Reklam
Reklam

Yaşar Seyman“Altındağ’dan, Atina’ya uzanan, gecekonduda büyüyen, hiç okula gitmeyen bir annenin kızı olarak, 23 Nisanda, Atina’da en başarılı sendikacı olarak ödül almak, bence çok ilginç.”

Yaşar Seyman ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Yaşar Seyman“Altındağ’dan, Atina’ya uzanan, gecekonduda büyüyen, hiç okula gitmeyen bir annenin kızı olarak, 23 Nisanda, Atina’da en başarılı sendikacı olarak ödül almak, bence çok ilginç.”
Bu içerik 350 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Hoş geldin Onur. Seni tanımak çok güzel.

Çok teşekkür ederim. Aynı hisler benim içinde geçerli.

 

Yaşar Seyman’ın hayat hikâyesi ne kadar ilginç? Neler söylersiniz bu hikâyeyle ilgili?

Sevgili Onur gördüğüm kadarıyla seninle söyleşmek kolay değil. Karşımda entelektüel birikimi olan, karizmatik, sıcacık bir bey var.

Çok teşekkür ederim. Utandırıyorsunuz beni.

Hakikaten çok heyecanlandım. Yüzlerce söyleşi yaptım ama şimdi heyecanlandım. Yaşar Seyman’ın ilginçliklerinden birisi, Altındağ’dan, Atina’ya uzanan, gecekonduda büyüyen, hiç okula gitmeyen bir annenin kızı olarak, 23 Nisanda, Atina’da en başarılı sendikacı olarak ödül almak, bence çok ilginç. Doğduğum köyde ilkokul yoktu, o yüzden hiç okula gitmemiş annem. Annemle babam özlemlerini benimle gidermeye çalıştılar. Ve beni kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmeye özen gösterdiler. Kırsal kentten büyük şehre gelen insanlar, genelde orada tutunmaya çalışırlar. Bu zordur aslında. Benim önümde de hep kapılar vardı. Ben o kapıları tekmelemek ve onları aşmak zorunda kaldım. Halada tekmeliyorum. Özellikle bizim ülkemizde, kadınların yürüdükleri yolda çok fazla diken vardır. Önemli olan yürürken bu dikenleri ayıklamak. Ayıklarken ben hep  şuna dikkat ettim, ne birinin canını yaktım,  ne de  kendi canımın yanmasına izin verdim. Benim hayatımın ilginçlikleri hep  mücadele  dolu.

Bir insanın yaşamda, bir amaç doğrultusunda, bir kavgasının olması, ve bu kavgayı da sevgiyle beslemesi gerektiğine  inanıyorum.  Sevgiyi asla dışlamamak  gerekir. Sevgi  bir çok şeyin kaynağı olabilir. Sevginin açamayacağı hiçbir kapı  yoktur. Bir hedefe kilitlenip, her şeyi yıkıp dökmek olmamalı amaç. Hedefe doğru yürürken, yaşamı tanımak gerekir. Yaşamı tanıyarak mücadele etmenin bedeli ağır oluyor elbette ama bu bedelinde güzelliklerini görmek gerekir. Onurum kırıldıyı çok kullanmamak gerekir. Onur tabak çanak değil. O çok farklı bir şey. Farklı  bir erdem. Yaşamın her alanında onuru mutlaka üstte  tutmak gerekir. Ben hep bu düşünceyle adım atıyorum. Çalışarak, yürüyerek, sorarak, soruşturarak, tartışarak yürümeye çalışıyorum. Tartışma kültürünün insanı çok değiştirdiğine inanıyorum. Barış benim için çok sihirli bir sözcük. Bazı insanlar için, çok soyut olabilir, tercih  edilmiyor olabilir. Ama  ben hep barışın savaştan daha zor olduğuna inanıyorum. Onun inşasının çok önemli çalışmalar gerektirdiğine, bilgiye, kültüre, diplomasiye  ihtiyacı olduğuna inanıyorum.Anadolu topraklarında sözlü edebiyatla büyüyüp , devlet tiyatrolarında bir oyunumun oynanması gerçekten çok ilginç. Yazma eylemiyle tanışmak, benim için hem çok özel, hem de çok ilginç. En önemlisi de hala önümde  yürünecek yolun olması. Gecekondularda imece vardır, paylaşım vardır. Bu çok önemlidir bana göre. Bu  görülmez hep ön yargıyla bakıldığı için  oralara. Yaşamımdaki ilginçlikler beni hep beslemiştir. Yoksul tepeden, varsıl tepeye bakmak benim  hayatımdaki en önemli ilginçliktir.

Başarılı bir Türk kadını olarak Yaşar Seyman yapmak istediği her şeyi yapabildi mi?

Yapamadım. Çünkü yapmak istediklerim, yaptıklarımdan çok daha büyük. Her gün adım adım, planlı, projeli, çalışmalarımı sürdürüyorum.

 

Az gelişmiş ülkelerde  de , çok gelişmiş  ülkelerde de kadınların tutkuları ortak mıdır? Ne kadar örtüşür?

Az gelişmiş ülke, geri kalmış ülke, gelişmekte olan ülke olsun, bütün ülkelerde kadınların bir çok ortak tutkuları olduğunu düşünüyorum. Özellikle kadının türküsün yazarken tanık oldum. Hatta onların ortak tutkularına tutuldum diyebilirim. Örneğin; takı onlar için çok ortak bir tutku. Görsel  güzellik, sevdaya  yaklaşımları, annelik duygularında örtüşen, ayrışan yönleri, fala., dövmeye, süse olan ilgileri çok ortak tutku. Kadınların yazgılarını değiştirmek için mücadelerine tanık oldum. Bu da çok ortak bir tutku. İç seslerini, iç isyanlarını tıpkı bir ürüne dönüştürmeleri çok ortak bir tutku. Suskunluklarını sanat yapıtlarıyla ortaya çıkarmaları, halılarda, tablolarda, kilimlerde, oyalarda  mutlaka yaşadıklarını  işlemeleri, yaşama bakışları ortak bir tutku. Dünyanın her yerinde bu ortaklık aynı. Anne olmak, anaçlık duyguları ortak. Bunlar anlatılmayacak kadar çok. Meksikalı bir kadınla, Mardinli bir kadın, İskandinav bir kadınla, Çinli bir kadın aynı duyguları hissediyor. Ortak mücadeleleri var. bir birlerini örnek alıyorlar. Kadınların çok ortak yönleri var.

Bir sendikacı ve kadın hakları savunucusu olarak neler yapıyor Yaşar Seyman?

Bir sendikacı olarak aslında, öncelikle şunu söyleyeyim, hem kadın hem sendikacı olunca bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde sıkıntılar var. İki kavramda kendisini anlatıyor. İki kavramda da ön yargılar var. İki kavramda yeterince tanınmıyor. Yeterince saygın bir konumda değil. Oysa bir ülkede çalışma barışı varsa, başarı da vardır. Yani sendika emek örgütü. Bir anlamda hoşgörü okulu. Hak verilmez alınır denir ya, gerçekten öyle. Verirken çok şeyde alıyorsunuz. Tek taraflı değil. Ülkemizde kadınlar adına, çok önemli uğraşların içinde bulundum. Bunlar azımsanmayacak ölçüde. Artık ülkemizde kadınlar gündem belirleyecek noktadırlar. Bunun nedeni de şu. Kadın için hep ilkleri ve tekleri sayıyoruz. Eğer hala ilkleri ve tekleri sayıyorsak, sorun büyük demektir. Demek ki sorunlar henüz aşılmadı. Sorunlar aşılmış olsa biz ülkeleri ve tekleri değil, kadınların iletişim devriminin yapıldığı 21.yy da yaşamsal sorunlarını konuşuyor olurduk. O nedenle sendikacılığımı, kadın hakları savunuculuğumu çok önemsiyorum. Her ikisinde de, insan hakları için önemli bölümleri teşkil ediyorlar. Kadın hakları da insan hakları içinde yer alan bir bölüm. Hele bir kadını savunmak, kişinin özünü savunmasıyla ilgili bir şey. İkisi de hem sorumluluk, hem de çok önemli bir onur yüklüyor. Onuru seviyorum. İsminizin de Onur olması, benim için çok anlamlı. Hani bir şarkısında Levent Yüksel”  Yeterki Onursuz Olmasın Aşk” diyor ya, ben de hep onu söylüyorum. Yaptığınız iş onurlu olusun ki yeri gelince onu savunabilesiniz.

Gecekondudan, İş Bankası genel müdürlüğüne gelmek Yaşar Seyman’ın duygularını nasıl etkiledi?
 Gecekonduda büyüyüp, İş Bankası genel müdürlüğünde işe başlamak inanılmaz bir şeydi. Atatürk’ün kurduğu bir kurumda bir Cumhuriyet kadını olarak çalışmak anlatılamaz bir duygu. Ben orayı bir okul kabul ederek, değişerek, dönüşerek bir şeyler kapmak, yol almaya çalışarak mücadele ettim. Bozkırda yaşama tutunmaya çalışan insanların, gecekondu demiyorum ben, umutkondularda, yaşama tutunmaya çalışan insanların küçük dünyalarında imeceyi ve sevgiyi eksik etmemelerine tanık oldum. Ve ardından Ankara’nın en modern iş kulesinde işe başlamak çok güzeldi. Ürkmedim. Gecekondudayken insan yoksulluklarını çok net görüyor. Yoksunluklarımı yoksulluğa dönüştürmek yerine, yoksulluğumu zenginliğe dönüştürmeye çalıştım.  Hiç bir eziklik duymadan, hiçbir hor bakışla karşılaşmadan, hoş görüyle, sevgiyle, güzelliklere dönüştürmeye çalıştım. Gerçekten benim için, İş Bankası beni dünyayla buluşturan bir okul oldu.

 

Yaşar Seyman şiddete nasıl  bakıyor? Bu ülkede kadına şiddetin görüntüsü nedir?

 Şiddet aslında dünyada kadınların ortak yazgısı. Kadınların şiddet karşısında konumu değişmiyor. Örneğin, İsveç dışişleri bakanının şiddete uğrayıp, sokakta öldürülmesi, yoksul bir kadının şiddete uğrayıp öldürülmesinden farklı değil. Şiddet ülkemizde de çok önemli bir sorun. Dört duvar arasında çok büyük şiddetler yaşanıyor. Artık bunlar dış dünyalara da taştı. İç mekandan dış mekana taştı. Ben bir bakışı, bir sözü bile şiddet olarak düşünürken, töre cinayetleri, sokakta saldırmalar, tecavüzler ifade edilemez bir ölçüde. Benim bu iki sözcüğüm bunların yanında çok masum kalıyor. Şiddetin yok edilmesi için sürekli yazıyorum. Eylemlere katılıyorum. Demokrasi önce ailede başlamalı. Öğrenim düzeyi çok önemli değil. Kültür düzeyi çok önemli. Öğrenim düzeyi yüksektir ama kültürsüzdür. Şiddeti yok edecek en önemli unsur sanattır. Ne yazık ki ülkemizde herkes sanata çok uzak. Son yıllarda beni üzen şiddet kültürünün yanında linç kültürü de ortaya çıkmıştır. Bu da  ifade edilemez bir olaydır.

Yaşar Seyman’ı taşımak zor mudur?

Ben bir kere yük değilim açıkçası. Zor olmamaya çalışıyorum. Gecekondudan geldiğim için ansiklopediler hala başucu kitaplarım. Hala soruyor araştırıyorum. Hala onlarca, yüzlerce eksiğimi gidermeye çalışıyorum. Davulla zurnayla, kaval, klarnet, saz dinleyerek büyüyen ben, Vivaldi’yle, Beethoven’le, Mozart’la çok sonra tanıştım. Bir arya bir ağıt kadar yüreğimi titretebiliyor. Eve eksiklerimin bittiğini söyleyemem. Bir film seyrettikçe çoğalıyorum. Bir tiyatrodan çıkınca daha çok mutlu olduğumu duyumsuyorum.

 

Gecekondudaki o küçük kızı özlüyor musunuz?

Özlüyorum zaman zaman. Bir düğüne korkusuzca dalmasını, bir halay halkasına coşkuyla katılmasını, elini tuttuğu insana karşı bir kuşkusunun, korkusunun olmamasını çok özlüyorum. Artık uzatılan eli o kadar kolay tutamıyorum. Elleri tuttuğumda bazen ellerim boşta kalabiliyor. O nedenle özlüyorum. Bu çok güzel bir soru. Böyle güzel bir soruyla hiç karşılaşmamıştım. Gerçekten çok etkilendim.

Yaşar Seyman olmak zor mu?
Evet. Zora yüklediğiniz anlam çok önemli. Yaşam o kadar zor, o kadar acımasız ki. Ama yinede yılmamak, yıkılmamak çok önemli.

Bu güzel günde sıcacık kalbinizi açtığınız için çok teşekkür ediyorum.

 Ben çok teşekkür ederim. Buralara kadar gelip, çok güzel sorularınla beni düşünmeye zorladığın için.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina