanların hayatının bir parçası televizyon. Televizyon zaman zaman keyif almak için kendi mesleğimizin bir parçası olduğu için takip etmek zorundayız. Yalnız televizyonda değil, bütün dünyanın gösteri sanatlarında iyi yapılan işler daima halkı memnun eder ve o iş iyidir. Kötü yapılan işler de seyredilmez, tahammül edilmez. Onun da çok güzel bir ilacı var. Kumanda aleti. Beğenmediğiniz programları hemen geçiyorsunuz. Herkes geçtiği için oda ortadan kalkıyor.

Yarışma programları çok tutsa da kalıcı bir isim hala çıkmadı. Oyuncu olarak da, şarkıcı olarak da. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Televizyon dünyası kendi starını kendi yaratır. Gösteri sanatlarının başka kollarıyla kardeş gibi görünürler ama kardeş değillerdir. Kendi sanatçısını kendisi yaratır ve onu çok çabuk tüketir. Ve başından atar. Onun için orada kalıcı olmak çok zordur. Şimdi bundan beş yıl evvel gece sokakta insanların olmadığı herkesin televizyon başında olduğu dizileri, yarışmaları hatırlıyorum. Orada halkın baş tacı ettiği, ay ne kadar beğeniyorum dediği insanları hatırlıyorum. Beş yıl öncesinden bahsediyorum. Ne kadar yakın. Şimdi onlardan bir tanesi bile hatırlanmıyor.

 

İyi bir oyuncu kendi sesiyle oynar görüşü var. Dublaj oyuncuya oynadığı rolde yardımcı olur mu? Filmde kendi sesiyle konuşmak iyi oyunculuğun ölçütü müdür?

Dublaj Türk sinemasında bir çok artiste çok faydalı olmuştur. Çünkü biraz önceki sorularınızda verdiğim cevaba göre bir marangozun, bir mankenin, bir demirciyle, otomobil tamircisinin televizyon dizilerinde sesli veya sessiz çekilen filmlerde oynayabileceklerini söylemiştim. Ama konuşmasını bilmedikleri için konuşarak dertlerini anlatamadıkları, duygularını aktaramadıkları için sadece o filmin içinde yüzlerini gösterebilirler, fotoğraflarını çektirebilirler. Sonra dublaj sanatçıları onları değerlendirir.

Siz kime oyuncu dersiniz?

çok büyük kültür almış, bu işe aşkla sarılmış, gerçekten hiç durmadan başladığı günden, bunu yapmayı düşündüğünden itibaren büyük bir aşkla ben yalnız bu işi yapacağım demiş, çalışmaktan bir gün bile vazgeçmemiş gözlem dediğimiz olayı hayatın hiçbir yerinde eksik etmemiş ustalarından öğrendiklerini aynen tatbik etmeye, devamlı gayret göstermeye mesleğin zorluklarından yılmamaya, hiç şikayet etmemeye çalışmış seyirciyle arasında hiçbir zaman görünmeyen, elle tutulmayan sıcaklık dediğimiz karizma dediğimiz şeyin hiçbir  zaman var olmadığına inanmamış, bunların arkasında bunları da ceplerine doldurarak seyircinin karşısına çıkmamış kişiye oyuncu derim.

 

Dizi çalışmanız var mı?

Tiyatro sırasında dizi çekimleri pek kolay olmuyor. Ancak bir oyunda rolümüz olamaz da şöyle bir yıl kadar boş kalırsak o zaman memnuniyetle bir dizide rol alırım. Ama tiyatroda oynayarak, diziyi aynı anda yapmanın güçlüğünü ben çok yaşadım. Sadece fiziksel yorgunluk oluyor. Ama düşünün diziden sonra oyuna geliyorsunuz. Asıl işiniz akşam dokuzdan sonra başlıyor. Sizin o gün en yüksek olma noktanız seyircinin karşısına çıkacaksınız. Oradaki enerjiniz bir ay, iki ay, beş ay, bir yıl işte o insanı yıpratıyor. O yüzden ayrı ayrı zamanlarda yapmalı.

Sizi sinema filminde de görmek istiyoruz.

Yok şuan da. Ama bir iki teklif maalesef cazip teklifler değildi. Ben bugüne kadar elli tane film yaptım. Aşağı yukarı yirmi yıldır film yapıyorum. Fakat son zamanlarda Türk sinemasında çok güzel atılımlar var. Çok güzel senaryolar, çok iyi yönetmenler var. İyi bir filmle bana gelirlerse oynarım. Ben de mutlu olurum tabi ki.

 

Oynadığınız rolle gerçek kişiliğinizin karıştığı dönemler oldu mu?

Gerçek bir aktör oynadığı rolle gerçek hayatını asla karıştırmaz. Eğer ben bir rolün etkisi altında kaldım, aylarca etkisinden kurtulamadım diyen birisi olursa, bu laflar ağzından çıktığı andan itibaren yalan söylüyor bence. Ben ona derim ki; kardeşim ben aptal değilim, beni kandırmaya çalışma.

Metin Serezli kendini eleştirir mi? Nasıl bir eleştirmendir?

Ooo çok ciddi,çok ağır eleştirmenimdir. En çok da kendimi eleştiririm. Şurada hata yaptım. Bu hatayı yapmamalıydım diye. Benim gayretim biraz az geliyor derim. Tabi ki çok eleştiririm. En çok da kendimi eleştiririm.

 

Bir projeyi kabul ederken nelere dikkat edersiniz?

Önce senaryoya ondan sonra projeyi hazırlayacak yönetmenin kim olduğuna beraber oynayacağım arkadaşların kimler olduğuna dikkat ederim.

Vaktinizi benimle harcadığınız için çok teşekkür ediyorum.

Vaktimi sizinle harcamadım. Çünkü sorularınız o kadar güzel ki şu bile benim için tekrar düşüncelerimin pekişmesinde bana yardımcı oldu.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina