Reklam
Reklam

Kurtuluş Şakiroğlu “Hep küçük paralara oynadım.”

Usta oyuncu Kurtuluş Şakiroğlu ile editörümüz Onur Sancak güzel bir söyleşi yaptı. Bu keyifli söyleşiyi habercurcuna.com da okuyabilirsiniz.

Kurtuluş Şakiroğlu “Hep küçük paralara oynadım.”
Bu içerik 184 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Biraz yaşam hikâyenize dokunmak istiyorum. Bize anlatır mısınız?

1951 yılında Kırşehir de doğdum. İlkokuldan itibaren de Ankara’daydım. Cebeci ortaokulunda tesadüfen tiyatroya başladım. Ortaokul kinci ve üçüncü sınıflarında sahneye çıktım. Sahneye çıktığımda tiyatro nedir bilmiyordum.  Görmemiştim. Hiçbir oyun izlememiştim. Okul bittikten sonra iki defa konservatuar sınavına girdim. İkisini de kazanamadım. Daha sonra kazandım. Ya üç erkek beş kız ya da tam tersi. Almadılar. Ticaret lisesini okudum. Ama idealim ortaokuldan itibaren hep oyuncu olmaktı.  Daha sonra özel tiyatroya başladım. Ankara Mithat Paşa tiyatrosuyla turneler yaptım. Türkiye’yi tanımaya başladım. Lise bitti. Devlet tiyatrosu sınav açtı. 1974 yılında Devlet Tiyatrosu oyuncusu oldum. 1975 yılında Ankara bana dar geldi. Kaçmak istedim.  Ben İzmir’i istedim, Bursa’ya yolladılar. 1981 yılana kadar Bursa Devlet Tiyatrosunda çalıştım. Daha sonra Ankara’ya döndüm. Bir yıl öncede kendi isteğimle emekli oldum.

Sizin için iyi oyuncu tanımı nedir?

Oyuncunun iyisi kötüsü olur mu? Bilmiyorum ama yetenekli oyuncu, yeteneksiz oyuncu meselesi var. Ankara’da beş yüz civarında oyuncu var ama bana sorarsanız bir elin parmakları kadar az oyuncu var.

Başarısız olduğunuz zamanlar oluyor mu?

Devlet Tiyatrosu’nda ne rol verirlerse oynuyorsun. O senin elinde olan bir şey değil. Çok küçük roller verdiler bana. Hak etmediğim roller verdiler. Uzun yıllarımı yediler. Hep isyankâr oldum. İyi bir yönetmene denk geldiğimde çok başarılıydım.

Bir iki bölümde oynayan kişiler ben oyuncuyum diye etrafta geziyor. Oyuncu olmak bu kadar kolay mı?

Değil tabi. Çok kötü bir sistem var. Oynadığım diziler var. O dizilerde birkaç oyuncu var gerisi manken falan filan.  Böyle idare ediyorlar. Ama oyuncu değiller. Ankara da dizide çalışırken, insanlar geliyor, oyuncu olmak istediklerini söylüyorlardı.  Ben onlara ters davranırdım.  Settekiler de bu yönümü bildikleri için beni kızdırmak için o arkadaşları bana yönlendirirlerdi. Televizyonda seyrediyorlar onlara kolay geliyor.  Ben de oynarım diyorlar. Televizyonda çok iyi para kazanıyorlar. Ailede dâhil çocuklarını alıp geliyorlar.  Bu o kadar kolay bir iş değil. Bazılarını çene yapısı, konuşması müsait değil.  Tıslayarak konuşuyor. Ben de oyuncu olmak istiyorum diyor. Git çocuğum diyorum. Başka iş yap. Tersim biraz bu konuda. Bana göre kolay bir iş değil.

Zor biri misiniz?

Meslekte zorum. İyi hazırlanırım kendimce. Disiplinliyimdir. Devlet Tiyatrosunun getirdiği bir disipline sahibim. Bütün yaşamım boyunca bir disiplinim var benim. Ama katı kurallarım yok.

Dostlarınız var mı?

İnanın dostlarım yok. Tiyatro hayatı benim için geride kaldı. Ben geriye dönüşü asla istemiyorum. Oyuncu ağabeylerim vardı, onlar da öldü zaten. Gençlerden de sevdiklerim var. Mutlaka beni de sevenler vardır. Ama dost olarak kimsem kalmadı diyebilirim.

Büyük projelerde yer almak için iyi oyuncu olmak mı yoksa medyatik mi olmak gerekiyor?

Dizilerin ve sinemanın mutfağı İstanbul.  Ankara’da keşfedilmeyi bekleyen bir aktörüm. Yaptığım iki iş var. Onun namı devam ediyor. Oradan akıllarına gelirsem çağırırlar ama şimdiye kadar çağırılmadım.  Eş, dost ahbap ilişkisi kuracaksın. Artık buna da yaşım müsait değil. Faydalı oyuncu dönemi yaşanıyor maalesef. Kim gündemdeyse yapımcılar onun peşinden koşuyorlar. Zor bir süreç benim için.

Proje seçiminde maddi kaygılar yaşar mısınız?

Bu yaşıma kadar maddi kaygı hep yaşadım.  O yüzden de hep kazık yedim. Açık yüreklilikle söyleyeyim bir yapımcıyla oturup benim fiyatım şudur deme şansım olmadı şu güne kadar.  Beni çağırırlar, oynar mısın derler, oynarım derim. Fakat ne kadar para vereceksiniz demedim şimdiye kadar. Ne verirlerse aldım. Hep küçük paralara oynadım.  Kurtlar Vadisinde oynayalı on beş yıl oldu neredeyse. Hala Duran Emmi’yi tanırlar. Ama çok küçük ücret aldım.

Eğitim mi, yetenek mi?

Yetenek. Eğer yeteneğin varsa eğitimle üstüne bir şey koyabilirsin. Eğer kişi yetenekliyse kendini geliştirebilir. Eğer yetenek yoksa bir şey yapamazsın. Yeteneğin olması şart. Üzerine bir şeyler koyabilmek içinde eğitim şart.

Verilen her rolü oynar mısınız? Yoksa benim kurallarım var. Belli rollerin dışına çıkmam mı diyorsunuz?

Yok. Ben oyuncuyum. Ne rol verirlerse hep oynadım. Seçici olan yönetmenlerimiz. Benim şimdiye kadar şunu oynarım, bunu oynamam deme şansım hiç olmadı. Ama daha iyi oynayacağım roller var ve elbette beni aşan oynayamayacağım roller de var. Ama denedim mi? Hiç denemedim. Ne verdilerse yapmaya çalıştım.

İnsanlar tanınca neden duruşu, davranışı, kimliği değişir.

İki türlü oyuncu var. Yetenekli ve yeteneksiz oyuncu. Sahnede yok olan oyuncu. Bu oyuncuları dışarıdaki hayatta görsen, sanırsın ki, en iyi oyuncu. Yanına yaklaşamazsın.  Oyunculuk bu değil. İyi oyuncu mütevazıdır. Her zaman alçakgönüllü olmalıdır. Duruşu, davranışı sahnede sergilemelidir, dışarıdaki hayatında değil.

Sık pişman olur musunuz?

Çok zor pişman olurum. Hata yapmamaya özen gösteririm.

Mütevazı mı yaşarsınız?

Çok mütevazı yaşarım. Ben doğayla bütün yaşamayı severim. Doğadan uzak kalamam. Benim  car damarım doğadır. Balıkçılığımda var benim. Hayat hikayemi hep orada yaşarım.

Aynalarla aranız nasıl?

Aynalarla hep kavga ettim. Gençliğimde de aynalarla kavga ediyordum şimdi de niye yaşlanıyorum diye kavga ediyorum.

Projelerinizden konuşalım biraz da.

Bu yaşıma kadar yazdığım bir kitap çalışmam var. Onunla uğraşıyorum. Bir de belgesel çalışmam var.  Bunlar bütün zamanımı alıyor.

Başrol oyuncuları her zaman genç, güzel ve yakışıklı mı olmak zorunda?

Türkiye’de değil sadece dünyada da öyle.  Senaryoyu ona göre yazıyorlar. Maalesef bu bir gerçek.

Şöhret sizin için ne kadar önemli?

Hiç önemli değil. Oynadığım dizilerden tanıyanlar var.  Ben semt pazarlarını çok severim. Sık sık da giderim. Bazen yoğun ilgi insanı bunaltmıyor değil.  İnsanın iyi hali var, kötü hali var, hasta hali var. Bazen bunu anlamıyorlar.  Bazen de ağzına gelen her şeyi söylüyorlar. Bunlar hoş değil elbette.

Vazgeçilmezleriniz var mı?

Hayattan vazgeçmem, sevgiden vazgeçmem, ülkemden vazgeçmem.

Bu güzel söyleşi için ve benimle vakit geçirdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Ben sana teşekkür ederim Onurcuğum.

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina