Reklam
Reklam
istanbul escort

Zaim Güvenç ‘’Eğreti Gelin Ladik sinema filmi benim son dönemde yapmaktan büyük mutluluk duyduğum işlerin başında geliyor."

Kemal Sunal'la Düttürü Dünya'da oynamış. Şimdi Eğreti Gelin Ladik'i çekti. On parmağında on marifet. Oyuncu, senarist, yönetmen ve artık şarkıda söylüyor....Zaim Güvenç'le keyifle okuyacağınız çok samimi bir röportaj yaptık. Her şeyi konuştuk. Bu güzel röportajı haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

 Zaim Güvenç ‘’Eğreti Gelin Ladik sinema filmi benim son dönemde yapmaktan büyük mutluluk duyduğum işlerin başında geliyor.
Bu içerik 5602 kez okundu.
Reklam

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

 

Biraz yaşam öykünüzü dinlemek isterim.

Gazi Üniversitesi,  İletişim Fakültesi,   Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldum. Ayrıca Halkla İlişkiler okudum. Buradan da mezun oldum.

 Profesyonel oyunculuk yaşamıma Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başladım. 1988 yılında Değerli Sanatçı Kemal Sunal’la Düttürü Dünya filminde oynadım ve ardından birçok sanatsal çalışmaya imza attım. Sanatla buluştuğumdan bugüne aralıksız tiyatro oyunları, dizi ve sinema filmlerinde oynadım. Seslendirme yaptım ve son olarak da şimdi müzikle uğraşıyorum. Sayın Metin Batur’dan halen şan eğitimi alıyorum. Şimdilerde profesyonel olarak müzik hayatımda devam ediyor.

18 yaşında Kemal Sunal’la Düttürü Dünya’da oynamışsınız. Biraz bu filmden konuşalım.

Kemal Sunal çok büyük bir oyuncu. Tüm Türkiye gibi ben de Kemal Ağabey’i çok özel bir sanatçı olarak görüyorum. Kemal Sunal’ı kendime her zaman örnek aldım.  Kemal Sunal oyunculuğu ile olağanüstü bir sanatçı. Ben Kemal Sunal kadar iyi bir oyuncu olabilmek için hep çalışmak lazım. Ben de durmaksızın çalışıyorum.  Biz Düttürü Dünya filmde baba-oğul oynadık. Kendisinde baba şefkatini daima hissettim çekimler boyunca. Kemal Ağabey’in sanatçı olarak işine yaklaşımı beni çok etkilemiştir. Ayrıca benim filme entegrasyonumda Kemal Sunal’ın etkisi çok büyüktür. Kemal Sunal’dan oyunculuk anlamında çok şey öğrendim. Örneğin filmin final sahnesi benim için çok özel sahnelerden biridir. Bunu ilk kez söylüyorum. Kemal Ağabey ile biz o final sahnesinde oynarken gerçek baba-oğulduk sanki. O sahne hüznün coşkusudur.  Gerek Kemal Ağabeyde gerekse ben de o sahnede hüzün ve coşku bir aradaydı. O sahnenin duygusu seyircisine geçti. Çünkü duygular çok sahiciydi. Bu nedenle filmin finali seyirci üzerinde muhteşem bir etki yarattı. Düttürü Dünya Ankara’nın o gri, kömür kokan havasını çok güzel özetleyen bir filmdir. Bürokraside yaşanan karmaşayı da çok güzel hicvetmiştir. Düttürü Dünya hem benim için hem de izleyiciler için çok özel bir filmdir kısaca.

Biraz da tiyatro serüveninizden konuşalım. Tiyatroya nasıl başladınız?

İlk tiyatroyla Devlet Tiyatroları’nda önemli görevlerde bulunan Değerli sanatçı Tayfun Orhon ve Yıldıray Akıncı Hocalarım sayesinde tanıştım. Lise 2’ye gidiyordum. Ankara Lisesi’nde öğrenciydim. Tiyatroya o zaman başladım. Sonra profesyonel olarak Ankara Sanat Tiyatrosu’nda tiyatroya devam ettim. O dönem Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Rutkay Aziz, Cezmi Baskın, Erol Demiröz ve Altan Erkekli gibi ustalarla çalışma şansını yakaladım. Bu ustaların hepsinden de çok şey öğrendim. Sonrasında birçok oyunda oynadım. Ankara’daki hemen hemen tüm özel tiyatrolarda oyunlar oynadım. Ardından kendi tiyatromda kendi yazdığım oyunları oynadım. Hala da oynamaya devam ediyorum. Tiyatro aşkı insanı bir kere yakalayınca bir daha vazgeçmek mümkün olmaz.

Eğreti Gelin Ladik filminin hem senaryosunu yazdınız, hem de yönetip başrolünde oynadınız. Bu filmden konuşalım mı?

Eğreti Gelin Ladik sinema filmi benim son dönemde yapmaktan büyük mutluluk duyduğum işlerin başında geliyor. Filmin senaryosunu Yazar Şükran Kozalı ile birlikte yazdık. Yönetmenliğini ise Deniz Güvenç ile. Aynı zamanda filmin başrol oyuncularından biriyim. Filmde Yeşim Salkım’ın oynaması bize büyük bir güç kattı. Kendisine ve tüm oyuncularımıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum ve tüm emek verenlere.  Filmi bağımsız sinema anlayışıyla çektik. İlkay Kayku, Zeynep Aytek Metin, Gül Gökçe, Tarık Günersel, Deniz Güvenç, Hakan Eren, Özgür Bacaksız , Kerem Poyraz, Alekber Alekberov, Merve Aslan, Nalan Güreş Demirel ve  Sevinç Meşe  gibi birçok değerli isimle çalıştık. Onurcan Tögen, Ali Zade, Burak Babayiğit, Engin Aybakan ve Noyan Erdal, Övgü Özparlak, Figen Genç, Orhan Güvenç, Sedat Demir ’e, Ali Ekber Taşdelen'e, Ceren ve Gökay kapusuz'a, Faruk Bangir ve Onur Karaman’a. Kentpark Prestige Sinemalarına. Büyülü Fener Sinemalarına. Tüm filmimizin müziklerini yapan arkadaşlar, Sinemedya’nın değerli çalışanları. İsmini sayamadığım unuttuğum eksik kalan tüm isimlere bilhassa yine tüm emek verenlere ayrıca teşekkür ederim. Film TAYFASI ve Sinemedya’ya bilhassa teşekkür ederim.

 Sayın Sezen Aksu ve Sayın Işıl Yücesoy’a gönülden teşekkür ederim. Yine Sevgili Hakan Eren’e tüm emekleri için teşekkür ederim.  Filmimiz ülkemizin birçok ilinde vizyona girdi. Filmimiz birçok yerden ödülle döndü. ‘Eğreti Gelin Ladik’ filmini tüm zorluklarına rağmen başarılmış bir proje olarak görüyorum. Filmimiz birçok ilke de imza attı. Anadolu şehirlerinde galalar yaptık. Afyon, Marmaris ve Tekirdağ’da seyircilerimizle birlikte filmi izledik ve sohbet ettik. Filmle ilgili izleyicilerimizden çok güzel geri dönüşler aldık. Gerçek sinemayı Anadolu’da elinden tutarak turneye çıkardık adeta.

Filmin son hali sizin hayal ettiğiniz gibi oldu mu?

Ben gerek senaryosu, gerek kurgusuyla istediğim gibi bir film çektim. Ama maddi sıkıntılardan kaynaklı teknik anlamda bazı aksaklıklar yaşanmış olabilir. Yine de filmin bütününe baktığımızda başarılı bir film ortaya çıktı diyebiliriz. Filmimiz Onedio internet sitesinde IMDB’de ülkemizdeki en yüksek puan alan filmlerden biri oldu. Sanatsal bir film çektiğimize inanıyorum. Karşılığını da zaman geçtikçe görmeye devam ediyoruz.

Türkiye’de kısa film çekme ve festivaller üzerine konuşalım.

Son yıllarda kısa film üretimi ülkemizde geçmişe göre daha sığ bir hale geldi. Bir dönem daha üretken bir süreç geçirildi. Kamu spotlarının gündeme gelmiş olması kısa filmcileri daha çok kamu spotu yapmaya zorladı. Özellikle genç kısa filmciler buna yöneldiler. Çünkü bir yandan para kazanmaları gerekiyor. Kamu spotlarına yönelmeleri bana göre yaratıcı taraflarını köreltiyor. Dünyada durum böyle değil. Kısa filmler dünyada çok büyük bir ivme yakalıyor. Bunu festivallerdeki hemen hemen tüm kısa filmleri takip ettiğim için biliyorum. Ben ve ekibim bugüne kadar birçok kısa film çektik ve çeşitli ödüller aldık. Kısa filmlerin yaşatılması gerektiğine inanıyorum. Festivallerin yeterince bağımsız olmadığını düşünüyorum. Jürilerde belli başlı kişiler oluyor ve bu kişilerin etkileri çerçevesinde festivaller şekilleniyor. Bunu çok doğru bulmuyorum. Festivallerin bundan kurtulması için farklı çözümler üretilmeli. Sanat aslında ölçülebilir bir şey değil. Eğer illa ölçülecekse jürilere daha çok kişinin katılımı sağlanmalı.

Eğreti Gelin Ladik filminiz çeşitli ödüller aldı. Biraz da bu ödüllerden konuşalım.

Elazığ Çayda Çıra Uluslararası Film Festivali’nde başrol oyuncumuz Yeşim Salkım En İyi  Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Ankara Başkent Ödülleri’nde filmimize en iyi film ödülü adıma verildi.  Ayrıca Afyon İhsaniye Belediyesi’nden de yine  ‘en iyi erkek oyuncu ödülü’ verildi tarafıma.   Aldığımız tüm ödülleri filmimize emek veren herkes adına aldığımızı düşünüyorum.

Kısa filmde anlatılmak istenenler birkaç dakikaya sığdırılabilir mi?

*Bu tamamen sanatçının hayal gücüyle ilgili. Birkaç dakikada çok ciddi boyutta bir şey de anlatabilirsiniz veya yüz dakikalık bir film çekersiniz ve hiçbir şey anlatamayabilirsiniz. Bence önemli olan çekilen filmin ne kadar etki uyandırabildiğidir. Süreden öte esas olan sanatçının yaratıcılığıdır.

Senaryo yazarken nelere dikkat edilmelidir?

Bu sorunun cevabı oldukça uzun. Biz Film Tayfası’nda bununla ilgili bir Senaryo Atölyesi oluşturduk. Senaryo yazımı çok geniş kapsamlı bir konu. Birçok şeye dikkat etmek gerekir. Öncelikle bir sinema diliniz olmalı. Bir sinema diliniz yoksa özgün bir senaryo ortaya çıkmaz. Daha dikkat edilmesi gereken birçok husus sayılabilir. Ama öncelikli olarak sinema dili oluşturulmalı.

Çektiğiniz filmlerde oyuncuları neye göre seçiyorsunuz?

Oyuncu seçiminde en önemli husus role uygunluğudur. Güzel, çirkin veya yakışıklı olmasından öte oynayacağı role ne kadar yatkındır diye değerlendiririz. Bir de ben oyunculukla ilgili eğitimleri alan ve oyunculuğa yaşamlarını adamış oyuncularla çalışmayı seviyorum. Yeni çekeceğimiz filmde de yine buna dikkat etmeyi planlıyorum.

Bir hikâyeyi anlatırken yaşadıklarınızdan bahseder misiniz?

Senaryo yazarken yazdığım şeylerin gerçek hayattan damıtılmış olmasına çok dikkat ediyorum. Bunu da sanatsal bir elekten geçirerek ortaya koymayı doğru buluyorum. Aynı zamanda sizin sinemaya bakış açınız ve sinema diliniz devreye giriyor. Yazdığınız senaryoları kendi özgün bakış açınıza göre filmde resmediyorsunuz.

Bir filmi tamamlarken Yönetmen yalnızlığı yaşıyor musunuz?

Bütün sinema filmleri yönetmeninin dünyasından çıkmıştır. Bir anlamda yönetmeninin hayata bakışıdır. Günahı da sevabı da yönetmenin hanesine yazılır. Bu noktada bir yalnızlık söz konusudur. Ama bir taraftan da oyuncuları, müziği ve teknik konuları yani tüm sanatsal unsurları birleştirerek ortaya bir film çıkarıyorsunuz. Bunu da unutmamak lazım. Filme başlarken yaşadığınız yalnızlık böylece giderek bir kalabalıklaşmaya evriliyor.

Çektiğiniz filmler arasında ilk sırada yer alan film hangisidir?

Eğreti Gelin Ladik.

Bir filme başlarken sancılı bir dönem yaşıyor musunuz?

Örneğin bu süreç bir çocuğun büyütülmesine benzetilebilir. Çok sancılıdır hakikaten de.  Bir çocuğu hayata katabilmek için var gücünüzle çabalarsınız. Hem çok seversin, hem de onun yaramazlıklarına katlanırsın. Bu da sancıları da yanı sıra taşır. Bu anlatım bir röportaj sırasında kardeşim Deniz Güvenç tarafından böyle ifade edilmişti. Hoşuma gitmişti benimde.

Filmlerinizde oynatmak istediğiniz bir isim var mı?

Son filmimiz Eğreti Gelin Ladik’de birlikte çalıştığım oyuncu arkadaşlarım gerçekten müthiş oyunculuklar sergiledi.  Başrol oyuncumuz Yeşim Salkım olağanüstü oyunculuğu ile büyüleyiciydi. Ve diğer tüm oyuncularımızda üzerine düşeni yaptı. İlkay Kayku’yu anmasak olmaz örneğin. Deniz Güvenç’i. Tabii ki bir Türkan Şoray bir Haluk Bilginer ile kim çalışmak istemez ki.

 Film çekmek isteyen genç yönetmen adaylarının hangi aşamaları geçmeleri gerekiyor?

Sinemayı her platformda takip etmeleri gerekiyor. Öncelikle çok kitap okumalı ve film izlemeliler. Mümkünse bu işin eğitimini alsınlar. Festivallere katılmak da onları geliştirir. Çünkü festivallerde yeni sinemacılarla tanışırlar. Olanakları varsa yurt dışındaki festivallere de katılsınlar. Bu şekilde kendilerine özgün bir yol çizebilirler diye düşünüyorum.

Önce öykü mü buluyor film çekmeye karar veriyorsunuz? Yoksa film çekmeye karar verip öykü mü arıyorsunuz?

Sinemacı durduğu yerde duramaz. Sinemacı öykü avcısıdır. Avladığı öyküyü senaryolaştırır. Ardından görselleştirip sinemada seyirciyle buluşturmaya çalışır. Bu nedenle ilk olarak öyküyü bulup senaryolaştırmak gerekir. Biz de böyle yapıyoruz.

Biraz Film Tayfası’ndan konuşalım. Burada neler yapılıyor?

Film Tayfası’nda tiyatro oyunları oynuyoruz. Edebiyat ve Sinema Atölyemiz var. Zaman zaman deneysel tiyatro çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca benim Sevgili Faruk Bangir ile birlikte oluşturduğumuz ‘Bir Oyuncu Şarkı Söylüyor’ isimli bir projemiz var. Film Tayfası’nda bu projemizi de sergiliyoruz. Bunun dışında anılarda kalan müzikleri bir gösteri eşliğinde meraklılarıyla buluşturduğumuz etkinlikler de yapıyoruz. Sanatçı buluşmaları ve söyleşiler de Film Tayfası’nda yaptığımız etkinlikler arasında sayılabilir. Kısacası sanata dair birçok etkinlik Film Tayfası’nda gerçekleştiriliyor diyebiliriz.

Hedefiniz nedir?

Sanatla uğraşan insan üretim için vardır. Bu nedenle sanat bitmeyen bir yolculuktur. İlle bir hedef söylemek gerekirse dünyadaki iyi sinemacılarla buluşmak diyebilirim.

Favori oyuncu ve yönetmenleriniz kimler?

Nuri Bilge Ceylan’ı çok seviyorum. Türk sinemasındaki yeri bence çok önemli.  Zeki Demirkubuz keza. Yabancı Yönetmen olarak da Pedro Almodovar’ı çok beğenirim. Yine Ferzan Özpetek gerçek sinemayı bizimle buluşturuyor.  Ülkemizde çok iyi oyuncular var. Birini söylemek unuttuklarımıza haksızlık olur. Dünyadan Penolope Cruz, Kate Winslet, Emma Stone, Naomi Watts, Ewa Green, Nicole Kidman ve Marilyn Monroe.  Daha beğendiğim birçok oyuncu var.

Çok yönlüsünüz. Bunun yaşamınıza katkısı nedir?

Sinema için yedinci sanat denir. Yani diğer sanat dallarını da kapsar. Bu da sizin çok yönlü olmanızı sağlar. Bu sinema için bir avantaj. Ama dezavantaj olarak da zaman sıkıntısı söylenebilir. İnsan tek bir açıdan bakmadığı zaman yaratıcılığının boyutu gelişiyor. Diyelim ki yedi pencereli bir eviniz var. Çok yönlü düşündüğünüz zaman otuz pencereli bir evde oturmuş oluyorsunuz. Bu da evin içine daha çok ışık girmesine neden oluyor.

Şimdi neler planlıyorsunuz?

Yeni filmimiz Çile ve Bülbül’ün senaryosunu yazıyorum. Bir taraftan da ‘Bir Oyuncu Şarkı Söylüyor’ projemiz devam ediyor. Bu projeyi ben çok önemsiyorum. Ülkemizin tüm şehirlerine turne yapmayı çok istiyorum. Müziğe dair çalışmalarım devam ediyor. Sözünü yazdığım ve bestelerini yaptığım şarkılarım var. Bu şarkıları bir albümde toplamak için çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki süreçte sürprizlerimizle sanatseverlerin karşısında olmaya devam edeceğiz.

Beni mekânınızda sıcak karşıladığınız ve sorularıma cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Ben çok teşekkür ederim.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik