Reklam
Reklam

Faruk Duman’ ’Ben eserim okunsun isterim; benimle ilgilenilsin değil.’’

1974’te Ardahan’da doğdu. Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünden mezun oldu. Öykü kitaplarından Av Dönüşleri 2000 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı. Keder Atlısı (2004) Haldun Taner Öykü Ödülü’ne değer görüldü.Sus Barbatus isimli yeni kitabını konuştuk. Faruk Duman ile yaptığımız keyifli söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

	 Faruk Duman’ ’Ben eserim okunsun isterim; benimle ilgilenilsin değil.’’
Bu içerik 199 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

Yeni kitabınız Sus Barbatus’tan konuşmak istiyorum. Bu roman nasıl oluştu?

Sus Barbatus, 2015 yılında başladı, benim Artvin-Ardahan köylerinde dolaştığım günlerde. Orada dinlediğim olaylar, hikâyeler, uzun zaman aklımda dönüp durdu. Kahramanları tanıyordum, o nedenle her şey gözlerimin önünde o kadar net açık duruyordu ki, Kenan’ın öyküsü başlı başına bir yoksulluk destanı gibi sürüp gidiyordu. Ondan başlamaya karar verdim. Kenan bir domuz avlamaya karar verir ve korkunç bir kış başlamıştır…

Romanınızda gerçek kişiler var mı?

Tabii, Aynur, Mustafa Öğretmen, Gülşen, hepsi yakından tanıdığım kişiler. Öyküleri Sus Barbatus’ta anlattığımdan çok daha çarpıcı, pek çok ayrıntıyı sonraki kitaplarda yazacağım.

Bundan önceki kitabınız Köpekler İçin Gece Müziği isimli kitabınızdan konuşalım birazda. Onun da kurgusu muhteşem. Biraz anlatır mısınız?

Köpekler İçin Gece Müziği, ormanda bir araba kazası düşüncesinden doğdu. Ben kahramanların bir yerlerde mahsur kaldığı öyküleri çok seviyorum, gerçek hayatta da, edebiyatta da. Genç bir karı-koca ormanda mahsur kalırlar ve tuhaf bir avcının eline düşerler.. Ve sürekli yağmur yağar. Bu hikâyeyi yazdığım zaman doğayla Türkiye’yi işaret etmeye çoktan karar vermiştim. 

Romanınızda kendime çok yakın bulduğum bir şey de bazı paragrafların başı bazı paragrafların da sonlarında felsefi cümlelerle bitirdiniz. Edebiyatın felsefeyle olan kardeşliğini vurguladınız belki de. Doğru mu düşünüyorum sizce?

Tabii, felsefenin dilinden, daha doğrusu söyleminden yararlanmayı düşündüm. Bu aslında Köpekler İçin Gece Müziği’nde de vardır.

Biraz da şekil olarak bakacak olursak kitabınıza: Üslup. Diğer roman ve öykülerinizden farklı. Noktalama işaretleri özellikle. Nokta ile bitmiş üç ayrı cümleyi bir okuduğumuzda bir cümle oluyor. Neden buna gerek duydunuz?

Buna gerek duydum demeyelim de, zaten öyle yazdığım için oldu. Açıkçası ben bütün yazılarımda özellikle konuşma dilinin yansımalarını kullanırım. Kimi cümlelerin kesik olması da konuşma dilinin yansımasıdır. Bence kişisel üslup da bu tür araştırmalardan doğuyor.

Herkesin yaşamı bir roman mı sizce?

Hayır, roman bir sanat eseridir. Bir heykel gibi.  Bir tablo gibi. Tasarlanarak, ölçülüp biçilerek yazılır. Romancı, eserini gerçek dediğimiz yaşamdan kesinlikle koparmalıdır.

Anılarınızda olmazsa olmaz insanlarınız var mı?

Olmaz mı, unutulmaz dostlarım oldu, çoğuyla hala görüşürüm. En sevdiklerimden yalnızca babamı kaybettim, olmazsa olmaz.

Yazarların şöhret olması için çok ilginç ve medyatik hikâyelere değinmesi gerekir. Sizce her dalda olduğu gibi alıcısının olması için yazarların da medyatik olması gerekir mi?

Gerekmez. Yazar oturup eserini yazmalıdır. Ben bir okur olarak gider kitabı alır okurum. Yazarının bir yerlerde ne anlattığı beni ilgilendirmez. Ama toplumda durum sizin dediğiniz gibiyse tabii yapacak bir şey yok. Ben eserim okunsun isterim; benimle ilgilenilsin değil.

Yüreğinizden hiç eksik etmediğiniz şeyler var mı?

Onu bilemem, her duygu bakımından çok fazla çelişkilerle, iniş çıkışlarla dolu bir insanım. Benim açımdan kendimi tanıma konusu çoktan kapanmıştır. Artık bunun için çaba sarf etmiyorum.

Sizi diğer yazarlardan ayıran nedir?

Faruk Duman olmak. Yazdığım yazının tek yazarı benim.

Bir yazar sabırlı olmak zorunda mı? Bazen sayısız başlangıç yapmak, bilmeden denemek ve olmazlığın tıkanmanın eşiğine ayak diremektir. Siz sabırlı mısınız?

Evet, yazdıklarımı her şeyin üstünde tutarım. Sayfalarca yazıp da beğenmediysem onu yok etmekten çekinmem. Bu da sabır isteyen bir şeydir. Çok uzun yıllardan beri çok titizlikle çalıştım. Bir defter yazmaya başladığım zaman, bunda neredeyse hiç karalama göremezsiniz. Dolayısıyla, sabırsız sanatçının işi çok zordur.

Bir kitabı yazarken zamanda yolculuk yapar mısınız? Yoksa anda mı kalırsınız?

Ben bir kitabı yazarken, orada anlattığım atmosferi yaşamak isterim, bunun için de gerekirse fiziksel şartları da hazırlarım. Sus Barbatus’u yazarken örneğin, kışın sorun yoktu, hava zaten soğuk. Ama yazın, kimi zaman ayaklarımı soğuk suya soktuğum olmuştur. Ve tabii, sürekli kar fırtınalarını dinliyordum.

Teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ederim.

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik