Reklam
Reklam

Ülkü Önal “Türkiye’ye göç eden Ahıskalıların anılarını, mani türkülerini ve masal hikâyelerini kitaplaştırdım.”

Kasaba kasaba, köy köy gezip araştırma ve röportaj yapan Ülkü Önal ile çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

 Ülkü Önal “Türkiye’ye göç eden Ahıskalıların anılarını, mani türkülerini ve masal hikâyelerini kitaplaştırdım.”
Bu içerik 328 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

Biraz sizi tanımak isterim. Biraz yaşam öykünüzü anlatır mısınız?

1961 yılında memleketim olan Artvin’in, Ardanuç ilçesinde dünyaya gelmişim. Babam ilkokul öğretmeni olduğu için çocukluğum Aydın ve Örtülü köyünde geçti. Dağın eteğinde yeşillikler arasında kurulu olan köylerde koşup oynayarak büyüyüp ilkokulu bitirdim. Hayatımın en güzel günleri köyde yaşadığım günlerdir diyebilirim. Ortaokula başladığımız da annem yanımıza geldi. Babam köyde tek kaldı. Liseyi teyzemin yanında 1979 yılında Şavşat’ta bitirdim. 1980 yılında Kültür Bakanlığında işe başladım. Artvin İl Halk Kütüphanesi, Çocuk Kütüphanesinde çalıştıktan sonra 1986 yılında Ardanuç Halk Kütüphanesini kurdum zor şartlarda çalışmama rağmen güzel işler başardığıma inanıyorum. 1994 yılında AÖF Sosyal Bilimler bölümünden mezun oldum. Kültür Bakanlığında bazı ilçeler memurluk, bazıları müdürlüktür. Müdür olmak için Rize’nin Fındıklı ilçesine atandım. Kütüphanenin durumu çok kötüydü.  Geçici görevle 2000 yılında Ankara’ya geldim. 20 yıl kütüphaneyle, öğrencilerle iç içe çalışma hayatından uzak olmak benim için çok zordu. Dergilerde yazılar yazıyordum boş kalınca derlediğim masalları yayımlayarak bu sahaya adım attım. Zor ama çok güzel bir duygu kitap çıkarmak. Hızımı alamayarak 12 kitaba doğru merdivenleri çıktım. Yazları Artvin’e gidiyorum orda derlemeler yapıyorum.

Çalışmalarımda bana destek olan Halk Bilimi duayenlerinden Prof. Dr. Saim Sakaoğlu hocam “ Kimse bilginin ayağına gidip derleme yapmıyor. Hocalar bu işi öğrencilere ödev vererek götürmeye çalışıyorlar. Senin hiçbir akademik ve maddi beklentin olmadan diyar diyar geziyorsun onun için yaptığın iş değerlidir.” Diyerek beni teşvik eder. 

 Araştırma ve röportaj da yapıyorsunuz. Biraz da bu yanınızdan konuşalım.

 Bu saha boş. Ben sözlü kültür derliyorum. Bu malzemeler o kadar değerli ki toprak olmadan yazıya geçip ölümsüzleştirmek lazım. Selin önünden bir kütük kurtarır gibi köy köy dolaşıp araştırma ve röportajlar yapıyorum.  Röportajlarımda ki amacım bilinmeyen bölgeleri ağız özeliklerini yeni nesle tanıtmaktır. Daha önce çalışılmamış konuları da araştırma yapmaya çalışırım. 1914 de Rus zulmünden Anadolu içlerine kaçan atalarımın büyük bölümü yollarda mezarı bilinmeyen bir yerlerde yatıyorlar. 7 yıl sonra geri dönenlerin acılı anılarıyla büyüdük ama kimse kayıt altına almamış. O zamanın öğretmenleri şimdi ah vah ediyorlar.  Keşke ufkumu açan biri olsaydı da bu işe daha önce başlasaydım. Artvin de bir ilçenin köyleri arasında bile ağız farklılıkları var. İlçeler de ana dili Lazca, Hemşince, Poşalar, Karaçadırlılar ve Gürcüce olanlar var ama ortak lisan Türkçedir. Bunlar hakkında belli amaca hizmet eden çalışmalar yapılmaktadır. Bu kültürleri de objektif olarak tanıtmak istiyorum ama zorlanıyorum.  

Genelde araştırma kitapları yazıyorsunuz. Biraz kitaplarınızdan konuşalım mı?

 Benim şiir ve roman yazma yeteneğim yok. Bunlar kişilerin duygularını yazıya geçirmektir. Ben beklide 1000 yıllık sözlü kültürü yazıya geçirdiğimi düşünüyorum bazen. Dede Korkut’un Baybörek hikâyesini derlemek Türk Kültürü açısından büyük bir kazançtır. 5 adet masal ve halk hikâyeleri kitabı yayımladım. Maniler ve türküler derleyip yayımladım. Artvin’in ilçelerini gezerek yemekler derleyip yayımladım. Hiç adını duymadığımız bilmediğimiz çok yemek çıktı. Bu da bizim kültürel zenginliğimizdir. Gürcü mutfağını çok zengin zannediyorduk ama öyle değil. Kültürel etkileşim olmuş ama yemek çeşitleri az. Laz ve Hemşinlilerin de öyle. Yusufeli, Erzurum’a yakın olduğu için çok çeşitli ve zengin.  Şavşat ve Ardanuç Ahıska mutfağıyla Atabek Yurdu dediğimiz Kars ve Erzurum uda içine alan mutfakla beslendiği için biraz daha zengin.  Ardanuç ve çevresinin sülale adlarını köy köy derleyerek kitaplaştırdım. Eskiden oynanan Çocuk oyunları da yaşlılardan derleyerek kitaplaştırdım. Türklerin çok eski bir çoban oyunu olan Mangalın varyantlarını buldum. Ardanuç’la aynı kültür coğrafyasından olan Gürcistan’da ki Ahıska Türklerinin 1944 yılında ki sürgün anılarını ilk kitaplaştıran benim. Kitaplarım sahalarında ilktir. 139 masal ve halk hikâyesi derleyip yayınlamışım. Keşke ufkumu açan biri olsaydı da bu işe daha önce başlasaydım. 1914 yılında Şavşat haricinde Artvin ilinin büyük bir bölümü muhacir olmuş. Ardanuç’ta 40 yakın köyler boşaltılmış muhacir olmuştur. Ruslar tarafından evler yakılmış ama bu konuda bugüne kadar 1 makale bile yazılmamış. Muhacirliği yaşayanlar gitti bari çocuklarından derleme yapayım dedim. Yoksa muhacirlik olmuş mu diye genç kuşaklar bilmeyecek.200 yakın kişiyle birebir derleme yaparak kayıt altına alıp Artvin Muhacirlik hatıraları kitabım da çıktı. Tarihe not düştüğümü düşünüyorum. Artvin hakkında en çok yazı yazan birkaç kişin arasındayım.250 civarında süreli yayınlarda yazılarım yayımlanmıştır.

Araştırma yaparken yaşadığınız ilginç olaylar oluyor mu? Varsa böyle ilginç olaylar bizimle paylaşır mısınız?

 Çok oluyor ama ikisini sizinle paylaşmak isterim. Masraf edip Artvin’in bozuk yollarını kat ediyorsun daha önce anlaştığın kişiler hiçbir şey konuşmuyor. Ardanuç’ta uzak bir köye gittim muhtar hiç kimseyle görüştürmedi mesela. Zar zor resmi bir kurumdan araba alıyor gidiyoruz kaynak kişiyi tam konuştururken şoför hadi gidelim diyor şaşırıp kalıyorum. Bursa Gürsu da Ahıska sürgünü yaşamış bir dedenin yanına gittik. Birkaç ülke dolaşmış hanımı ve çocuğu da yok kardeşinin yanında kalıyor. Vatandaşta değil tabii. İnsanlarla kolay iletişim kuran biri olmama rağmen dede tedirgin oldu anlatmam diye tutturdu. Yandakilerde ısrar edince “ beni bu ülkeden de mi attıracaksınız” diyerek bağırdı bizi kovdu. Bilgisayardan torunları benim TV’deki görüntülerimi izlettirince arkadan haber göndermiş “gelsin anlatacağım” diye.  Ama ben Ankara’ya dönmüştüm. Ardanuç’ta bir dede çok güzel halk hikâyeleri anlatıyordu ama nazlanıyordu yarıda bırakıp başkasına geçiyordu.  Yoruldum diyordu sürekli. Çarşıya gidip kebap yiyelim dedim hemen geldi. Bana çok uzun 3 hikâye anlattı. Yusufeli’n de kadınları konuşturmakta çok zorlandım.

Bir sponsorla mı geziyorsunuz? Yoksa kendi paranızla mı? Maddi anlamda zor olmuyor mu?

Sponsorum yok ama bazı belediyeler ve kaymakamlar araba verdiği oluyor ama fazla değil. Şoförler yaptığım işin değerini anlamadıkları için zorluklar çıkarıyorlar. Sabah erken gidip güneş tepeye gelmeden fotoğraf çekmek istediğimi söylediğim halde geç gidilip erken dönülüyor. Kaliteli fotoğraf çekemiyorum maalesef. Türkiye’ye göç eden Ahıskalıların anılarını, mani türkülerini ve masal hikâyelerini kitaplaştırdım.  Ama Ahıska şehrini hiç görmemiştim. Posfta tanıdıklar bularak yanlarına gittim.  Onları da alarak fahiş fiyata eski bir Lada tutarak Ahıska’yı gördüm. İki yıl önce Ahıska da Türkçe konuşan bir köy olduğunu duydum. Türkiye de kimse bilmiyordu.  Ardanuç’tan kalkıp Ahıska’ya gittik.  Oradan da 100 km. içeri de Ermeni sınırına yakın Miraçhan köyüne gittik.  Artvinliler gibi konuşan Müslüman köyü bulduk onlarla yemek yiyip söyleşiler yapıp geri Ardanuç’a dönmek zorunda kaldık. Uzun yolculuğa dayanamayan dizlerim perişan oldu epey zaman ağırdı.

Yeni bir kitap yayımladınız. Birazda bu kitabınızdan konuşmak istiyorum.

 Derlenecek masal ve hikâye yok diye düşünüyordum. Tesadüfen rastladığım 90 yaşında ki bir dede bana o kadar güzel masal ve halk hikâyesi anlattı ki fikrim değişti. Şavşat’a gidip arkadaşımın babası yine 90 yaşında ki Dededen hikâyeler derleyince kitap çıkarma fikri aklıma geldi. Benden sonra atılıp gidilecek diye düşündüm. Derlediğim malzemeleri ağız özellikleriyle yazıya geçirdiğim için zor oluyor. Kitap çıkarmak maliyet istiyor. Emekli maaşından başka geliri olmayan benim gibi bu işin delileri ancak uğraşır.

Hedeflediğiniz noktaya doğru yaklaştınız mı? 

Çok daha projelerim var ama bu ara şevkim mi kırık ne pek eski heyecanla çalışamıyorum. Daha 4-5 kitap çalışmam olacak. Çırak yetiştiremediğime üzülüyorum. Herkes elimdeki hazır malzemeyi istiyor. Vermeyince de küsüyorlar.

 Ödülleriniz var. Biraz bu ödüllerden konuşalım.

2008 Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülünü aldım.

Biraz da projelerinizden konuşalım. Bundan sonra ki projeleriniz nelerdir?

İlim Artvin de Etnografya müzesi yok. Ben kendi imkânlarımla topladığım eşyaları Sakarya Köyümün bana tahsis edilen okulunda müze açarak sergilemeyi planlıyorum. Artvin evleri, Artvin kilimleri, Artvin halk inançları, Türk Dünyası yemeklerini derleyip yayımlamak ve Artvin de olmayan arşiv kurmak. Kilim müzesi kurma isterim mesela.

Gezmek istediğiniz daha ne kadar yer var?

Atalarımız gitmediğin yer senin değildir demişler. Artvin’in Murgul ilçesinde bir çalışma yapamadım oraya ve diğer ilçelere gitmek isterim. Benim amacım gezmek değil. Bilinmeyen ücra vatan topraklarına dokunmak istiyorum. Sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak diğer kişilerle paylaşarak onları daha geniş kitlelere tanıtmak isterim. Anlaşmayla bıraktığımız Acarayı detaylı tanımak isterim. Terekeme Türklerinin yaşadığı Gürcistan da ki Borçalı bölgesini görüp orada ki hemşehrilerimizin sözlü kültürünü derlemek. Aşıklar diyarı olan bu belde de ki aşıklardan türkü dinlemek isterim.

Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetleri ile Çin de Uygurların yaşadığı bölgeleri, Kırım, İran, Irak, Suriye de Türklerin yaşadıkları yerlerde çalışma yapmak isterim.

Olmazsa olmazlarınız var mı?

Çalışmak üretmek, derleme yapmak. Güzel yurdumu ,  insanlarını ve dış Türkleri tanımak.

 Hayatı ne kadar ciddiye alırsınız?

Çok fazla alırım. Bana yapılan haksızlıkları kolay kolay unutamam. Zorda kalan insanlara yardım etmek isterim. Özellikle muhacirler için derneklere filan bulaşmadan kendi çapımda gruplar oluşturup yardım yaparım. İlçemde ki fakir öğrencilere burs bulamak için çaba sarf ederim.

Başarısızlık karşısında tepkiniz ne olur?

 Önce ümitsizliğe kapılsam da sonra tekrardan ayağa kalkar ve yoluma devam ederim.

Duygusal mısınız?

Çok duygusalım kolay ağlarım. Üzüldüğümde, sevindiğimde, haksızlığa uğradığımda hemen ağlarım. Başkalarının üzüntüleri de beni ağlatır. Doğayı özellikle dağları çok severim. Türk müziği dinlemeyi, su sesi dinlemeyi, şiir dinlemeyi çok severim. Yolda bir anne çocuğuna sert bağırsa, dövse hemen karşı çıkarım.  Haksızlığa asla tahammül edemem. Başkalarının uğradığı haksızlığa da engel olmaya çalışırım.

Eleştiri sizi nasıl etkiler?

Serde Karadenizlilik var önce kızabilirim ama sonra ciddiye alırım.

Çok teşekkür ediyorum benimle duygularınızı paylaştığınız için.

Ben teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Andorra, Andorra la Vella
Andorra, Andorra la Vella
Monaco – Monte Carlo
Monaco – Monte Carlo