Reklam
Reklam
istanbul escort
istanbul escort
İkinci beyin mi?
Öznur Özpolat Bolat (Doktor)

İkinci beyin mi?

Bu içerik 782 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beyin...

Vücudumuzun bütün fonksiyonlarını yöneten, koordine eden ve işleten hayati organımız.. Olmazsa olmazımız...

Peki, vücudumuzda bir tane daha beynimizin olduğunu söylersek...

Evet, evet ikinci bir beynimiz daha var : Bağırsaklarımız..

      İlk başta kulaklarımıza tuhaf da gelse, son zamanlarda bağırsaklardan ikinci beyin olarak bahsediliyor ve bunun üzerinde yoğun araştırmalar yapılıyor.

19. Yüzyıl ortalarında Alman nörolog Dr. Leopold Auerbach tarafından bağırsaklardan alınan bir parçanın duvar yapısından alınan kesitte sinir hücrelerinden oluşan bir iletişim ağının bulunması ile başlar, ikinci beynimizin hikâyesi...

   Bağırsaklarımızın merkezi sinir sistemi ile ilişkisini sağlayan ve 500 milyon nörondan oluşan bir sinir sistemi bulunmaktadır. Bu sisteme

"Enterik Sinir Sistemi" adı verilir. Başlangıç yeri ağız, bitiş yeri anüs olan bu sistem aynı beyin gibi ruhsal ve bedensel sağlığımız ve hatta davranışlarımız üzerinde etkisi bulunan ve "ikinci beyin" olarak adlandırılan sistemdir. Enterik sistem kendi içinde bağımsız olarak çalıştığı gibi salgılanan hormon ve nörotransmitterler ile de N. Vagus denen sinir aracılığıyla beynimiz ile sürekli bir etkileşim içindedir. Ve bağırsaklarda yerleşmiş olan 40 bin çeşit bakteri türü ve 100 trilyon civarında mikroorganizma bu etkileşimin başrolünde yer almaktadır. Bu sayı insan vücudundaki toplam hücre sayısından 10 kat fazladır. Bu mikroorganizma topluluğuna "Mikrobiyota" adı verilmiştir. 

      Neden önemlidir? Mikrobiyata..

Yapılan araştırmalarda bir çok hastalığın oluşma temelinde bu mikroorganizma topluluğunun düzeninin bozulmasının neden olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin mutluluk hormonu olarak bilinen "seratonin"in % 90'ı sindirim sistemi kaynaklıdır. İnsanların stresli iken veya mutsuzken belirli gıdalara yönelmesi de bu şekilde açıklanmaktadır. Yine %25-30 sıklıkla görülen irritabl bağırsak sendromu denen huzursuz bağırsak sendromu da sistemler arasındaki iletişim bozukluğu nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Mikrobiyata dengesinin bozulması otizm, depresyon, kilo problemleri gibi bir çok sağlık problemini de beraberinde getirmektedir.

      Peki...

Mikrobiyata nasıl ve ne zaman oluşur?

İnsan vücudunda doğumun hemen ardından vücudun çeşitli yerlerine yerleşen ve hayat boyu bizimle kalan "flora" dediğimiz mikroorganizmaların en çok bulunduğu bölümde yine bağırsaklarımızdır. Daha bebeklik çağında beslenme ve çevresel faktörler ile alınan bu dost faktörler bağışıklık sistemimizin oluşmasında ve gelişmesinde de büyük katkı sağlamaktadır.

    O halde mikrobiyatamızın oluşumu ve dengesinin bozulmaması için neler yapmalıyız?

•Beslenme en önemli faktörlerdendir. Bu dost mikroorganizmaların oluşmasını sağlayan doğal fermente ürünler (turşu, boza, şıra, tarhana, sirke,yoğurt ve kefir gibi süt ürünleri) bol miktarda tüketilmelidir. •Gerekirse doktorunuza danışarak uygun bir probiyotik takviyesi alınabilir.

•Egzersizin sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotası sağladığı yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir. En iyi egzersiz ise yürüyüş..

•Bolca lifli gıdalar tüketilmesi

•Omega 3 takviyeleri almak

•Doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan ve fruktozdan uzak durmak gereklidir.

•Antibiyotiklerin ve uzun süreli ağrı kesici ilaçların kullanılması da floranın bozulmasına yol açacaktır.

Bu nedenle hekiminiz gerek görmedikçe bu ilaçların kullanılmaması her yönden faydalı olacaktır.

    Sağlıklı beslenelim, sağlıklı mikrobiyataya sahip olalım. Sağlıklı günler yaşayalım...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik