Reklam
Reklam
istanbul escort
Mektuplara cevap
Onur Sancak (Yaşam Koçu)

Mektuplara cevap

Bu içerik 152 kez okundu.
Reklam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu aslında bir mektup değil. Belki de bir iç döküş. Konuştuğumuz birçok şeyi, birde yazıyla anlatmak. Onur’u kullan(ama)ma kılavuzu da diyebiliriz.

Son zamanlarda hayatıma birçok şey kattığını söyleyebilirim. Uzun zamandır unuttuğum duygular seninle yeniden canlandı. Sevgi, nefret, kızgınlık, kaçma isteği, görme isteği, tepki,  sızlanma, dırdır, bunalma, bunaltma, değer bekleme, değer verme, susma, konuşma, sabır, sabırsızlık, pişmanlık, pişman olmama, iyi ki, keşke, umursama, umursamama, gitme, gidememe…

Çok az insanla yaşadığım bu duyguları seninle, şu kısa zaman diliminde yaşadım. Zaman zaman iyi ki dedim, zaman zaman da niye ki? Diye sordum kendime. Ama her zaman sevginden, arkadaşlığından, sohbetinden keyif aldım.

Bu yazıyı nasıl bitireceğim bilmiyorum. Ne hissedersem onu yazacağım. Aslında bu yazıya bizi daha feraha ulaştırabilmek için başladım. Umarım amacıma ulaşırım. Çünkü sen her gün bir adım geri gitmeme neden olacak tutum ve davranış içindesin. Bazen farkında mısın yoksa gerçekten farkında olmadan mı davranıyorsun diye düşünüyorum. İşin içinden bir türlü çıkamıyorum. Aslında burada netleşsem gerisi vız gelir bana. Sonuç ne olursa olsun katlanırdım sanırım. Eğen yazımı dikkatle okursan senin için ne kadar olumlu ve övgü dolu olduğunu görürsün. Keşke hiçbir şey böyle olmasaydı. Ve bende bunları yazacağıma daha samimi şeyler yazsaydım. Belki şikâyetlerimi ve isteklerimi sona saklayacağım ve o zaman bunları senden değerlendirmeye almanı isteyeceğim. Hala değişme yoksa tavrında işte o zaman netleşeceğim.

Sen bana sınırsızlık verdin ama beni sınırlarınla bunalttın. Sınırlarından sana ulaşamadım. Ve bunlar seninle aramda koca bir engel oldu her zaman. Ama elbette aşılamayacak engeller değil. En azından yazımın başında hala umutluyum dedim bunun düzeleceğine dair. Aslında baharın bitmesine daha var,  bu arada yeni bir travma yaşamayız umarım. Çünkü bunu tolere edecek zamanımız olmayacak. Benim de çok gücüm kalmadı inan. Çok üstüme geliyorsun. Umarım bu satırları okuyunca buna bir son verirsin. Aslında şöyle bir baktım da bu aynı zamanda güzel bir öykü oldu yeniden. Bana ikinci öykümü yazdırdın ya helal olsun sana. Valla senin adına roman bile yazılır. Buna inandım. İnsana öyle şeyler yaşatıyorsun ki. İnsanın yaptıklarını yazdıkça yazası geliyor. İyi ki yazmayı seviyorum… Ama biliyorum ki sende yazmayı da okumayı da seviyorsun. Bunu fark ettim. Seni bu sevgiden mahrum etmemek adına yazımı oldukça uzatacağım. Seninle ilgili yazılanlar hoşuna pek gitmese de edebi açıdan beğeneceğine eminim. Kitaplaştığında nerede olursan ol mutlaka sana bu iki yazının yer aldığı kitabı göndereceğim. Tabi ki kitapta isim olmayacaktır. Baş harfinle değiştireceğim her hitabı. Böyle daha gizemli olacaktır. Aslında yaşadıklarımı belgeleştirip zamana yazmak keyifli. Sen de buna değersin. Keşke yer ve zaman farklı olsaydı. O zaman görseydin sen, bu sayfalarda ki yazıyı. O zaman ne mutlu olurdun eminim. Çünkü sende övülmeye karşı bir sempati var. Eleştiriden pek hoşlanmıyorsun. Ama bu eleştiri değil sadece yaşadıklarımızı karşılıklı konuşmak gibi bir şey. Hatırlamak gibi…

Net değilim nedense. Bir şey beni çok üzüyor sana bunu anlatamıyorum. Senin umursamazca yaptığın şeyler neden elbette. İsteyerek ya da istemeyerek bilmiyorum. Ama senin hakkında hiçbir zaman kötü düşünmedim, düşünmeyeceğimde.

Gezmeye gittiğimizde o masumane gülüşünle tavladın diye bilirim kalbimi. Ama tabi ki sıradan bir tavlanıştı bu. İyi bir insan izlenimini uyandırdın bende. Hayranlığım o gün başladı aslında. Ama olaylar silsilesi beni bu dizeleri yazmaya kadar getirdi.

İyi olabilecek şeyler bir anda olumsuzlaşıp her gün mutsuz ayrılışlarıma neden oldu. Hep gergin ayrıldım yanından. Sende yaşadığım gerginliği,  başkalarıyla atmaya çalıştım. Oysa ben sıkıca sarılıp hoş çakalı tercih ederdim sende. Ama nedense olmadı. Seni de zaman zaman mutsuz ettim, kendimi de…

Aslında bir ara kurtulmuştum mutsuzluktan. Bunu sende anlamıştın biliyorum. Senden uzaklaşıyordum ramak kalmıştı çekip gitmeye ama parkta beni yeniden sana döndürmeyi başardın. Beni sana döndüren şey paylaşımdı. Aslında biz o gün paylaştık bir şeyleri. Ve arkasından güzel şeyler geldi bir iki gün ve kötü şeyler her zaman ki gibi gülümsedi bize…

En güzeli kahveci hacı baba da ki oturmamızdı. Sınırsızdı zaman. Ve sen o gün hiç görmediğim biri gibiydin. Beni hiç bunaltmadın, hiç üzmedin, sinirlerin alınmış gibiydi. Aslında benim istediğim kişi oydu. O gün yeniden olabiliri yaşadım. Ama ertesi gün başka biri oldun yapılacak bir şey yok.(senin içinde başka biri olduğuna inanıyorum zaman zaman ortaya çıkıyor.) O gün aslında eksiğimizi de bulduk. Ama yine de yeterli değilmiş. (Bizde eksikten bol ne var?)

Ve yeniden tükenmeye başladım. Toparlandım. Tükendim. Takii o sabah o talihsiz olayla yeniden tükenmeye başlayana kadar. Senin yüzünden bir iki gece uykum kaçtı. Kendime kızdım ne oluyor diye. Neydi sıfat. Niye bu kadar üzmene izin veriyordum. Biliyorum ki insanlara üzmesine izin verdiğin kadar seni üzebilir. Niye beni bu kadar çok üzmene izin verdim ki. Niye???

Beklentilerimde belliydi. Dışına çıkmadım. Aslında başta baktım uymuyor çekip gitmeliydim. Gitmedim, gidemedim... Dedim ya hep masumane bir tavrın var senin. O tavrı hep özleyeceğim.

Aslında bu yazıyı sindirerek okumanı istiyorum yavaş yavaş. Her satırda düşünerek. Ve benim ne halde olduğumu bilerek. Biz değerliysek senin için, bize sahip çıkarak. Aslında bu yazıda olumsuz hiçbir şey yazmak istemiyorum. Negatif pek bir şey olmayacak. (Her gün yazacağım için bazen bu konuda kaymalarım olabilir. Negatif yazabilirim. Yani emin değilim açıkçası. Ama niyetim negatif bir sonla bitirmemek.) Daha iyi bir sonuç olsun diye yazıyorum inan ki. Yoksa niye bu kadar uzun bir yazı yazayım ki sana. Sadece yaşadıklarımızın bir tekrarı.

Sezgilerine bayılıyorum gerçekten. Tespitlerine de. Bazen öyle doğru tespitler yapıyorsun ki.. yuhhh diyorum şuna bak. Kıvrak bir zekân var ama bazen yaptıklarını (özellikle beni ilgilendiren kısımlarda) eline yüzüne bulaştırıyorsun diyebilirim.

Biliyorsun hep söyledim senin insani tarafına hayranım. Evet, benim tav olma sebeplerimden biriside insani tarafın. Başta daha insancıldın bana karşı sonra daha acımasız oldun

Şaka bir tarafa aslında bunlar beni sana biraz daha yakınlaştırdı. Ve gururumu hiçe saydığım insanlardan birisi sen oldun. Ama bu kötü bir şey değil. Gurur olamamalı böyle değerler arasında. Gurur yok eder değeri tabiî ki. Belki zaman zaman sende gurursuz davranmışsındır. Dikkatimi bile çekmedi. Böyle şeylere takılmıyorum aslında.

Ben seninle daha önce yaptığım hataları tekrarlamamak adına çok sabırlı davrandım gerçekten.  Eğer sende ışık görürsem daha da davranabilirim. (Ama şunu samimi söyleyeyim biraz karanlık gibi. Bu şekilde gitmez elbette. )

Aslında biraz seni kendi haline bırakmak istedim çoğu kez ama kendi halinde pek iç açıcı değilmiş bunu gördüm. Bu dönemde bile sende değişen bir şey olmadı. Dedim ya ben bu beraberlikte, sadece sabırlı olmaya çalışacağım gerisi sana kalmış.

Aslında şartlarını düşünerek yargılıyorum seni ama şartlarına takılmadan senin yapabileceğin küçük şeyler için yazıyorum bunca yazıyı. Yoksa şartlarına takılmıyorum.

Sabah sabah keyifle gelmişim seni görmek için tüm keyfimi kaçırmışsın, yarım ağız işin var mı diye sormuşsun da ben bir şey dememişim de kırılmışsın. Sevsinler seni. Yalandan kim ölmüş. Eğer benimle çıkışta bir yerde oturmak istiyorsan açıkça sorarsın. Ne bileyim ben, senin ne demek istediğini.  Madem öyle bir daha sorsaydın. Akşam oturalım deseydin. Her şeyi yüz kere söylüyorsun ya.

Aslında bu bölüm methiyeler bölümü olacaktı ama öfkeme hakim olamıyorum. Bana yaptıklarını düşününce çıldıracak gibi oluyorum.

Hep kendime şu soruyu soruyorum bu bana niye eziyet ediyor? Ne istiyor benden. Valla ortak bir tanıdık olsa intikam alıyorsun diyeceğim ama o da yok. Ya bana niye eziyet ediyorsun sen?

Anladığım kadarıyla sen sevilmeyi seviyorsun ama karşıyı bu kadar yıpratırsan sevgide yıpranır inan. Benim sınırsız bir sevgim olduğunu bilip beni kullanıyorsun resmen. Nasıl olsa buna ne eziyet edersem edeyim, bu benimle diye ama yanılıyorsun.

Hedefimi biliyorsun mutlu etmek seni. Ama mutlu da olmak istiyorum. Mutlu etmedin mi, ettin ama iki ayda toplasan iki gün etmez. Gerisi hep tartışma, hep benim üzülmem, senin umursamaman, benim üzüntüme anlam verememenle geçti.

Aslında burada iki ay nasıl geçecek diye düşünüyordum. Ofiste olmanın sonu gelmeyecek gibi gelmişti bana. Sen geldin ve iyi ya da kötü keyifle geçirdim bu iki ayı. Ben seninle mutsuz olduğumda bile mutlu oluyordum inan. İyi ki geldin, iyi ki… Okulda sana ihtiyacım vardı sanki. Tam böyle bir şeye ihtiyaç duyduğum zaman senin çıkıp gelmende Allah’ın bir lütfü benim için. Şöyle de düşünebilirsin iki ay oyalanmak için mi bana yakınlaştın diye. Asla sahtekâr olmadım hayatımda hiç kimseye. Hele sana asla… biliyorsun kalbimi sen, anlatmama gerek yok belki de..ama rahat değilim  yine de. Niye dersen bilmiyorum.

Aslında ilk samimi olmaya başladığımız zaman ki niyetlerimden birisi de, seninle bir iki günlüğüne bir yer ayarlayıp gidecektim  bir hafta sonu. Seninde hiç görmediğin ve çok beğeneceğini düşündüğüm bir yerdi bu. Çalışmalarını bile yapmıştım. Ama kendimizi aşamadık ki ülke aşalım. Bir baktım ki biz bir arpa boyu yol alamamışız. Her gün ha koptuk ha kopacak yaşadık.  Bu yolculuk belki de çok iyi gelecekti bize. Beni orda tanıyacaktın eminim. Belki de bende seni orada tanıyacaktım. Tanımak da kısmet olmadı. Aslında pasaport yeniliğini kasıtlı bekletmiştim. Sana da bir pasaport çıkartırız diye. Seninle ilk tanıştığımız haftalarda istediğim buydu. Sana da aslında bir iki defa yeri söylemesem de çıtlatmıştım. Hatta anladın diye de korktum. Benim seninle gitmek istediğim yer bir yunan adasıydı. Santorini ve  Mikanos. Belki oradan da bir gün Atina’ya uğrardık. Senin oraya bayılacağını düşündüm. Ama olmayınca olmuyor galiba. Sana sürpriz yapacaktım. Belki de bu hayatının bir ilki olacaktı. Yurt dışı sürprizi daha önce yapıldı mı bilmiyorum ama konuştuğumuz kadarıyla yurt dışına hiç gitmedim demiştin yanılmıyorsam.  Aşağı yukarı zemin hazırdı. Ama her gün kötüye gitti bir şeyler. Her gün başka bir ilgisizlik, her gün başka bir umursamazlık ve her gün başka bir sorun…

Eee bunları yazıp niye bunca sitem diyorsundur. Ama insana bazen yetmiyor yaşadıkları. Beklentileri karşılamıyorsa karşıdan gelen tepkiler. O zaman yapılacak bir şey kalmıyor insana.

Bence bu yazıyı okuduktan sonra biraz düşün ben ne istiyorum Onur’ dan diye. Niye beni bu kadar seven değer veren benim için parçalanan bir insana bu eziyeti ediyorum diye. Ama şunu bil ki bana daha fazla eziyet etmene izin vermeyeceğim.  Bir şeyler otursun diye çok alttan alıyorum, sabrediyorum ama sabrında bir sınırı var sevgili…

Benim neleri sevdiğimi senden iyi kimse bilemez. Her şeyi biliyorsun mikropluğundan yapmıyorsun. İki satır yazı ya. İki satır yazı yazıp yollamıyorsun. Niye tükeniyoruz diye düşünürsen bunlardan birisi de bu. Aslında sorunumuzun birçoğunu sen buldun. Çünkü yaptıklarını biliyorsun. Ama işine gelmiyor.

Kaç kere gitmek istedim yollamadın, sımsıkı sarılmak istedim, itekledin….(belli olayların sonucudur bu düşünce tabi ki)

Her olayın sonunda sünger çektik. Her problemde saatlerce enerjimizi tükettik. Niye hala yol alamıyoruz. Bizim artık bir şeyleri aşmış olmamız gerekmez miydi? Niye aşamıyoruz. Yine senin tespitin GÜVENSİZLİK.  Oysa o kadar çok güvenmek istedim ki sana( hala da istiyorum.) ama her seferinde bunu yıkacak bir şeyler yaptın. Yaşadığımız son olay bunu tetikleyen bir durumdu.

Aslında bu yazıyı nasıl okuyacaksın onu da merak ediyorum. Her zaman ki değişmez tavrın umursamazlıkla mı? Yoksa ben Onur’a neler yapmışım artık durulmam lazım ve daha fazla üzemeyeyim diye yeniden bir yapılanmayla mı. İşte kilit nokta bu bence.

Ve gerisini her zaman olduğu gibi sana bırakacağım. Yeni bir yapılanmaya girip bize sahip çıkarsan sonsuza kadar yanında olabilirim. Bunu hep söyledim. Ama senin durup düşünmeye ve yapılanmaya ihtiyacın var. Onca mail attım, onca şiir yolladım, insan hiç mi ders almaz ya… Sen almadın demek ki. Alsan da bize yansıtmadın.

İnanarak yazdım o mailleri diyorsun. İnanarak yazdıysan neden uygulamıyorsun. Bana ne sözler verdin. Yüzde yüzün üstünde sözler verip ertesi gün beni dibe batırdın. Yalansam, yalan söylüyorsun de. Oysa ben sana verdiğim bütün sözleri tuttum.

Ben artık başka bir şekilde istiyorum.  Benim, hatta bizim kıymetimizi bileceksin. Ya bilmezsen?

İşte o zamanda kendi bilirsin…

Bana verdiğin sözleri tutma zamanı Sevdiceğim. Beni ellerden ayrı tutmuyorsan da en azından onlara gösterdiğin şefkati, ilgiyi bana da göster. Umarım bu yazıyı çok ciddiye alırsın. Çünkü çok ciddi bir yazı olmasa bu kadar uzun yazmazdım emin ol. Ve çok keyifli şeyler yaşayacağımızı düşünüyorum. Her ne kadar nemrut dursan da içinde keyifli biri var eminim. Öyle olmasa beni niye sıkı sıkı tutasın ki. Ben senin içindeki kişiyi istiyorum bunu defalarca söyledim. Bana onu ver sen nereye gidersen git. Benim gezinti serüveniyle başlayan olayımda tanıdım o kişiyi istiyorum. O daha şefkatli, daha eğlenmeyi, gezmeyi seven, daha sevecen ve bana daha çok ihtiyacı olan birisi.

Onu istiyorummmmmmmmmmm.

Ve bizi umursamamaktan vazgeç. Bak bu büyük bir sorun bence. Umursuyorsan da göster o zaman. Can sağ iken yaşanmalı her şey…

Ne kadar gırgır olduğunu da o gün gezmeye gittiğimizde gördüm. Bak o şekerdi doğrusu. Tartışmaktan bu taraflarını göremiyorum ki. Aslında benim ne istediğimi anladın sen. Ben daha keyifle geçirelim istiyorum bir araya geldiğimiz günlerde. Tartışmaktan yoruldum gerçekten. Tartışacaksan sürekli ben yokum. Paylaşımlarımız sevgi ve mutluluk üzerine olmalı. Tartışalım da tabi ama küçük şeyler için olsun. O da sabun köpüğü gibi olsun. Hemen bitsin. Sen oralı olmuyorsun ama ben devamında üzülüyorum. O yüzden artık üzülmek istemiyorum.

Ben birlikteliğimizde ucuz şeyler istemiyorum. Ucuz hesaplar özellikle. Hiç kimseye bunun için pirim vermemeliyiz. Ucuz hesaplar bizi yıpratır. Yıpratıyor da…

Aslında paylaşımlara bakmak gerekir. Neler paylaşıyoruz ya da paylaşamıyoruz. Sıkıntı değil değimiz birçok şey sıkıntı oldu aslında. Görmemezlikten geldik. Görmemezlikten geldiğimiz bir sürü şey sarstı birlikteliğimizi bu kadaaar derinken.

Fark ettiğin,  fark etmediğin o kadar çok gitmelerim oldu ki. Gidemedim tabi. Ama bu hiç gitmeyeceğim anlamına da gelmiyor.(duyar gibiyim negatif olmayacaktık hani.) Ama sen beni buna zorladın aslında. Yoksa ben mazoşist değilim aman ayrılayım da üzüleyim diye… Belki genel tavrın bu ama benim hoşuma gitmiyor bana karşı değişken davranışların üzgünüm böyle. Aslında son bölümde bu gitme ile geniş bilgi veririm sanırım sana. Şu an o kadar çaresizim ki bu konuda. Her gün çaresizliğim artarak devam ediyor. Bugün iyi bir şey olur diye bekliyorum ama her gün mü kötü şeyler gülümser insana. Her şey üstüme üstüme gelmeye başladı. Her yaptığın davranışla bir adım daha uzaklaşmaya başladım bizden. Bunun farkında değilsin belki de. Ya da gitsin diye yapıyorsun bilmiyorum ama sana söylediğim şeyi hatırlıyorsundur. Artık ben bir çatının ucundayım demiştim. Hafif bir esintiyle düşebilirim diye. Ama ne fırtınalar oldu düşmemek için sımsıkı tutunmaya çalıştım sana.

Belki okuyunca vay be ben neler yapmışım diyeceksin. Ya da yine onur’un kurguları deyip geçeceksin. Benim hissettiklerim bunlar…yaşadıklarım da….

Bir gün biz olamazsak ardımızda kalacak o kadar çok anı var ki.. Öykü var en azından yayınlandığında bir sürü insanın okuyacağı. Her ne kadar kurgu da olsa anılardan alıntılar var tabi ki. Mailler var, en azından edebi bir günce olacak bu yazı var,  hiçbir şey olmazsa….

Seninle birliktelikte başarılı olamadım üzgünüm. Nedendir bilmiyorum? Ben karşıda duygusal anlamda mükemmeliyetçilik arıyorum. Çünkü ben bu konuda mükemmele yakın olduğumu düşünüyorum. Zaman zaman hırçınlaşsam da. Karşıdan bu duygusal yaklaşım sarsıntılarla gelince ben geri adım atıyorum genelde. Sanıyorlar ki ben çabuk gidiyorum. Emin ol ben hiç kimseden gitmedim. Sadece beni gitmeye zorladılar.

Aslında burada olmak negatifmiş onu anladım senin sayende. Sonra sana hak verdim. Gerçekten negatif bir enerjisi var burada olmanın. Ben iddia ediyorum seninle buranın dışında tanışmış olsaydım. Mükemmel iki deli sevgili olurduk buna eminim. Bunu sende biliyorsun. Ama bu birliktelikte bana bir şey öğretti. Büyük konuşmayayım yine de ama aynı yerde bu kadar samimi olduğum son insan oldun diyebilirim. İnsan başarısız olduğu bir konuda daha fazla ısrar etmemeli.

Sanki yazdıklarımla bitti havası geldi gibi. Yok, tabi ki. Aslında seninle bunları  son iş günü konuşabilirim. Konuşmaya da bilirim. Senin atmosferin bunu belirler herhalde. Bitti diyip gidebilirimde. Umarım bunu yapmam.

Aslında ben seninle ilgili gelebileceğim yere kadar geldim. Daha fazla ilerlemek istemiyorum. Sen gel istiyorum birazda. Eğer bizi istiyorsan sen gel artık. Benden çaba bekleme. Uzun bir ayrılık süresi olacak bence. Eğer buradan gidersem de kopma süreci. Buradan ayrılmayı da düşünüyorum aslında. Eğer buradan ayırlırsam koparız gibi geliyor bana. Yan yanayken bunu götüremezken,  uzaktayken nasıl götüreceğiz ki. Yan yana iki ayda bir defa dışarıda oturduk. Düşünsene, komik ya. Neyse düşünmeni istiyorum. Benim sende ki yerimi. Mutlu musun benimle? Ne kadar istiyorsun sevgimi bunları düşün istiyorum. Eğer evet ben mutluyum ve istiyorum diyorsan. Arınmanı istiyorum bana yaşattığın bütün problemli davranışlardan. Yani seninle iki aydır yaşadığım sorunlar hortlayacaksa, ben yokum üzgünüm. O yüzden sana uzun bir zaman tanıyorum. Eğer gitmek istiyorsa canın, ona da varım. Ama geleceksen de bil ki arınmış duru ve sorunsuz istiyorum seni. Bitti diyemem tabi şartlar ağır gelirse gidebilirsin her zaman söylediğim gibi. Ama yaşadığımız şartlarda yapamayacağımı anladım. Yani buna karar verecek merci siz oldunuz efendim. Hayatımda ilk kez bu kadar sabırlı oluyorum. Niye bilmiyorum tabi. Ama sabrımın sonundayım. Baktım yazı sonlara doğru daha negatif gitmiş. Kim bilir neler yaptın bana ki böyle oldu. Çünkü her gün biraz biraz yazıyorum. Anladım ki bu son hafta beni çok üzmüşsün. Ama sana çok değer veriyorum sonuç ne olursa olsun bunu bil lütfen. Arkadaşlık kısmında her zaman yanındayımdır emin ol. Birliktelik kısmı biraz sıkıntılı sanki. Aşılabilir diye düşünüyorum. Önünde uzun bir süre var. O süre benim yokluğumu sana hissettirirse ben varım yanında. Ama etkilenmiyorsan hoşça kal diyebiliriz birbirimize. Bugün ne yaptın acaba bana bilmiyorum hep bir hoşça kal yazıyorum. Bu yazıyı bugünlük bırakıyorum. Çünkü sevmedim. Başta sevgiyle başlayıp şimdi ayrılık cümleleri beni biraz gerdi. Evet, bugünlük yeter.

Bugün seninle konuştum. Aslında güzel şeyler söyledim olumlu. Ama başta olumsuz aldın sanki. Sonra anladın diye düşünüyorum. Ben sana söylediğim gibi bir nefes kadar yakınım eğer istersen beni.  Buradayım seni bekliyorum. Bütün yönlendirme sende. Kal dersen yanındayım. Ama sendeki tarz sorununu halledersen. Mektuplarımı da postaya vermiş olursun umarım. Merak ediyorum. Benim ki kadar uzun bir yazı değildir eminim. Benim ki biraz uzadı ama sen uzun istedin diye yazdım. Eğer bu mektubu okurken zaman zaman yüreğin burulursa bil ki bensiz olmak seni üzecek…

Belki sana negatif bir mail gibi gelecek ama aslında pozitif bir mail inan bana. Artık hiçbir şey için üzülmemeye karar verdim. Belki samimiyetin ölçüsünü ayarlayabilseydim bu kadar üzülüp yıpranmayabilirdim, ama o da güzeldi. Her şeyden önce iki ayım senin sayende çok güzel geçti. Vakit geçmez dediğim bir dönemde sen geldin ve ben iki hoş ay geçirdim. İyisiyle kötüsüyle…

Asla yazdıklarımda olumsuz bir şey yok. Ben sadece bizim hakkımızda ne olumlu ne de olumsuz bir adım atmayacağım. Nötr kalmaya çalışacağım. Ben iki gündür üzülmeyi de bıraktım aslında. Oluruna bıraktım her şeyi. İkimiz için ne hayırlıysa o olsun diyorum. Ben aslında sana bıraktım tamamen. Biz var isek ve bunu olumlu ya da olumsuza götüreceksek buna sen karar ver istiyorum. Ben kararımı verdim. Ama elbette tek taraflı başlamadık, tek tarafla da bir karara bağlanmamalı. Uzun uzun düşün. Ben hep elini uzattığın da sana yakın bir yerde olacağım. Ama her şeyden arınmış, her şeyi halletmiş, her şeyi yapılandırmış olarak aramanı istiyorum. Yoksa tamam oldu deyip yeniden sıkıntılı günler yaşamak istemiyorum ikimiz adına da. Bunu halledemezsen de üzülmem. Olması gereken bu der katlanırım. Önümüzde koca bir yaz var her şeyi tartmak için. Aslında ben iki aydır tartıyorum ve sonunda böyle olması daha uygun geldi bana. Mutlulukla mutsuzluk yakındır, bir birine zıt gibi görünseler de. O yüzden kim kimi mutlu, kim kimi mutsuz etti konuşmaya bile gerek yok. Uzun süre yokum biliyorsun.

Tanıdığım keyif aldığım nadir insanlardan birisin bunu söylemeden geçemem. Seninle geçen zamanımda iyi kiler keşkelerden daha fazla. İyi bir insansın hep söylediğim gibi. Seni tanımak başıma gelmiş güzel şeylerden birisi ama olmayınca olmuyor bazen…

Artık seni sıkan bunaltan bir onur görmeyeceksin hayatında. Konuşmalarımız olabilir insani ölçülerde her zaman. Bu bir bitiş maili değil tabiî ki. Sadece bu işi senin tarafına bıraktım o kadar.

Belki bu yazıma cevap şöyle bir on sayfada sen yazarsın. Bende senin gözünde kendimi görmek isterim tabi. Uzun bir zamanın var,  her gün yaz biraz. Bende bileyim hatalarımı… Vardır mutlaka senin gözünde hatalarım. (Ne demiş Orhan baba Hatasız kul olmaz)

Ben seninle sil baştan başlamak istiyorum… Sorunsuz, duyarlı, umursar…

İyi bir insansın bu tartışılmaz. Yanımda ya da uzakta nerede olursan ol seni iyi ki tanıdım. Kalbimin bir köşesinde hep olacaksın…

 

Ben hiç gitmedim aslında, hep seninleyim, seni bekliyorum, hadi…

                                                                                       Onur

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik