Reklam
Reklam

Bilge Sinan "Ben oyunculuk için her şeyimden vazgeçtim…"

Oyuncu, yönetmen, yazar... On parmağında on marifet... Güzel sanatçı Bilge Sinan ile yaptığımız söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Bilge Sinan
Bu içerik 387 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

Söyleşimize sizi tanımakla başlamak istiyorum. Biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1969 yılında Kars’ta doğdum. Yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuyum. 1973-74 lü yıllarda, tabi o zaman karsta televizyon yok, tiyatro yok. Hiç tiyatroya gitmediğim halde, merdiven basamağına çıkıp bütün mahallenin çocuklarını toplayıp orda oyunlar oynardım. Bunu her hangi bir yerden görmeden içsel olarak yapıyordum. Büyüdüm. Stilistlik okudum. Bir çok alanda iş yaptım. En son bundan on sene önce büyük bir tesadüf sonucu oyuncu olarak tiyatroya girdim. Sonra kendime sordum, Bilge sen bu dünyada ne olmak istiyorsun diye? Şüphesiz cevabım oyuncu olmaktı. O zaman yerin İstanbul dedim ve kalkıp geldim. Hiçbir tanıdığım yok, hiç bir şey bilmiyorum, çevrem yok, arkadaşım yok, dostum yok kısacası yapayalnızım. Tabi ailem oyuncu olmama karşı çıkıyor, 1988 yılında Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümünü kazandım ve babam benim kızım tiyatrocu olamaz dedi ve kestirip attı. Fakat kader işte, olamazlar bulamazlar bir araya geliyor ve gönülden istediğin olayı gerçekleştiriyor. Çevre edindim, bir çok televizyon projelerinde oyuncu olarak yer aldım. Canlandırdığım karakterlerde yeterli olup olmadığımı sordum kendime. Ve rejide çalışmaya başladım, sırf oyunculuğuma katkı olsun diye. Böyle bir reji serüvenim oldu. Yardımcı yönetmenlik yaptım. Bu arada senaryo yazmayı öğrendim. Rejide çalışmak benim için hem senaryo yazma açısından hem de oyunculuğuma katkısı açısından önemliydi. Bir senaryom bir televizyonda imzadan döndü. Şimdi bir başka sinema senaryomuda İngilterede tanıdığım yönetmen olan Metin Güngör var, o çok beğendi. İnşallah o bu yaz gelecek ve bu senaryoyu hayata geçirecek. Öyle bir çark dönüyor ki, herkes kendi tanıdığına rol veriyor. Bir yönetmen veya yapımcı yakınında kimler varsa önce onlara rol veriyor. Bende senaryolarımda kendi oyunculuğuma katkısı olan roller yazıyorum. Oyunculuğu çok seviyorum. Kendime olduğu kadar ailemede sözüm var. Annem çok çilekeş bir kadın. Kardeş acısı, evlat acısı gördü. Her acıyı yaşadı gördü. Ben anneme söz verdim bir gün başaracağım diye. Aileme ve kendime sözüm var ve ben başarmak zorundayım.

Sizin için bin bir surat yakıştırması var. Birazda bundan konuşalım mı? Binbir surat Bilge neler yapar setlerde? Ne gibi maceralar yaşadı?

Birçok yönetmen bana bin bir surat lakabını taktı. Bir sete gittim çingene rolü için. Setteki görevli arkadaş beni yönetmenle tanıştırdı. Şöyle bir baktı yönetmen sen nasıl oynayacaksın dedi. Neden? Dedim. Senin hiçbir ifaden çingeyi andırmıyor dedi. Ben bu rol için geldim oynayacağım dedim. Dudak büktü. Ben kostüm odasına gittim. Kostümlerimi giyip geldim. Çekim yapılıyordu, yönetmen hanımefendi müsaade eder misiniz biz film çekiyoruz dedi. Bende yönetmenim ben kostüm göstermeye geldim. Şaşkın bir halde yüzüme baktı. Az önceki bayan sen miydin? Dedi. Evet dedim. Bu nasıl bir değişiklik inanılmaz dedi. Bana çok zengin bir yüzün var dedi. Bir defa da hemşire rolü için iki hemşire odaya girdik. Yönetmen gerçek hemşire çıksın oyuncu hemşire kalsın dedi. Birbirimize baktık. Gerçek hemşireyi arıyoruz. Yönetmen bana döndü hanımefendi çıkar mısınız? Dedi. Burada oyuncu hemşirenin kalması gerekiyor. Ama ben oyuncu hemşireyim dedim. İnanamadım insan bu kadar mı hemşireye benzer dedi. Ben kişiyi canlandırmıyorum. Otomatikman o kişi oluyorum motor dendiği anda. Yüzümle bedenimle bir anda kimi canlandıracaksam o oluveriyorum. Tarzımla konuşmamla, hele kostüm tamamen değiştiriyor. Bir sete gittim yönetmen iyi oyuncu arıyormuş. Neyse ben seçildim. Eşinin kadını dövme sahnesi var. Neyse eşim olacak kişi beni dövdü ve ben kanlar içinde yerden kalkmaya çalışıyorum. Benim gerçekten kalkamadığımı düşünüp sette çalışanlar bana doğru koştular. Yönetmen stop diye bağırıyor ne yapıyorsun diye azarladı set çalışanlarını. Yardım ediyoruz bayana kalkamıyor dediler. Yok dedim ben rolü vermeye çalışıyorum. Şaşırdılar bu kadar gerçekçi pes doğrusu dediler. Yine aynı yönetmen altmış yaşındaki bir kadın rolü için başka bir yönetmenle tanıştırdı beni. Yönetmen yüzüme baktı bu oynayamaz altmış yaşındaki bir kadını dedi. Oynar dedi ve yönetmeni ikna etti. Ve ben sete gittim. Makyajım yapıldı. Yine ben yönetmenin karşısına çıktığımda söylenen şey aynıydı. Hanımefendi çekilir misiniz burada film çekiyoruz. Ama ben oyuncuyum dedim. Sen altmış yaşındaki kadını oynayacak kişimisin dedi. Evet dedim. Tek söylediği şey inanamıyorum oldu.

Şöhret desem neler söylersiniz?

Aslında insanlarda var olan bir teşhir hastalığı. Ego yu ön plana çıkarma hastalığı. Ego tatmini, kompleks herkeste var. Ama bunu hayatın boyunca az kullanırsın çok kullanırsın bu sana bağlı. Herkes onurludur. Bazısı onuru çok üstte yaşar. Şöhrette böyle bir şey. Ego ve kompleksin en üst seviyesi. Ben şöhretli insanları seviyorum. Bende şöhret olmak istiyorum ama iyi işler yaparak buna ulaşmak istiyorum. Güzel şeyler yaparak buna ulaşmak istiyorum. Bilge Sinan dendiği zaman çok güzel projelerde yer aldı demeleri benim için çok önemli. Şöhret olmadan bu camiada hiçbir iş yapamıyorsun. Hiçbir kazanç elde edemiyorsun. Yapmak istediğim çok şey var. Yazmak istediğim çok senaryo var. Hayata geçirmek istediğim çok proje var. İşte bunun için tek kapı şöhret kapısı. Ve ben o şöhret kapısından girmek istiyorum. Bu ülkeye sinema adına, dizi adına çok iyi şeyler yapmak istiyorum. Evet bunun içinde şöhreti istiyorum.

Mutlu mu Bilge Sinan?

Evet mutluyum. Hayattan memnunum. Yaşamaktan mutluyum. Benim bir hayat felsefem vardır. Hayat boş ve ufak hesaplarla uğraşacak kadar basit ve uzun değildir.

Ya aşk desem neler söylersiniz?

Aşk iki kere sevmektir. Sevginin daha üst noktasıdır. Ben hiç aşık olmadım derler. Aşık olmayan insan boş insandır. Üretken olmak için sevmek, aşık olmak şarttır. Bende aşık oldum. Okul zamanımda psikoloji kitapları şöyle şöyle yazardı. En büyük içgüdü anne içgüdüsüdür. Ders kitaplarında maddeler vardı. Yemek,  içmek,  annelik, uyku. Ben hep öğretmenimle şunu tartıştım uyku bir içgüdüdür. Annelikten önce uyku gelir, uyku en üst içgüdüdür derdim. Sen nasıl anneliği en üstte saymazsın derdi. İki sene sonra öğretmen beni çağırdı ve bir kitapta uykunun birinci içgüdü olarak geçtiğini gösterdi. Aslında en büyük içgüdü aşk içgüdüsüdür. Ben hiç evladını kaybedip intihar eden anne baba duymadım. Fakat sevdiğini kaybedip hayatına son veren kişiler duydum. Demek ki aşk içgüdüsü en üst noktada. Aşk için yapılamayacak hiçbir şey yoktur. aşk için tahtlardan bahtlardan vazgeçilir. Tanrı aşkı da en yüce ve en büyük aşktır. Kimi insan Allah’a duyduğu aşkı ön plana çıkarır, kimi insanda Vatanına duyduğu aşkı. Aşk güzel bir duygu ama aşkı yinede en üst katta yaşamamak lazım.

Başrol oyuncusu olmalıyım mı diyorsunuz yoksa yardımcı kadın oyuncuları bana yeterli mi diyorsunuz?

Her ikisi de. Oyunculuk sanattır. Bu yüzden ayrım yapmam.

Yaptığınız işlerde ödül alma kaygısı güdüyor musunuz?

Hayır asla. Bir işi yaparken ödül alayım diye düşünmem. Ama almayıda isterim tabiki.

Bir filmde kendini duyurmak için mi yoksa filmin niteliği için mi yer alır?

Ben niteliğe önem veririm. Kalitesine önem veririm. Sinema filmi için bir çok yerden arandım ama kendimi göstereceğim roller değildi. Ben sinemaya iyi bir karakterle girmek istiyorum. En iyisi olmadan içinde olmak istemiyorum.

Birazda projelerden konuşalım? Yeni projeler neler?

Benim yazdığım bir sinema senaryosu var, az önce bahsettim. Bir de ömür filmin dizi projesi var. Kazandığımı yine sinemaya harcayacağım ama en çok ta oyuncu olarak çalışmak istiyorum. Oyunculuğu seviyorum. Oyunculuk için ben herşeyimden vazgeçtim. Özgürlüğümden hayatımdan, yaşantımdan. Bu da benim için bir aşk. Ben sette mutluyum. Ben şu anda mutlu değilim çünkü  sette değilim.

kitaplarınızdan konuşalım mı?

Büyük aşk ve gerçek aşk  isimli iki tane kitap çıkardım. Çok da iyi sattı. yeni bir kitabın müjdesini şimdiden verebilirim. Okurlarımın ilgisine sizin aracılığınızla çok teşekkür ederim.

Kısa film çektiniz. Biraz da ondan konuşalım.

Sizin de alt yazısını çevirdiğiniz ve editörülüğünü yaptığınız iki kısa film yaptım. Yazık ve Çocuğun rengi umut umut diye iki kısa filmin hikayesini, senaryosunu yazdım ve yönetmenliğini yaptım. Çok beğenilen filmler oldu. izlemeyenler varsa mutlaka izlesinler.

Film için soyunur mu?

Film için soyunurum. Ama film film olursa. Çoğu sinema filmi kalitesinde değildir. Öyle bir filmde soyunmanın bir anlamı yoktur. Ama öyle filmlerde vardır ki niteliğiyle kalitesiyle dikkat çekicidir. Böyle bir filmde neden olmasın.

Ben şu aktörle oynarsam bütünleşirim, oyunculuğuma katkısı olur dediğiniz bir oyuncu var mı?

Bütün Yeşilçam oyuncularını çok beğeniyorum ve çok seviyorum. Onlara toz kondurmuyorum. Bir Metin Akpınar, Şener Şen, Türkan Şoray, Filiz Akın.. Onlardan çok şeyler öğreneceğimi biliyorum. Kadir İnanır, Kartal Tibet, Fatma Girik, Tarık Akan evet bunların bana çok katkısı olur. Keşke onlarla oynayabilsem. Ama bir Metin Akpınar var ki gözleriyle oynayan tek sanatçı. Zaten bir sanatçı gözleriyle oynuyorsa, O oyunculuğun en üst zirvesine çıkmış oturmuş demektir. Akpınar'ın gözlerine bakınca, mutlu mu, öfkeli mi, saf mı, zeki mi, deli mi, dolandırıcı mı, say sayabildiğin kadar… Binlerce ifadeyi gözleriyle oyunuyor. Canlandırdığı bütün ifadeler gözlerinden fışkırıyor. Bende aynaya bakıp bütün ifadeleri gözlerime yüklemeye çalışıyorum. İnşallah başarırım.

Dram mı komedi mi?

Dramı da seviyorum, komediyi de. Komiğimde aslında. Hamdi alkanın dizisine oyuncu olarak gitmiştim. Tek bölüm. Orada da mahalle kadınını oynuyordum. Role öyle kendimi kaptırıyordum ki settekiler kahkahadan ölüyordu. Hamdi Alkan gelip elimi sıkmıştı. Tebrik etmişti. Beni monitörün başına götürüp oynadığım sahneyi bana tekrar izletmişti. Komedide de varım, dramda da varım.

İstanbul’da bana gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkür ederim. Ayrıca bu güzel sohbet için de tabii.

Ben teşekkür ederim. Benim için çok önemliydi. Ağustosu hiç unutmayacağım. Bir Onur kazandım, bir güzellik kazandım. Bende seni tanıdığıma çok memnunum. İlk röportajımı seninle yapmış olmakta beni ayrıca mutlu etti. Çok güzel bir adım olacağına inanıyorum.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina