Reklam
Reklam
istanbul escort
Baharda Çiçekler Solmaz
Onur Sancak (Yaşam Koçu)

Baharda Çiçekler Solmaz

Bu içerik 615 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

   

 

 

    Kapıyı aralayıp gülümseyerek yüzüme baktı Bahar. Gözlerinde sanki hüzün çiçekleri açmıştı. Saklamaya çalışsa da hissetmiştim ondaki yalnızlığı. Ya da bana öyle gelmişti kim bilir. Ne kadar içten merhaba demişti bana. Tutmasam kendimi sarılı verecektim sımsıkı. İnsanın kendisini kontrol edememesinin nasıl bir şey olduğunu anlamıştım. Kendimi kontrol etmekte zorlanıyordum.

    Odanın ortasında uzunca bir süre ayakta durduk. Ne çok şey konuşmuştuk bu birkaç dakika içinde. Ne çok şey vardı onunla paylaşacak. Ne çok şey…

“Otursana” dedi.

“Çıkıyorsun galiba?” dedim.

“Otur biraz vaktim var.”

     Masanın önündeki koltuğa oturdum. Bahar da karşımdaki koltuğa oturdu. Başımı hafifçe kaldırdım. Uzun röfleli saçları yüzüne ne kadar yakışmıştı. Güzel kadındı. Biraz kilo aldım dese de çok zarif görünüyordu. Aldığı birkaç kilo çok yakışmıştı ona. Dilim çözülmüştü onun yanında adeta, susmak bilmiyordum. Ne varsa anlatmak istiyordum. Aklımda olan, olmayan…

    Gevezesin diyordu bana. Gülüp geçtim.” Ne yapayım konuşmayı seviyorum “  dedim. Beni konuşturan sensin demeyi çok isterdim. Bir süre sustum. Onun sıcak tavrı karşısında susmak ne mümkündü. Çenem daha da düşmüştü.

    Ne kadar güleç bir yüzü vardı. Adı gibi bahar kokuyordu. Gözlerimi yumdum, kokusunu içime çektim. Yeni tomurcuklanmaya başlamış kır çiçeklerinin rengiydi tenindeki, dokununca sarhoş olacağın. Öyle güzel gözleri vardı ki, gece kadar kara, bakınca kaybolacağın.

    Seni seviyorum demek zor muydu bilmiyorum. Kaç defa dilimin ucuna geldi “seni seviyorum” demek ama söyleyemedim. Kaç defa söylemeye çalıştım cesaretim kırıldı.

    Kalkıp gitmek istedim. Sevdamdan habersiz olması beni yaralıyordu. Gitmeliydim. “Sen korkağın tekisin” dedim. “yüreğinde sevdan, otur meyhane köşelerinde, anlat sarhoşlara imkânsız aşkını sabaha kadar.”

“Ben seni geç bırakmayayım” dedim.

“Biraz daha vaktim var. ”dedi.

     Ne kadar şıktı. Bu kadar uyumlu giyinmek zevk işiydi doğrusu. Zevkli kadındı vesselam. Yakası kürklü kısa montu ona çok yakışmıştı. Bir süre konuşmadan sadece bakıştık.

“Aşka inanmıyorum” dedi birden. Anlamış mıydı ona olan hislerimi. Neden söylemişti şimdi bunu durup dururken. “Aşk bana göre değil.”

“Aşk doğru insanı yakalayınca çok güzel” dedim.

“Doğru insan var mı?” dedi.

“Bilmem, vardır” dedim.

“Yok” dedi. ”Aşk yaşamaya değer kimse yok.”

    Birden ne kadar yalnız göründü gözüme. Uzansam tutar mıydım yalnızlığını acaba? Gözlerim doldu. Yüzüne baksam ağlayacaktım biliyorum. Başımı öne eğdim.  Ağlamamak için kendimle mücadele ediyordum. Boğazıma bir şeyler tıkandı. Kendimi tutamadım. Yanağıma bir damla yaş düştü. Bir damla daha… Görmesinden utandım. Başımı kaldıramadım. Bahar gülümseyerek hala bir şeyler anlatmaya devam ediyordu. Kalktı pencereden dışarıya baktı.

“olamaz” dedi. ”Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor?”

“Yağmuru severim.”

“Ay sende çok romantiksin.” Dedi.

“Birçok kadın böyle erkek istiyor.”

    O kadar içten güldü ki. Onunla birlikte ben de gülmeye başladım. Bir süre sonra neye güldüğümüzü unuttuk, güldüğümüze gülmeye başladık.

“Şemsiyen var mı?

“Yok” dedim.

“ Ben de bir tane daha olacaktı bir bakayım” dedi.

     Masanın yanındaki dolabı açtı. İçinden birkaç parça bir şeyler çıkardı. Arkasına baktı. Bulamadı. ”Nereye gitti bu şemsiye  “ dedi. “Buradaydı.”

“Önemli değil, ben yağmurda yürümeyi severim.”

“Neyse ben de var en azından. Birlikte yürürüz.”

“Kalkalım mı? Dedim.

“Kalkarız.” Dedi.” Çay demlemiştim birer fincan içelim.”

    Beyaz porselen fincanlarda çay getirdi. Desenli peçeteler koydu sehpanın üzerine. Asil bir duruşu vardı. Bence sen eğer daha önce yaşamışsan, kesin soyluydun” dedim.

Kahkahalar güldü.

“Herhalde. Saraydaydım mutlaka. Prenses Bahar. Kulağa ne hoş geliyor.”

“Prenses Bahar” diye mırıldandım. Gerçekten kulağa hoş geliyordu. Prenses Bahar dedim birkaç kez.

“Çay güzel olmuş.” Dedim.

“Ben demledim mi böyle demlerim.” Dedi.

“Bence iyi çay almışsın.”

“Hadi oradan o benim elimin lezzeti.”

     Kalktım, pencereyi açtım. İçeriye yağmur kokusu geldi. Bir şarkı çalıyordu uzaklarda. Ya da ben öyle duydum.  En sevdiğim şarkıydı.

“Ben her bahar aşık olurum.”

“Dans edelim mi ?”dedim.

“Müziksiz mi ?”dedi.

     Şarkıyı yalnızca ben mi duyuyordum? Baharın yüzüne baktım.

“Dans edelim mi? Dedim yeniden.

“Olur.” Dedi.

    Birbirimizin yüzüne bakmadan, duyduğumu sandığım şarkının eşliğinde dans ettik. Zaman alıp götürüyordu bizi. Ya da biz zamanın içinde kaybolmuştuk.

    Yoruldum dedi kendini koltuğun üzerine bıraktı. Uzun saçları koltuğun arkasında dalgalandı. Çantamda ki küçük paketi aldım, ona uzattım.

“Bunu sana aldım.”

”Bana mı?”

“Neden”

“Nedensiz.”

“ Biliyor musun? Bu benim son zamanlarda aldığım ilk hediye. İnsanlar bana hediye vermez oldu.”

”Ben sana sık sık alırım.” Dedim. Yeniden kahkaha attı.

“Biliyorum.”

    Yokluğunun başlangıcına birkaç dakika kalmıştı. Belki beş dakika sonra ayrılacaktık. Yine onu sevdiğimi söyleyemeden ayrılacaktık. Yine “ seni deli gibi seviyorum diyemeyecektim.” Küfürler ettim kendime. Bu kadar korkak olmaz insan diye. Ama korkuyordum. Ya ben seni sevmiyorum derse diye korkuyordum. Onun yokluğuna nasıl alışacaktım. Onsuz olmak ne zor şeydi.

 Onsuzluğumu alıp gitmek istedim buradan. Ben gideyim artık dedim.

“Otur birlikte çıkarız” dedi.

Çaydan bir yudum aldım. Boğazımdan geçmedi. Fincanı tekrar bıraktım.

“Bak bahar geldi. Sık sık gel birlikte yürüyelim.”

“Gelirim.”

“Gelirken kır çiçekleri getir. Bilirsin çok severim.”

“Getiririm.”

 Kalktım, gözlerine son kez baktım. Belki de bu onu son kez görüşümdü. Artık gelmeyecektim. Nasılsa onu sevdiğimi asla söyleyemeyecektim. Onun yanında ona uzak olmak işkenceydi. Gitmeliydim artık. Çantamı aldım. Kapıya yürüdüm. Durdum. Bahara baktım. Kapıyı açıp çıktım.

“Bekle hazırlanayım birlikte çıkalım” dedi.

 Duymamazlıktan gelip merdivenlere yürüdüm.

“Bekle geliyorum” dedi. Bende şemsiye var. Islanacaksın.”

Koşarak merdivenleri inmeye başladım. Hıçkırarak ağlıyordum.

“Seni seviyorum Bahar diye bağırdım. Seni seviyorum.”

        Duyup duymadığını biliyordum. Umurumda da değildi. Onu nasıl olsa bir daha görmeyecektim. Onu görmeme kararı almıştım. Onu görmek, aşkımı söyleyememek işkenceydi. Niye anlamıyordu beni. Yoksa ona olan aşkımı biliyor, beni sevmediği için bilmezlikten mi geliyordu. Ondan duymak isterdim beni sevmediğini. Ona olan aşkım bitmezdi elbette ama en azından içimi kavuran ümit kaybolurdu. Artık ne önemi vardı. Onu bir daha görmeyecektim.

     Yağmur altında sırılsıklam olmuştum. Gözyaşlarım yağmurla karışmıştı. Deli gibi bağırmak istiyordum. Onu şimdiden özlemiştim. Onsuz yapamayacaktım. Cevabı ne olursa olsun onu sevdiğimi mutlaka söylemeliydim.

        Döndüm, köşedeki çiçekçiden kır çiçekleri alıp, ona doğru koştum.

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik