Reklam
Reklam

Erin İlkcan Aslan "kendimi resim yaparken bulduğum nadir gündüzler vardır."

Genç, yetenekli, yakışıklı, çılgın bir ressamla yaptığımız keyifli ve güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Erin İlkcan Aslan
Bu içerik 846 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Biraz yaşam öykünüzden konuşalım mı?

 

Henüz bu hikâye sona ermediği için bunun üzerine ne desem boş olur fakat şimdiye kadarki sürecimi söylemem gerekirse hiperaktivitemi üretim arzusuna dönüştürmekle haşırneşir olarak hayatta olduğumu söyleyebilirim sadece. Ama kendi hayatımı dinlemekten çok keyif alırdım. Anlatmayı pek beceremesem de.

 

Resim desem neler söylersiniz? Resim sizin için neyi ifade eder?

 

Resim benim için içerideki her şeyin dışarı tamamen dürüstçe ve en saf haliyle dışarı çıkmasını ifade ediyor. Herhangi bir medyum da bu şekilde yansıtmama yardımcı olabilir miydi bilmiyorum dersem yalan olur farklı bir çok biçimde ürettim fakat en meditatif olanı resim olarak görüyorum.

Resimlerinizi nasıl değerlendirirsiniz?

İçimdeki tüm sıkışıklığın, tüm kaosun tüm aşkın tüm huzurun kısacası beni ben yapan tüm duyguların bir delik bularak dışarı çıkması ve benden bağımsız hayatta kalmaya çalışmaları olarak.

 

Resimlerinizi nasıl yaparsınız?

 Belli koşullarınız var mı? Yoksa her yerde resim yaparım diyenlerden misiniz?

 Her yerde resim planlayabilirim fakat yapamam. Genellikle çok dolmuş ve artık taşıyor olduğum zamanlarda resim yapıyor oluyorum. kendimi resim yaparken bulduğum nadir gündüzler vardır. Bazen ayıldığımda resim çoktan bitmiş oluyor. Resim bitmemiş olursa bilin ki ben bitmiş oluyorum.

Resim yaparken size hangi duygular egemen oluyor?

Bunu tanımlamam çok güç çünkü bu duyguları herhangi bir şekilde tanımlayabiliyor olsaydım sanırım resim yapmak benim için bir ihtiyaca dönüşmemiş olurdu.

 

Sokakta duvarlara da resim yapıyorsunuz? Biraz bundan konuşalım mı?

Evet. Birkaç senedir aktif bir şekilde başta Ankara olmak üzere bulduğum duvarlara yanımda malzeme oldukça iz bıraktım. Sadece duvar da değiller ama duvar resmi kalıbına aşina olduğumuzdan duvar diyerek devam edeceğim. Sanatın sadece galeride kilitli kalmamasını aynı anda sokaktan geçen herkese ulaşması gerektiğine inananlardanım. Aynı anda sosyal statüsü ne olursa olsun herkese ulaşabilecek en ortak alan sokaktır ve ben de öğrendiğim birçok şeyi sokakta kurduğum arkadaşlıklardan öğrendiğimden sokağa borçlu hissediyorum. Ayrıca ben ve bu şekilde hisseden dostlarım sokağa müdahale etmezlerse daha fazla gri içerisinde kilitli kalmayacak mıyız?

 

Konularınızı seçerken hangi duygular size egemen oluyor?

Büyük bir var oluş tepsisi içerisinde senelerdir bir hamuru yoğuramadığımı düşünüyorum. Ve en sonunda hamur tepside yoğrulmaz ki diyerek kendimi en başa dönmüş buluyorum. Var oluşu koca bir börek olarak düşlemek bile bir resim için, dürtücü bir duygu olabiliyor.

Bu benim en sevdiğim resim dediğiniz, bir resim var mı?

Evet. Narsistik bir biçimde algılanmasın kesinlikle ama tüm oto portrelerim değişimimi ve kendime bakış açımdaki farklı anları bana hatırlattıkları için çok özeller. Bir de " Kirlenen ellerime yağmurlar yağdıracağım" isimli işimi çok seviyorum.

 

Bir resme başladığınızda ani değişiklikler yapar mısınız?

Kesinlikle. Sergiden bir gün önce bir resmi tamamen kapatıp yerine yeni bir resim yapmışlığım bile var. Resim asla ama asla bitmez diye bir laf vardı. Kesinlikle doğru!

Resimlerinizi çalışma anında saklar mısınız? Yoksa başkalarıyla paylaşır mısınız?

Süreci yakınlarımla paylaştığım oluyor fakat tamamen kimseye bahsetmeden 40 küsur parçalık bir seri oluşturduğum da olmuştu. ( Duende serisi http://eerinilkcanaslann.tumblr.com/duende )

Resimlerinizde anılarınızın ne kadarını kullanıyorsunuz?

Tamamını kullanıyorum fakat anı şeklinde değil. Daha çok an formunda. Anların bende bıraktığı kalıcı ya da geçici etkileri çözümlemek için resim yaptığım çok oldu. Bir çeşit psikoterapi yöntemi olarak, self psikanaliz yöntemi olarak fırça almışlığım yok dersem kocaman bir yalancı olmuş olurum. Burnum uzar.

 

Mutluluğu nerede ararsınız? İnsanlarda mı, resim de mi?

Kendi kalbimde.

 

Sergilerinizden konuşalım mı? Nerelerde sergi açtınız? Yeni bir sergi planınız var mı?

Yakında olmasını planladığım iki sergim var. Şu an hâlihazırda Ankara’da iki farklı yerde sergilerim devam ediyor. Karma sergiler bunlar. Çok farklı yerlerde sergiler açtım. Sokakta da oldu bir sergim, instagramda da, cer modernde de, otel odasında da.  Yani herhangi bir şekilde mekâna kısıtlı kalmamak ve mekânı tamamen algıladığımız halinden koparmayı seviyorum. Bu bir otel odasının galeriye dönüşebilmesine olanak sağlıyor bana. ( eerinilkcanaslann.tumblr.com/about )

Yaptığınız en çılgınca şey neydi?

Geçtiğimiz yaz. Bir sırt çantası, bir kaykay ve bir sürü boyayla 140 gün boyunca ege bölgesinde resimler yaparak çok kısıtlı bir finansal durum ile yolculuklar yaptım. Şimdiye kadar yaptığım en çılgınca şey değildi belki fakat "yapamam ya" diye düşüneceğim cinsten bir şeyi başarmış olmanın en güzel anlarını yaşıyordum.

 

Yetenek mi, eğitim mi?

 His.

 

On parmağınızda on marifet. Müzikten konuşalım birazda.

Babam müzisyen. Çocukluğumda fazlasıyla müzik dersi yaptık beraber. Birçok enstrümanı çalmayı ondan öğrendim diyebilirim. Ve bebekliğimden beri müziğin içinde olmak çılgınlar gibi bir müzik kulağı yaratmış bende. Bu yüzden müzikle hep haşırneşirdim. 15 yaşında bir punk grubu kurdum. On sekizimde değildim arkadaşlarımın gelemediği konserlerde yüzlerce kişiye çalıyordum. Sonrasında grup dağıldı herkes kendi yolunda gitti klasik hikâye sonu gibi ama öyle. Sonra bireysel olarak müzik yapmaya devam ettim. Elektronik altyapılarla uğraşmaya başladım. Kısa bir süre djlik yaptım. Şimdi yeni bir kaç proje var ama biraz çıksınlar ortaya kulaklarda duyulur beraber dans ederiz zaten.

Yazdığınızı biliyorum. Yazma serüveninizi bizimle paylaşır mısınız?

İfade ederken tıkandığım, resmedemeyeceğimi düşündüğüm ya da asla unutmamalıyım bu günü dediğim her anı yazmaya çalıştım. Başlarda mensur şiirler olarak çıktılar. Sonra bu şiirleri derleyerek bir olay örgüsüyle birleştirdim ve ilk romanım " henüz delirmedim " bitti. Ardından iki tane daha içinde kısa hikâyeler olan kitaplar yazdım fakat henüz hiç birini bastırmış ya da yayınlatmış değilim.

 

Sokak sanatı diye bir şey var mı? Varsa biraz bize sokak sanatını anlatın.

Kesinlikle var. Etrafınızda gördüğünüz tabelalar sokak lambaları bile birer estetik kaygı güdülerek tasarlanmış öğeler. Hal böyle olunca aslında içinde yaşadığımızı insan eliyle tasarlanmış her şey estetik kaygıyı barındırdığından sanatsal tartışmaya açık oluyor fakat duvar resmi graffiti taglemek sokak müziği sokak performansları sanat mıdır sorusuna şöyle bir şey sorarak cevap verebilirim. Büyük bir galerinin ortasında annesinin omzunda gelen birkaç aylık bebek elinden ya da ağzından emziğini düşürdüğünde bu emzik galerinin zemininde kaldığı için sanat değeri taşıyor olur mu? Sanat sadece galeride olduğunda mı değerlidir? Sanat sadece belirli bilgi birikimine sahip bir zümrenin gözlerine mi sunulmalıdır? Bu gibi olan ve pek de az olmayan soruların cevaplarını herkesin kendi kendine verebileceğini düşünüyorum. En başında güzel nedir diye sorarak başlayabiliriz hep birlikte bu sürece. Fakat evet. Sokak sanatı vardır. Ve olmaya devam etmeli.

Yalnızlık yaşar mısınız?

Yalnızlık değil fakat pozitif tek başınalıklar için derin meditasyonlara kaçtığım zamanlar oluyor. İnsanın bireysel olarak kendi alanına çekildiği zamanların cep telefonunda scroll yaparkenle kısıtlı kalmamasını sadece hiç bir şey yapmamanın da insana çok iyi geldiğini düşünüyorum. Bu metropol depremleriyle dolu zihinlerimiz için biraz dinlenmek her zaman iyi gelecektir.   

 

Zor musunuz?

Bu soruyu yakın çevreme sorduğunda derin bir iç çekiş duyacaksın.

Aşk desem neler söylersiniz? Mesela siz aşk adamı mısınız?

Aşk yeni yeni tattığım ama asla kaybetmemek için kendimi törpüleyebileceğimi fark ettiğim en en en aşkın duyguymuş. Çok taze biliyorum ben de. Aşkın içinde bebek olmak muhteşem hissettiriyor şu sıralar.

 

Sizi neler kızdırır? mantıksızca yapılan ayak diremeler ve anlayışsızlığın tahammülsüz bir saygısızlığa dönüştüğü her an.

 

Sadakat desem? Bir artı Bir’in iki değil de bir olduğunu hissetmek ve bir artı birin aynı zamanda üç olduğunu hissedebilmek için derin derin nefeslerle huzur içinde uyumak gibi.

 

Projelerinizden konuşalım birazda.

Uzun bir yolculuk planlıyorum fakat olmamış şeyleri totemli şeyleri pek dillendiremiyorum. Bunun için olan tüm hareketlilik için erinilkcanaslan ve eiaworks isimli instagram hesaplarımı bir şekilde göz önünde tutmanızı öneriyorum. komik komik şeyler de yapıyorum. Nokta atışı hareketler de. Güzel salatalar da.

Çok keyifli zaman geçirdim sizinle. Çok samimi, çok doğal bir röportajdı. Çok teşekkür ederim.

Benim için de öyle. Seni tanıdığım için çok mutluyum. Teşekkür ederim.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina