Reklam
Reklam

Kemal Aydoğan “Duygusal travma yaşarım. Türkiye de bunu yaşamamak mümkün değil. "

Yönetmen Kemal Aydoğan ile yaptığımız güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Kemal Aydoğan  “Duygusal travma yaşarım. Türkiye de bunu yaşamamak mümkün değil.
Bu içerik 309 kez okundu.
Reklam

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

Kemal Aydoğan’ ı biraz anlatır mısınız bize?

Anlatayım. 1965 yılında Ankara’da doğdu. Dil Tarih’in tiyatro bölümünü bitirdi. Sonra İstanbul’da tiyatro stüdyosun da dekor taşımaya başladı. Aynı tiyatroda yöneticilik yaptı. Oyun Atölyesinin kuruluşunda yöneticilik yaptı. Oyunlar yönetmeye başladı. Budur.

Oyununuz “Hırçın Kız” dan bahsetmek istiyorum. Gösterilen ilgiden memnun musunuz?

Çok memnunuz. Çünkü Türkiye’ de popüler insanların oynadığı oyunlar hakim olmaya başladı. Oyun Atölyesi bu tavrı kırmaya çalışıyor. Sahnedeki arkadaşlarımızın yaş ortalaması her halde yirmi beş. Hepsi tiyatro eğitimi almışlar. Bu seviyede oyuncuların seyirciden ilgi görmesi bizi çok mutlu ediyor. Birinci derece de bizi mutlu eden şey bu. Değerli bir iş yapıyorlar. Sahne de tiyatronun gerekleri ne ise otuz yıllık tiyatrocular kadar kendilerini var edip, oynuyorlar.

 

Oyuncunun performansı mı, yoksa medyatik olması mı sizi ilgilendirir?

Kesinlikle performansı. İyi oyuncu olması lazım.

Bir yönetmen olarak, televizyonda neredeyse her saat bir dizi düşmesine ne diyorsunuz? Çok dizinin çekilmesi, senaryo oluşturma çabasını getirir mi? bu çaba kaliteyi düşürür mü?

Kaliteyi azaltır mı sorusu gereksiz bence, kalite yok çünkü. Türkiye televizyonların da bir şey izlemek mümkün değil. Televizyonlar şu anda izlenecek durumda değil.

 

Bir oyuncuda ne gibi özellikler ararsınız?

Şarkı söyleyebilmeli, dans edebilmeli, metni iyi anlayabilmeli. Sahtekâr olmamalı, samimi olmalı, iyi insan olmalı, politik olmamalı dünyada değiştirebilecek bir şeyinin olduğuna inanmalı ve bu mücadelede içinde yoğrulmalı.

Mutluluğu sorsam nasıl tarif edersiniz?

Tiyatro yapmalı. Tiyatronun için de sürekli tiyatroyla uğraşmak.

 

Büyük umutlarla sahnelediğiniz bir oyunun, beklediğiniz ilgiyi görmediği oldu mu? Bu sizde kırgınlık yarattı mı?

Beş tane oyun yönettim. İki tane çocuk oyunu yönettim. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yaşamadım. Her oyun kendince bir kapasite var. İki tane Haluk Bilginer’ in oynadığı oyunu yönettim. Şöyle bir şey, oyun kötü çıkmışsa, seyirci gelmiyorsa, hayal kırıklığından öte niye böyle bir şey olduğunu araştırmak isterdim her halde. Şimdiye kadar böyle bir şey olmadı. Ama böyle şeyler yaşana bilir. Her zaman herkesin başına gelebilir. Oradaki şeyler hayal kırıklığından çok neden becerilemediği araştırma açısından vesile olur.

Çok sık pişman olur musunuz?

Çok sık pişman olmam. Çok sık keşke dediğim bir şey yoktur. Sadece çok fazla düşünüp çok fazla iyi olması için çaba sarf ederim. Hayatta hiç pişmanlığım yoktur. Kırk iki yaşımdayım hiç pişmanlık yaşamadım.

 

Bazen duygusal travmalar yaşar mısınız? Bu travmaları oyuna yansıtır mısınız? O zaman oyunun mesajı daha mı kuvvetli olur sizce?

Duygusal travma yaşarım. Türkiye de bunu yaşamamak mümkün değil. Her insan gibi bir takım acılar sıkıntılar yaşıyorsunuz. Bunları hem kişi olarak düzeltmek, bir takım hastalıklara yol açıyorsa sizde bu sıkıntılar, onları düzeltmek gibi bir istek var. Daha özgür, daha eşit, adaleti olan, acı olamayan karnı tok bir toplumu özlüyorum açıkçası. Tüm bunların olmadığı her şey bende acı uyandırıyor.

Son dönemde Türk sinemasını nasıl buluyorsunuz?

Türk sineması ikiye ayrılıyor. Bir tanesi popülist işler yapan, sadece para kazanmak için yapılan ıvır zıvır var. Bunlar ıvır zıvır benim için. Bir de Nuri Bilge Ceylan gibi sinemaya hakikaten sinema sanatı olarak bakan, orada hakikaten bir mesele anlatan sinemacılarda var. Onların varlığı benimde varlığımı onaylıyor, beni mutlu ediyor.

 

Çalışmayı istediğiniz bir oyun var mı?

Haluk Bilginer’le çalıştıktan sonra bu duygu törpülendi galiba. Hakiki olan, samimi olan bu dünyaya sahiden nasıl diyeyim dertleri olan insanlarla buluşmayı isterim. Çok iyi oyuncu olması çok da önemli değil galiba. Çok da yok galiba şu oyuncuyla çalışıyım dediğim. İyi insanla çalışmayı isterim, öyle söyleyeyim.

Popüler olmak sizin için ne kadar önemli. Medya da çok sık adından söz ettiren bir kişi ertesi gün bir tiyatro oyununda ya da bir televizyon dizisinde, bir sinema filminde boy gösteriyor. Popüler olmak önemli mi?

Bir nebze önemli galiba. Popülerliği nasıl taşıdığınıza bağlı. Bunun için benim çok iyi örnek diyebileceğim bir insan var. Haluk Bilginer. Popülerdir. Ünlüdür. Halk onu tanır, Türkiye onu tanır. Ama o hiçbir zaman önemlilik olarak yaşamamıştır. İnsan olarak kalabilmeyi başarmıştır. O işi yapan kişiler için önemlidir ama benim çalışmam açısından soruyorsanız. Hiç önemli değil. “Hırçın Kız” da on yedi tane arkadaş var. On dört tanesi ilk kez sahneye çıkıyorlar.

 

Bir oyunu sahneye koyduğunuz sırada nasıl bir oyuncu sizi mutlu eder?

Direnmeyen, oyunu anlayıp kendi yaratıcılığın da oyunun içine yerleştiren. Kendi sorularını da yönelte bilen birlikte yanıt aramayı seven oyuncular. Onlardan çok hoşlanıyorum. Hareket etmeyen bize bir şey göster diyen oyunculardan da nefret ediyorum.

Genç oyuncu adaylarına neler tavsiye edersiniz?

Biraz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi olacak ama ahlaklı olsunlar, çalışkan olsunlar, yurtlarını sevsinler, evreni sevsinler, kitap okusunlar, müzeye gitsinler, sevişsinler, balık tutsunlar ne bileyim portakal yesinler, portakalı yavaş yavaş yesinler tadına varsınlar. Her şeyi yavaş yavaş yapsınlar. Para düşleyerek hareket etmesinler.

Biraz da projelerinizden bahsedelim. Ufukta neler var?

Ufukta hiçbir şey yok. Şöyle söyleyeyim, bir sürü şey var. Sonuçta. Oyun Atölyesi, Haluk Bilginer’in tiyatrosu. Haluk Ağabeyle paylaştığımız bir sürü oyun metni var. Ama bunlardan herhangi birine karar verilmiş değil.

 

Bu sıcacık sohbet için çok teşekkür ediyorum.

Ben çok teşekkür ediyorum. Sağ ol.

     

 

  

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina