Reklam
Reklam
istanbul escort

Nilgün Çelik “Kocaman bir mahallede, kızlı erkekli oyunlar oynadığımız bir çocukluk geçirdim.”

Nilgün Çelik ile her şeyi konuştuk. Bu güzel röportajı haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Nilgün Çelik  “Kocaman bir mahallede,  kızlı erkekli oyunlar oynadığımız bir çocukluk geçirdim.”
Bu içerik 380 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Kocaman bir mahallede,  kızlı erkekli oyunlar oynadığımız bir çocukluk geçirdim. Buğday tarlaları vardı içinde saklambaç oynardık. Erkeklerle misket oynardık. Yağmur yağdığında çivi oynardık. Kimse kimseden çekinmezdi. Kapımızı hava kararınca sıkı sıkı kilitlemezdik. Her bakımdan özgürmüşüz şimdi cevap verirken daha iyi anladım. Kızların içinde ilk bisiklete binip erkek çocuklarla yarışan ben olmuştum. Bunda sanırım babamın motosiklet tutkunu olmasının önemi var. Çocukluğum babamın sırtına sarılıp motosikletle gezmekle geçti de diyebilirim.

Biraz öykülerinizden konuşalım mı?

Öykülerim çok bebek… Bazen büyümesinler öyle kalsınlar istiyorum. Bazen büyüyüp haydi sizde ele karışın diyorum. Hala karar veremedim.

Günümüzde duygular neden sahteleşti?

Çünkü çocuklar artık her şeyi bilerek doğuyor. 2 yaşındaki bir bebek telefonda resimleri kaydırmayı biliyor. Kim öğretti ne zaman gördü cevabı yok. Her şeyi bilerek doğan çocukların yenilmemek,  ezilmemek için kazanmak için sahteleşmesi normal değil mi? Devir düğmeye kim önce basarsa kazananın devri. Düşünmeye zaman kaybetmeye zaman yok.

Yalnızlık yaşar mısınız?

Yalnızlık güzel şey. Yalnızlık yaşamam, isterim.

Herkesin yaşamı bir roman mı sizce?

Evet, her insan bir öykü,  bir olay bir durum. Kimse ne çok masum ne çok suçlu. O halde hepimiz romanız.

Anılarınızda olmazsa olmaz insanlarınız var mı?

Olmaz mı? Bayram sabahları… Sobanın üzerinde kızarmış ekmek kokusu, pişi kokusu, çay, sohbet… Annemin babamı bayramlaşması. O günler güzeldi. Bir de oğlumun dişinin çıktığını anladığım gün. Unutmam.

Her kitabın bir iletisi olmak zorunda mı?

Bence olmalı. Düşündürmeli. Sorgulamalı. Gerekirse okuyucuyla ters düşmeli. Okuyan ne için ters düştüğünü düşünse bile kar kardır..

 Bir yazar, yazdığı kitabın gölgesinde kalabilir mi sizce?

Kalır neden kalmasın. O kadar güçlü karakterler güçlü bir kurgu yapar ki kalır. Zaten yazamaya başladığınızda kahramanlar sizi dinlemiyor kendi başını alıp gidebiliyor. Siz sadece tuşlara basıyorsunuz. O yüzden yazanın ötesine geçebilir…

 Yazmak yaşanan kötü şeyleri unutma aracı olabilir mi?

Unutmak değil ama hafifletme aracı olabilir. Birikmiş, beklemiş,  sertleşmiş dokuyu yumuşatabilir.

Yazarken sizin için önemli olan nedir?

Sessizlik. Sadece sessizlik.

Sizin için iyi bir yazarda olması gerekenler nedir?

Bence olmazsa olmaz diye bir şey yok. Her şey olabilir bir şey olmayabilir. Yazar olmak yakaladığın atmosferi yazıya geçirebilme okuyucuya sunabilme sanatı. Yazar bir kitabında mükemmel kurgu yakalar bir sonrakinde vasattır. Olabilir. Belki sadece şu olmazsa olmaz: Türkçeyi iyi kullanamıyorsa olmaz. Tarafımdan okunmaz.

Yazıyı evlilik mi, ayrılık mı besler?

Yazarın algısına bağlı. Mutluluktan mutsuzluk öyküleri yazanları gördüm. Beni besleyen her ikisi de değil. Ben kendimle barışıksam yazarım.

Herkes öykü yazmalı mı?

Hayır. Bazıları durmalı.

Yazarken edebi kaygı yaşar mısınız?

Edebi kaygı mı denir buna bilmiyorum. Ama düşüncemi tam anlatamama derdi yaşıyorum evet.

 Sizce kitaplar yeterince satıyor mu?

O kadar pahalı olunca satılmıyor tabii. Bir de fiyatları düşürüp deneyelim diyorum ben. Ancak çerez kitapların kapış kapış gitmesi de ayrıca sosyologların konusu olmalı.

Yakın projelerinizden konuşalım mı?

2019 yılına Faruk Duman etkinliği ile başladık. Bu etkinlikler devam edecek. Yeni öyküler var. Yeni insanlar var… Daha ne olsun.

Çok teşekkür ederim.

Ben de size ekibinize,  teşekkür ederim.

Ankara escort

Eryaman escort Etlik escort

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik