Çağımızın Hastalığı Depresyon
Öznur Özpolat Bolat (Doktor)

Çağımızın Hastalığı Depresyon

Bu içerik 1199 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

 

Son yıllarda oldukça sık duymaya başladık. Depresyondayım. Artık yediden yetmişe insanlarımız depresyonda olduğundan bahsediyor. Çözüm yolları arıyor.

Hiç düşündünüz mü; acaba yıllar öncesinde de bu kadar fazla mıydı bu rahatsızlık...

Gelin önce bir depresyonun tanımını yapalım:

•Moral bozukluğu ve yaşamdan zevk alamama hallerinden en az biri var ise

•Kilonuzda (+/_) %5 veya daha fazla değişiklik yapacak bir iştah farklılığı

•Uykusuzluk ya da aşırı uyuma durumu söz konusu ise

•Hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik

•Kendini değersiz

Hissetme, konsantre olamama, dikkat dağınıklığı

Bu belirtilerden en az dördü varsa ve iki haftadan uzun sürdüyse dikkat!! Depresyonda olabilirsiniz.

     Depresyon aslında bir ruh halini tanımlayan sözcüktür. Bir psikiyatrik bozukluğu tanımlama amacıyla kullanıldığında hastalık adını almıştır. Depresyonda olan kişi;

1- Duygusal olarak; kendini üzgün, mutsuz ve kederli hisseder.

2-Düşünce olarak; durumuyla ilgili ümitsizlik, çaresizlik ve karamsarlık içinde olmak ve kendini bu durum içinde yetersiz ve değersiz olarak algılar.

3-Davranış olarak; kendini toplumdan soyutlar, içine kapanır, hiç bir şeyden zevk alamaz.

4-Bedensel olarak; uyku ve iştah bozuklukları oluşur.

    Zaman zaman hepimiz bu tarz duygular yaşayabiliriz. Hissettiğimiz bu duygular hayatın bir parçası ve normal yaşam süreci içerisinde kısa bir süre sonra kendiliğinden yok olan duygulardır. Eğer süre iki haftadan fazla sürüyorsa ve kişinin sosyal ve bedensel faaliyetlerini belirgin bir şekilde etkilenmesi söz konusu ise biz "depresyon" dan söz ederiz. Her yaşta görülmesinin yanında gençlerde ve kadınlarda daha fazladır. Türkiye'de görülme sıklığı %15 civarındadır. Etkin tedavi edilmediğinde, kalp krizi, inme, diyabet gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkmasında rol aldığı gibi,  kişiyi intihara kadar sürükleyebilir.

      Depresyon, genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörler ile oluşabilir. Genellikle farklı nedenler bir araya gelerek hastalığı tetikler: •Yaşanan olumsuzluklar, kayıplar,yas

•İş yaşamında karşılaşılan sorunlar

•Evlilik ve aile sorunları

•Doğum ve lohusalık süreci

•Fazla alkol kullanımı

•Bazı hastalıklar (kanser, MS, epilepsi vs.)

•Menapoz, andropoz dönemi

•Mevsim değişiklikleri

Risk faktörleri olarak sayılabilir. Ailesinde depresyon öyküsü olanlarda yatkınlık daha fazladır. Ve hastalık farklı şekillerde karşımıza çıkabilir:

•Majör depresyon : Çalışamamak, hiç bir şeyden keyif alamamak, sürekli bir mutsuzluk ve umutsuzluk, yemek yiyememe, olaylara ve kişilere kayıtsız kalma gibi semptomlarla seyreder. Depresyonun en ağır formudur.

•Kronik depresyon:

En az iki yıl buyunca devam eden depresif ruh halidir. Major depresyona göre daha az şiddetlidir. Günlük yaşamı fazla etkilemez.

•Atipik depresyon :

Aşırı yeme, aşırı uyuma, aşırı yorgunluk ve olaylara karşı aşırı reaksiyon veren bir ruh halidir.

•Bipolar depresyon :

Bipolar kişilik bozukluğu olanlarda belli dönemlerde depresif ruh hali oluşur.

•Mevsimsel depresyon: Çoğunlukla sonbahar ve kış dönemlerinde oluşur.

•Doğum sonrası depresyon:

Her 10 anneden birinde Lohusalık döneminde yaşanan ağır bir formdur.

    Bahsettiğimiz birçok etkisi nedeniyle bu hastalığın etkin ve hızlı bir şekilde tedavisi gerekir. Tedavi süreci mutlaka bir uzman hekim tarafından yürütülmelidir. İlaçlar ile birlikte psikoterapi yapılması etkin tedaviye olanak sağlamaktadır. Aynı zamanda ailesel ve çevresel destekle kişilerin bu zor süreci atlatmaları daha rahat olmaktadır.

Huzurun ve mutluğun bol olduğu günler sizlerin olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik