Reklam
Reklam

Hiçbir Şey

Anlattıklarından öte anlatamadıklarıyla öne çıkan bir oyun “Hiçbir Şey Üzerine”. Alışageldiğimiz sahne seyirci ilişkisinin “öykü” üzerinden sınırları zorlanıyor. Bu güzel oyunla ilgili her şeyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Hiçbir Şey
Bu içerik 124 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Haber: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Hiçbir Şey Üzerine...

 

Hiçbir ŞEY - İFADE SANAT

 

Anlattıklarından öte anlatmadıklarıyla öne çıkan bir oyun “Hiçbir Şey Üzerine”. Alışageldiğimiz sahne seyirci ilişkisinin “öykü” üzerinden sınırları zorlanıyor.

“Hiçbir şey” anlatmamak üzere sahneye çıkmak, belki de “her şey”i anlatmanın başka bir yolu. Modern yaşamla yüzleşen bir adamın anlamaya ve tanımlaya çabalayan kırık dökük hikâyesi. Bir türlü kurguyu oluşturamayan ve bu çabasına da seyirciyi “bu sizi korkutuyor mu, modern hayat, modern zihin,

modern bir zihinle yüz yüze olmak. Korkutmalı…” diyerek ortak etme iddiası taşıyor. Hayatın, mutluluğun, korkunun, zamanın illüzyonu ve bu illüzyonun gerçekliğini sorgulama çabasını yine öykünün tüm kurallarını bozarak yapıyor. Hatta seyircide kimi zaman bir illüzyon beklentisini yaratıp; “Sihir sever misiniz? Ben sevmem, ama yeter benden konuştuğumuz…” gibi çıkışlarla beklentiler altüst ediliyor.

Kendi hikâyesini anlatarak seyirciye bir şey söylemek yerine “hiçbir şey” anlatamamanın acısını seyirciye sorduğu sorularla derinleştiriyor. “Yaşayacak sadece bir gününüz olsaydı ne yapardınız?

Peki, yaşayacak kırk yılınız olsa ne yapardınız?” diyerek seyircinin sahnedeki oyuncunun değil kendi hikâyesiyle yüzleşmesi isteniyor. Bir çocuğun köpeğiyle, arılarla, doğayla ve sonrasında aşık olduğu kadınla ilgili bölük pörçük anılarında dolaşırken, kendi hayal kırıklıklarını ve bu yaşananların nedenlerini arıyor.

Fonda bu anılar akarken çözümü söylemek yerine seyirciyle birlikte tanımaya ve anlamaya çalışıyor. “Belki bir yerlerde bir çelişki vardı ve hepimiz kaybettik. Ya da hepimiz kazandık ve bu bizim kazanmış halimiz…”

Yöneten&Oynayan

Bora Karakul

Yazan: Will Eno

Çeviren: Uğur Çağlayan

Editörün notu; Sizler çin gidip oyunu seyrettim. Ben çok beğendim. Bora karakul gerçekten sizi düşünmeye zorluyor. Farklı bir anlatımı var oyunun ve siz de bu anlatım içinde geziyorsunuz. Zaman zaman gezinirken kayboluyorsunuz ve sorgulamalarınız başlıyor. Size farklı duygular yaşatıyor. Mutlaka izleyin derim. Hep söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim. Tiyatro koltuklarını boş, oyuncuları yalnız bırakmayın. 

Başka bir oyunda buluşmak üzere sevgiyle kalın.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo
Yunanistan-Atina
Yunanistan-Atina