Mutluluk Yanında
Engin Dinç (Yazar)

Mutluluk Yanında

Bu içerik 337 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayat, bazen inişli, bazen çıkışlıdır. Her zaman mutlu günler geçirecek değiliz, kimi zaman ekonomik, kimi zaman ailevi ve çoğu zaman da sudan sebeplerden dolayı çıkan tartışmalarla inşa edilen sevgi bağı birkaç saniyede yerle bir olabiliyor. İşte bu gibi durumlarda kendimize hâkim olmamız gerekmekte... Hâkim olmalıyız demek, hâkim olmaktan çok daha kolay ve basit bir cümledir. Oysa öyle durumlarla karşı karşıya kaldığımda ben de birçok kez sinir krizleri geçirmiş, evi savaş alanına çevirmişimdir. Bu itirafı yapmazsam, sizleri kandırmış olurum. Sinirlendiğimde kendime ve etrafıma verdiğim zarardan, sakinleşince de son derece pişmanlık duyuyorum. Her seferinde bir daha böyle yapmayacağım diye kendime sözler veriyorum fakat tekrar benzer bir konu olup da sinirlenmeme sebep olan bir ortam oluşunca da sözümü unutuyor, verdiğim tepkilerin benzerlerini verebiliyorum. Oysa tartışma anında huzur bozucu hallerde, sinir ve kavgadan uzaklaşmanın çok basit yolları var. Mesela sinirlenince gülümsemek gibi… Fakat bu söylendiği kadar basit bir konu değil... Sinirlendiği anda gülümsemek için AŞK gerekir. Havadan, sudan çıkan tartışmaların sonu kalp kırmaya gitmeye başladığında bu durumu sezmek ve “fani şeyler bunlar…” diyerek boş vermek gerekir. Tartışmayı; suratları asıp, sesi yükseltip, kelimeleri edepsizleştirerek devam ettirmek yerine, eşimizin yanına yaklaşıp, ona sarılıp, haklı olsak dahi “sen haklısın.” demeli, onun sesini alçaltmasına, sakinleşmesine sevecen tavırlarımızla yardımcı olmalıyız. O tamamen sakinleşip durulduktan, yüzü gülmeye başladıktan sonra tartışılan konu her neyse; onu çözüme kavuşturabiliriz. Eğer haklı olan bizsek o da haklı olduğumuzu kabul edecektir; “evet, sen haklıydın.” diyecektir. Çünkü tartışmaların sürekli uzamasının bir sebebi de mesnetsiz inatlaşmadır. Haklı olan kim olursa olsun, sırf karşısındakine üstün gelmek için sürdürülen bu anlamsız inatlaşma kimi ailelerde güzel gülüşmelerle son bulurken maalesef kimi ailelerde de -Allah bizleri muhafaza etsin inşallah- cinayetlere kadar gitmektedir.

Kavga halinde gülümsemek için AŞK gerek demiştim. Pekâlâ, nedir bu AŞK?

AŞK’a; Allah’a şükreden kul diye açılım getirilmiş olsa da sadece şükür yeterli değildir… Şükür, dua, vazifeleri yerine getirme, tefekkür, tevekkül, teslimiyet ve daha neler-neler… AŞK; yüce yaratıcının benliğini yürekte hissetmek ve her şeyin, her zamanın, her halin, her hissin O’ndan geldiğini bilmek ve O’ndan gelen her hali tebessümle karşılayıp başım gözüm üstüne demektir. Yürekteki AŞK yangınının büyüklüğü ne kadar çok ise, tahammül ve tamah da o kadar büyük olacaktır. Öyle ki Hallac-ı Mansur’u seksen gün hapsetmişler. İmam-ı Şiblî bir gün ziyaretine gitmiş ve “Ey Mansur, muhabbet nedir?” diye sormuş. Hallac-ı Mansur cevaben: “Bana bu soruyu bugün değil, yarın sor.” demiş. Ertesi gün olduğunda Hallacı-ı Mansur’u başını vurmak için zindandan çıkartıp yere yaygı yaymışlar. Tam başının vurulacağı sırada Hallac-ı Mansur orada bulunan İmam-ı Şıblî’ye seslenerek: “Ey Şiblî; sevginin başı yaygın, sonu ise ölümdür.” demiştir. Hallac-ı Mansur tasavvufi âlemlerin derinliklerinde gezinmiş, Allah’tan başka her şeyin batıl ve fani olduğunu bilmiş, kendisinin de bu fanilikten olduğunu kabul etmiş; kendisine kim olduğunu soranlara “Ben Hakkım” dedi diye idam edilmiş bir AŞK eridir. AŞK; perdeyi yırtmak ve sırları keşfetmektir. AŞK; varlık sahasını terk etmek, yokluk içinde var olabilmektir. AŞK; koşulsuz, kuralsız, canını feda edebilmektir. AŞK; benlik duygusundan sıyrılıp bizlik duygusunda yoğrulmaktır. Bizlik duygusuyla yoğrulmuş insanlar karşısındakinin de kendisi olduğunu bilirler. Karşısındakine gelecek bir zararın aslında kendine geleceğini bilirler. Onu üzmenin kendini üzmek, onu kırmanın kendini kırmak olduğunu bilirler. En önemlisi ise onu üzmenin onu var eden Allah’ı üzmek olduğunu bilirler. İşte sırf bu yüzden bir sinir halinde, şeytani bir davranış sergilememek için tebessüm ederler. Evimizde huzura, güvene ve mutluluğa hasret kalmışsak bunun en başlıca nedeni içimizdeki AŞK’ın yok olmasıdır. Eğer içimizde bir AŞK olursa, mutlu anlarımız daha büyük ve daha abartılı bir mutluluk hissiyle yaşanırken, kötü ve soğuk anlarımız da bir meltem hafifliğinde serinletir ve geçiverir üzerimizden…

Ailevi tartışmaların çoğu elle tutulur, gözle görülür nitelikte olmayan, küçük ama içe atılmışlıkların bir anlık patlama ile ortaya çıkmasıyla büyüyüp asıl konunun dışına taşan birikimlerdir.

Kalbimizde AŞK’ı arttırıp, dilimizden fuzuli sözü azaltıp; mutlu olabilmek dileğiyle…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik