Reklam
Reklam
istanbul escort
                                          Yaşıyorsan Hayattasın -4
Arzu Dinçtaşar

Yaşıyorsan Hayattasın -4

Bu içerik 314 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zeynep kapı zilinin sesiyle irkildi. Kapıyı açıp açmamakta kararsız kaldı. Üst üste basılan zilin  sesine daha fazla dayanamayıp  kapıyı açtı. Meral her zamanki gibi deli dolu tavırlarıyla aniden içeri daldı;

 

“Aaa yeter ama bu kadar yalnızlık. Bakma öyle , ne yapayım dayanamadım. Seni merak ettim. Yoksa geldim diye kızdın mı?”

 

“Yok canım kızmadım, dalmışım kusura bakma. Hoş geldin.”

 

Meral masanın üzerinde kağıtları ve kalemi gördü;

 

“Ne yazıyorsun böyle? Nedir bunlar?”

 

“Kendimi yazıyorum, bilebildiğim kadarıyla tabi. Otur da sana çay getireyim”

 

“Getir getir çok iyi olur. Arkadaşımla çay keyfi yapmayı özledim kaç gündür.”

 

Meral ,  mutfağa doğru giden arkadaşının arkasından baktı. Çok zayıfladığını farketti. İçten içe arkadaşının haline üzüldü. Derinden bir iç çekti.

 

“Umarım ofiste her şey yolundadır” diye mutfaktan seslendi Zeynep.

 

“Yolunda yolunda merak etme. Bugün iki saat sonra Nevzat Bey’le toplantım var. O zamana kadar seninleyim tatlım. Hadi gel artık yanıma”

 

“Geldim geldim. Karnın aç mı? Bir şeyler hazırlayayım mı çayın yanına?”

 

“Aman bırak şimdi, bir şey istemiyorum. Hadi anlat bakalım neyin var? Sen öyle kolay kolay işe gelmemezlik etmezdin. Bir şey mi oldu?”

 

“Meral ,dün yapmamam gereken bir şey yaptım, Kerem’i görmeye gittim” dedi mahcup bir ifadeyle.

 

“Nasıl yani? Dur bir dakika çok şaşırdım. Ne konuştunuz?”

 

“Hiçbir şey, o beni görmedi. İşten çıkış saatine yetiştim. Dayanamadım çok özlemiştim görmek istedim. Koşup sıkı sıkı sarılmamak için kendimi zor tuttum.”

 

“Ahh be Zeynep! Ne diyeyim ben sana şimdi? Hem kendine hem o adama eziyet ediyorsun.”

 

Zeynep’in bir anda gözleri doldu. Ağlamaklı bir sesle;

 

“Hiç bir şeyi tam olarak sahiplenemiyorum değil mi?  Ben niye böyleyim Meral?”

 

Meral arkadaşının çaresizliğine üzüldü. Kollarını açarak;

 

“Gel bakayım buraya ağlama! Her şey zamanla yoluna girecek inan bana” dedi.

 

“Ne zaman? Ben artık çok yoruldum!”

 

“Bu sana bağlı. Doğruyu söylemek gerekirse , sanırım kendini anladığın, kabullendiğin ve geçmişte yaşadıkların için kendini suçlamaman gerektiğini öğrendiğin zaman. Bak Zeynep yaşadığın zorlukları, acıları biliyorum. Ama bazen seni anlamakta zorlanıyorum. Söyleyeceklerim seni üzebilir, kırabilir.”

 

“ Hayır lütfen söyle, doğruları duymaya ihtiyacım var. Sen benim en iyi dostumsun. Benim iyiliğimden başka bir şey düşünmeyeceğini biliyorum.”

 

“Demem o ki; insan arada sırada egolarını serbest bırakıp dışarıdan kendine bakabilmeli, kendini gözlemlemeli. Belki de en acımasız eleştirileri asıl kendine yapmalı. O zaman ileride atacağı adımlar daha sağlam ve tutarlı olur diye düşünüyorum. Korkularını öyle bir kutsallaştırmışsın ki korkuların sana hükmediyor, bütün benliğinle teslim olmuşsun. Gerçeklerden kaçarak korkularını yenemezsin. Hele o korkuyu hayatının her alanında bahane olarak benimsemişsen. Bahanelerin arkasına gizlenmeyi bırak artık.”

 

“Söylediğim şeyler bahane değil Meral, yaşadığım gerçekler inan bana”

 

“Yaşadığın gerçekleri biliyorum, doğru. Ama o gerçeklik anında yaşadıklarını hayatının başka başka alanlarında sürekli öne sürüyorsun. Yaşanması gereken şeyler zamanında yaşanır ve biter. Sen bunu süreklilik haline dönüştürüyorsun ve kopamıyorsun. Korkularını besleyen ve sürekli canlı tutan sensin.”

 

Zeynep arkadaşının söylediklerini bir yandan dinliyor ve bir yandan hak verdiğini kabullenmek istemiyor gibiydi, yüzünde sert bir ifade belirmişti.

 

“Bazen o kadar acımasız oluyorsun ki Zeynep , seni tanımakta zorlanıyorum”

 

“Ben miyim acımasız?”

 

“Bana karşı değil. En başta kendine karşı çok acımasızsın. Sanki kendinden bir şeylerin acısını çıkarıyor gibisin. Yapma bunu kendine! Neden değerli olduğuna ve insanların seni seveceğine inanmıyorsun. Neden kendini buna layık görmüyorsun? Kendine şans tanımak bu kadar da zor olmamalı.”

 

“Kendime şans tanıdığımı sen de biliyorsun. Ama sonu hep hüsran oluyor”

 

“Ya da sen böyle olsun istiyorsun. Sen yolculuğa tek başına çıkmıyorsun. Tüm endişelerini, huzursuzluklarını ve korkularını kuşanıp yolun başına öyle geliyorsun. O yolun sonuna derin bir çukuru baştan kazıp bırakan sensin. O çukura düşmek üzere yola koyuluyorsun ve sürekli o çukuru düşünüyorsun. Tüm yolculuğun boyunca o kadar çok şeyi kaçırıyorsun ki farkında değilsin. Kafanı kaldırıp  bakıp  görmen yeterli aslında. O yolda masmavi bir gökyüzü, dallarında hayat barındıran ağaç, sımsıcak ışık saçan bir güneş eşlik ediyor sana.           Bunların tadına vararak gel yolun sonuna. Düşeceksen yine düş ama düştüğüne değsin. Ya da o çukurun etrafından dolaş ve yoluna devam et. Tercih tamamen sana ait.”

 

“Benim korkularımı anlaman mümkün değil, yaşamadan bilemezsin. İstereyek mi böyle davranıyorum sence? Hep en kolay yolu seçiyorsunuz ,sürekli beni suçluyorsunuz. ”

 

“Zeynep seni suçlamıyorum. Böyle davranmakla sen suçlusun demiyorum. Zamanında o kadar çok haksız yere suçlanmışsın ki sana söylenilen her şeyi suçlama olarak görüyorsun. Ben sadece içinde bulunduğun durum karşısında seni mutsuzluğa iten zaaflarından bahsediyorum, istersen bunların üstesinden gelebileceğini anlatmaya çalışıyorum. Bak bana doğruları söyle diyorsun ama dinlemeye bile tahammül edemiyorsun. Sürekli kulaklarını etrafa kapatamazsın. Evet insanın kendi fikirlerini ve doğrularını savunması önemlidir. Ama ya kendine doğruları söylemiyorsan? Biliyor musun Zeynep, insan kendisine daha çok yalan söyler. Çünkü böylesini kabullenmek daha kolaydır, acıtmaz. Kendini kandırmanı istemiyorum, kader etiketinin altına kendi yanlışlarını süpüremezsin”

 

Zeynep aslında Meral’in söylediklerinin çoğunun doğru olduğunu biliyordu. Son zamanlarda kendi davranışlarını da sık sık sorguluyordu, terapistinden de bu konuda destek alıyordu.

 

“Korkularımdan kurtulmam gerektiğini biliyorum ve bunun için mücadele veriyorum. Senin benim iyiliğimi ve mutluluğumu istediğini de biliyorum. Ama senin de dediğin gibi zamana ihtiyacım var. Her şeyin bir anda sihirli değnek değmiş gibi düzelmesi mümkün değil ne yazık ki”

 

“Zeynep ,canım benim, zor bir süreçten geçiyorsun biliyorum. Yaşadıkların hiç de kolay şeyler değil. Üstesinden beraber geleceğiz ben inanıyorum. Yeter ki sen de inan. Senin hayatımdaki önemini ve değerini biliyorsun. Ne olur söylediklerimi yanlış anlama.”

 

“Ben biraz fevri davrandım kusuruma bakma. Böyle yaşamaya devam edersem hayatım ellerimden kayıp gidecek farkındayım. Hayatım boyunca o kadar yalnız kaldım ki her şeyi kendim çözerim, hallederim diye düşünüyorum. Kendi kendime yetemediğim zamanlarım oluyor.  Bunun acısını da beni sevenlerden çıkarıyorum. Senden, Kerem’den.”

 

“Yanılıyorsun! En çok acısını kendinden çıkarıyorsun. Mutlu ve huzurlu olursan  kendini suç işlemiş gibi hissediyorsun. Sana en çok zarar veren  yine kendinsin.”

 

 

 

Devam edecek…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik