Reklam
Reklam
istanbul escort

Onur Bütün "Evde çalışıyorsam; çay, kahve, gözlük masamda oluyor, yıllardır hepsiyle iyi arkadaşız. "

Onur Bütün ile editörümüz Onur Sancak'ın Zımba Atölye'de yaptığı güzel söyleşiyi haberimizin devamında okuyabilirsiniz.

Onur Bütün
Bu içerik 456 kez okundu.
Reklam

 

 

Kitaplara misafirliğe gitmek!

 

 

Söyleşi: Onur Sancak

 

 

 

Kendi sözcükleriyle Onur Bütün’den konuşmak isterim. Biraz anlatır mısınız?

İnsanın kendini anlatması gerçekten zor, sorularınız devam ederken anlatabilirim sanıyorum.

Peki, o zaman kitaplarınızdan konuşalım mı?

Elbette! Üçü kişisel, üçü kolektif altı kitabım var. Yeni Çeltek’ten Soma’ya Maden İşçileri/Yedi Kat Yerin Altından Uğultular Geliyor, Marx’ın İşçi Anketi ve Gülümsemeler kişisel metinlerim. Gülümsemeler öykü, diğer ikisi ise kuram ve araştırma metinleri.

Öykülerinizi feminist bir bilinçle kaleme alıyorsunuz.  Biraz öykülerinizdeki feminizmden konuşalım mı?

Günlük yaşamınız, okumalarınız, siyasi ve kültürel yaklaşımlarınız nasıl gelişip, şekilleniyorsa edebi üretimleriniz de bunlardan etkileniyor doğal olarak. Özel bir dikkatle feminist öykü yazmıyorum, dünyadaki var oluşumun tüm dinamikleri böyle bir sonuç oluşturuyorsa ne âlâ! Böyle anılmaktan onur duyarım.

Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Öykülerim üzerine çalışmaya başlamadan önce 12 tema seçmiştim. Atık toplayıcı kadınlar, mülteci kadınlar, queer bireylerin sorunları, Ermeni, Kürt ve Rum meselesi, yalnız yaşayan kadınlar, çocuklara yönelen cinsel şiddet gibi… Ben etrafına da kendine de eşit mesafede duran biriyim. Kendimi toplumsal olandan nadiren ayırırım, kendilik hallerimi unutmadan ve değersizleştirmeden. Hem bilinç hem de pratik olarak bu böyledir, ruhsal aygıtım ve aklım da böyle işler. Elbette olay ve olgulardan çok etkileniyorum ama bu meseleler üzerine günlerce, aylarca çalışıyorum. Özetle bana ilham gelmiyor sevgili adaşım, ben onu arayıp buluyorum. O da hep kolektif bir ilham oluyor ve bundan büyük zevk alıyorum. Yazarken de kalabalığım anlayacağın…

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Edebiyat dışı metinler, yazılar da üreten biri olduğum için, çalıştığım türe göre değişiyor. Her ikisini de yöntem olarak kullandığım olur, ayrı ayrı ya da birlikte.

Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir coğrafyada yazmayı tercih ediyorsunuz?

Evde çalışıyorsam; çay, kahve, gözlük masamda oluyor, yıllardır hepsiyle iyi arkadaşız. Bir araştırma veya kuram metni üzerine çalışıyorsam, pek çok kitap, dergi, sözlük de çalışma masamın yanındaki sandalyelerde oturuyorlar.  Ama ben onlara misafirliğe gitmişim gibi tersi değil!

Çalıştığım temaya ait okumalarımı, kurgu hazırlıklarımı yaparken kitaplarımı mutlaka ayrı bir kütüphaneye taşıyıp onları bir arada tutarım. Bulmak kolay olsun diye… Dönüp dönüp okumam da gerekir bazen, zor öğrenen biriyim galiba…

Dışarıda çalışıyorsam mutlaka kulaklıkla müzik dinliyorum. Gürültü odaklanmamı engelliyor.

Nasıl bir coğrafyada? Sorusu manidar… Aklımdan geçen yer çok, gezmeyi severim aslında. Ama malum ekonomik koşullarla en fazlası çay bahçeleri oluyor. Belki bir su kenarı…

Gelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz?

Türkiye edebiyatında cinsellik ve erotizm temalı bir metni, 2 yıllık çalışmadan sonra yayınevine teslim ettim, yayın kurulunun ve editörün raporunu bekliyorum. Ayda bir Feminist Odalar başlığında yazdığım yazı dizisi devam ediyor. Zaman zaman edebiyat eleştirisi yazıları da yazıyorum. Yaz aylarından itibaren kadınların delirişi üzerine çalışacağım, hazırlık yapıyorum. Okumalar, psikolog ve psikiyatrlarla görüşmeler, izlenecek filmler var beni bekleyen…

Kadınların deliriş öykülerini yazabilirsem sevineceğim. Denemeler de yazabilirim, henüz karar vermedim. Benim yazma tarihim, hem kuram/araştırma hem edebiyat metinleriyle ilerledi. Salt edebiyat okumak ve üretmek benim sevmediğim bir tarz. Örneğin psikanaliz veya antropoloji okumadan hayatta kalmam mümkün değil.

Hayatla, dünyayla ve memleketle ilgili dertleri olan ve multidisipliner çalışmayı seven biriyim. Sadece sevmiyorum, bilincim de bu minvalde şekilleniyor. İmkânım olsa, sosyal bilimlerle edebiyatın kesişimselliğinde bir yeni disiplinin gri alanında ömür boyu kalmayı tercih ederim.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiniz yazarlar kimlerdir?

Hatice Meryem, Arzu Bahar, Erlend Loe, Silvia Federici, Juan David Nasio, Sevilay Çelenk, Aksu Bora, Raymond Williams, Andrey Platonov, Alenka Zupancic…

Ödüllere nasıl bakıyorsunuz? Gerçekten ödül alan bütün kitaplar iyi midir?

Ödüller meselesine pek çok açıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum. İlki toplumsal cinsiyet eşitliği sorunsalıyla bakmak. Hâlâ ödül jürileri erkekler ağırlıklı oluşturuluyor. Kadınlar ve 3. cins ağırlıkla dışlanmış durumda. İkincisi ödül mekanizmasının, yayıncılık sermaye hareketlerinden etkilenerek metinleri okuması, seçmesi ile ilgili… Butik yayınevlerinin ürettiği metinler, nadiren ödül listelerine giriyorlar. Üçüncüsü ise jürilerin değişmez isimleriyle ilgili. Daha genç ya da farklı isimlerle jürilerin yenilenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Jürilerin yaş ortalamalarına bakmak bir fikir verebilir. Genç ve nitelikli çevirmenler, editörler, eleştirmenler var ama hiçbiri bu jürilerde bulunmuyorlar. Yıllarca bildik isimlerin aynı veya benzeri jürilerde çalışması bir iktidar alanı yaratıyor, dolayısıyla nasipleneni de bitmiyor.

Bir metnin iyi ya da kötü olduğunu açıklamanın tek yolu var; edebiyat eleştirisinin gelişkinliği… Bizim coğrafyamızda edebiyat eleştirisi, diğer disiplinlerde de olduğu gibi gelişkin değil. Çok sayıda kötü metin üzerine tanıtım yazısı yazılıp, reklamcılığın olanaklarıyla birleştirilip piyasaya sunulduğu için, daha çok görünür olmanın, satış baskının bir veçhesi olarak ödül kurumuna dâhil olan metinlerin sayısı az değil. Elbette ödül alan iyi metinler de var. Yine de ödül-nitelikli metin ilişkisini yukarıda da anlatmaya çalıştığım nedenlerden ötürü sorunlu buluyorum.

Sıcacık sohbet için çok teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ederim.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik