Reklam
Reklam
istanbul escort
                                                              Serseri duygular
Onur Sancak (Yaşam Koçu)

Serseri duygular

Bu içerik 730 kez okundu.
Reklam

 

Senin neyini sevmiştim bilmiyordum. Ama sevmiştim.  Kocaman gözlerini açarak bakman hoşuma gidiyordu belki de. Eline yüzüne bakılır bir tiptin ama ilişkileri yürütebilmek için yüz güzelliği yeterli değildi elbette. Aramızda tarif edemediğim bir bağ vardı ve ben o bağı koparamıyordum. Şeytan tüyü vardı sende. Evet, bu tespit kesinlikle doğruydu. Sende şeytan tüyü vardı. Aslın da tüyün dışında şeytanın ta kendisiydin.

Sana olan derin sevgimi bilip iyi kullanıyordun. Duygularımı nasıl sana teslim etmiştim onu da bilmiyordum. Seni bir çocuk saflığıyla seviyordum. Sende bu saflığı iyi kullanıyordun hakkını yiyemem.

Süslü sözcükleri çok iyi kullanıyordun. Benim zayıf taraflarımı çok iyi biliyordun. Birkaç güzel sözüne kalbimi açtım. Çok iyi oyuncusun. Oyunculara verilen en büyük ödül neyse onu sana vermeliydiler. Tam Oskarlıksın. Yüz yılın oyuncusu sensin bana göre. İnsanın gözüne bakarak yalan söyleyebilmek çok iyi oyunculuk gerektirir. Seni ayakta alkışlamak istiyorum.

Ayrılmak istemedim mi senden? Elbette istedim. Seni terk edeceğimi anladığın anda başka biri olup çıkıyordun. İdeal bir sevgili modeli oluveriyordun.  Süslü laflar, arkası kesilmeyen “seni çok seviyorum” cümlesi. Masum bakışlar… Herkesi kendim gibi bildiğimden, inanıyordum. Kıyamıyordum. Seni bırakıp gidemiyordum. Kalacağımı anladığın anda yeniden başkalaşıyordun. Kaç kişilik barındırıyordun bilmiyordum.

Birkaç aydır birlikte olmamıza rağmen henüz buluşup bir bardak çay içemedik. Bir seferinde parkta oturuyorduk. Elinde askı, çay satan birisi geldi.” Çay alalım mı?” dedim. Ben dışarıdan çay içmem deyip kestirip attın. İkinci bir cümleye izin vermedin bile. Doğum günümde ilk kez bir kafede oturacaktık.  Heyecanlıydım. Doğum günümü iple çekiyordum. Günler öncesinden planlamıştık her şeyi. Senin yanında olmak, seninle geleceğe dair konuşmak mutlulukların en güzeli olacaktı elbette. Hayatımın ilklerini seninle yaşıyordum. Kısa birkaç ilişkiyi saymazsak, sen benim ilk aşkımdın. Aşkı seninle öğrenmiştim. Daha sonra bunun tek taraflı olduğunu öğrendim. Ama geç oldu. Aşkın gözü kördür diyor ya bir atasözü, insan gerçekten sevince sadece görmek istediklerini görüyor.

Her seferinde benimle yürümenin senin için ne kadar özel olduğundan bahsedip, ayaklarımın altı şişene kadar yürütüyordun beni. Daha sonra, bir bilet parası kâra geçmek için, bunu yaptığını anladım. Ama o anlarda sana sarılıp yürümenin hazzını yaşıyor, yağan yağmura bile aldırmıyordum. Kaç defa senin yüzünden üşütüp, yorgan döşek yattım. Doktor bile “nerede üşüttün? Saatlerce buzdolabında mı kaldın?” dedi. Hiçbir şey söyleyemedim. Aşıktım ya, gerisi vız geliyordu. Senin yanında açlık susuzluk hissetmiyordum. Sen yanımda ol da başka bir şey istemiyordum.

Bir akşam çıkışı buluşmuştuk. Gözlerim ışıl ışıldı. Sen yine günü kurtaran güzel sözlere başlamıştın. Ben bu sözcüklerin samimi duyguların olmadığını aklımın ucuna bile getirmiyordum. Her şeyine inanıyordum ya da inanmak istiyordum. Ertesi gün seninle bir kafede buluşup doğum günümü kutlayacağımız için, çok mutluydum. Sen de en az benim kadar hevesli görünüyordun. Gece gözüme uyku girmeyecekti biliyordum, ama senin için, gece uykusuz kalmaya değerdi. Zaman geçsin ve bir an önce seninle buluşacağım saat gelsin istiyordum. Daha yanından ayrılmadan özlüyordum seni.

 “Ben seni yarın arayacağım” dedin. “Tamam” dedim gülümseyerek. Hafifçe yanağına bir buse kondurdum.  Senden ayrılıp eve giderken yorgunluktan sürünüyordum adeta. Ayaklarımın altı ağrıyordu. Tıklım tıklım bir otobüse bindim ve oturacak yer yoktu. Eve kadar ayakta gidecektim. Ama umurumda bile değildi. Seni düşünmeye başlayınca bütün yorgunluğum geçiyordu nasılsa.

Sabah erkenden uyandım. Güne şarkı söyleyerek başladım. Bugün hayatımın en güzel günü olacaktı. Dolaptan yeni aldığım pembe çiçekli, askılı elbisemi çıkardım. Saçlarıma fön çektirmek için koşar adımlarla kuaföre gittim. Makyajımı özenle yaptım. Sana güzel görünmek istiyordum. Buluşmamıza saatler vardı ama yetişemeyeceğim diye düşünüyordum. Nefes nefese eve geldim. Kahvaltı sofrasını hazırladım, lokmaları yutmakta zorlanıyordum. Bir bardak açık çay içtim. Nasıl olsa seninle pasta yiyecektik, o bana gün boyu yeterdi biliyordum.

Evin içinde oradan oraya geziyor, vakit geçiremiyordum. Sende hala aramamıştın. Sabırsızlanıyordum. Öğleyi geçmişti,, aramamıştın. Ben seni aradım, defalarca çaldırmama rağmen, açmadın. Ardından “ateşim kırk derece, çok hasta yatıyorum” yazan bir mesaj yolladın. O kadar üzüldüm ki. Yanında olmayı ne kadar çok istedim. Sana sıcak bir çorba yapsaydım. Alnına ıslak bir bez koysaydım. Ateşin düşerdi belki de. Keşke yanına gelebilseydim.

Kuzenim bir kafede arkadaşlarıyla buluşmak için gidiyordu. “Sen de gel” diye bana ısrar etti. Sen hastaydın ya, benim de ruhum hastalanmıştı. Sensiz hiçbir şey yapmak istemiyordum. Kuzenimin ısrarına dayanamayıp onunla birlikte gittim.  Onların da tadını kaçırmak istemiyordum. kafeden içeriye girdiğimde kalabalık nefesimi daralttı. Köşede bir masaya oturduk. Neşeli bir masaydı ama benim neşem yoktu. Kuzenimin arkadaşlarından birisi, benimle ilgileniyordu. Bunu da açıkça belli ediyordu. Ama ben ona karşı mesafeli durmaya çalışıyordum. Kalbim yalnızca sana aitti ve öylede kalacaktı. En azından ben öyle sanıyordum. Sıcak çikolata istedim. Bir yudum aldım, kapının yanındaki masada oturan birisi gözüme çarptı. Sana ne kadar çok benziyordu. Yanında bir kız vardı.  Önce Sen misin değil misin diye, uzun süre baktım. Sendin. Kalkıp oturduğun masaya gittim. Beni görünce elin ayağına dolandı. “İyileşmişsin” dedim. “Arkadaş temiz hava iyi gelir diye zorla çıkardı” dedin. Bu kadar pişkin bir insan görmemiştim. Kahkahalarla güldüm. “Arkadaşın güzelmiş” dedim. Tüm yüzsüzlüğünle ”Güzeldir” dedin. Önünde duran suyu alıp suratına serptim. “Suratına tükürmek isterdim ama buna değmezsin” diye düşündüm. Sadece bakıyordun. Senin için kelimeleri kirletmek istemedim. Sanki üzerimden bir ağırlık kalkmıştı. Öyle hafiflemiştim ki. Üzüntümden eser kalmamıştı. Masaya döndüğümde herkes bana şaşkınlıkla bakıyordu. Yerime oturdum. Kuzenimin benimle ilgilenen arkadaşına döndüm “Başka bir yerde güne devam edelim mi?” dedim. “Çok isterim” dedi. Ayağa kalktık, çocuğun elinden tuttum.  Şaşkınlıkla bana bakıyordun. Sana bakıp, gülümseyerek kafeden çıktım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İtalya- Pisa
İtalya- Pisa
 İtalya-Venedik
İtalya-Venedik