Reklam
Reklam
istanbul escort

Volkan Altınbaş “Yalnızlıktan hoşlanmam. Hoşlanmanın da sorunsuz bir durum olduğuna inanmam.”

Volkan Altınbaş ile Zımba Atölye'de keyifli bir söyleşi yaptık. Bu güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Volkan Altınbaş “Yalnızlıktan hoşlanmam. Hoşlanmanın da sorunsuz bir durum olduğuna inanmam.”
Bu içerik 504 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

13 Ağustos 1990’da Emirdağ’da doğdum. Eskişehir Yunus Emre Lisesi’ni bitirdim.  Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda yazarlık eğitimi ve Anadolu Üniversitesi Basın Yayın Bölümü’nde özel öğrenci statüsünde yüksek lisans eğitimi aldım. Çeşitli gazetelerde muhabirlik yaptım, yazılarım, röportajlarım (Ayşen Gruda, Müjdat Gezen, Tayfun Talipoğlu, Emre Kınay, Şenay Eroğlu Aksoy, Taylan Özgür Ölmez...) çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. Şiirlerim ve öykülerim Sinada Edebiyat, Güncel Sanat, Bambu Tiyatro ve Kültür Sanat, Yazı-Yorum dergilerinde yayımlandı. Her Bir Şeys-i Aşk(Şiir), Ceviz Hırsızları(Roman) ve Donuk Adam(Öykü) yayımlanmış kitaplarım...

Biraz yazma serüveninizi konuşalım. Neden yazma ihtiyacı duydunuz? Neydi sizi yazmaya iten.

Türkçe ‘ye, dilime aşığım her şeyden önce. Ona hizmet ettiğim sürece kendimi huzurlu hissediyorum. Fakat dilime hizmet ederken içinde yaşadığım toplumun doğru kabullendiği yanlışları tepetaklak etmek, devrimsel doğrular yaratma arzum da buna önemli bir etken oldu tabi.

Biraz kitaplarınızdan konuşalım.  Donuk adam ve Ceviz Hırsızlarından biraz bahseder misiniz?

Donuk Adam henüz çok yeni ve okurların ilgisini uyandırmayı başardı diyebilirim. Toplumu etkileyen olumsuz etmenlerin insani nasıl hareketsizleştirdiğini anlatmak istedim. Ceviz Hırsızları ise 2016 yılında yayınladığım bir roman. Beynimizi çalanların, kadın üzerinde oynadığı siyasi oyunları anlattım.

Deneyimlerinizin zaman zaman anlamsız geldiği oluyor mu? Deneyimlerinizin ne kadarını hayata geçiriyorsunuz?

Hayır, hiç anlamsız geldiği olmadı. Her deneyim muhakkak bir anlam taşımıştır benim için. Yaşımın ve koşullarım el verdiği ölçüde hayata geçiriyorum. Yaptığım yıllık planlamalarıma göre henüz gerçekleştiremediğim olmadı.

Örnek aldığınız öykücüler var mı?

Sabahattin Ali ‘den söz etmeden geçemeyeceğim bu konuda. Ona benzemiyorum ama onun cilasını edebi hayata sürmek, ondan hala bir şeyler öğrenebileceğimizi fazlasıyla gösteriyor. İkinci isim ise Yusuf Atılgan'dır benim için. Onunla hayata bakış açımızı benzeştiriyorum. Tıpkı onun gibi ben de köylüyü, köylünün sesini, esas halk kitlesinin haykırışlarını duymayı seviyorum.

Kitabınızda bir tek sözcüğe takılıp yerine koyamadığınız oluyor mu?

Çok nadir olur böyle şeyler fakat ben inatlaşmaktan pek hoşlanmam. Hele ki dilimle, sözcüklerle... İnatlaşmamalı.

Anılarınızda olmazsa olmaz insanlarınız var mı?

Elbette, olmaz mı? Fakat hangisinin ismini versem diğerine ayıp etmiş sayılacağım...

Her kitabın bir iletisi olmak zorunda mı?

Tabi ki, aksi halde niçin yazıyor, niçin edebiyat yapıyoruz. İletisiz yazın hatırattan öteye gidemez. Tamir kültürü olmalı bir edebiyatçının her şeyden önce. Bu kültür olmadan yazmak sorumsuz kalemlerin işidir. Ancak sorumlu kalemler insanların hayatına dokunur, toplumun eksik yanlarını tamamlayabilirler. İleti olmadan olmaz bu iş.

 Bir okur okuduğu bir kitabın yazarını eleştirirken kendi bakış açısıyla mı yoksa yazarın bakış açısıyla mı yaklaşmalı?

Kendi bakış açısıyla yaklaşmalı çünkü bir yazarın gerçek bakış açısını o yazardan başka hiç kimse bilemez. Bazen okur onu çözümlendiğine inanabilir ama bu adı üstünde inançtır ve inançtan öteye gidemez. Bu yüzden bir kitabı kendi bakış açımızla okumalıyız.

Yazarken çok beğenilme,  ödül alma kaygısı güder misiniz?

Bu tür kaygılar insanı coşturur doğru fakat doğru dengelenmezse büyük bir yıkıma da sebep olabilir. Bu yüzden denge doğru kurulmalı. Benim de bu arzularım var ama aşırı bir yoğunlukla ruhumda bulunmasına müsaade edemem. Aksi halde hüsranla sonuçlanacak bir yola girdiğimi de kabul etmiş sayılırım. Fazla beklenti içinde değilim bu konuda.

Yazdığınız yazılarda kendinizi yansıtır mısınız?

Kendini yansıtmayan bir yazın insani yoktur, yaratmış olduğumuz karakterlerde kendimizden parçalar mutlaka yansıtılır ama önemli olan bunu ne kadar harmanlayabiliyor, kendimizi bir anlatıcı olarak karakterlerden ne kadar ayırabiliyoruz? Önemli olan bu. Yansıtmıyorum diyen yalan söyler bana göre. Yansıttığını anlayabildiğimiz yazarlar ise bu harman işini becerememiş demektir, ben dâhil.

Yazmak yaşanan kötü şeyleri unutma aracı olabilir mi?

Neden olmasın. Ama salt bunun için yazılmasını edebi açıdan değerlendiremeyiz.

Yazarken edebi kaygı yaşar mısınız?

O edebi kaygı değil midir bizi dizginleyen? O kaygı olmasa tuğla gibi kitaplar yazardım sanırım. O kaygı iyi ki var.

Kolay hoşça kal der misiniz? Sizce bir yazar kolay hoşça kal diyebilir mi?

Ben diyorum.

Yalnızlıkla ne kadar arkadaşlık yapıyorsunuz? Bir kitap bitene kadar mı yoksa kitap bitse de peşinizi bırakmıyor mu?

Yalnızlıktan hoşlanmam. Hoşlanmanın da sorunsuz bir durum olduğuna inanmam. Kitaplarımı psikolojik anlamda değil fakat fiziksel anlamda yalnızken yazarım ancak. Psikolojik olarak yalnız olmamalıyım yazarken. Bir komünallik hissetmeliyim mutlaka.

Öykülerde saklı kalmış, dünyalar, okuyucu o satırlarda gezinirken mi ortaya çıkar?

Tabi ki, ama okurun, okuduğu satırları yorumlayışı da saklı dünyalar yaratabilir bazen. Olmayan dünyaları da oluştururken bulabilir kendini. Bizim olmayan gerçekleri bile savunmak zorunda kalabiliriz.

Bir yazar yazdığı öyküyle, kendi yaşamı arasında sıkışır kalır mı?

Bu konudan konuya değişir. Yazdığınız konu yaşanmış bir öyküden yola çıkıyorsa sıkışıp kalma olasılığı yüksektir fakat konu bir kurgudan ibaret ise sıkışıp kalmayacaktır. İstediği gibi at koşturacaktır satırlar arasında.

Yazılan kitaplar, hak ettiği değeri buluyor mu? Çok satan kitaplar her zaman iyi midir?

İyi kitaplar popülariteye özen göstermeyen kitaplardır. Onlar edebi estetiği önemserler. Bu yüzden iyi diye nitelendirebileceğimiz kitaplar okura geç ulaşan kitaplardır. Buradan da şuraya varıyoruz aslında: Popüler kitaplar kolay anlaşılır ve kolay anlaşılan kitapların da ömrü kısa kıymeti az olacaktır. Çünkü anlam bile olsa kolay elde edilmek kıymet biriktirmez bir eylemdir.

 Kitaplarınız ne kadar sürelik bir çalışmanın ürünü?

16 sene boyunca yazdım. Bu süreçte 3 kitabım yayınlandı fakat şu anda halihazırda 3 kitabım daha var ve yayınlanmayı bekliyor. Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da sağlamcıyım. Sindire sindire yaşıyorum hayatımı. Acelem yok.

Okurlarınız sizi şaşırtıyor mu? Öykülerinize dair sıra dışı dönütler alıyor musunuz?

Hayır, beni şaşırtmıyorlar, inanın tahmin ettiğim dönütler alıyorum. Ve bu da beni mutlu ediyor.

Biraz da projelerinizden konuşalım.

Biraz önce de söylediğim gibi 3 kitabım yayınlanmayı bekliyor. Bir roman bir şiir kitabım ve bir deneme dosyam hazır. Onların üzerinde çalışıyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim.

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik