Reklam
Reklam
istanbul escort

Aysun Kara. ‘Her insan aslında bir hikâye anlatıcısı.’

Soğuk kış günlerine girerken Aysun kara ile yazmak üzerine sıcacık sohbet ettik. Bu güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Aysun Kara. ‘Her insan aslında bir hikâye anlatıcısı.’
Bu içerik 195 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

 

Kendi sözcükleriyle Aysun Kara’dan konuşmak isterim. Biraz anlatır mısınız?

2005 yılından bu yana öykülerim çeşitli dergilerde yayımlanıyor.“Panovaroş” adlı öykü dosyam 2010 yılında Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü aldı. Aynı yıl içinde kitap olarak yayımlandı. İkinci kitabım  “Kıymık” 2014 yılında, “Sessizce Şarkı Söylüyorduk” adlı son kitabım da 2017 yılında Ayizi Kitap tarafından yayımlandı. Şu sıralar bir roman üzerinde çalışıyorum.

Ben biraz da kitaplarınızdan konuşmak istiyorum.

Sessizce şarkı söylüyorduk içimi acıtan bir kitap oldu. Konuşalım mı?

Çoğunlukla karar anlarını ya da bütünsel bir bakışla fark edemeyeceğimiz ama aslında insanın hayatında kadersel bir etkiye sahip olan kimi sözleri, nesneleri, davranışları öyküleştiriyorum sanırım.

Kıymık beğeni toplayan bir kitap. Bize biraz Kıymıktan bahseder misiniz?

Kıymık’ta da diğer kitaplarımda da yer alan öyküler genellikle kısa. Anlatacağımı açık açık anlatmaktansa suskularla, satır aralarından sızanlarla hissettirerek anlatmayı tercih ediyorum.

Kitaplarınızda vermek istediğiniz her şeyi verebildiniz mi?

Aslında mesaj vermek gibi bir niyetim yok yazarken. Yalnızca iyi yazmayı önemsiyorum ve iyi öykünün peşindeyim.

Yeni bir şeyler yazmak için masaya oturduğunuz zaman temel ayrıntıları uzun uzadıya düşünüp taşınıp, kafanızda kurmuş, yazmaya çoktan karar vermiş misinizdir?

Yazmaya oturduğumda kafamda mutlaka bir öykü çekirdeği olur. Kimi zaman da bazı bölük pörçük sahneler, bazen bir cümle hatta sözcük olur. Yani aslında bir öykü düşüncesi ki ben buna öykü çekirdeği diyorum, beni başından, ortasından veya sonundan herhangi bir yerinden bir biçimde etkiler. Sonrasında bazen aylar bazen yıllarca kafamda dolanır durur bu çekirdek. Şekillenir, yayılır, dallanıp budaklanır. Kimi zaman da başlangıçtaki düşüncem bambaşka bir hale bürünür ve artık yazmam gerektiğini hissederim. Oturup yazarım o zaman.

Yazdığınız bir öykünün sonunu getirememe korkusu yaşadınız mı?

Evet, çok yaşadım. Sonları yazmak hep korkutur beni, çünkü öykünün sonu bambaşka bir yere çıkabilir. 

Bir yazar sabırlı olmak zorunda mı? Bazen sayısız başlangıç yapmak, bilmeden denemek ve olmazlığın tıkanmanın eşiğine ayak diremektir. Siz sabırlı mısınız?

Sabırlı olmak kesinlikle çok önemli. Ne yazık ki ben sabırsız bir insanım ama edebiyat bana sabretmeyi öğretiyor.

Bir gece yarısı ya da sabah karanlığında bir öykünün ya da bir kitabın son cümlesine, son noktayı koyduğunuz anın mutluluğunu tarif eder misiniz?

Müthiş bir coşku hali, herkesi uyandırıp metninizi okutmak istiyorsunuz. Verdiğim emeğin karşılığını aldığımı hissettiğim andır o an.

Öyküyle roman arasındaki ilişki nasıldır?

Öykü bir an, bir duruş, bir bakıştan yola çıkarak yazılabilir. Romandaysa kaptırıp yazsanız da bir yerde durup hesaplı kitaplı bir kurgu oluşturma zorunluluğu var sanırım.

Kitaplarınızda okuyucularınıza çözmeleri için şifreler, ipuçları veriyor musunuz?

Okurken de yazarken de edebi metinler arasında gezinmek isterim. Öykülerimde de sevdiğim yazarlara şairlere bir selam sarkıttığım olmuştur. Ama ben bunu metinde çok da dikkat çekmeyecek biçimde, gizleyerek yapmak isterim. Gerçek okur bu anıştırmayı bulsun anlasın isterim. Has okurlar bunu fark eder, o zaman dünyalar benim olur.

Bir yazar, yazarken nelere dikkat etmeli?

Yazdığı metin dışında bir şeye dikkat etmese de olur.

Sizce bir yazar yaşantısındaki yıkıntıları yazı yoluyla tamir edebilir mi?

Bu tabii psikolojinin konusudur. Bilemiyorum ama yazmanın sağaltıcı bir tarafı olduğu muhakkak.

Yaşamınızın her anını belleğinize kaydedip, Bunları yazarken mutsuz olduğunuz anları hatırlayıp acılanır mısınız?

Kaydettiğimiz anıları elekten geçiriyoruz ya da zarar görmemek için kendimizce kurguluyoruz. Her insan aslında bir hikâye anlatıcısı. Herkes kendi hayatını, geçmişini kurguluyor. .Biz yazarlar sadece hikâye yazmak konusunda daha takıntılı ve sebatkârız diğer insanlara göre.

Kahramanlarınıza biçip diktiğiniz giysiler uymuyorsa yeni giysiler mi dikersiniz yoksa uydurmaya mı çalışırsınız?

Bazen yeni giysi dikerim bazen de vedalaşırım o kahramanımla.

Bir kitaba başlarken kitap bütünüyle sizin hafızanızda hazır mıdır? Yoksa kişiler ve olaylar doğal sürecinde mi gelişir?

Kitap da öykü gibi yazılırken şekillenir bende. Kervan yolda düzülür yani. Kurgusal bir metnin bence yazar için en eğlenceli tarafı yazma serüvenidir. Çünkü çoğu zaman evdeki hesap çarşıya uymaz. Planladığınızdan başka bir metin çıkar ortaya.  Yazma yolculuğu hem eğlenceli hem de sıkıntılıdır ama bittiği zaman yazının çetrefilli yolarında çok şey öğrenmiş olursunuz. Benim için öyle olur en azından. 

Günümüz öykücülüğüne nasıl bakıyorsunuz?

Günümüzde niceliksel olarak bir kalabalık var öykü türünde. Bunun niteliksel anlamda da olmasını umalım. Günümüz öyküsü hakkındaki yargıyı da zaman verecek.

Bir yazar kendini tekrar ederse yazmayı bırakmalı mı?

Bu tabii yazarın kendisinin bileceği bir şeydir ama yazar farklı kaynaklardan beslendiği, hayata ilgisini yitirmediği sürece böyle bir tehlikeyi bertaraf eder diye düşünüyorum.

Herkesin yaşamı bir roman mı sizce?

Bence değil.

Anılarınızda olmazsa olmaz insanlarınız var mı?

Herkesin kıymetlileri var, tabii benim de.

Her kitabın bir iletisi olmak zorunda mı?

Bence böyle bir zorunluluk yok.

Sizin için iyi bir yazarda olması gerekenler nedir?

Bilemiyorum hiç düşünmedim bu konuda.

Anlatmak istediğimi anlatamadım dediğiniz oluyor mu?

Bazen oluyor.

Sıcacık sohbet için çok teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ediyorum.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik