Reklam
Reklam
istanbul escort
                                                                    Çırak
Arzu Dinçtaşar

Çırak

Bu içerik 456 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

Artık büyüdüğümü hissettiğim anlardan itibaren bu kasabadan kurtulmanın hayallerini kurdum hep. Her karışını ezberlediğim bu kasaba, bu insanlar, ekmek teknesi dedikleri bu dükkân beni boğuyor. Sabahın köründe yollara düşüp koştura koştura işe git, daha bismillah demeden ustadan şaplağı ye!

“Geç kaldın yine deyyus ! Saat kaç oldu?”

“Ustam saat daha sekiz olmadı, geç kalmadım ki!”

Adama bahane lazım. Her gün aynı terane. Yok tozları almamışsın, yok geç kaldın! Duyan da dükkânda müşteri kaynıyor sanır. Öğlene kadar gelen üçü beşi geçmez. Gelenlerin de ancak biri müşteridir, geri kalan laflamaya gelen komşu esnaf. Keşke okulu bırakmasaydım. Gerçi o da sıkıcı be! Çekemem bu yaştan sonra failatün failün . Sevemedim okulu bir türlü. Ortaokulu bitirdim çok bile. Biraz aylaklık yapayım dedim babam bırakır mı? Madem okumayacakmışım bir işe girip çalışmalıymışım, meslek edinmeliymişim. Meslek de berberlik, pehh! İki yıldır ustamın yanındayım öğrendiklerim toz almak, yerleri paspaslamak. Ha bir de ıslak havluları dışarı asıp kurutmak! Anamdan farkım kalmadı yemin ederim. Emeğimin karşılığını alsam bari o da yok! Haftalık diye elime sayılan parayla iki gün zor geçinirsin. Yok, arkadaş kafaya koydum gideceğim buralardan, bu böyle olmayacak! Aksak Rıza’nın oğlu Nuri güneydeki otellere çalışmaya gitmişti, çok memnun halinden. Kışları bile gelmiyor artık buralara. Ballandıra ballandıra anlatıyor oraları. Beni de çağırıp durur, sana da iş buluruz dediydi zaten.

Usta yemekten gelir biraz sonra. Her gün öğlen evine gider yemek yemeye. Bir gün de gel oğlum beraber yiyelim dediğini duymadım. Anama dert yandığımda dedi ki;

“Oğlum senin yaşında kızı var, yakışık almaz senin gitmen, onun için çağırmıyordur ustan”

Kala kala şaşı kıza mı kaldım ben? Üstüne para verseler almam şaşı Zehra’yı.

Hah! İşte geldi usta. İyi insan lafının üstüne gelir diyeceğim de o da değil.

“Hasan bi  kayfe  gap da getir hele”

“Olur usta”

Ağzı istekle dolu hiç bitmiyor isteği. Kahve veririm ondan sonra çay ister. Benim bir adım git, bir adım gel ne de olsa. Başlayacağım artık böyle işe, en iyisi buralardan gitmeli artık.

Amanın o da ne? Yanımdan bir huri mi geçti, bu nasıl güzellik? Üzerine baharı giymiş sanki. Çiçek çiçek renk renk. İlk kez gördüm, kim ki bu? Oğlum koş Hasan takip et gözden kaçırma! Nasıl da güzel yürüyor pek de havalı. Eliyle saçlarını bir arkaya atışı var ki. Geçtiği yerde bahar dalı bırakıyor mis.

Dondurmacıya girdi arkasından da hemen ben girdim. Kesin tanışmalıyım bu kızla da nasıl? Allah’ım ne olur yardım et! Dondurmayı alıp dönmesiyle bana çarpması bir oldu. Allah’ım ne büyüksün?

“Çok affedersiniz tişörtünüzü mahvettim” dedi.

“Olsun zararı yok ama dondurman ziyan oldu. Dur sana tekrar dondurma alayım” diyorum ama ses bana ait değil. Sanki dışarıdan başkasını dinliyorum. Heyecandan sesim bir inceliyor bir kalınlaşıyor.

“Gerek yok sağ olun”

Karizmayı kurtarmaya çabalıyorum tabi. Hafifçe öksürüp sesimi ayarladıktan sonra;

 “Hali Abi aynısından bir tane daha”

Elimi cebime attım. Kala kala beş liram kalmıştı o da yok. Hemen Halil Abiye yaklaştım;

“Sonra veririm, düşürmüşüm” dedim. İmalı bir bakış atıp gülerek kafa salladı.

Aldım dondurmayı bahar dalına uzattım, teşekkür etti. Nasıl da güzel teşekkür ediyor dedim içimden.

Dükkândan çıkıp yanında yürümeye başladım.

“İlk kez gördüm seni buralarda, benim adım Hasan ya seninki?”

“Adım Eda. Babam öğretmendir. Buraya tayini çıktı, yeni taşındık”

“Hoş gelmişsiniz o zaman. Bizim kasaba güzeldir. İnsanları da çok iyidir seversin buraları” dedim kendime şaşırarak.

Yanında yürüyor muyum, uçuyor muyum belli değil. Midemde bir ağrı, kalbim deli gibi atıyor. Kokusunu soludukça başım dönüyor. İçime çekiyorum kokusunu. Konuşmak istiyorum ama heyecandan ne konuşacağımı bilmiyorum. Elimle durmadan sola yatırılmış saçlarımı düzeltiyorum. Sonra beğendin mi dondurmayı diye saçmalıyorum.

“Beğendim” diyor. Ben de diyorum içimden, ben de seni beğendim. Hatta aşık oldum. Gözlerine, ela ela bakışına, ellerine, savurduğun saçlarına, her şeyine. Biraz yürüdükten sonra ayrılıp karşı kaldırıma geçti.

“Sonra görüşürüz. Tekrar teşekkür ederim.” dedi.

Görüşürüz dedi yani görüşmek istiyor o da benimle! Öyle dedi değil mi? Öyle dedi öyle dedi. Yarın mı dedi sonra mı dedi? Sonra dedi. Kendi kendimle konuşurken adının Eda olduğu geçti aklımdan. Adı da ne güzel.

Yok, ben vazgeçtim, güneye gitmeyim bu sene. Hem kasabanın en güzel zamanları. Seviyorum da aslında burayı. Yok, yok ne varsa insanın memleketinde var arkadaş! Hele bu sene bir geçsin bakalım…

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik